Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Lee Jong Suk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lee Jong Suk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2017 Salı

While You Were Sleeping (2017)

10/24/2017 03:16:00 ÖÖ 0 Comments
Bu dizi aslında oldukça güzel. Ancak neden bilemiyorum yayın döneminde bir türlü izleme listeme alıp heba etmek istememiştim. Belki o ara fantastik hikayeler bile baydığından mıdır yoksa hızlı tüketiciliğin yan etkisinden midir nedir göz attığım o ilk birkaç bölüm geride pek iz bırakmamıştı. Bir diğer etkense her ne kadar Lee Jong-Suk'u sevsem de oyunculuk tarzından o sıralar hayli sıkılmamdı. Yazının şimdilerde genişletilme sebebi de yapımı yeniden izleme klasörüne almam oldu. İzlenir listesinde olmayı hak ediyor.
 
 
Asıl mesleği haber muhabirliği olmasına rağmen bir süredir annesinin işlettiği restoranda çalışan Hong-Joo (Bae Suzy)'nun herkesten sır olarak sakladığı bir yeteneği vardır. İnsanların öleceği anı rüyasında görebilmektedir. Bir lütuftan ziyade lanet gibi kabul ettiği bu özelliği babasını kaybetmesine engel olamadığı gibi hayattaki en önemli varlığının annesinin de öleceği anı görmesine neden olmuştur. Acı olan şudur ki genç kadın şimdiye kadar o geleceği değiştirmeyi başaramamıştır. Diken üzerinde devam eden yaşamı yandaki boş daireye taşınan savcı Jae-Chan (Lee Jong-Suk)'ın hayatına girmesiyle daha da karmaşık hale gelir. İşin ilginç yanı ise O'nunla karşılaştığı günden itibaren rüyalarındaki "engellenemeyen kötü son" kaderi de ilk kez değişir. 
 

Sevgililer gününde Hong-Joo'nun avukat erkek arkadaşı Lee Yoo-Beom ile akşam için planı vardır. Hava karlıdır ve güzel bir buketle kendisini almaya gelen adam centilmenlik yapıp arabayı kullanmayı teklif edince kabul etmekte sakınca görmez. Ancak kısa süre sonra ne yazık ki araç ansızın kontrolden çıkar ve yoldan geçen bir yayaya çarparlar. Hong Joo on ay sonra komadan uyandığında ifadesini almaya gelen savcı Jae Chan'ın soruları kaşısında şaşkına uğrar. Görünüşe göreo kazada biri ölmüştür ve olayın suçlusu durumundadır. Öğrenir ki Lee Yoo-Beom arabayı kullanan kişi olarak kendisinin değil onun adını vermiştir. Baygınken annesi de vefat etmiştir. Dünyası başına yıkılan genç kadın o gece hastane çatısına çıkar ve Jea Chan'ın tüm ikna çabasına rağmen kendini boşluğa bırakır.
 

Erkek kardeşiyle yaşayan ve kısa bir süre önce yeni bir mahalleye taşınan Jae-Chan bölge savcılığına atanmıştır. Bürodaki ilk gününde eski okul arkadaşı avukat Lee Yoo-Beom ile burun buruna gelir ve talihine söylenir. Aralarındaki pek hoş olmayan geçmişine rağmen adam çevresindekilere çaylağıymış gibi tanıtacak kadar rahat ve dostane davranır. Gün içinde acayip tavırlarına denk geldiği tek kişi o değildir. Yeni komşusu Hong Joo'da sabah ikramla gelmesine karşın kapıyı açmamış otobüs durağında da tuhaf davranmayı sürdürmüştür. Gece yarısı gördüğü rüya ile ter kan içinde uyanır. Ertesi akşam sevgililer gününde Lee Yoo-Beom ve O'nu birarada görünce şaşırır. "Çıkıyor musunuz?" diye sorar. İkili uzaklaşırken aklı hala rüyasındadır. Daha fazla bekleyemez. Tam da zamanında o ikisinin kullandığı araba yoldan geçen birine çarpacakken kendi aracıyla önlerini keser ve darbeyi karşılar... Lee Yoo-Beom davranışının nedenini sorarken açıklamak da zorlanır. Ancak görünüşe göre Jae-Chan O'na sarılırken sözlerine de inanmıştır. 
 
Kazadan yara almadan kurtulan polis memuru Han Woo-Tak ikiliyi birleştiren kader zincirinde üçüncü halkadır. O da benzer rüyalar görmektedir. Ancak onları birleştiren yazgı sadece bugüne ait değildir...
 
 
Editör Yorumu: 
 
Avukat Lee Yoo-Beom karakterine hayat veren oyuncu Lee Sang-Yeob'a dair bir parantez açmak istiyorum. Kendisini House Of Bluebird yapımında ilk kez fark etmiştirm. Birkaç gün önce yeniden izleme listeme alıp tamamladığım Signal dizisinde de yer alıyordu. Böylece farklı iki rolü daha izleme imkanım oldu ki bu oyuncunun iyi ve kötü olabilme potansiyeli gerçekten göz dolduruyor diyebilirim.
 

12 Aralık 2016 Pazartesi

W - Two Worlds (2016)

12/12/2016 04:35:00 ÖÖ 1 Comments

Hikaye sağlam ve etkileyici bir girişle adeta soluğumu kesse de daha sonra neden bilmiyorum bu dizide sanki bir noktadan sonra bütün sihir  -benim için- uçup gitti. Özellikle Lee Jong-Suk'ın çıkardığı işleri genellikle başarılı bulmama rağmen başlangıçtaki sürükleyici havanın devam etmeyişi ve kadın karakterin içi boş rolü yüzünden hayal kırıklığı yaşadım. Sanırım karakterize edilen zengin şirket sahibi profilinden iyiden iyiye sıkılmam da cabası oldu Oysa bu seri ilginç senaryosuyla  sabırsızlıkla beklediğim işlerden biriydi. Ancak yorumlarım ban özel ve o anki ruh halimlede ilgili. Lütfen siz göz atmadan geçmeyin:) Gelelim konuya: W - İki Dünya'da olaylar iki ayrı zaman diliminde geçiyor. Bu iki dünyadan biri hem basılan hem de webtoon (daha bilinen adı ile internet üzerinden yayınlanan çizgi roman) üzerinde kurgusal olarak çizerinin ellerinde yaratılmıştır.


18 yaşında olimpiyatlarda altın madalya kazanmış eski bir tabancalı ok atış sporcusu Kang-Chul (Lee Jong-Suk) bu başarısının ardından sadece bir yıl sonra olay yerinde parmak izleriyle bulunan atış tabancasının 1. derece delil kabul edildiği cinayette ailesini öldürmekle suçlanır ve hüküm giyer. Birkaç yıl sonra (nasıl oldu bilinmez) başarılı ve multi milyarder bir şirket yöneticisi olarak boy göstermekte ve büyük beğeni toplamaktadır. Ancak tüm bu başarı ve uğraşın arkasında kendini ailesini hayatından koparıp kendini de cinayetten sorumlu konumuna sürükleyen asıl katili bulmaya adamıştır.  Günümüz Seoul'ünde  asistan doktor Oh Yeon-Joo ünü bütün ülkeye yayılan W çizgi romanının webtoon çizeri babasıyla yaşamaktadır. Son günlerde babasının tuhaf davranışlarına pek anlam veremez ve kısa bir süre önce öğrenir ki çok sevilen baş karakterini öldürme kararı vermiştir. Ofisine uğradığı akşam bakışları gayrı ihtiyari çizim tabletindeki görselde kanlar içinde yerde yatan adama takılır ve daha ne olduğunu anlayamadan kendini bir binanın çatı katında aynı biçimde kalmış bir adamın yanında bulur. Kurtarmak için elinden geleni yapar ve ambülansa alınışını izlerken hala nasıl oraya geldiği hakkında hiçbir fikri olmadığını farkına varır...


Keyifsiz bir anıma geldiği ve benim beklentilerimi karşılamadığı için bana hayal kırıklığı yaşatsa da pekçok kore dizisi dever için  konuyu sonuna kadar anlatıp tadını kaçırmak istemiyorum.

7 Haziran 2016 Salı

Pinocchio 2014

6/07/2016 08:00:00 ÖS 0 Comments

Pinocchio, yalan bir haberle yıkılan bir ailenin dramıyla şekillenen ve yıllar sonra unutulan o acıyı barındıran kapanmış defterelerin yeniden açılması üzerine kurgulanmış etkileyici hikayesiyle dikkat çekiyor. Popüler iki oyuncuyu  Lee Jong Suk ve Park Shin Hye'yi bir araya getiren, akıcı senaryosu ve hüzünlü yönleriyle izleyiciyi kendine bağlayan bir yapım. (İtiraf etmeliyim ki izlediğim ilk dizisi You Are Beautifull' daki oyunculuğunu pek başarılı bulmadığım Park Shin Hye'i Cast'te gördükten sonra diziyi bir türlü izleme listeme ekleyememiştim. Ancak bu yapımda O da kendini aşmış. Lee Jong Suk ile birlikte iyi bir iş çıkarmış.)
 

Gerçekte var olmayan Pinocchio Sendromu'ndan muzdarip kızımız Ina Ha, uzun yıllar önce babasını terk eden şimdilerde işinin zirvesindeki annesi Song Cha-Ok gibi dişli bir muhabir olmak istemektedir. Ancak yalan söylemek onda sonu gelmeyen hıçkırıklara neden olmakta ve gerçeği dile getirene değin bu durum devam etmektedir. Büyükbabasının yanına yerleştikleri gün yaşlı adamın daha önce ölen oğlu yerine koyduğu hafızasını kaybetmiş Choi Dal Po ile zorunlu bir amca yeğen ilişkisi içinde büyürler. Aslında geçmişini hatırlayan Choi Dal Po ise bir yandan sevdiği kızın en büyük düşmanı adlettiği Song Cha-Ok'ın kızı olduğu gerçeğini kabullenmeye çalışırken diğer yandan da ailesini mahveden In Ha'nın muhabir olma hayalinden ölesiye nefret etmektedir. Okul hayatını tam bir aylak görümümde ve sıfırkolik ünvanıyla geçirir. Ta ki geçmişteki acısına tuz basarcasına An Chan-Soo'nun başını çektiği birçok öğrenci tarafından hakkında ortaya atılan sınav sorularını çaldığı söylentisine kadar. In Ha, çoğu zaman Choi Dal Po ile geçinemese ve kendisinden bir sebeple nefret ettiğini farkında olsa da iddalara itibar etmez. Sınıftaki herkese anlatılanların asılsızlığını kanıtlayacağına söz verir. Yarışma sonrası An Chan-Soo, aşkına karşılık bulamadığı, üstüne üstlük bir de amcasını aklayacağını konusunda kendisiyle iddalaştığı için In Ha'ya büyük bir öfke duyar. Gerçekleri araştırma dürtüsü genlerinden geliyor olacak ki kızımız işe koyulur. Yokluğunda odasında bulduğu kütüphaneden alınmış kitabın izini sürer ve görür ki derslerde uyuklayıp boş boş  zaman geçiren amcası nerdeyse oradaki her kitabı okumuştur.  An Chan-Soo'nın ikinci kez katıldığı ve Okulun hayretle izlediği bilgi yarışmasında rakibi olacak kadar mükemmel bir başarı sergiler.


Mezun olduktan üç yıl sonra Ina Ha hala muhabirlik hayalleri kurmaya devam etmektedir. Gerçekleştirdiği ufak haber denemeleri ya da katılıp elendiği sayısız mulakat  sonuç vermese de bu yolda kendi çapında mücadelesini sürdürmektedir. Nihayetinde annesinin çalıştığı kanalda mülakata girmek için gün sayar. Görüşme günü.annesinden gelen kısa ama cesaretlendirici mesaj gücüne güç katar. Ancak ilerleyen dakikalarda beklentileri tümüyle boşa çıkar. Tam bir buz küpü görünümündeki annesi yalan haber gerektiren bir konu dayatıp onu köşeye sıkıştırır ve elemekte tereddüt etmez. Ayrıca acı biçimde keşfeder ki annesinin sandığı numara aslında ona ait bile değildir. Choi Dal Po cephesinde Ina Ha'ya karşı resmiyette yeğeni de olsa artık akrabalıkla ilgisi olmayan hisler mevcuttur. Choi Dal Po ise ek gelir olsun diye başladığı taksiciliğe devam etmektedir. Çıkışta patavatsız cadıyı almaya karar veren Choi Dal Po henüz varmıştır ki binanın dışında hızlı adımlarla yürüyen kızın gözyaşlarına tanık olur. Arabasını bırakıp yanına gitmeye yeltense de telefon mesajlarındaki Ina Ha herşey yolunda gibi davranınca yalnız kalmak istediğine karar verir. Yine de içi bir türlü rahat değildir. Bir kez daha geri dönerken ışıklarda taksisine işaret ederek çağıran Ina Ha'nın  annesini görünce anlık bir şok yaşar. Müşterisi sohbet canlısı değildir. Choi Dal Po o gün mülakata giren arkadaşının geçip geçmediğini merak ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürür. Bu konuşma onları sahilde karşılıklı devam edecekleri bir sözlü mücadeleye taşır. Choi Dal Po ilk kez düşmanıyla karşılaşmak için onun arenasında savaşması gerektiği gerçeğini kabul etmek zorunda kalır.
 

Yıkık dökük hislerle eve dönen ve o güne kadar edindiği her kitabı ve notu yol çantasına dolduran Ina Ha kimseye görünmeksizin dondurucu Seul soğuğunda çatı katına çıkar. Choi Dal Po geri geldiğinde Ina Ha'nın babası ve kardeşi tarafından umutsuzca arandığını öğrenir. Evin önünde nereye gideceğini düşünürken duraklar ve havadan düşen kitap sayfalarını fark edince soluğu çatıda alır. Derin bir umutsuzluk içindeki kızı teselli ettikten sonra bu kez muhabir olmak için birlikte mücadele etmelerini önerir. Çalışmaya başlarlar. Büyük babanın isteği daha doğrusu kolundan tutup kuaföre götürmesiyle kayda değer bir değişim geçirir. Döküntü halinden dört dörtlük bir görünüme  bürünür. Bir ay sonra bu kez YGN kanalının seçmelerinde yanyanadırlar. Eleme mülakatında haberdeki olayı yorumlama ve değerlendirrme becerisini irdelediği 2. kısımda ailesinin yok olmasına zemin hazırlayan haberin seçilmesi Choi Dal Po ve In Ha için dönüm noktası olur. Kayıp babası ile ilgili duyduğu son gelişmenin üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi ustalıkla gizler. Konu bir şekilde Pinokyo görgü şahidine ve yanlış algılamanın yarattığı acı sonuçlara gelip dayandığında artık ok yaydan çıkar. Choi Dal Po, In Ha'nın Pinocchio Sendromunu açık ederek elenmesine ve mulakat salonu terk etmek zorunda kalmasına neden olur. Muhtemelen O'nu bu kirli dünyadan uzak tuttuğu düşüncesindedir. Böylece kendisi stajyer muhabirliğe kabul edilir.


Yarı zamanlı bir işle hayatına devam etmeye çalışan In Ha ise tam da hayallerinden vazgeçmişken reytinglerde güven kaybı yaşayan kanalı için Pinocchio Sendromlu yani yalan söylemeyen bir muhabirden daha iyi bir reklam olamayacağını  düşünen annesinin teklifi ile kendini bir anda MSC'de çaylak muhabir olarak bulur. Böylece o ve Choi Dal Po bir anda haber peşinde koşan rakip kanal çalışanları haline gelirler. Şimdilerde bölge karakolunda polislik yapan  okul arkadaşlarının mekanını haber avı için mesken tutar ve birbirleriyle bu uğurda kimi zaman köşe kapmaca oynarlar. Diğer yanda Choi Dal Po'ın kayıp ağabeyi Ki Jae-myung'nda geçmişin intikamı için bir dizi plan yapmaktadır.


Bu seriyi her izlediğimde hakkını vermediğimi fark ediyorum. Özellikle  birden fazla sahnede gözyaşı döken oyuncu Lee Jong Suk, Choi Dal Po karakterini sanırım fazlasıyla hissederek oynadı. Ağabey rolunde izlediğmiz Yoon Kyun-sang da bu dizide dikkatimi çekmişti. We Were Not In Love'daki etkileyici piyanist rolüyle çıtasını yükseltmeye devam ediyor. Yine ilk bölümde I Can Hear Your Voice'un bir sahnesini tiye alırcasına uyarladıkları kısma dikkat çekmeden edemeyeceğim. İlk izleyişimde hayli gülmüştüm. Ayrıca 19. bölümde MBLAQ'dan Lee Joon kameo olarak boy gösterdi ve  uyuşturucu kullanması yönüyle gündeme çekilmek için haber malzemesi yapılmak istenen Fama adlı pop starı canlandırdı.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

7 Kasım 2015 Cumartesi

School 2013

11/07/2015 01:08:00 ÖS 0 Comments
 
Başrolde Jang Na Ra, Daniel Choi, Lee Jong Suk, Kim Woo Bin gibi oyucuları biraraya getiren gençlik dizisi KBS kanalında yayınlanan okul serisinin beşincisidir.
 
Uyarı: Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)
 
Şehrin her kesiminden öğrencileri barındıran Seungri (Victory) lisesi öğrenciler arası genel başarı düzeyinde Seoul'deki tüm liseler arasında en diplerde yer almakta öğretmenlerin bile sakındığı Sınıf 2 ise okulun en berbat sınıfı olarak görülmektedir. Çaylak öğretmen Jung In Jae kendisine yapılan sınıf öğretmenliği teklifini çekincelerine rağmen kabul eder.  Gangnam'da ünlü bir dil enstütüsünde çalışan Kang Se Chan (Daniel Choi), yeni kayıt döneminde gerçekleştirilen tanıtım gününde kalitesini arttırmayı hedefleyen okulun çiçeği burnundaki müdürü tarafından işe alınır. Aynı branşın iki öğretmeni Se Chan ve Jung In Jae birbirlerinin eğitim yöntemlerini kabullenmekte zorlanırlar.
 

Aslında öğrenciler tam bir çelişkiler yumağıdır. Bir tarafta Song Ha Gyung, Kim Min Ki gibi elit sayılabilecek aile çocukları ile diğer tarafta Oh Jung Ho, Kim Dong Seok gibi çete halinde gezip okulda sorun çıkaran tipler vardır. Elit öğrenciler ailelerinin beklentileri doğrultusunda fazlasıyla baskı altındadır ve ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. Yani bir yanda aileleri tarafından ihmal edilmiş sevgisiz çocuklar diğer yanda ise ailelerinin aşırı ilgisinden ve baskısından yorulmuş çocuklar vardır. Yarı zamanlı bir işte çalışan ve sınıfın etlisine sütlüsüne karşmayan sessiz öğrencisi Go Nam Soon (Lee Jong Suk) Jung Ho'nun yaptığı zorbalığı engelleyince sınıf başkanlığına seçilir. Ancak Jung Ho ve çetesi elbette peşini kolayca bırakmaz. Uğradığı şiddeti sessizce kabullenir ve çevresine yaşadıklarını belli etmez. Yeni nakil öğrenci Park Heung Soo'nu gelmesi Nam Soon için herşeyi daha karmaşık hale getirir.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın



9 Aralık 2014 Salı

Secret Garden (2010)

12/09/2014 04:29:00 ÖS 0 Comments
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşnenlerin okuması önerilmez:)

Varlıklı bir ailenin oğlu ve  alışveriş merkezi yöneticisi Kim Joo-Won karakter itibariyla çevresine rahatsızlık veren sinir bozucu bir mizaca sahiptir. Kendisi gibi otuzlu yaşlarındaki kuzeni ve ailede rakibi saydığı Oska ise zamanında ünü ülke sınırlarını aşmış bir yıldızken şimdilerde artık eski parlaklığını yitirmiş bir şarkıcıdır. Aynı aile arazisi içinde kendilerine ait birer evde yalnız yaşayan ikilinin ailelerinden kalacak hatırı sayılır miktardaki dolgun miras sayesinde ülkedeki pekçok insanın aksine hayata dair en ufak bir kaygısı yoktur. Olaylar çapkınlıklarıyla pekçok kez başı derde giren Oska'nın ünlü bir oyuncu ile benzer bir duruma düşünce kuzeninden yardım istemesiyle başlar. Hayli zorlu bir reklam anlaşması karşılığında olayı örtbas etmeye giden Kim Joo-Won aradığı kadın yerine yanlışlıkla düblörü Gil Ra-Im'i sürüklercesine film setinden alır. Esaslı bir Oska hayranı olduğundan habersiz sadece "Oskayı tanıyor musun?" sorusuna daha önce bir klip çekimi sırasında biraraya geldiği için evet yanıtını veren genç kadın, hayli dobra ama karşısındaki şaşkınlık içinde bırakan yanlış anlaşılmaya müsait- fazlasıyla rahat cümleler kurar.
Kim Joo-Won O'nu daha önce buluştukları bir otele bırakmak üzere arabasına götürür. Ancak otel odasına vardıklarında durumun yanlışlığını fark ederler. Birbirlerine köpürür ve söylenip dururlar. En nihayetinde Gil Ra-Im, kendince yaptığı pazarlığı kaybettiği için söylenen adamı dublörlük becerisinin getirdiği mükemmel bir araba sürüşüyle sete geri götürür.  Böylece sorunu halleden Kim Joo-Won ayrılırken ekip arkadaşlarıyla çekimi sürdüren Gil Ra-Im'i görür. Artık bu noktadan sonra -o kadına- karşı hissettiği çekimden kaçınması da mümkün olmayacaktır. İki kuzenin hayatı biri için kendisinden çok farklı bir dünyaya ait olan  bir kadınla kesişirken diğeri için yara halinde kalmış ve uzun süre önce kapanmış bir defterin yeniden açılmasıyla karmaşık bir hale gelecektir.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Doctor Stranger (2014)

8/25/2014 08:16:00 ÖÖ 2 Comments
Dizi, Güney Kore kaynaklı Tıp / Medical / Hastane /doktor türünün bana göre en iyi örneklerinden biri. Başrollerde eğlence sektörüne moda dünyasında henüz 16 yaşındayken mankenlikle giriş yapan Lee Jong Suk  ve kendisini ilk kez East of Eden dizisiyle keşfettiğim Park Hae Jin yer alıyor. Hikaye bir parça aile hatalarının faturasını ödeyen çocuklar ve intikam peşinde koşanlar gibi klasik konulardan yola çıksa da ekran görselliği ve oyuncuları için izlenmeyi hak ediyor.
 

Uyarı: Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)
 
Babası ile yaşayan küçük Park Hoon sebebini pek anlayamasa da o günlerde evleri kendilerini ziyaret eden amcaların istilası altındadır. Babası Park Cheol'un çalıştığı hastane, yanlış tedavi sonrası ameliyatla ölen bir hasta nedeniyle davalık durumdadır. Başarılı bir kalp cerrahı olan Park Cheol, yaşanan haksızlığa karşı onurlu duruş sergiler ve tanık sıfatıyla mahkemeye katılmak ister. Bu tutumu idare tarafından hoş karşılanmaz. Karmaşa devam ederken Kuzeyi ve güneyi savaşa sürükleyecek politik bir kriz yaşanır. Kuzeyin lideri de kalp hastasıdır ve acil müdahale edilmezse bir hafta bile yaşamayacaktır. Güney Kore hükümeti ise suların durulması adına en iyi doktorunu yollamaya karar verir. Dong Woo'nun üniversite hastanesi olma yolunda adını lekeleyebilecek bir skandalın duyulmaması için aradığı fırsat ayağına gelir. Park Cheol'den kurtulmak için bu fırsatı kaçırmazlar. Park Cheol savaşı engelleyebilecek yegane kişi olduğu söylenerek yola revan edilir:)
 
Park Cheol
 
Tamamen gizli biçimde Kuzey tarafına geçen Park Cheol cerrahi operasyonun en kritik anında Kuzey Kore yetkililerinin namlusunun ucundaki rehin alınan küçük oğlunu görünce hastayı kurtarmak için elinden geleni yapar ve başarılı da olur. Park Hoon ise babasını hayranlıkla izler. Koridorda  dönüşünü beklerken onun hastaya attığı düğümü hatırlayarak bulduğu ipleri aynı biçimde  örer. Bu sırada güzeller güzeli Song Jae Hee ile tanışır ve ayrılmadan hemen önce ördüğü ipi kızın bileğine takar. Medyaya yansımayan bu olay iki ülkenin paylaştığı bir sırdır. Ancak Park Cheol eve dönmek için yola çıktığında anlar ki Güney onu geri getirmek niyetinde değildir. Kuzey'in askerlerinin namlusu bir kez daha üzerlerine çevrilir. Ölümü beklerler. Ama Kuzey ölümünün gereksiz bir kayıp olacağı düşüncesiyle kalp cerrahından sonuna kadar faydalanmayı tercih eder. Elbette onlara kalmak istiyorlar mı diye sorulmaz. Artık bir yoldaş olarak Kuzey'de yaşamak zorundadırlar.
 

Hızlı bir zaman akışı sonrası ortalıkta tam bir fırlama tip olarak gezdiğini gördüğümüz Park Hoon, Güney Kore'in müzik kasetlerini korsan biçimde satıp para biriktirmektedir. Birlikte aynı tıp fakültesine devam ettiği ve delice sevdiği Jae Hee için bir de yüzük alır ve  evlenme teklif eder. Gerçekte aynı ölçüde Hoon'a deli divane olsa da kızımız kendini hayli naza çeker. Sonunda yüzüğü parmağına takar ama yüzyıl sonra evlenebileceğini ekler. Aynı tıp fakültesinde görevli babası da aralarındaki yakınlığını farkındadır. Park Hoon, sonunda ikna ettiği Jae Hee'nin ailesi ile tanışmak için jilet gibi giynir ama uzak bir köyde yapacakları hasta kontrolü kendisine anımsatılınca yüzü asılır. Kocaman kuyruğa umutsuzca bakarken saatini yoklar. Gecenin ilerleyen saatlerinde babası bir buket çiçek uzatıp gidebileceğini söyleyince rahat bir nefes alır. Bu aynı zamanda O'nun onayı da demektir.
 
Song Jae Hee
Ancak beklenen buluşma asla gerçekleşmez. Song Jae Hee ve babası hükumet karşıtı olmakla suçlanıp askerler tarafından götürülünce elinden birşey gelmez. O andan sonra kendisini sevdiği kızı bulmaya adar. Arayışı devam ederken çeşitli bilimsel çalışmaların yapıldığı ve girenin bir daha sağ çıkamadığı bir birime götürülür. Aradan bir beş yıl daha geçer. Park Hoon burada  insanlar üzerinde deneyler yapmak gibi doktorlukla bağdaşmayan prosedürler uygulamak zorunda kalır. Ama kendini mükemmel sayılacak ölçüde de geliştirir. Macaristan'dan bir heyetin tesisi ziyaret ettiği sıralar Park Hoon hala tutuklu durumdaki diğer mahkumların arasında Jae Hee'yi aramayı sürdürmektedir. Bu sırada operasyon için tesise ölümcül durumdaki bir baba-kız nakledilmiştir. Park Hoon daha faydalı ve iyileşme umudu yüksek baba için kızın feda edilmesi istenen operasyonu yapmayı reddeder. Daha sonra öğrenir ki o hasta Jae Hee'dır. Yara bere içindeki hali karşısında çaresizlik içinde kıvranır. O sırada kısa süre için kendine gelen baba O'ndan kendisini boş vermesini ve kızını kurtarmasını ister. Park Hoon da Jae Hee'yi kurtarmak için etik ilkeleri hiçe sayarak sağlık açısından daha iyi durumda olmasına rağmen adamın böbreğini alır. Bu aynı zaman da sevdiği insanın babasını öldürdüğü anlamına da gelmektedir. Yaptığı şey yüzünden vicdan azabı acı çeker.


Ameliyatta kıza nakil yapılacağını fark eden serinin kötü adam (rolünün hakkını cidden vermiş oyuncu)  Park Hae Joon duruma müdahale etmek istese de misafir heyetin tıbbi araç gereç desteğine onay verdiğini öğrenince bir şey yapamaz. Hatta neden olduğu kasıtlı elektrik kesintisine rağmen karanlık ortamda görmeden yaptığı operasyonla Hoon, izleyenleri yeteneklerine hayran bırakır. Burada bilinmeyense Park Cheol'un oğlu için bir kaçış planı hazırlamış olduğudur. Senaryo kurgulanmıştır. Heyet vaadedilen desteği doktorun hünerlerini yurt dışında da sergilemek halinde sağlayacaktır. Jae Hee ise örnek hasta olarak yine yurt dışına çıkacaktır. Ancak özgürlük Macaristan'da da onlara bir türlü nasip olmaz. İkili geriden gelen ve heyetten bir sığınma talebi yapıldığını öğrenen Park Hae Joon'ndan kaçmaya çalışırlar. Park Hoon vurulur. Köprüden düşen sevgilisini kurtarmayı başaramaz.


Aradan ne kadar zaman geçtiği belli değil ama sığınma talebi kabul edilmiş görünen ve kurduğu kliniği ayakta tutmak adına tefecilerle uğraştığı için üçüncü kez girdiği hapisten çıkan Park Hoon kendisi gibi kuzeyden mülteci Yoon Bo Ra isimli kızla sırt sırta vermiş hayat mücadelesindedir. Su satarak geçimini sağlayan Yoon Bo Ra, O'na Hyung (abi) dese de aslında abayı yakmış durumdadır. Annesini yasal olmayan bir biçimde Kuzey'den getirmeyi başarmıştır. Bu Hoon için Kuzey Kore'ye götürüldüğünü bildiği sevdiğini bulma adına tek umuttur. Ancak işin içinde büyük paralar dönmektedir. Annesi ile vakit geçirmek için yanıp tutuşan Yoon Bo Ra yerine o güne mahsus Hoon, su dağıtmak üzere yola düşer. El arabasında damacana sularla Dong Woo Üniversite Hastanesi'ne adım attığında hastane bir trafik kazası sonrası gelmekte olan 15 hasta için telaşa düşmüş haldedir. Karizmatik cerrahımız Dr. Han Jae-Joon ve ekibi iş başındadır.

Hoon giderken parkta karşılaştığı ve kırık parmağını sarıp tedavi ettiği halde metal parasını kaptırdığı küçük kızı hastane koridorunda görür. Bu kez babası ile birlikte tedaviye gelen ufaklık tam bir cimcimedir. Röntgen için yönlendirilirler. Ancak çizgileri takip etmeleri söylense de odayı bir türlü bulamaz ve daireler çizip geri gelirler. Bu arada baba da iyiden iyiye yorulmuştur. Hoon'da onları izler. Aslında kızın adamın hasta halini beğenmez. Beklenen hastalar gelince acili karmaşa alır. Bu arada ufaklık bu kez babası için çevresindekilere sesini duyurmaya çalışır. En sonunda kendini dinletebildiğinde Oh Soo Hyun, onları bir doktora yönlendirir. Dr. Kim eşiliğinde asansörle giderlerken sonunda hasta adam dayanamaz ve bayılır. Hoon, hemen kontrol edip nefes almadığını söyleyince panik içindeki Dr. Kim yardım bulmak için koşturur. Bir uzmandan çok intörn gibi davranan Dr. Kim'den fayda olmayacağını anlayan Hoon, elektrikle şok müdahalesini de yapmak zorunda kalır. Hasta hayata dönünce ter kan içindeki Dr. Kim, acil ameliyat için servisten kıdemli doktorlarla iletşim kurmayı dener. Ancak aşağıda trafik kazasının yarattığı acil durum devam etmektedir. Dr Moon acele edilmez ve hasta ikinci bir kriz geçirirse masada kalacağını bildirir. Dr. Kim, Dr. Moon'a dil döker yardım için. Profesör Moon'dan yardım ister ama şefliği Dr. Han'a kaptırmanın acısını içerek dindirmeye çalışan adam işlerine yaramaz. 

    Dr. Keum Bong-Hyun       Dr. Eun Min-Se      Dr. Kim Chi-Gyu          
 
Bir şeylerin ters gittiğini anlayan ufaklık ise babası için güvenilir olduğunu anladığı Hoon'dan yardım ister. 500 vonu avucuna sıkıştırır. Hoon ufaklığın kalbe dokunan hüznüne kayıtsız kalamaz. (Bu ufaklık cidden çok yetenekli yaaa. O gözyaşları ile öylesine tatlıydı ki:) Ameliyathaneye girdiğinde, bekleyen ekip bir an O'nu Dr. Han zanneder. Gözünde operasyon için takılan özel yakınlaştırıcı gözlük ve başında bone vardır. Tabii fark etmeleri uzun sürmez. Zaten Hoon da neştrini almış ve ilk kesiği atmıştır. Odadakiler kan akmayan o ilk neşterle birlikte hayretler içinde kalır ve daha fazla müdahale etmezler. Yukarıda bunlar olup biterken Dr. Han ve ekibi işi bitirir. Herkesin takdir dolu alkışlarını mütevazi şekilde başıyla selamlayarak kabul eden Dr. Han, Dr. Oh'dan yukarıya gönderilen ve kalp krizi geçiren hastaya bakmasını ister.

Dr. Oh odaya girdiğinde elbette kapıda Dr. Han sorumluluğunda devam ettiği gözüken ameliyata dahil olur ve yabancıya kimsin diye sorar. İkilinin nahoş sohbetini biraz da kibirli biçimde bölen Dr. Moon, bariz biçimde pek de hoşlanmadığı Dr. Oh'a bu operasyonun onun harcı olmadığını, doktorun kimlik teşhisinden önce hastanın kurtarılmasına öncelik vermeleri gerektiğini hatırlatır. Hoon, ameliyat sonrası peşine takılan güvenliği geçiştirip ortalıktan toz olmayı dener. Küçük kızın verdiği 500 vona bakıp kendisini olmadık risklere soktuğu için  söylenir. Sonra elinden düşürünce yuvarlanarak giden paranın ardı sıra koşturur. Çok geçmeden Dr. Oh ve güvenlik biriminin avucuna düşer. Hastaya müdahalesi için Oh'dan okkalı bir tokat yer. Sonrasında Dr. Han da karmaşaya müdahil olur. Neyse ki diplomalı uzman doktorluğu tescil edilince Hoon çıkıp gider. 
 
 
Ancak ameliyatını yukarıda gözlem odasından izleyen eski şef Moon çoktan peşine takılmıştır. Yeni doktor seçmeleri için Prof. Moon kendi adayı olarak Hoon'u servise önerir. Mezun olduğu okulu söylemesi için ısrar edilince Hoon Kuzey'den bir mülteci olduğunu açıkça ilan eden Pyonyang Tıp Fakültesi'ni bitirdiğini söyler. Salonda büyük bir şaşkınlık yaşanır. Böylece açıkça reddedilen Hoon da hayal kırıklığına uğrar. Ancak kısa bir süre sonra hastane başkanının onayı ile kabul edilir. 
 

Serinin bir kaç hoş sahnesi var ki bunlardan biri Park Hoon'un birkaç günlük bir bebeğe yaptığı suni solunum ve kalp masajıydı. Bir diğeri insanın kaderindeki aşkı ile kalp ritminin aynı oluşu üzerine Dr. Oh'la sarıldığı sahnesiydi ki bu sarılış Oh'un kafasını karşıştırmaya yetti de arttı bile:) Sanırım öylesine tatlı bir şey bana da sarılsa ben jöle kıvamına gelirdim :) Oyuncunun fazlasıyla sevimli olduğunu belirtmeden gecemeyeceğim. Ancak bazen soğuk bir tip olan Dr. Han'a bile gereksiz gülücükler göndermesi biraz acayipti:) Bir diğeri yine Park Hoon'un hayali ameliyat sahneleriydi ki kanımca oldukça güzel yapılmıştı.


 
Not: Kore'de isim ve soyad yazılırken tıpkı Japonlarınki gibi Soyad -Ad olarak yazılıyor.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

17 Şubat 2014 Pazartesi

I Can Hear Your Voice (2013)

2/17/2014 08:31:00 ÖÖ 0 Comments

Bölüm Sayısı: 18

Yayın Kanalı: SBS

Yayın Yılı: 2013

Dizlerin konusu genelde aşktır ama bu hikayede asıl hikayeye serpiştirilmiş aşk gibi. İzlenme oranları neredeyse %30'a ulaşan, yayın döneminin en iyi işlerinden birine imza atmış iki yıldız oyuncu Lee Bo-Young ve Lee Jong-Suk başrolleri paylaşıyor. Yan rollerden Secret Garden'in sevimli Oskası Yoon Sang-Hyun ve Lee Da-Hee var. Konunun ya da oyunculukların kötü olduğunu düşünmüyorum. Ama benim ruhuma hitap etmeyen tarafı kadın erkek ilişkisinde kadının erkekten yaşça büyük oluşuydu. Bu nedenle ne kadar iyi olursa olsun gönlümdeki çok iyi yapımlar sıralamasında kendine yer bulamadı. Keşfettiğim dönem blogum yoktu. Bu nedenle yeniden izleyene kadar hakkında başlık açmak aklıma gelmemiş.

Avukat Min Joon-Kook kendi ofisini açabilecek paradan yoksundur. Bu nedenle kamuda görev yapmak için mülakata girer. Salondaki rakiplerini elemek için mesleği seçme hikayesini bolca trajedi ile soslayıp anlatır. Geçmişte okul yıllarında sınıf arkadaşlarından Seo Do-Yeon gözünden yaralanmış, yanlarındaki diğer ikisinin yalancı şahitliği yüzünden iftiraya uğramış ve yapmadığı birşey yüzünden haksız yere suçlanmıştır. Suçsuzluğu konusunda ısrar etmesine rağmen karşı tarafın gerçeğin yanında yer alması gereken "hakim" babasının baskısı yüzünde aleyhinde sonuç bildirince okuldan atılmıştır. Neyseki annesi  arkasında durup O'nu savunmuş ve sonuna kadar O'na inanmıştır. Min Joon-Kook olayda yaralanan ancak kendisini suçlamayı sürdüren Seo Do-Yeon'la yüzleşmek icin okuldan dönüşünü bekler. Karşısındakinin neden iftiraya devam ettiği koca bir muammadır. Tartışırlarken az ilerde bir trafik kazası olur. Kamyon sürücüsü aracından inip elindeki demirle diğer araca saldırırken dehşet içinde olayı izlerler. Min Joon-Kook o anı cep telefonuyla çeker. Ancak cihazın gülümseyin diyen ses modu yüzünden katil ikisini fark eder. Olay yerinden koşarak uzaklaşırlar ve bir köşede saklanırlar. Onları izleyen saldırgansa çenelerini kapalı tutmazlarsa aynı kaderi paylaşacaklarına dair tehditler savurur.

 

Ertesi gün yüzünü gizleyerek olay yerine giden Min Joon-Kook kaza hakkında konuşulanları duyar. Seo Do-Yeon'da oradadır. Şahitlik etmek için kimin daha cesur olduğu konusunda birbirlerini gaza getirirler. Ama ertesi gün salona girebilen elbette sadece Min Joon-Koo'tur. Mahkemede ölen adamın yaralı oğlunun "bizi öldüreceğini duydum" ifadesi çoçukça ve travma sonrası hayal gücü olarak değerlendirilmiş, anlattıkları sağlık durumu nedeniyle dikkate alınmamıştır. Elbette Min Joon-Koo!nun varlığı işleri değiştirir. Katil tehditler  savurup kızın üzerine atlar ve boğazına yapışır. Suçu kanıtlandığı için salondan çıkarılırken intikam yeminleri etmektedir. Geldiğine bin pişman olan Min Joon-Kook ise korku içindedir. Bu yüzden yanına gelip teşekkür eden çocuğu da tersler. Ancak endişelerini "duyabilen" ufaklık onu koruyacağını söyler.

Park Soo Ha çocukken babası ile geçirdikleri kaza sonrası insanların düşüncelerini duyabilmeye başlamıştır. Mahkemede şahitlik yapan Min Joon-Koo sayesinde katil hapse girmiştir. Şimdi lise çağlarında bir delikanlıdır. Arkadaşlarının planladığı sevimsiz durumları engeller. Bazen iç sesinde hakkında söylenen şeyleri de duymak zorunda kalır. Bu yüzde kafasındaki gürültüyü kesebilmek için sürekli kulaklıkla dolaşır. Min Joon-Koo'nu izini sürdüğü günler sınıf arkadaşı Ko Sung-Bin daha önce zorbalık yaptığı bir kızı pencereden itmekle suçlanır.

Uzun süre kurtarıcısı adlettiği "tanık kızı" arayıp duran ve bir kaç gün önce gazetede kamu avukatı olduğunu öğrenen delikanlı için beklediği karşılaşma sonunda gerçekleşir. Ancak Min Joon-Koo pek de umduğu gibi değildir. Mahkeme günü hayallerindeki" adalet timsali" kişiliğin tam aksi biri vardır. Kadının arkadaşı için adamakıllı bir savunma yapmaya niyeti yok gibidir. (Canı sıkkındır çünkü davanın savcısı çocukluğunun kabusu, iftiracı Seo Do-Yeon'dır.) Bu noktada yeteneğini göstermekten başka seçeneği yoktur. Min Joon-Ko'ya zihin okur ve arkadaşının aklından geçenleri anlatır. Gördükleri karşısında şaşkına dönen kadının kendine gelmesini bekler. Öte yandan kadın ortada bunu kanıtlayacak bir delil yokken sadece sözlerle masumiyetin savunulamayacağı konusunda ısrarcıdır. 

 

Mahkeme öncesi (okuldan atılmasına neden olan) Seo Do-Yeon ile burun buruna gelir. Bu kez Park Soo Ha'da oradadır ve kadının aklından geçenleri duyar. Min Joon-Koo'ya eskiden yaşadıkları havaifişek kazasının ne olduğunu sorar. Min Joon-Koo bunu duyunca aklından neler geçtiğini sorar. (O da tıpkı senin on yıl önceki halin gibi diye düşünmüştür!) Öğrendiklerinin ardından fikrini değiştirir ve tüm suçlamaları reddeder. Mahkeme beraatle sonuçlanır. Çıkışta yine Seo Do-Yeon'la karşılaşan Min Joon-Koo geçmişte yaptıkları için hem kendisinden hem de annesinden dileyeceği o özrü beklediğini dile getirir.