Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Park Hae Jin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Park Hae Jin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2023 Perşembe

Killing Vote (2023)

11/16/2023 07:00:00 ÖÖ 0 Comments

Bu yapım duyurulduğunda Park Hae Jin'i iyi bir hikayede görmeyi özleyen benim gibiler için sonunda bir parça keyif veren bir haber oldu. Hanım kızımız Lim Ji Yeon'u High Society'den sonra dizi sektöründe görmez olmuştum. (Gerçi buradaki rolünü çok anlamlı bulmadım o ayrı. Sanki bir kadın oyuncu olmalı denilerek eklenmiş gibiydi.) Üstelik sadece 12 bölüm sürse de haftada bir mi yayınlanıyor nedir lastik misali uzadı gitti. 

Sistemin sunmadığı adaleti 18 yaşından büyüklere telefon üzerinden oylama yaptırarak veren ve kendini Köpek maskesi ardına gizlemiş bir suçlu ülkede büyük bir karmaşaya yol açar. Güney Bölgesi İlk Soruşturma Timi lideri Kim Mu-Chan, suçluları hedef alan cinayetlerin peşine düşer.

21 Mart 2023 Salı

From Now On Showtime (2022)

3/21/2023 08:23:00 ÖS 0 Comments

Park Hae Jin'den güzel bir dizi izlemeyi özledim. Ama nedense bu ara oyuncunun seçimleri pek göz doldurmuyor. Sound Of Magic'ten hemen sonra fark ettiğim bu yapım da öyle çok beğenilesi değil ama ilerleyen bölümlerde biraz toparladı. Zaman geçirmek için tercih edebilirsiniz siz de.

Cha Cha-Woong (Park Hae-Jin) mükemmel dış görünümü ve kalpleri fetheden cazibesiyle herkesin hayran olduğu çok ünlü bir sihirbazdır. Yaptığı gösteriler büyük paralar kazanmasını sağlarken ününe ün katar. Dışardan harika görünse de materyalist, zengin olma derdinde, bencil biridr. Kimsenin bilmediği ise o muhteşem şovları teknoloji yardımıyla değil anlaşma yaptığı üç hayalet sayesinde gerçekleşmektedir. Çünkü geçmişi köklü şamanlara dayananmaktadır ve tıpkı büyük babası gibi o da hayaletleri görebilmekte, onlarla iletişim kurabilmektedir. Her ne kadar yeteneğini paraya çevirmekten geri durmasa da büyükbabasının arzu ettiği gibi bir sonraki şaman olup aile geleneğini devralmak niyetinde değildir. Geçmişte birçok insana yardım etse de onlar tarafından iki yüzlüce sırtından bıçaklanan yaşlı adam gibi olmayacaktır.

Bir seri katil davasından sorumlu iken hayatını kaybeden babasının ölümünün ardındaki gizemi çözmeye yeminli polis memuru Go Seul-Ha ile tatsız şekilde yolları kesiştiğinde başına geleceklerden habersizdir. Sihir numaralarını nasıl yaptığını gözler önüne seren ve kazara kendisininki ile karışan kuryenin motorsiklet kaskı kamerasının kayıtlarına ulaşmak için kızı izlemek zorundadır. Kurye, Go Seul-Ha'nın tanıdığı biridir ve ormanlık arazide araştırma devam ederken cesedine ulaşırlar. Bunun gibi birçok dava ile genç adam konfor alanından çıkıp karmaşık olaylara dahil olmak zorunda kalır. 

Hikayenin bir de geçmişe uzanan kısmı var ki beni cezbeden de bu yönü oldu. Kıtlığın hüküm sürdüğü krallık devrinde şaman Poong Baek'ın yağmur ritüeli sağnak yağışı ve bereketi ülkeye geri getirir. Gücü nimettir ama elbette kıskanılır. Yoksul halk için endişelenen ve onlara yardım etmek için elinden geleni yapan iyi kalpli Princess Chun-Hwa ona karşı derin hisler besler. Genç adam da kızın ince ruhunu ve şevkatini farkındadır. Hanımefendiden etkilenmemesi imkansızdır. Ancak her ne kadar saygı gören bir konumda da olsa halktan biridir ve kraliyete mensup bu soylu hanımla ileriyi düşünemeyeceğinin farkındadır. Hislerinin karşılıklı olması bu gerçeği değiştirebilcek midir?

 

Editör Yorumu:


- Geçmişe dair çok fazla ayrıntı da vermişlerdi. Böylece sevdiğim oyuncuyu harika gülümsemesi eşliğinde, dönem kıyafetleri içinde, uzun saçlarıyla endam ederken bolca görebildim Uzun saç ve eski dönem kıyafetleri bu kadar yakışıyorken Park Hae Jin neden bir dönem dizisinde oynamıyor ki? Yemin falan mı etmiş acaba?

- Başrol kadın karakterin  özallikle aşık olduğu adam piyasaya çıkınca girdiği tüm o pozlar aptalcaydı. Sevimli kız hallerinin şirin göründüğünü mü zannetiler? Bana çok itici geldi.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Cheese In The Trap (2016)

12/30/2017 12:04:00 ÖÖ 0 Comments

Webtoon (internet üzerinden yayınlanan çizgi roman) versiyonuyla sıkı bir hayran kitlesine sahip olan  Cheese In The Trap diziye dönüştürülmesi kaçınılmaz hikayesi ve göz dolduran oyunculuklarıyla dizi arşivimde kendine yer bulan, iyi ki izlemiş dediğim bir yapım. Salt iyi ya da kötü yoktur, herkesin karanlık yöneleri vardır gerçeğinden yola çıkarak diğer pekçok dizide gördüğümüz üzere hikayedeki karakterler siyah ve beyaz ayrımına konmamış. Özellikle her anlamda beğendiğim oyuncu Park Hae Jin, karizması ve karanlık yönelerini başarıyla yansıttığı Yoo Jung rolüyle bir kez daha nefesimi kesti ve onu içeren izlediğim her kareden zevk aldım. Oysa dizi devam ederken belki kasıtlı bir kitlenin hedefiydi, bilemiyorum ve nedenini çok anlayamasam da internette kendisine yönelen nefret söylemleriyle boğuşmuş. Doğrusu bunu duyduğuma üzüldüm. Çünkü yeni yetme bir yıldız değil. Ne yazık ki internet ortamında herkes "ağzı olan konuşuyor" hesabı fikirlerini, görüş ve duygularını özgürce de yazabileceği düşüncesinde. Oysa kişilerin sırf kendi zevklerine hitap etmiyor diye karşı tarafı yıpratmaya hakkı yok.
 

Gelelim dizmizin konusuna: Hikaye Kore'nin en önemli üniversitesine giden bir grup gencin etrafında şekilleniyor. Yoo Jung (Park Hae-jin) gerek zekası gerekse mükemmel dış görünüşüyle popüleritesi zirve yapmış çevresinde her daim güzel kızların dolandığı etkileyici bir erkek, iç dünyasında tam bir gizem yumağıdır. Özellikle Seol'un başına sarılan her sorunu çoğunlukla gizlice çözerken sergilediği karanlık taraf rolünün çekiciliğini kat be kat arttırıyor. Hikayemizin dalgalı kızıl saçlarıyla arz-ı endam eden kızı Hong Seol (Kim Go-Eun) ailesinin ünivesite harcını karşılamakta zorlandığı dış görünüşünü önemsemeyen kendi halinde çalışkan bir kızdır. Sürpriz şekilde elde etttiği bursu devam ettirebilmek adına dirsek çürütürken iyi niyetliliğini sömürmeye her daim hevesli akbaba zihniyetindeki çıkarcı ve iki yüzlü sınıf arkadaşlarının neden olduğu sorunlarla uğraşır. Okulun tanışma yemeğinde herkesin aksine fark ettiği Yoo Jung'un karanlık tarafı kesinlikle rahatsız edicidir. Yaptıklarının altında başka nedenler yattığını gösteren şeyler yaşamıştır. Dahası popüler bir çocuğun neden sıkça karşısına çıkıp kendisine bu denli nazik davrandığı koca bir soru işaretidir. Çünkü daha önce kesinlikle böyle değildir! O'ndan uzak durmaya çalışır. Yine de Yoo Jung'dan köşe bucak kaçmayı denediği her durum sonuçsuz kalır. Biraraya geldikleri her ortamda çocuğun da -fark ettiği- üzere gerilir.  
 

Baek In Ho (Seo Kang-joon) ise küçük yaşta ailesini kaybetmiş ve Jung'un varlıklı babasının o ve kızkardeşi Baek In Ha'ya (Lee Sung-Kyung) kanat germesi sayesinde hayatını sürdürmüştür. Varlık sebebi başkalarının sırtından geçinmek olan dengesiz ve sorumsuz ablası sırtının kamburudur. Geçmişteki bağlarına rağmen şu anda bir nedenden ötürü Jung'tan ölesiye nefret etmektedir. Bölümler ilerledikçe aslında onun da zamanında hiç de niyetli olmayan davranışlar içine girdiğini öğreniriz. Özelikle Seol'le tanışıp da sıkça çevresinde dolaşmasından Jung da belirgin biçimde rahatsızlık duyar. Görünüşe göre nefret her ikisi için de karşılıklıdır.
 

Asistan bozuntusundan tutunda sapık takipçi Oh Young-Gon'a kadar hikayedeki tüm yan karakterler arıza tiplerdi desem herhalde yanlış söylemiş olmam. Arkadaşlık ve vefa denen şeyin yanından geçmeyen, yaptığı hatayı görmezden gelip her daim dolap çeviren, başkasının sırtından geçinen, başkasının avukatı olmaya meraklı ama kendi kancayı takamayınca karşısındakini ayartmakla suçlayan, masum bir taklitçiden sapıklık derecesinde kıskançlığa bağlayanlara kadar renki ve sinir zıplatan karakterler eşliğinde romantizm yakalamaya çalışmak hayli zordu. Aslında  bu yönüyle bir açıdan da renkiydi.
 
 
Dizi bitmiş olsa da Webtoon üzerinden çizgi romanı devam ediyor. Bu açıdan ne yazık ki büyük talihsizlik! Hatta kimi dizi takipçileri bu sondan memnuniyet duymamış. Bir de final bölümünde Park Hae Jin'in sahnelerinin kesilmesi büyük tepkilere neden olmuş. Hatta yönetmen bozuntusu diziyi sevmiyor mu nedir "bir pisikopat hakkında yapılan bir dizi" demiş!!! Ayrıca yönetmen yazardan habersiz kendince bir final yapınca ortalık karışmış. Sonrasında hatasını fark edip özür dilemiş.

Cheese In Trap: The Movie
 
Bunlardan mıdır bilinmez Cheese In The Trap başrolde yine Park Hae Jin'le 2018 yılında bu kez beyaz perdeye taşındı. Kadın karakter için bir başka oyuncu seçilmişti. Açık ara Kim Go-Eun'dan güzel ama değişikliği sevmem. Bu da beni mutlu etmedi. Neden Kim Go-eun'ın projede yer almadığını bilmiyorum. Ayrıca Beak In Hoo için seçilen kişi de dizidekini mumla aratmış. Başrolü gölgede bırakmasın mı demişler nedir? Filmi de zaten sonuçta yine bitmemiş konusuyla bir remake. Dolayısıyla hikayeye yeni bir soluk kattığı da yok. Sadece Park Hae Jin olduğu için göz attım:)
 
Baek On Ho ve Beak In Ha

NOT 1:  Dizi sonrası çekimlerin kamera arkası ve oyunculardan özel karelerin yer aldığı bir de özel bölüm yapılmış. Bulursanız onu da izlemenizi öneririm

NOT 2: Bu arada Webtoon'un Türkçe çevirisini yapanlar var. Ancak şu anda diziden sonrasına ulaşmış değil sanırım. Çizimler ve karakterler çok yavan ve çirkin geldi. Ayrıca öyle hoş bir manga okuma havası falan vermiyor. Şahsen ben sevemedim ve bu nedenle okumaya devam etmedim. Tabii hala hikayenin nasıl ilerlediğini merak ediyorum:) Benim gibi merak edip soranlara ilerde ana karakterlerin evlendiklerini falan yazmıştı internette birileri.
 
 
 

12 Aralık 2014 Cuma

Bad Guys (2014)

12/12/2014 12:32:00 ÖÖ 0 Comments
OCN'den bir diğer sürükleyici yapım. Normalde dizi görselleri benim için seçim yapmada etkileyici bir usur. Bu serinin afişi içimi hiç açmasa da konu ve oyuncular arasında yer alan Park Hae-Jin nedeniyle bir şans vereyim dedim. İyi ki de bu seçimi yapmışım. 11 bölüme sığan heyecan ve aksiyon dozu yerinde harika bir hikaye sunulmuş. Sadece Park Hae-Jin değil başrolü paylaşan her bir oyuncu ayrı ayrı tebriği hak ediyor. Siz de özellikle çerez yapımlardan sıkıldıysanız bir göz atın derim. Ayrıca arka fon müziklerini de çok sevdim.


Hikayesine gelince: Devam eden bir seri cinayet davası için polis şefi, dedektif Oh Goo-Tak'tan Her biri ayrı suçla cinayetten hüküm giymiş  kimselerden oluşturulan sıra dışı bir ekibin başına geçmesi istenir. Dört azılı suçlu için kendilerinden bekleneni yerine getirirlerse çözdükleri her dava ceza sürelerini kısaltabilecektir. Davanın zorluğu bir yana her biri ayrı bir tel bu karakterlerinin birbirlerine olan sadakati ve iş birliği içinde çalışıp çalışamayacakları da belirsizdir. Park Woong-Cheol (Ma Dong-Seok) cinayetten hüküm giymiş bir gangsterdir. Lee Jung-Moon (Park Hae-Jin) tavan yapmış IQ su ile en genç seri katil unvanını taşımaktadır. Jung Tae-Soo (Jo Dong-Hyuk) ise vicdan sahibi görünmekte ve yaptığının kötülüğü her daim hatırlayıp pişmanlık duymaktadır.


NOTLAR:
 
 
1. Seri beğenilince  bu kez Bad Guys: Vile City adı ile ayrı bir hikaye ve oyuncu kadrosunun yer aldığı 2. sezonu yayınlanmıştır.
 
2. 2019'da bir sinema, ilk seriden iki oyuncunun da yer aldığı The Bad Guys: Reign of Chaos, yayınlanmıştır.
 
 
 

20 Ekim 2014 Pazartesi

East Of Eden (2008)

10/20/2014 05:56:00 ÖÖ 0 Comments
 Dizi Adı:  East Of Eden

Bölüm Sayısı: 56

Yayın Kanalı: MBC

Yayın Yılı: 2009

Tür: Gündelik Yaşam, Dram, Romantizm

Türkiye'de Yayınlandı m?: Çeşitli Kanallarda Evet

Bunca dizi varken eski püskü yapımlara neden dönüş yaptım derseniz bu diziye dair güzel bir tanıtım yaptığımı hatırlamama karşın yazı arşivimde bulamayışım ilk sebebi oldu. Ülkemiz televizyonlarında görebildiğimiz dizi, yayınlandığı dönem oldukça da sevilmişti. Hikaye alt tabaka insanların parasal güçle her türlü pisliği kendileri adına mübah zanneden zenginlere karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Bu nedenledir ki bolca eski Yeşilçam kokusu aldırır. 
 

Başrollerini bu yapımla birlikte yıldızlaşan ve sektörün kıdemlisi haline gelen Song Seung Heon, Park Hae Jin, Yeon Jeong Hun, Jung Hye-Young ile çocuk oyuncularda yine tanıdık iki yüz Kim Beom ve Nam Ji-Hyun gibi isimler yer alıyor. Benim diziyi izleme nedenim başrol Song Seung Heon değil Tae Hwan’ın oğlu Myung Hun'u canlandıran Park Hae Jin'dir. Kendisini bu yapımda ilk kez dikkat etmiş ve her ne kadar kötü bir karaktere hayat verse de diziyi onun yer aldığı konu örgüsü hatırına izlemeyi sürdürmüştüm. Özellikle karşılıksız aşkı Ji Hyeon'a yaptıklarına rağmen. Hatta başrolün kendisi için oluşturulan ve bana göre pek de bir şey hissettirmeyen aşk konusunun diğer iki karakterle şekillenen hikayenin gölgesinde kaldığını düşünmüştüm. Keza Dong Chu'un kendisi bile aynı şekilde hissettirmişti.


Gözünü yükseklere diken ve maddi kazanç için büyük hırslar besleyen Shin Tae-hwan, amaçları uğruna insanları kullanmaktan çekinmeyen, aynı ölçüde önüne engel koyanları ezmekte tereddüt etmeyecek biridir. Taesung Group maden şirketinin varisi ve Taebaek madenciliğin idarecisidir. Çalışanları kasasını kabartan birer araçtan farksızdır. Öte yandan kendi gibi işçilerin refahı için didinen Lee Ki-Chul gibiler çıkarlarını zedelemekte ve şirketin adını gölgelemektedir. Oysa adamın temelde yokluk ve zorluk içinde yaşayan diğerleri gibi ailesini geçindirmekten başka derdi yoktur. Karısı ikinci çocuğunu dünyaya getirmek için son günlerini saymaktadır. Shin Tae-hwan da baba olmaya hazırlanmaktadır. Ancak  tam da o sıralar aynı süreçte devam eden gizli bir birlikteliği vardır. Elbette evlilik dışı ilişkisini karısına tercih edecek değildir. Bu yüzden hamileliğini istemeden sonlandırmak zorunda kalan kadın gerçek yüzünü anca görebildiği adamın yaptıklarının bedelini ödetmeye yemin eder. Sonrasında beklenen iki doğum aynı gün gerçekleşir. Kimsenin bilmediği ise iki bebeğin o intikam için birbirleriyle değiştirildiği gerçeğidir.
 

Zaman geçer. Madencinin büyük oğlu Dong Chul karanlık bir dizi olay sonrası babası öldürülünce Shin Tae-hwan'dan intikam almaya yemin eder. Kardeşi Dong Wook parlak zekasıyla iyi bir öğrencidir ve gelecek vaadetmektedir, Hükümetin sert müdahalelerde bulunduğu öğrenci olayları arasında kalır ve hapse girer. Aslında dizi boyunca iki kardeş çeşitli nedenlerle o kadar çok hapse düşer ki mekanın gediklisi haline gelirler. Dong Wook tutukluluğu süresince zor zamanlar geçirir, işkenceye maruz kalır. Kardeşi için mücadele etmek zorunda kalan Dong Chul düştüğü durumun ardından ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Dong Wook hukuk okuyup adalet çerçevesinde abisine intikamında yardım etmeye ant içer. 
 

Myung Hun kendisinden beklendiği şekilde babasının izinde büyür. Bulunduğu şehri çok sevmese de gölüne giren bir kız orayı tahammül edilir kılmaktadır. Ancak sonrasında fark eder ki tek taraflı aşkı kanlı bıçaklı olduğu madenci ailesinin ikinci oğlunu sevmektedir. Bu noktadan sonra genç adam için elde etme yarışına döner. Hatta adeta gözü dönmüşlükle durumu kendisi için çirkin sayılabilecek bir noktaya taşır. Ji Hyeon''ın çaresizliği O'nun çıkışı olur. (Tam da bizdeki ailelerin yapacağı türden bir yaklaşım sergilenip terk edilince kızcağız için içim sızlamıştı doğrusu.) 
 
 
Gerçekler ortaya çıktığında herşey bambaşka bir yöne evrilecektir. 
 
 
Diziye Dair Notlar:

- Yapımın dinlenmeye değer bir müzik albümü ve hayli güzel şarkıları var.

 

NOT: Şarkı sözleri için tıklayınız.



25 Ağustos 2014 Pazartesi

Doctor Stranger (2014)

8/25/2014 08:16:00 ÖÖ 2 Comments
Dizi, Güney Kore kaynaklı Tıp / Medical / Hastane /doktor türünün bana göre en iyi örneklerinden biri. Başrollerde eğlence sektörüne moda dünyasında henüz 16 yaşındayken mankenlikle giriş yapan Lee Jong Suk  ve kendisini ilk kez East of Eden dizisiyle keşfettiğim Park Hae Jin yer alıyor. Hikaye bir parça aile hatalarının faturasını ödeyen çocuklar ve intikam peşinde koşanlar gibi klasik konulardan yola çıksa da ekran görselliği ve oyuncuları için izlenmeyi hak ediyor.
 

Uyarı: Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)
 
Babası ile yaşayan küçük Park Hoon sebebini pek anlayamasa da o günlerde evleri kendilerini ziyaret eden amcaların istilası altındadır. Babası Park Cheol'un çalıştığı hastane, yanlış tedavi sonrası ameliyatla ölen bir hasta nedeniyle davalık durumdadır. Başarılı bir kalp cerrahı olan Park Cheol, yaşanan haksızlığa karşı onurlu duruş sergiler ve tanık sıfatıyla mahkemeye katılmak ister. Bu tutumu idare tarafından hoş karşılanmaz. Karmaşa devam ederken Kuzeyi ve güneyi savaşa sürükleyecek politik bir kriz yaşanır. Kuzeyin lideri de kalp hastasıdır ve acil müdahale edilmezse bir hafta bile yaşamayacaktır. Güney Kore hükümeti ise suların durulması adına en iyi doktorunu yollamaya karar verir. Dong Woo'nun üniversite hastanesi olma yolunda adını lekeleyebilecek bir skandalın duyulmaması için aradığı fırsat ayağına gelir. Park Cheol'den kurtulmak için bu fırsatı kaçırmazlar. Park Cheol savaşı engelleyebilecek yegane kişi olduğu söylenerek yola revan edilir:)
 
Park Cheol
 
Tamamen gizli biçimde Kuzey tarafına geçen Park Cheol cerrahi operasyonun en kritik anında Kuzey Kore yetkililerinin namlusunun ucundaki rehin alınan küçük oğlunu görünce hastayı kurtarmak için elinden geleni yapar ve başarılı da olur. Park Hoon ise babasını hayranlıkla izler. Koridorda  dönüşünü beklerken onun hastaya attığı düğümü hatırlayarak bulduğu ipleri aynı biçimde  örer. Bu sırada güzeller güzeli Song Jae Hee ile tanışır ve ayrılmadan hemen önce ördüğü ipi kızın bileğine takar. Medyaya yansımayan bu olay iki ülkenin paylaştığı bir sırdır. Ancak Park Cheol eve dönmek için yola çıktığında anlar ki Güney onu geri getirmek niyetinde değildir. Kuzey'in askerlerinin namlusu bir kez daha üzerlerine çevrilir. Ölümü beklerler. Ama Kuzey ölümünün gereksiz bir kayıp olacağı düşüncesiyle kalp cerrahından sonuna kadar faydalanmayı tercih eder. Elbette onlara kalmak istiyorlar mı diye sorulmaz. Artık bir yoldaş olarak Kuzey'de yaşamak zorundadırlar.
 

Hızlı bir zaman akışı sonrası ortalıkta tam bir fırlama tip olarak gezdiğini gördüğümüz Park Hoon, Güney Kore'in müzik kasetlerini korsan biçimde satıp para biriktirmektedir. Birlikte aynı tıp fakültesine devam ettiği ve delice sevdiği Jae Hee için bir de yüzük alır ve  evlenme teklif eder. Gerçekte aynı ölçüde Hoon'a deli divane olsa da kızımız kendini hayli naza çeker. Sonunda yüzüğü parmağına takar ama yüzyıl sonra evlenebileceğini ekler. Aynı tıp fakültesinde görevli babası da aralarındaki yakınlığını farkındadır. Park Hoon, sonunda ikna ettiği Jae Hee'nin ailesi ile tanışmak için jilet gibi giynir ama uzak bir köyde yapacakları hasta kontrolü kendisine anımsatılınca yüzü asılır. Kocaman kuyruğa umutsuzca bakarken saatini yoklar. Gecenin ilerleyen saatlerinde babası bir buket çiçek uzatıp gidebileceğini söyleyince rahat bir nefes alır. Bu aynı zamanda O'nun onayı da demektir.
 
Song Jae Hee
Ancak beklenen buluşma asla gerçekleşmez. Song Jae Hee ve babası hükumet karşıtı olmakla suçlanıp askerler tarafından götürülünce elinden birşey gelmez. O andan sonra kendisini sevdiği kızı bulmaya adar. Arayışı devam ederken çeşitli bilimsel çalışmaların yapıldığı ve girenin bir daha sağ çıkamadığı bir birime götürülür. Aradan bir beş yıl daha geçer. Park Hoon burada  insanlar üzerinde deneyler yapmak gibi doktorlukla bağdaşmayan prosedürler uygulamak zorunda kalır. Ama kendini mükemmel sayılacak ölçüde de geliştirir. Macaristan'dan bir heyetin tesisi ziyaret ettiği sıralar Park Hoon hala tutuklu durumdaki diğer mahkumların arasında Jae Hee'yi aramayı sürdürmektedir. Bu sırada operasyon için tesise ölümcül durumdaki bir baba-kız nakledilmiştir. Park Hoon daha faydalı ve iyileşme umudu yüksek baba için kızın feda edilmesi istenen operasyonu yapmayı reddeder. Daha sonra öğrenir ki o hasta Jae Hee'dır. Yara bere içindeki hali karşısında çaresizlik içinde kıvranır. O sırada kısa süre için kendine gelen baba O'ndan kendisini boş vermesini ve kızını kurtarmasını ister. Park Hoon da Jae Hee'yi kurtarmak için etik ilkeleri hiçe sayarak sağlık açısından daha iyi durumda olmasına rağmen adamın böbreğini alır. Bu aynı zaman da sevdiği insanın babasını öldürdüğü anlamına da gelmektedir. Yaptığı şey yüzünden vicdan azabı acı çeker.


Ameliyatta kıza nakil yapılacağını fark eden serinin kötü adam (rolünün hakkını cidden vermiş oyuncu)  Park Hae Joon duruma müdahale etmek istese de misafir heyetin tıbbi araç gereç desteğine onay verdiğini öğrenince bir şey yapamaz. Hatta neden olduğu kasıtlı elektrik kesintisine rağmen karanlık ortamda görmeden yaptığı operasyonla Hoon, izleyenleri yeteneklerine hayran bırakır. Burada bilinmeyense Park Cheol'un oğlu için bir kaçış planı hazırlamış olduğudur. Senaryo kurgulanmıştır. Heyet vaadedilen desteği doktorun hünerlerini yurt dışında da sergilemek halinde sağlayacaktır. Jae Hee ise örnek hasta olarak yine yurt dışına çıkacaktır. Ancak özgürlük Macaristan'da da onlara bir türlü nasip olmaz. İkili geriden gelen ve heyetten bir sığınma talebi yapıldığını öğrenen Park Hae Joon'ndan kaçmaya çalışırlar. Park Hoon vurulur. Köprüden düşen sevgilisini kurtarmayı başaramaz.


Aradan ne kadar zaman geçtiği belli değil ama sığınma talebi kabul edilmiş görünen ve kurduğu kliniği ayakta tutmak adına tefecilerle uğraştığı için üçüncü kez girdiği hapisten çıkan Park Hoon kendisi gibi kuzeyden mülteci Yoon Bo Ra isimli kızla sırt sırta vermiş hayat mücadelesindedir. Su satarak geçimini sağlayan Yoon Bo Ra, O'na Hyung (abi) dese de aslında abayı yakmış durumdadır. Annesini yasal olmayan bir biçimde Kuzey'den getirmeyi başarmıştır. Bu Hoon için Kuzey Kore'ye götürüldüğünü bildiği sevdiğini bulma adına tek umuttur. Ancak işin içinde büyük paralar dönmektedir. Annesi ile vakit geçirmek için yanıp tutuşan Yoon Bo Ra yerine o güne mahsus Hoon, su dağıtmak üzere yola düşer. El arabasında damacana sularla Dong Woo Üniversite Hastanesi'ne adım attığında hastane bir trafik kazası sonrası gelmekte olan 15 hasta için telaşa düşmüş haldedir. Karizmatik cerrahımız Dr. Han Jae-Joon ve ekibi iş başındadır.

Hoon giderken parkta karşılaştığı ve kırık parmağını sarıp tedavi ettiği halde metal parasını kaptırdığı küçük kızı hastane koridorunda görür. Bu kez babası ile birlikte tedaviye gelen ufaklık tam bir cimcimedir. Röntgen için yönlendirilirler. Ancak çizgileri takip etmeleri söylense de odayı bir türlü bulamaz ve daireler çizip geri gelirler. Bu arada baba da iyiden iyiye yorulmuştur. Hoon'da onları izler. Aslında kızın adamın hasta halini beğenmez. Beklenen hastalar gelince acili karmaşa alır. Bu arada ufaklık bu kez babası için çevresindekilere sesini duyurmaya çalışır. En sonunda kendini dinletebildiğinde Oh Soo Hyun, onları bir doktora yönlendirir. Dr. Kim eşiliğinde asansörle giderlerken sonunda hasta adam dayanamaz ve bayılır. Hoon, hemen kontrol edip nefes almadığını söyleyince panik içindeki Dr. Kim yardım bulmak için koşturur. Bir uzmandan çok intörn gibi davranan Dr. Kim'den fayda olmayacağını anlayan Hoon, elektrikle şok müdahalesini de yapmak zorunda kalır. Hasta hayata dönünce ter kan içindeki Dr. Kim, acil ameliyat için servisten kıdemli doktorlarla iletşim kurmayı dener. Ancak aşağıda trafik kazasının yarattığı acil durum devam etmektedir. Dr Moon acele edilmez ve hasta ikinci bir kriz geçirirse masada kalacağını bildirir. Dr. Kim, Dr. Moon'a dil döker yardım için. Profesör Moon'dan yardım ister ama şefliği Dr. Han'a kaptırmanın acısını içerek dindirmeye çalışan adam işlerine yaramaz. 

    Dr. Keum Bong-Hyun       Dr. Eun Min-Se      Dr. Kim Chi-Gyu          
 
Bir şeylerin ters gittiğini anlayan ufaklık ise babası için güvenilir olduğunu anladığı Hoon'dan yardım ister. 500 vonu avucuna sıkıştırır. Hoon ufaklığın kalbe dokunan hüznüne kayıtsız kalamaz. (Bu ufaklık cidden çok yetenekli yaaa. O gözyaşları ile öylesine tatlıydı ki:) Ameliyathaneye girdiğinde, bekleyen ekip bir an O'nu Dr. Han zanneder. Gözünde operasyon için takılan özel yakınlaştırıcı gözlük ve başında bone vardır. Tabii fark etmeleri uzun sürmez. Zaten Hoon da neştrini almış ve ilk kesiği atmıştır. Odadakiler kan akmayan o ilk neşterle birlikte hayretler içinde kalır ve daha fazla müdahale etmezler. Yukarıda bunlar olup biterken Dr. Han ve ekibi işi bitirir. Herkesin takdir dolu alkışlarını mütevazi şekilde başıyla selamlayarak kabul eden Dr. Han, Dr. Oh'dan yukarıya gönderilen ve kalp krizi geçiren hastaya bakmasını ister.

Dr. Oh odaya girdiğinde elbette kapıda Dr. Han sorumluluğunda devam ettiği gözüken ameliyata dahil olur ve yabancıya kimsin diye sorar. İkilinin nahoş sohbetini biraz da kibirli biçimde bölen Dr. Moon, bariz biçimde pek de hoşlanmadığı Dr. Oh'a bu operasyonun onun harcı olmadığını, doktorun kimlik teşhisinden önce hastanın kurtarılmasına öncelik vermeleri gerektiğini hatırlatır. Hoon, ameliyat sonrası peşine takılan güvenliği geçiştirip ortalıktan toz olmayı dener. Küçük kızın verdiği 500 vona bakıp kendisini olmadık risklere soktuğu için  söylenir. Sonra elinden düşürünce yuvarlanarak giden paranın ardı sıra koşturur. Çok geçmeden Dr. Oh ve güvenlik biriminin avucuna düşer. Hastaya müdahalesi için Oh'dan okkalı bir tokat yer. Sonrasında Dr. Han da karmaşaya müdahil olur. Neyse ki diplomalı uzman doktorluğu tescil edilince Hoon çıkıp gider. 
 
 
Ancak ameliyatını yukarıda gözlem odasından izleyen eski şef Moon çoktan peşine takılmıştır. Yeni doktor seçmeleri için Prof. Moon kendi adayı olarak Hoon'u servise önerir. Mezun olduğu okulu söylemesi için ısrar edilince Hoon Kuzey'den bir mülteci olduğunu açıkça ilan eden Pyonyang Tıp Fakültesi'ni bitirdiğini söyler. Salonda büyük bir şaşkınlık yaşanır. Böylece açıkça reddedilen Hoon da hayal kırıklığına uğrar. Ancak kısa bir süre sonra hastane başkanının onayı ile kabul edilir. 
 

Serinin bir kaç hoş sahnesi var ki bunlardan biri Park Hoon'un birkaç günlük bir bebeğe yaptığı suni solunum ve kalp masajıydı. Bir diğeri insanın kaderindeki aşkı ile kalp ritminin aynı oluşu üzerine Dr. Oh'la sarıldığı sahnesiydi ki bu sarılış Oh'un kafasını karşıştırmaya yetti de arttı bile:) Sanırım öylesine tatlı bir şey bana da sarılsa ben jöle kıvamına gelirdim :) Oyuncunun fazlasıyla sevimli olduğunu belirtmeden gecemeyeceğim. Ancak bazen soğuk bir tip olan Dr. Han'a bile gereksiz gülücükler göndermesi biraz acayipti:) Bir diğeri yine Park Hoon'un hayali ameliyat sahneleriydi ki kanımca oldukça güzel yapılmıştı.


 
Not: Kore'de isim ve soyad yazılırken tıpkı Japonlarınki gibi Soyad -Ad olarak yazılıyor.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

2 Ocak 2014 Perşembe

Çöp Diziler (2007-2015)

1/02/2014 12:31:00 ÖÖ 0 Comments
Çöp Diziler Part 1 (Yıl Sıralamasıyla)
 
Kore dizi arşivim kabardıkça kabarmış ve harddisk dolup taşmış. Yetişkinseniz zaman artık daha kıymetli. Ben de ikinci kez dönüp bakılmaya değmeyecek serilerden kurtulayım da iyilere de yer açılsın dedim. Sadece izlemiş olmak için izlenmeye değmezse yayın dönemi ara kalite işlerden biri gibi görünen her yapımı çöpe yollayabiliyorum artık. İndirmişsem izleyim devri geçti. Görünüşe göre ne konu ne de oyunculuklar gözüme ya da gönlüme hitap etmeyince aşağıdaki listeyi ilk kısım olarak oluşturdum. Hatta şunu söyleyebilirim ki bunun iki ya da üç katı üşendiğim ya da tamamen zaman kaybı bulduğum için yazıya dökmediklerim var. Sonuçta Prime Time dizilerin bölümleri 16- bazen beğenilirse (+2), 20 (+4) ya da en fazla 50 bölümlük. Eh ülkede ortam bu kadar üretim yapmayı gerektiriyorken her yapımın  mükemmel olması beklenmez. Her yıl görüldüğü üzere aradan bir kaçı sıyrılıyor zaten. (Orada da kimi başrol seçtiğiniz en büyük etken kanımca. Gong Yoo, Hyun Bin, Son Ye Jin'le çalışıyorsanız işiniz garanti oluyor mesela genelde. Sanırım bazı oyuncularda şeytan tüyü var:) Yeni kore dizisi takipçisiyseniz ve yüzlerce dizi izlememişseniz belki bunlar da hoşunuza gidebilir. Bazıları için yapılan "çok iyi" yorumları aynı hissi bana yaşatmamışsa zaten birşey ifade etmiyor. Benim gibiler için artık bu durum pirincin taşını ayıklamak değil de pirinçteki yemeye değer en lezzetli iri taneleri seçmeye döndü. (Mazur görün. Biraz açım :)
 
Buradakiler benim seçtiklerim. Herkes elbette aynı fikirde olmayabilir. Zevkler ve renkler farklıdır. Bu yüzden öyleymiş böyleymiş niye beğenmemişim gibi yorumlar yapmayın lütfen.
 

Hatırlatma: Diziler için yapılan yorumlar orada yer alan karakterleri canlandıran oyuncuya değil oynadığı role dönüktür. Gerçek hayatta nasıl insanlar olduklarını bilsem bile (ki bildiğimi söyleyemem) kimseyi görünüşü ya da kişiliği nedeniyle yargılama hakkına sahip değilim. Kaldı ki bir çoğunu da tanımıyorum ya da sosyal medya kanallarını da takip etmiyorum. Naçizane bir dizi-severim o kadar.

 


Scholar Who Walks The Night (2015)
 
Başrolde sevdiğim oyncu Lee Joon Gi ve Lee Soo Hyuk ile bir fantastik vampir hikayesi olan yapım benim açımdan Lee Soo Hyuk'u daha dikkat çekici bulduğum genel olaraksa sönük kabul ettiğim bir dizi (Olumlu bulabileceğim tek yanı Ost albümündeki bir iki şarkıyla sınırlı). Uzun zaman önce izledim ve arşivden de sildim. Şu an zaten hiç birşey da hatırlamıyorum. İnternneten aldığım konu bilgisi şöyle: Bir komplo sonucunda vatana ihanet ile suçlanan üst sınıf bir ailenin genç kızı (Lee Yoo-Bi) erkek gibi giyinerek kitap satmaya gider. O gece yürüyüş yapan yakışıklı bir alimle (Lee Joon-Ki) karşılaşır. Ancak alim aslında bir vampirdir.


Noble, My Love (2015): 

Yayın Kanalı: Naver TV Cast

Arşive ne zaman koyduğumu anımsamadığım bir dizi. Aslında 20 bölüm olsa da  dizi denmeli mi emin değilim. Çünkü her bölüm sadece 15 dakika. Dolayısıyla neden böyle bir tarz benimsenmiş bilemiyorum. Aynı adlı manga / manhwa uyarlaması. Konu klasik. Zengin, sinir bozucu derecede gıcık, dediğim dedik, herşeyin parasal karşılığı olabileceğini zanneden Ceo'muz birkaç adamın kaçırma girişimi sonrası yaralanır ve veterine kızımızn kliniğine kendini atar. Baygın halde iken onun tarafından tedavi edilir. Sonrasında iyliğin karşılığını ödemek ister. Mütevazi kızımızın gözü yükseklerde falan değildir. Ama adam işi mecburiyete bağlar. Yeni bir dükkan öneririr. Kabul edilmeyince kiracısı olduğu binayı yıkacağını söyleyerek satın alır ve seçenek bırakmaz vs. Sebepler ve sonucunda oluşan hikaye öyle içimi falan ısıtmadı. Adamın yaptığı zorbalığın sevimli bulunacak tarafı da yoktu. Zaten başrol erkek beğendiğim oyunculardan değil. Dizi için hazırlanan afişler kendisinden çok daha sevimli. Kısa süreli olmasaydı ve 16 bölüme vs yayılsaydı zaten emin olun zahmet edip izlemezdim.


Blood (2015)
 
Bu dizi fragmanlarıyla bende büyük beklentilere yol açan, yalnızca bir bölüm izleyince tüm gizem ve havasının şişirilen balonun sönmesi gibi bir etki bırakan bir diğeri hayal kırıklığı yapımdır. Dizinin iyi reytingler alması ise anlam veremediğim bir diğer ilginç durum. Oyuncu Ahn Jae-Hyeon, enfekte yolla vampir olan ailesinin öldürülmesinin ardından bir yandan sırrını paylaşan ve normalleşme üzerine çalışmalar yapan genç bir genetikçi ile yaşamakta bir yandan da bir yandan da genç yaşına rağmen edindiği şöhretle Kore'de prestijli bir hastaneye birim şef olarak atanan karizmatik (olmaya çalışılmış ama nafile) doktor Park Ji-Sang rolünde. Yapımın kendisine en büyük getirisi herhalde aralarındaki yaş farkına rağmen hayatının aşkı olup evlendiği Ku Hye-Sun olsa gerek. (Gerçi daha sonra hayli travmatik şekilde boşandılar.) Ancak ben bu dizi için O'nun seçilmesinin faciayı yaratan ana sebep olduğu kanısındayım. Dizide konuşma tarzından tutun da sergilediği oyunculuğu kadar pek izlenir bulamadım. Aslında Boys Over Flowers (Kkotboda Namja) dışında yapımına denk gelmemiştim. Çünkü oyuncu çok aradığım yüzlerden değildi. Zaten her işe el atan bir hatun. Yazar, yönetmen, oyuncu vs. Böyle her dala konma olayını sevmiyorum. Hangi işte profesyonelsen önceliğin o olmalı ki bana göre o oyunculuğu olmayabilir. Bununla birlikte son dönemde bir sağlık sorunu olduğunu izlemiştim ve kendisi için üzüldüm. Umarım her şey yolunda gider ve düzelir. Baş kötü karakterimize diyecek sözüm yok. Çünkü kendisi işinin ehli deneyimli bir aktör olan (Sarayın Mücevheri dizisindeki yüzbaşı Min'i unutmam mümkün mü:)) Ji Jin-Hee. O'nu en son Misty' de izleyip resmen bayılmıştım.
 
 
 
The King's Face (2014)

 
2014 yapımı bir diğer vasat KBS draması yapım için söyleyebileceğim yegane şey harcanan paraya yazık edilmiş olduğudur. Karakter seçimi ve oyunculuklara ısınamadığım gibi hikayeyi de sevemedim. Hatta yüzün dış yapısından kaderi belirleme şeklindeki bir diğer batıl uygulamaya tanıklık ederken fantastik kalıbına bile koyup o gözle izleyebilmem mümkün olmadı. Sonuçta hikaye sarmadı işte bir türlü. Elbette her diziyi beğenmek zorunda değiliz. 15 yıldır izleyici olduğum düşünülürse artık seçici olmak da şaşırtıcı değil. Bazen karakterler ve roller bir giysi gibi dar gelir ya da bir kaç beden büyük kaçabilir.  Sanırsam biraz öyle bir durum benim için. Kimi zaman kapak resimlerine ya da fragmanlara kanıp işe yaramayan diziler indirdiğim oluyor. İyi ki orada denk geldim de boşuna uğraşmış olmadım. KBS World'un akşam 18;30 dizi kuşağı işime yarıyor bu anlamda.
 

You Are My Destiny (Fated to Love You) (2014)

 
Bu diziyi keşfettiğimde özellikle Jang Hyuk'u o rüküş saç modeli ve garip ve iç bayıcı kişiliği nedeniyle sıkça boğmak istemiş nedense School 2013'te de izlediğim ve genelde ezik kişiliklere hayat veren rollerine denk geldiğim Jang Na Ra'ya ise fazlasıyla üzülmüştüm. Serinin bizde uyarlanıp No: 309 dizisi adıyla yapıldığı yorumlarına ise şaşırdım. Çünkü No:309'u izlediğimde bana bu diziyi hiç anımsatmamıştı. Gelelim konusuna: Güzel ve ünlü balerin sevgilisiyle evlenmeye hazırlanan zengin ve soylu bir ailenin varisi Le Gun,  büyük annesinin kendisini baş göz etme planı doğrultusunda kurduğu tuzağa düşer ve başına ummadık bir iş gelir. Kendi halinde çalışan, sessiz sedasız Kim Min Young ise tatil için sonunda uygun bir fırsat yakaladığı için mutlu mesut kendini otele atar.Tamamen kazara bir şekilde esasında Le Gun'a hazırlanmış ve içine yan etkileri artırılmış  içeceği içince sarhoş olur ve geceyi birlikte geçirirler.

 
 
Uyandıklarında artık her şey olup bitivermiştir! Le Gun, sanki her şey tek tarafın istemesiyle gerçekleşmiş gibi sinir küpüne döner ve kıza hayli kaba davranır. En sonunda hiç birşey olmamış gibi yollarını ayırmayı deneseler de  Kim Min Young'un hamile kalışı ikisi için durumu içinden çıkılmaz bir hale sokar. Elbette tam da umduğu sonucu elde eden büyük annenin de arzusuyla kendilerini nikah masasına götüren sürecin içinde bulurlar. Başlangıçta Le Gun içine düştüğü durumun kız tarafında  hazırlanan bir tuzak olduğunu düşünse ve tüm olanlara sinir olup acısını Kim Mi Young'dan çıkarmak için elinden geleni yapsa da zaman geçtikçe bu sessiz ve naif kadının hiç de düşündüğü gibi biri olmadığını ve O'na haksızlık ettiğini fark eder.
 

Gunman in Joseon (2014)
 

Bu dizi her bölümünü düzenli biçimde takip edemesem de özellikle muzikleriyle dikkatimi çeken ve KBS World'de izlediğim yapımlardan birisiydi. Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo'la kendisine aşina olduğum Lee Joon Gi aslında bütün dizilerini bulup da izleyeyim dediğim ya da yana yakıla  takip ettiğim oyunculardan biri değil. Ama 19.yy'a ait "batılı centilmen" giysiler içinde izlemek de oldukça keyifliydi. Bununla birlikte ne genel öyküsü ne de romantizm olmazsa dizi tutmaz cinsinden araya sıkıştırılmış hissi uyandıran aşk hikayesi etkileyici gelmedi. Belki izlerken havamda değildim bilemiyorum. Konu kısaca bir intikam hikayesi sunan öykümüz yıllar sonra gizemli bir silahşör olarak ülkesine dönen ve ailesini  yok eden düşmanına karşı çetin bir mücadeleye girişen Park Yoon-Kang çevresinde şekilleniyor.

 
 
When A Man Loves (2013)

 
Hikaye annesinin kendisini de geride bırakıp kardeşini de alarak tefecilere ödenmek üzere biriktirilen para ile kaçması sonrası babasını kaybeden ve alacaklıların hedefi olan Han Tae Sang (Song Seung Heon)'ın bu karanlık dünyanın parçası haline gelmesi ile başlıyor. Patronun insafa gelmesi ya da ödeme karşılı sayması yüzünden olsa gerek yanına aldığı çocuk sert bir dünyaya adım atar. Yıllar sonra alacaklılardan yapılacak geri ödemeleri toplayan grubun lideri ve işin ikinci adamı haline gelir. Patronu da içten içe rahatsız eden bu duruma, genç sevgilisi Baek Sung Jo'nun da Han Tae Sang'a abayı yakması eklenince kısa süre sonra işleri içinden çıkılmaz bir hale getirir. Bir kitapçıdan alacak tahsili için kapıya dayadıkları gün dükkan sahibinin kızı Seo Mi Do (Shin Se Kyung) da olaya şahit olur. Adamlar tarafından tartaklanırlar. Mekana daha sonra gelen ve fakir gururunu kendisi de çok iyi bilen Han Tae Sang bir süre kızın direnişini uzaktan izler. Sonrasında durumun daha da çirkinleşmesine izin vermez. Parasını ödeyeceğini söyleyen kıza zaman tanır. Ancak kız ofisine geldiğinde o kadar kısa sürede bulması zaten mümkün olmayan borcun karşılığında kendisini önerir. Han Tae Sang ufak bir şaşkınlık yaşasa da sonrasında teklifi kabul eder. Otelde yeniden bir araya geldiklerinde aslında böyle bir niyeti olmadığını belli etmekte gecikmez. Faizi sildiğini ve ana para için bekleyeceğini söyleyip gider. Birkaç gün sonra ise borcun tamamını sildiği gibi sağ kolu Lee hang Hee aracılığıyla kıza burs niteliğinde olacak bir banka cüzdanı gönderir. Ancak verdiği keyfi kararlar büyük patronun iyiden iyiye rahatsız etmektedir. Doğum günü kutlaması sırasında alkolun de etkisi ile ailesini hedef alan yakışıksız sözler sarf eder ve gece kavga ve cinayetle sonuçlanır. Olaylar yedi yıl sonrasına bağlanarak devam eder.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın 
 
The Moon Embracing The Sun (2012)
 



Tarihi dizi "The Moon Embracing The Sun" takipçilerinin muhtemelen bildiği üzere Kanal 7'nin yaz sezonu Kore dizileri arasında Sonsuza Dek adı ile Moon üçlemesinin ikinci dizisi olarak ekrana da geldi. Beğenildi mi bilemiyorum tabii o da ayrı. Konusu kısaca Kral King Lee Hwon ve kadın Şaman Wol arasındaki aşkı anlatır. Yanılmıyorsam Kore'de özellikle monarşi dönemlerinde Şilla dönemi ikiz doğumun lanet sayılması vs. batıl fikirler, büyü ve kehanet olayı idareciler ve halk üzerinde hayli etkiliydi. Wol gerçekte veliaht prenses olarak doğmuş ancak idamla karşı karşıya kalınca kimliğini gizleyip bu yaşam biçimini seçmiştir. Konu hoş görünse de ne yazık ki bazen neden bilemiyorum özellikle başta Kim Soo-Hyun olmak üzere oyunculuklardan mı yoksa dizinin işlenişinden midir bilinmez ortaya facia bir iş çıkmış. Zaten birbirine yakın biçimde yayınlanan üç Moon'lu diziden çöplüğü hak edeni de bana göre budur. Aslında özellikle kadın karakterlerin gençlik hallerini hayat veren oyuncuları sevdim. Ama bir türlü hikayeye ısınamadım gitti.  
 

My Girlfriend is Gumiho
 (2011) 

Bu dizinin bana "ah şöyle güzel, bak konu muhteşem, başrol çok yakışıklı" cümleleri eşliğinde tavsiye edildiği zamanı anımsıyorum. Sektörün iki ismi Lee Seung Ki ve Shin Min A'yı ilk kez izlerken hevesle başlayıp koca bir hayal kırıklığıyla devam etmiş sonrasında madem başladım bari sonuna kadar götüreyim zorakiliği eşliğinde tamamlamıştım. Shin Min A bu yapımdan beri kesinlikle hiç favori oyuncularım listesinde yer almadı. Hatta diğer dizilerini de sırf bunun yüzünden sevememiş olabilirim. Konusu şöyle:

Cha Dae-Woong (Lee Seung-Ki) üniversitede okumaya gönüllü olmayan şımarık bir gençtir. Asıl hayali aktör olmaktır. Zengin büyükbabası Cha Poong (Byeon Hie-Bong) ise derslerine önem vermesini ve kariyer hedefini değiştirip işin başına geçmesini istemektedir. Mecbur kalması için Cha Dae-Woong'un okul taksidiyle pahalı motorsikletin çalıntı olduğu iddasıyla polise ihbar edip başını derde sokmasına neden olur. Polis merkezinden aldığı sırada Dae-Woong kaçar ve bir dagıtım kamyonuna gizlice biner. Kamyon bilmediği bir yerde durur. Genç adam budist bir keşiş tarafından bir tapınağa götürülür. Nerde olduğu hakkında fikri yoktur. Cep telefonuyla sinyali yakalamaya çalışır. Birden telefonunda bir kadın sesi duyar. Dae-Woong'dan tapığa girip 9 kuyruklu bir tilki çizmesini istemektedir. Ne yaptığı hakkında en ufak bir fikri olmayan Dae-Woong istediğini yerine getirince efsanavi yaratık Gumiho’yu serbest bırakmış olur. Dae-Woong O'nun kendisine zarar vereceğinden korkar ama biftek düşkünü Gumiho Mi Ho sadece sevilmek istemektedir. (Yazının kaynağı alıntıdır. Düzenlenmiştir.)

 
 
Star's Lover (2009)
 
Sevdiğim iki yıldız oyuncuyu Choi Ji-Woo ve Yoo Ji-Tae'yi bir araya gtiren Star's Lover'da hikaye şöyle başlıyor; Üniversitede yarı zamanlı öğretim görevlisi Kim Chul Soo, bir gazeteye verdiği yazı sonrası ülkenin en ünlü yıldızı kabul edilen Ma Ri adına hayalet yazarlık yapması için teklif alır. İkilinin yolları Japonya'da ikinci kez kesiştiğinde fark eder ki Ma Ri'nin seyahat denemesi kitabı “Asuka’da Aşıklar”ı hakkında en ufak bir fikri yoktur. Kültürel yönü de oldukça zayıftır. Ünlü yıldızın dışarıdan lanse edilenin aksine hassas, duyarlı ve yaşadıklarıyla zaman zaman derinden yaralı ruhunu keşfeder. Kim Choul Soo için aşk kaçınılmazken her geçen gün biribirleri hakkında daha çok şey öğrenir ve yakınlaşırlar. İkili spot ışıklarından ve diğer her türlü medyatik ortamdan uzakta durmaya çalışarak ilişkilerini sürdürmeye çalışırken yıpranma süreci de kaçınılmazdır. Özellikle genç kadının geçmişinden gelen üç kişi, yönetici Jung Woo Jin; geçmişte aniden kaybolan ilk aşkı Kang Woo Jin ve hayatındaki her şeyi kontrol etmeye çalışan manipülatif ajans Ceo'su Seo Tae Suk birbirlerine  tutunmaya çalıştıkları o süreçte türlü yaşadıkları zorlukların da yegane kaynağı olacaktır.  Dizi sağlam oyuncularına karşın boş ve sıkıcıydı. Özellikle yan iki karakterden yana "varlıkları zoraki konmuş" hissinden bir türlü sıyrılamadım.
 

Worlds Within / The World That They Live In (2008)

Başrölünde Song Hye Kyo ile Hyun-Bin'i biraraya getiren ve dönemin yüksek izlenme oranları elde etmiş yapımı Worlds Within. Sonrasında ikilinin uzun süren bir birliktelikleri de olmuş. Medyatik bir ilişki sürecinde çok da yakıştırılmışlar birbirlerine. Ama sonrasında Hyun Bin'in Secret Garden dizisi döneminde ayrılmışlar. Kimi internet paylaşımlarında Song Hye Kyo hakkında rol aldığı hemen her dizideki partneriyle çıktığı için ayran gönüllü yakıştırması yapanlara denk gelmiştim. Açıkçası insanların özel hayatlarında kiminleymiş, ne yapıyormuş kısmında değilim. Böyle yorumlar ister istemez bakış açımı etkiliyor. O yüzden uzak durmaya çalışıyorum.


Üniversite yıllarında sevgiliyken çeşitli nedenlerle ayrılıp kendi yollatına gitmeyi seçen Joo Joon Young ve Jung Ji Oh dizi sektöründe tanınan birer yönetmen olmuştur. Görüştükleri birileri vardır ancak eninde sonunda bibirlerine doğru çekilmeleri kaçınılmazdır.
 

Editör Yorumu

Bu diziyi 2010 öncesi izlemiş olsam herhalde arşivimde durmasını isteyebileceğim yapımlardan biri olabilirdi belki. Ancak zamanın eskittiği şeyler dizilerde de kendini belli ediyor. Devrin modası, giyimi, saç tarzı, aşk hikayeleri vs daha dramatik ve yorucuymuş. Bir iki yıl önce tamamını izlediğimde bana öyle fark yaratan, aklımda yer eden bir hikaye sunmadığı için olsa gerek blogda hakkında başlık açmaya ve birşeyler yazmaya değer görmemişim. Tabii yapımın bir hayran kitlesi olduğuda bir gerçek.

 
Tree Of Heaven (2006)

SBS-Fuji Tv işbirliğiyle ekrana gelen ve başrölünde Lee Wan, Park Shin-Hye'yi izlediğimiz 10 bölümlük bu yapım o dönemin melankonik, karamsar senaryolarından bir demet sunmuş yine. Siyasi arenada Japonya ve Kore arasındaki arasındaki bitmeyen husumete karşın söz konusu diziler olunca o dönem birçok Kore dizisi Japonya'da büyük ilgi görüyor hatta yapılan Ost'ların birçoğunda şarkıların Japonca versiyonları da bulunuyordu. Aynı şekilde yavaş yavaş kendini gösteren Kpop furyası da komşuda yeni bir dalga yaratıyordu. 

Hana babasını küçük yaşta kaybetmiş annesi Japonya'ya döndüğünde ise yeni Koreli kocası ve üvey oğlu Yun Suh ile gelmiştir. Hana yeni ailesiyle iletişim kurabilmek için çat-pat korece öğrenmiş ve heyecanla gelişlerini beklemiştir. Yun Suh asosyal ve donuk kişiliğiyle kalbini kolayca diğer insanlara açabilen biri değildir. 10. doğum gününde annesi kaybetmiş, o ölümün ardından zihinsel sorunlar yaşamış ve otizmli bir birey haline gelmiştir. Ebeveynleri balayına giderken işlettikleri hanı vefat eden kocasının kızkardeşibe bırakmış, çocukları da onlara emanet etmiştir. Ancak halası ve kızı Maya, kumar borçlarını ve kolej ücretini ödemek için hanı satma derdindedirler ve Hana'ya türlü sıkıntılar yaşatırlar. Hana her ne kadar yeni üvey kardeşini sevse de delikanlı onunla hiçbir şey yapmak istemez. Ancak sonunda bibirlerine aşık olurlar

Editör Yorumu:

 

Bu diziyi Winter Sonata zamanlarında izlemiş olsaydım belki bugün farklı şeyler yazıyor olurdum. Şimdiyse sadece ruhumu darladı ve atlaya zıplaya üç bölüm anca izlemeye dayanabildim. Arşivde bu kadar eski bir dizi olduğunun farkında değildim aslında. Bir arkadaştan almış ve adını da klasöre eklemişim. Kimler oynuyormuş diye göz atınca izlemeyi sürdürdüm ama saklamaya değer gözükmedi. Günümüzün aranan yüzü Park Shin Hye bu yapımda sadece 16 yaşındaymış:)  


Tree Of Heaven gibi eski dizikerin müzik albümündeki şarkılar cidden dinlenilesi oluyor. 


Princess Hours / Goong Düşlerimin Prensi (2006)
 
 
Kore yapımlarının yeni yeni hayatımıza girdiğ dönemler TRT1'im ekrana taşıdığı Düşlerimin Prensi 24 bölümlük MBC dizisidir. başrolleri Yoon Eun Hye, Ju Ji Hoon, Kim Jeong Hoon, Song Ji-Hyo ve Lee Yoon-Ji paylaşıyorlar.






Hikaye monarşinin halen devam ettiği 2000'li yılların Kore'side geçiyor. Ansızın ölen Kral ve Veliaht prensin kaybı sonrası kraliyet soyunu devamını tehdit altında gören ana kraliçe torunu Lee Shin'i evlendirme karar verir. Anlaşılan eşinin bu konuda çok önceden verilmiş bir kararı vardır. Arkadaşının torununu bu evlilik için vasiyet etmiştir. Böylece sanat lisesinde okuyan Shin Chae-Kyungansızın kendini ülkenin gelecekteki veliaht prensesi olacağı haberiyle yüzleşiyor. Zaten aynı okulda prensele karşılaşan kız için bu haber çoçuğa deliren akranlarının aksine kendisini mutlu etmez. Tahtın iknci sıradaki varisi prens Lee Yul saray kurallarını öğrenmek gibi zorlu yeni hayatına uyum srecinde yakınında yer alır. Tabii kaçınılmaz şekilde ona yanıktır.  Balerin Min Hyo-Rin  ise ortamdaki rekabeti kızıştıracak diğer kızdır.


Prince Hours (Goong S) / Zoraki Prens (2007)
 

20 Bölümden oluşan MBC dizisi her ne kadar ismen yukardaki yapımla benziyor gibi gözükse de birbiriyle bağlantılı değillerdir. Diğerinden bir yıl sonra ekranlara gelmiş, 2009'da TRT 1'de yayınlanmıştır. Başrollerde Se7en, Park Shin Hye, Huh E Jae, Kang Doo yer almaktadır.
 
Hikaye monarşinin halen devam ettiği 2000'li yılların Kore'side geçiyor.  Tahtın şu an ki kraliçesi Hwa-In 30 yaşındadır ve evlenmemiştir. Kraliyetin ikiz prenslerinden birinin saray çalışanı bir kadından oğlu olduğu öğrenilir. Çin lokantasında yemek teslimaçısı olarak çalışan Lee Hoo'nun hayatı böylece ansızın değişiverir. Önce Amcası Hyo-Sung'la tanışır. Ardından Kraliçe ve Ana Kraliçe ile. Tabii hikayede lmazsa olmaz taht avcısı kötüler de var her zaman ki gibi.