Bu dizi duyrulduğunda Cheese in The Trap'in ardından Park Hae Jin'in ekrana dönmesini bekleyen bir kore-dizi sever olarak fazlasıyla heyecanlanmıştım. Bekleme süreci ve bitmesi derken bir başka kore dizi sever arkadaşa takılınca diziyi edinme sürecim uzadı gitti. İzlemeye başladığım da edindiğim ilk izlenim Kim Min-Jung'in canlandırdığı karakterin saç modelinin ne kadar berbat olduğu üzerine şekillenince yapımdan da soğudum. Bu hangi akılla yapımış bir seçim bilemiyorum. Park Hae Jin'i severek izlerim ama bu kez bir parça hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Ne yazık ki az önce belirttiğim bu tip gıcık durumlar istisna yaratıyor. Aralarında en ufak bir kimya da hissetmedim. Şimdiye değin izlediğim en uyumsuz ve sevimsiz çifti oluşturmuşlardı. Şimdilik ilk bölümlere bakınca olumlu yönde bir gelişme de görebilmiş değilim.


Gelelim konuya Kim Sul-Woo işinin ehli tam karizma bir ajandır. Görev bitimde ölerek ortadan kaybolmaktadır. Uzun süreli yurt dışı işlerin ardından ülkesine geri döner. Uluslararası bir kaçakçılık olayı onu ünlü film yıldızı Yeo Woon-Gwan'un koruması olmasını gerektiren yeni bir olayın içine sürükler. 


Bir Webtoon uyarlaması Su Tanrısı'nın Gelini olarak dilimize çerirebileceğimiz bu yapım benim merakla beklediğim ama izleyince değmezmiş dediğim senaryolardan birine sahip. Aynı şey oyunculuklar ve sonu için de geçerli. Tanrıların tanrısı Habaek'ın dünyaya inip üç taşı bulması ve hükümranlığını kabul ettirmesi gerekmektedir. Bu arada yeryüzü tanrıları olarak boy gösteren tanrıça Moo Ra ve tanrı Bi Ryum ile bir tanrı ve insandan peydah olduğu için oradan oraya itilip kakılan bir diğer yarı tanrımız Hoo Ye da hikaye boyunca orada burada görünür. Tanrılardaki kişiliksizlik, kıskançlığı, dengesizlikleri ve karizma yoksunluğu baştan ayağa her karakterde kendini belli ederken özellikle çeşitli güçlere sahip yarı tanrının sanki oluşumu onun suçuymuş gibi diğer tanrılarca bir tehlike ya da iğrenç bir varlık gibi hor görülmesi saçma ve tanrı figürüne ters bir görünüm veriyordu. Kapağa bakarak yanılıp iyi birşey beklemeyin:) Ben zaman zaman bu yapımda olduğu gibi bazen bu hataya düşebiliyorum. Konuda ne bir gizem ne de çekicilik yoktu. Tanrının kölesi konumundaki baş karakter Yoon So-A'yı canlandıran kızı ise nedendir bilemiyorum Sensory Couple haric hiç bir dizisini sevemedim. Erkek başrol ise Cheese in Trap'den tanıdığım ve sevdiğim biri. Ama burada onu tanıyamadım:) Görüntüsü çok farklı geldi. Harcanan görsel efektlere yazık olmuş. Hikaye kimin kaleminden çıkma idiyse facia da oradan başlamış zaten. Goblin tuttu ya bu da tutar diye yapılmış sanki ama yanından geçmez elbette.