Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Ji Jin Hee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ji Jin Hee etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2018 Cumartesi

Misty (2018)

4/21/2018 02:57:00 ÖÖ 0 Comments

Son zamanlarda yoğunluk ve stres biraraya gelince diziler de zevk vermez oldu. Bu yüzden son dönem yeni yapımların neredeyse tamamını birer bölüm izleyip  "hımm, pek de iyi değil ama madem inmiş sonra izlerim" diyerek arşive atıyordum. Bu hikayeye de baksam mı diye düşünürken onlardan biri gibi gelmiş ve pek birşey ummamıştım. Ancak gel gelelim ilk bölümü açıp da önce 19 yaş izleyici sınırını görünce kendime Kore'de de Game of Thrones gibi diziler yapılıyor muydu? diye bir soru soraraken buldum. Neyseki yanılmışım. Yanından geçmiyor. Geçse zaten hayal kırıklığına uğraradım. Sonra hikaye başladı ve ilk bölüm bittiğinde "wow... bu da neydi böyle dediğimi hatırlıyorum. Konu öyle insan üstü şaşırtıcı, gizemli vs değil ancak oyunculuklarla öyle bir çıtaya yükselmiş ki bayıldım.


Sıcağı sıcağına hemen konuya girmek istiyorum. Televizyon dünyasının kıdemli ve başarılı olduğu kadar hırslı ve gözü pek haber sunucusu Go Hye-Ran dışardan mutlu bir evliliği olan ve işinde zirvede bir görünüme sahip olmasına karşın hayatı çatlaklarla dolu bir kadındır. Kocası ile uzun zamandır süregelen ve artık sadece kağıt üzerinde görünen bir ilişkisi vardır.  Durumundan habersiz torun beklentisi içindeki kayın validesi her ay periyodunda kapısında bitip hamilelik şansını  arttıran bitkisel ilaçlar getirirken üstü kapalı sözlerle kendisini iğnelemesinden de bıkıp usanmıştır. Bir yandan da son zamanlarda bir hayalet gibi düşüncelerini ziyaret eden eski sevgilisiyle yaşadığı tutkulu geçmiş aklına düşüp durmaktadır.
 

Kang Tae-Wook ise bir süre önce parlak savcılık kariyerini bir kenara atıp avukatlık yapan üç nesil hukuk geçmişine sahip köklü bir aileye mensuptur. İçten içe duyuduğu aşka rağmen tırmanabileceği en yüksek noktaya ulaşmak için kariyerini seçip bebeğini aldırmayı seçen ve bunu da ona danışmadan yapan eşiyle ilişkisi bunu öğrendiği anda tamamen bitmiştir. Aralarına aşılmaz duvarlar ören bu olay sonrası artık aynı evi paylaşan iki yabancıdan farksızdırlar ve O da kendini işine adamıştır. Kang Tae-Wook'u canlandıran Ji Jin-Hee'i Sarayın Mücevherindeki yüzbaşı olarak hatırlarım. Sadık eş Kang Tae-Wook rolünde izlerken  Go Hye-Ran'ya hayat veren Kim Nam-Joo ile yakaladıkları mükemmel kimyaya bayıldım. Yine bir diğer sevdiğim aktör Gong Yoo gibi hoş bir havaya ve karizmaya sahip. Rolünün hakkını sonuna kadar vermiş.
 

Hikayedeki diğer erkek kariyer için uzun zaman önce Go Hye-Ran tarafından terk edilen, beş parasızken şimdilerin ün yapmış kupa sahibi golf yıldızı Lee Jae-Young. Artık önüne geleni yatağa atan ve paraya para demeyen, sadakatsiz tam bir pisliktir. Aklında ise hala tekme yemişliğin acısı vardır. İzlediğim her an bu karaktere gıcığım kat be kart arttı. Kendi halinde karısı Seo Eun-Joo ise onun yaptıklarının farkındadır ancak söz geçiremeyecek kadar da pasif bir kadındır. (Kadına da ayrı gıcık oldum).
 

Bu diziyi izlerken dikkatimi çeken yegane şeylerden biri ise 1971 doğumlu oyuncu Kim Nam-Joo'ın konuşma tarzı ile 1981 doğumlu Song Hye Kyo'nun Descendant of Sun'daki mimik, oyunculuk ve özellikle ses tonunun bazı noktalarda birbirini ne kadar çağrıştırdığı oldu. Biri diğerinin rol modeli miydi bilemiyorum ama şaşırtıcı bulduğum için ekleme ihtiyacı hissettim.

Şarkı sözleri için Tıklayın

29 Aralık 2016 Perşembe

Second To Last Love (2016)

12/29/2016 12:25:00 ÖÖ 0 Comments

Olta ve büyük balık şansım devam ediyor. Ergen işi diziler zaten bir süredir ilgi alanımdan çıktı. Dolayısıyla bu tip yetişkin insanların gündelik yaşamından kesitler sunan ama bir ölçüde dram ve hüzün de barındıran hikayeleri izlemeyi dinlendirici ve daha keyifli buluyorum. Second To Last Love orta yaşlarındaki iki insanın talihsiz, sinir bozucu ve yanlış anlaşılmalar yumağında değişip gelişen ilişkisini anlatıyor.

Ko Sang-Sik çevre işleri müdürlüğünde çalışan kuralcı, disiplinli, işini hakkıyla yapmaya azmatmiş bir adamdır. Ekibindekilerin kimi zaman yol açtığı sorunları çözmek gibi tatsız birçok şeyle uğraşır. Ailesiyle Seul dışında doğa içinde bir yerde yaşamakta her gün bisikletle işe gidip gelmektedir. O günlerde ansızın birimi bir diğeriyle birleştirilince amiri de değişir. Kang Min-Joo ise dizi yapımcısı başarılı bir iş kadınıdır. Kanalda yaşanan her sorunun yegane sonuçlandırıcısı ve tam bir profesyoneldir. Şu anda devam eden dizi için Ko Sang-Sik'ın düzenleme işlerini yürüttüğü mekanı kullanmak ister. Ancak karşılıklı yazışma arasında yaptığı yazım hatası karşı tarafın sinirlerini zıplatınca beklediği onayı alamaz. Yetiştirmesi gereken bir çekim takvimi vardır. En sonunda sorunu çözeceğini söyleyip ekibi sahaya yönlendirir. Ko Sang-Sik kabul edilmemesine rağmen çekime gelindiğini öğrenince iyice sinirlenir. Sonrasında görürür ki onayı kendi üst yetkilisi vermiştir. Kadının bakış açısı bir bakıma mantıklıdır. Şimdilerde mekan tanıtımında en etkin yol dizilerdir ve o da bu imkanı değerlendirmek istemiştir.

Kang Min-Joo her ne kadar dediğim dedik adamı imzalı onayla yense de şimdi atlama gerektiren bir sahne için ortalığı birbirine katan genç oyuncuyu sakinleştirmesi gerekmektedir. Ekipmanların güvenliği konusunda ikna edemeyince içini rahatlatmak için atlayış yapmayı kabul eder. Ne yazık ki bilmediği şeyse bu etkinlik henüz deneme aşamasındadır ve onay alınmadan sadece kurulumu yapılmıştır. Çekim ekibi tam da o sırada alana gelip kendilerini uyaran Ko Sang-Si'ye kulak asmaz. Kang Min-Joo havada yaylı sistemle birkaç kez gidip gelir. Sonra birden herkesin dehşete düşen bakışları arasında bağlardan biri kopar ve suya gömülür. Ko Sang-Sik olaya şahit olunca bir kez daha şansına söylenip göle atlar. Suni tenefüs sonrası Kang Min-Joo ciğerlerinde kalan suyu adama püskürterek kendine gelir. Genç kadın güzel bir özür beklerken sorumsuzluk ve dikkatsizlikle suçlanınca ikili bir kez daha didişmeye başlar.

Yaşananlar astı Cha Soo-Hyuk'un ihmalinden kaynaklansa da Ko Sang-Sik yönetici sıfatıyla kendisinin de ihmal ettiği şeyler olduğunu öne sürüp genç adamın disiplin cezası almasını engeller. Kang Min-Joo  bu arada şehirden taşınır ve tesadüfen Ko Sang-Sik'in kiracısı olur. Ne yazık ki O'nun için de işler ters gitmektedir. Çalıştığı dizi çalıntı senaryo ithamlarıyla karşı karşıya kalınca zor duruma düşer. Hikayenin asıl sahibiyle anlaşmak durumundadır ve esefle fark eder ki bu kişi Ko Sang-Sik'in kızkardeşidir. Görünüşe göre bir takım nedenlerden adamın çalıştığı bu sektöre belirgin bir hoşnutsuzluğu vardır. Geçmişte yaşadığı olay ölümle sonuçlanmış ve adamda ansiyeteye varan bir travma bırakmıştır. 

 

Notlar:

Second To Last Love aynı adlı japon film ve dizi serisinin Kore uyarlamasıdır.

10 Mayıs 2015 Pazar

A Jewel in the Palace (2003)

5/10/2015 04:55:00 ÖS 0 Comments

Hatırlatma: Aşağıda yer alan metin dizinin tamamı hakkında bilgiler içermektedir.

Sarayın Müceheri (A Jewel in the Palace /Dae Jang Geum (2003)): Joseon Devri'nin erkek egemen dünyasında alt sınıftan gelen genç bir kızın saray hanımılığından başlayıp Kralın başhekimliğine yükselişini, dönemin en yüksek tıp otoritesi ve bir kadın olarak tarihe geçişini anlatan gerçek bir yaşam öyküsü. Sadece ülkesinde değil dünya çapında geniş kitlelere ulaşan hatta birçoğumuzu Kore dizi sektörüyle tanıştıran bu dizinin adını ilk duyduğumda üniversite için şehir dışındaydım. Babam da aynı dönem TRT'de yayınlanan Kore dizilerinin sıkı takipçisiydi. Evde olduğum zamanlar O izlerken bazı bölümlerine takılırdım. Sonra bir arkadaş sayesinde Winter Sonata'yı izledim. Daha çok anime ve Japonya kaynaklı şeylere ilgim vardı ve orijinal dil Korece'yi ilk duyduğumda çok da sevmemiştim. Bu arada Sarayın Mücevheri adıyla ekranlara gelen bu dizi de aradan geçen zaman diliminde birçok kez farklı kanallarda tekrar edildi durdu. Hatta bunlardan biri tam da suyunu çıkarmak deyimine uyar biçimde başa sarıp kaç kez verdi bilmiyorum ama görmekten içime fenalık gelmişti. Elde ettiği beğeni nedeniyle neyse ki TRT sonrasında birçok farklı Kore yapımını ekrana getirmeyi sürdürdü. Böylece Kore dizileri hayatımıza girmiş oldu. Günümde özellikle ülkemizde bir Kpop yada Hallyuu dalgası varsa temellerini burada aramak kesinlikle yanlış olmaz.
Hikâye, Joseon Hanedanlık’ı altındaki Kore’de, Kral Seongjong, Kral Yeonsan-gun (1494-1506) ve Kral Jungjong’un (1506-1544) saltanatları esnasında geçmektedir. Konu şu şekilde başlar. O sıralar veliaht prens olan Kral Yeonsan-gun’un annesi Kraliçe Yun’un, kralın emri üzerine bir grup saray muhafızı tarafından zehirlenir.
Sarayda mutfak leydisi olan Park, mutfak leydisi Choi’u Ana Kraliçe’nin yemeğine zehir katarken görür. Ancak durumu bildirdiği üst kademe zaten bu işi yaptıran kişilerdir. Gerçeğin ortaya çıkmaması için bir iftira atarak kendi iç prosedürlerine göre (zehir içmeye zorlayarak) kadını ortadan kaldırmak isterler. Lady Park önce, zehirin içine gizlice panzehir karıştıran ve beline de olayları anlatan bir kâğıt sıkıştıran saraydaki en iyi arkadaşı, mutfak leydisi Han tarafından, daha sonra da, inzivaya çekilmiş olan eski asker muhafızı Seo tarafından kurtarılır. İkisi evlenirler. Bir yandan uzak bir köyde, düşük sınıftan insanlarmış gibi davranarak gizlice yaşamlarını sürdürürken bir yandan da Jan geum adını verdikleri oldukça zeki küçük kızlarını büyütürler. 1504 yılında Kral Yeonsan-gun, annesinin cinayeti hakkında geniş bir araştırma başlatılması ve bu olayın ardındaki herkesin yakalanıp öldürülmesi emrini verir. Ne yazık ki olayla bağlantısı nedeniyle gizli bir hayatı seçen Seo ve ailesi muhafızlar tarafından fark edilirler. Kaçış sırasında acı biçimde anne ve babasını kaybeden Jang-geum, bir şekilde saraya girmeyi başarır. Cesareti, meraklılığı, yeteneği, iyi kalpliliği ve kararlılığı sayesinde (annesinin en iyi arkadaşı olan) Leydi Han’ın'ın kanatları altında bir mutfak leydisi olarak yetişir. Saray Mutfağı’nda nesillerdir adeta saltanat sürer gibi güçlenen, kazanma hırs ve azmindeki Leydi Choi da yeğeni Choi Keum-yeong'ı eğitmektedir. Rekabet çocukluktan itibaren büyüyen iki kızı ister istemez birer rakip haline getiriken aralarına giren aşk hikayesi kardeşlik hislerini düşmanlığa çeviren şey olur. Geçmişteki kirli oyunları fark eden Jang-geum ve Lady Han bir kez daha Lady Choi'un başını çektiği, aynı zamanda yüksek rütbeli memurların ve (Leydi Choi’un abisi) tüccar Choi Pan-sul’un da dahil olduğu bir komplo ile vatana ihanetle suçlanırlar. Her ikisi de köle olarak Jeju Adası’na sürgün edilirler. Sorgu sürecindeki işkenceler nedeniyle Leydi Han yolda aşırı derecede bitkin düşer ve ölür. Sarayda ise Leydi Choi, arzu ettiği güce kavuşmuş ve Mutfak Baş Kâhyası olmuştur.
 
Uğradığı haksızlık ve kayıpların ardından Jang-geum, Jeju adasında köle sıfatıyla hayattan vazgeçmiş şekilde yaşar. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir şekilde tayinini aldırmış ve adım adım genç kadını izlemiştir. Jang-geum başlangıçta sadece bir köle olduğunu zannettiği, açık sözlü ve pragmatik doğasından pek de hoşlanmadığı ancak bununla beraber oldukça başarılı ve ünlü bir hemşire olduğunu keşfettiği Jang-deok'la sıkı bir dostluk kurar. Dahası başarılı hemşirelerin özenli bir değerlendirmeden sonra sarayda çalışmak için seçilebileceklerini öğrenince annesinin ve Leydi Han’ın intikamını alabilmek için saraya dönebilmesinin tek yolunu bulduğunu fark eder. Öte yandan mutfakta kazandığı bilgi birikim sayesinde ülkedeki hemen her bitkiyi tanıması, hatta bunların tıbbı faydalarını da bilmesi Jang-deok’ın dikkatinden kaçmaz. Böylece bir süre sonra Jang-deok’ın önerdiği eğitim sürecini kabul edip O'ndan tıp bilgilerini ve gözetimi altında da tedavi uygulamaları yaparak sıkı bir öğrenim süreci geçirir. Disiplinli, öğrenmeye her daim hazır, kararlı ve cesurdur. Kısa süre sonra adada başarılı bir hemşire haline gelir. Bununla beraber, bir tıp insanı olmanın erdemlerini tam anlamıyla fark edebilmesi için kalbindeki nefretten kurtarmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu yüzden çıktığı yol intikam içeriyorken amaçlarını da sorgulaması gerekir. Hemşire eğitimi seçimi için yapılacak sınava girmek üzere başkente geldiğinde üst düzey bir bakanın hasta oğlunu tedavi etmek durumunda kalır. Hemşirelik eğitimi sürecinde bu durum O'nu okul hocası ile karşı karşıya getirir ve zorlu bir süreç yaşamasına neden olur. En nihayetinde öğretmeninin de takdirini kazanarak en iyi dereceyle sınavı geçer ve sarayın kraliyet hastanesine atanır. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir kez daha onu izler. Jang-geum için zorlu süreç devam eder. Artık Mutfak Baş Kâhyası olmuş olan Geum-yeong'la karşılaşması kaçınılmazdır. Şimdilerde kralın saray kabinesinin bir üyesi haline gelmiş olan Yüzbaşı Min Jeung-ho ile yakınlaşırlar. Onları kıskanç gözlerle izleyen Geum-yeong sırf bu yüzden halasının Jang-geum’dan kurtulmak için geliştirdiği entrikalara destek verir. Halası, Leydi Choi, bu mevkideki Leydi Park’ı kovdurarak onun yerine geçip Saray Sekreteri olmuştur.

Bu arada genç kadının küçükken yakınlaştığı ve en iyi arkadaşlarından biri olan Yeon-seng, Jang-geum uzaktayken, Kral’ın dikkatini çekmiş ve cariyesi olmuştur. Yine de sonrasında ziyaret edilmeyen, bu yüzden de çalışanların dahi çok da saygı göstermediği bir konuma düşmüştür. O'nun bu haline fazlasıyla üzülen
Jang-geum geçmişteki saray leydiliği günlerinden kendisini hatırlayan ve Lady Han'a da saygı duyan Baş hadım ağasının gösterdiği yakınlığı sayesinde kralın Yeon-seng'ı ziyaret etmesini sağlar. Geçirdiği bu geceden sonra hamile kalan genç kadının konumu yükselip sekizinci eş haline gelirken Jang-geum’a, sarayda daha güçlü bir desteğe sahip olur. Derken çeşitli rahatsızlıklardan muzdarip kral tekrar hastalanır ve saray mutfağının baş kahyası Geum-yeong durumdan sorumlu tutularak gözaltına alınır. Kral’ın gıdalardan zehirlenmediğini gayet iyi bilen Jang-geum sağlık raporlarını gizlice dışarı çıkarır ve kopyalarını alır. Fakat saray beyleri raporların kayıp olduğunu fark ederler. Bir hemşirenin bu gizli belgeleri okuması, dışarı çıkarması ve kopya etmesi çok büyük bir suçtur ve cezası ölümdür. Yaptığı fark edilince Kraliçe Jang-geum'ya idam cezası verir. Ancak kral hala bilinci kapanmış şekilde yatmaktadır. Bu yüzden Jang-geum'ın sözlerine kulak tıkayamaz. İdam emrini geçici bir süre durdurur. Hatta kendi tahtını da tehlikeye atarak ondan kralın gerçek hastalığının sebebini bulmasını ister. Ancak bu şekilde hayatını kurtarabileceğini söyler. Saydan gizlice çıkarılan Jang-geum artık şehre dönmüş kendi özel muayenehanesini işleten Jang-deok'ın yardımıyla kralla aynı belirtileri gösteren hastaları inceleyip olası tedavi yöntemlerini dener. Ancak fark ederler ki bu daha önce onların görmediği, duymadığı bir hastalıktır ve adı da yoktur. Saray başhekimi doktor Yonsa'nın teşhisi ise deri tüberkülozudur. Tedavi de haliyle farklıdır. Sonuçta Jang-geum başta kadın ve sadece bir hemşire olduğu için kendi teşhis ve tedavisini kabul ettiremez. Tabii başhekimin başta işe yayar gözüken tedavisine rağmen kralın durumu ağırlaşır. Sonunda Kraliçenin de onayıyla Jang-geum'nın tedavi yöntemi uygulanır. Her ne kadar işler yolunda gitse de bazı nadir durumlarda karşılaştığı gözleri körlük durumu oluşur. Çaresiz kraliçe bu durumdan Jang-geum'u sorumlu tutar. Ancak Jang-geum kralın gözlerinin tedavi yüzünden değil, hastalıktan dolayı kör olduğunu söyler ve kralın nabzına bakmak ister. Bu isteği saray kurallarına tamamen aykırıdır. Ancak kraliçe en başından beri Jang-geum'a güvenmiştir ve yapabildiklerini de görmüştür. Bu isteğini yerine getirir. Jang-geum kralın nabzını ölçtüğünde başka bir şeylerden şüphelenir ve araştırmalarını sürdürür. Sonunda deri tübekülozuna neden olan asıl sorunu bulur ve tedavisini uygulamaya başlar. Ancak kral zayıf düşmüştür ve hazırlanan ilaçları içmekte zorlanır. Bu durumda kraliçe panikler. Tedaviyi yarıda keser ve Jang-geum'u hapise yollar. Fakat kralı inceleyen doktorlar durumunun iyi gittiğini fark eder ve bunu Jang-geum'un tedavisine bağlarlar. Kraliçe Jang-geum'u tekrar çağırır. Jang-geum hiç denenmemiş yöntemler izleyerek kralın gözlerini de açar.

Leydi Han ve Jang-geum'un kükürtlü ördek yüzünden suçlu gösterip sürgün cezası almalarına neden olan komploya ön ayak olan Doktor Yonsa Chang, Jang-geum'un kralın iyileştirmesinden sonra başarısızlığı nedeniyle çıkar ortaklığı yaptığı Lady Cho'dan korkmakta ve yaptıklarından dolayı vicdanen rahatsızlık duymaktadır. Bu arada zamanında Jang-geum'a zarar veren gerek eski saray sekreteri Lady Tang Park, gerekse Laydi Choi ve bakan Gyeom-Ho Oh (Guyumho) birbirlerine girmiştir. Bu karışılıktan faydalanan Jang-geum ve Yüzbaşı Min Jeung-ho, Saray Sekreteri Leydi Choi ve emrindekilerin geçmişten o güne değin gerçekleştirdikleri tüm entrikalarını ortaya çıkarırlar. Bu durum Choi ailesinin ve yüksek rütbeli memurların yıkımı ile sonuçlanır.

Jang-geum gerek sarayda gerekse saray dışında birçok hastanın hayatını kurtarmayı sürdürür. Salgın hastalık zannedilip ölüme mahkûm edilmiş bir köy dolusu insanın aslında gıda zehirlenmesi geçirdiğini anlar ve onları tedavi eder. Daha önce Jang-geum, Kraliçe'nin rahminde ölü bir bebek olduğu konusunda doğru teşhiste bulunarak Kraliçe'nin hayatını kurtarmıştır. Ayrıca Ana Kraliçe'yi de tedaviye ikna etme konusunda başarılı olmuştur ve saray hekimleri tarafından, uzun zamandır yanlış teşhis edilmekte olan Kral'ın kronik hastalığının temel sebebini bulmuştur. Şimdi ise, oğlunun çiçek hastalığını tedavi ederek Kraliçe'nin minnettarlığını ziyadesiyle kazanmış durumdadır.
Bu süreçte meydana gelen şaşırtıcı durumsa Kralın Jang-geum'ya aşık olmasıdır. Ancak, onu cariye yaparken ülkesinin yaşayacağı kaybın önemini, Jang-geum'nın mesleğine duyduğu tutkuyu, dahası kalbinin şimdilerde Saray Sekreteri olan Min Jeung-ho'da olduğunu (fazlasıyla kıskanarak) fark eder. Bu nedenle yanında tutabilmesinin tek yolu olarak başarısını devam ettirmesi için önünü açmaya karar verir. Önce ("Büyük" anlamında) "Dae" unvanı ile birlikte 9 dereceli devlet memuriyeti sistemde (en düşük derece dokuzdur rakamlar küçüldükçe rütbe büyür) üçüncü dereceden memuriyet pozisyonu vererek Jang-geum'u şahsi hekimi yapacağını duyurur. Kararı; yalnızca seçkin bürokraside bir kadın bulunmasının ülkenin tarihine açık bir saygısızlık olduğunu savunan değişim yoksunu bakanlar tarafından değil eğitim camiasına mensup bilginler arasında da çok fazla tartışma ve protesto ile karşılanır. Öte yandan Jang-geum, bu görevi kabul ederek, kadınların da hakları ve gücü olduğunu gösterebileceğinin farkındadır. Ülkedeki yozlaşmış fikirleri yıkma arzusuyla ama yine de çok da gönüllü olmayarak, hatta kendini riske atarak kralın sunduğu mevkiyi kabul eder. Kendi aleyhine ateşi körüklemiş olur. Ancak O'nun terfisini sadık bir şekilde destekleyen Min Jeung-ho, alimlerin öğretilerine karşı geldiği için mimlenir ve sürgün edilir.

Derken birden bire Kral'ın hastalığı yeniden nükseder. Gösterdiği özenli bakıma rağmen Jang-geum'nın yapabileceği fazla bir şey kalmamıştır. Artık akupunktur veya ilaçlarla bile tedavi edilememektedir. Son çare olarak ameliyatı önerir. O güne değin cerrahi yöntemi benimsemeyen tıp camiası başta olmak üzere üst düzey bürokrasi, saray memurları, bu hiç duyulmamış, yaklaşım karşısında dehşete kapılırlar. Bedeni kutsal kabul edilen Kral'a böyle bir işlem önermek başlı başına suçtur. Kral, Jang-geum'a inanmasına rağmen, günlerinin artık sayılı olduğunun da farkındadır. Eğer ameliyat başarısızlıkla sonuçlanırsa idam edileceğinin de farkındadır. Yaşaması için O'nu özgür bırakmaya karar verir. Ameliyatı kabul etmiş gözükse de işlem yapılacağı günün gecesi genç kadını gizlice saraydan çıkarttırır ve bir sandalla Min Jeung-ho'nun sürgün edildiği adaya yollar. Jang-geum bir doktor bilinci ve sorumluluğuyla çaresizce geri dönüp tedaviyi gerçekleştirmek istese de muhafızın ilettiği kraliyet emrine uymak zorunda kalır. İkili yeniden kavuşunca evlenirler. Sekiz yıl sonra kızları Sona ile yaşamaktadırlar. Tüm bu süre boyunca, ansızın görevini bırakıp kaçıp giden konumunda olduğu için Jang-geum ve sürgün Jeong-ho kendilerini mümkün oldukça gizlemek zorunda kalır. Bununla beraber, Jang-geum nereye gitse hastaları tedavi etmeyi bırakmaz..

Kurtardığı hayatlara dair söylentiler bir şekilde saraya ulaşır Sonunda, izleri bulunur ve saraya geri getirilirler. Ölen kocasının yerine tahta geçen oğlu sayesinde Kraliçe Munjeong artık mutlak bir güce sahiptir ve ana kraliçe olmuştur. Jang-geum ve Jeong-ho'ya eski unvanları ve itibarlarını geri verir. Her şeye rağmen ikili, saray politikalarından uzak, kendi yollarına devam etmeyi seçer. Hikâye, Jang-geum'nın hamile bir köylü kadına başarılı bir şekilde ilk defa sezaryen ameliyatı yapmasının ardından biter.