Adnını Güneşin Oğulları olarak çevirebileceğimiz bu yapım büyük ses getirdiği yıl benim için asker konusu içerdiği için ötelediğim sonrasında linkleri öldüğü için edinemediğim bir seriydi. Keşke indirseydim diye hayııflandım ama nafile. Bazen dizileri izleyememek izleyici için artı demek sanırım. Böylece harika hikayelerin iyiler arasında kaybolup gitmesi mümkün olmuyor. Bizim için onları çeviren iki malum site var. Yeppudaa ve Koreanturk (İyiki varsınız:) Lütfen bir yerlere gitmeyin:) Şahsen ben ilkini tercih ediyorum çünkü paylaşım dosyaları diğerininkinin yarısı kadar. Ancak dizinin dünya çapındaki başarısı ve izlenme oranları tavan yapınca telif hakkı devriye girdi ve linkler ölüverdi.Bir süredir aralıklarla belki yine paylaşılır umuduyla aranıyordum ki nihayet harika yapım nete düştü. Keyfime diyecek yoktu elbet. Hedefe kilitledim. İki günde bile bitirebileceğim kadar nefisti ama malum yüksek lisans işleri yüzünden tadını çıkararak ve kendimi frenleyerek tv den uzak durdum.


Gelelim içeriğinde ne var ne yokmuş deyip eteğimizdeki taşları dökmeye. Bir Bileşmiş Milletler askeri olan Yoo Shi Jin ve arkadaşı Başçavuş Sao Dae Young görev sonrası başkente dönmüş ve eğlence parkında oyuncak tabancalarla hedef vurma standında ter dökmektedirler. Tam ellerindekinin bozuk olduğu konusunda hem fikir olmuşlardır ki yardım isteyen bir kadın çığlığı duyarlar. Görünüşe göre biri hırsızlık yapmış motorsikletiyle olay yerini terk etmektedir. Tam da bulundukları yolu geçerken ikilinin plastik mermileri ile yeri boylar. Düşme yüzünden yaralanınca gerekli ilk müdahaleyi yapmaya koyulur ve koluna durumunu anlatan bir de not yazıp gelen ambülansla hastaneye postalarlar. Ancak sonrasında fark ederler ki hırsız o hengamede baş çavuşun telefonunu yürütmüştür. Yüzbaşı kendisininki ile arar ama açan olmaz Soluğu hastanede alırlar. Bu arada hastamız rönteng için gittiğinden telefonu çalınca tedaviden sorumlu doktorumuz Kang Mo Yeon onu yerine cevap verir. Çağrı kaydı Büyük Patron olarak gözükmektedir. Dolayısıyla geldiklerinde çoktan karşısındakinin çete lideri ya da benzer birşey olduğu kanaatına varmıştır. (Gerçi o sevimli yüzle kim çete lideri olur ki! Ah Ah!) Durumu açıklama girişimini görmezden gelir ve konuşmaya gönüllü bile olmaz. Tabii yüzbaşı hanımefendiyi çoktan ilginç bulmuştur ve kolay kolay pes etmeye niyeti yoktur. Bu arada sevimli hırsızımız hastaneden kaçar. Çünkü alacaklıları peşindedir. Ellerine düşer ve tartaklanırken Yüzbaşı Yoo Shi Jin ve arkadaşı Başçavuş Sao Dae Young olaya müdahil olurlar. Görünüşe göre kendi geçmişi de pek parlak olmayan Sao Dae Young delikanlıyı abisi olarak korumak istemektedir. Kaba ve kötü adamlar ikilinin elinden hamur haline gelir ama bu arada delikanlı iyice benzetilmiştir.


Çocuk revire götürüldüğünde halini gören güzel doktorumuz  her ne kadar Yoo Shi Jin "güzelleri, yaşlıları ve yardıma ihtiyacı olanı korurum" ilkesiyle yaşadığını söylese de suçlu olduklarına inanmıştır. Açıklamalarına kulak tıkar ve güvenlik kameralarıyla teyit etmek ister. CCTV'de durumu anlayınca özür diler. Görünüşe göre aklandığı için memnun olan Yüzbaşı Yoo Shi Jin kibarca özrünü kabul edip karşılığında bir iylik yapmasını ve kendisini tedavi edimesini ister. Yarasını işaret edince Kang Mo Yeon dalga geçtiğini düşünüp parmak basar. Kıvranırken tişörtünü sıyırınca ufak bir şok geçirir. Görünüşe göre adam sözlerinde ciddidir. Dikişleri açılmış ve yarası kanamaktadır. Nasıl olduğunu sorunca üstün körü bir sebep söyler ama doktorumuz da geçmişte gönüllü çalışmalar yapmıştır ve silah yaralanmalarına aşinadır. Yüzbaşı yine de çok net konuşmaz. Birimindeki revire rağmen kontrol için gelip gelemeyeceğini sorar. Çünkü uzun yolları göze alacak kadar karşısındakinden etkilenmiş haldedir. Ancak sonraki görüşmeleri Kang Mo Yeon'un girdiği acil ameliyat yüzünden gerçekleşmez. Yoo Shi Jin bir süre bekleyip birliğine döner. Telefonlaşırlar ve Yoo Shi Jin geç saate rağmen yine de  gelebileceğini söyler. Hastaneye adım atmıştır ki görev için çağrıldığını bildiren bir telefon çağrısı alır. Görünüşe göre bir araya gelmek o an için mümkün olmayacaktır. Durumunu bildirdiğinde buluşmaya hazırlanan Kang Mo Yeon  nerede olduğunu sorar. Genç adamın çatıdayım yanıtına şaşırır. Yoo Shi Jin bir sonraki sefere hastane dışında bulmayı ve sinemaya gitmeyi öneirir ve kendisini almaya gelen helikoptere biner.

Afganistandaki bir rehine krizini çözüp geri döndüğünde hiç birşeyin farkında olmayan ve ikinci buluşma için nöbet bitimi evine gitmek üzere çıkan sevgilisini almaya gelmiş sıradan bir genç adamdır. Ancak sinemada beklenmedik görev takvimi uyarınca emir aldığı bir telefon gelince kızımız "yine mi terk ediliyorum?" derken adamakıllı bozulmuştur. Genç adamın verebileceği tek cevap özür dilemektir. Kang Mo Yeon randevuya yalnız devam etmeye ve filmi yalnız izlemeye karar vermiştir ki kendisi de hastaneden gelen bir telefon nedeniyle çıkmak zorunda kalır. Uzun süredir akademik kariyer ve profesörlük için uğraşmakta ve bu uğurda hocalarının rica adı altında ayak işlerini yapmaktadır. Daha iyi olabilmek için deneyim kazanmak ve rakiplerinden sıyrılabilmek için uzun mesailer harcayıp ameleyathanede de ter dökmektedir. Tüm bu çabasına rağmen alt sınıfından bağlantıları iyi bir başka kişninin yerine seçilince 4. başvurusu da böylece geri çevrilmiş olur. Kıza ve pişkinliğine duyduğu derin öfke ya da döktüğü gözyaşları durumu değiştirmez. Yeni profesörün ayak işi niteliğindeki yüzsüz talepleri de pes dedirtir. Ancak bu durum beklenmedik biçimde onun için yeni bir kapıyı açar. Televizyonda sağlık programına çıkan konuk doktor olarak ekranda boy gösterirken ünü ülke çapında yayılmaktadır. Yoo Shi Jin döndüğünde önce telefonlarına yanıt alamaz ama kısa süre sonra onu ekranlarda bulur. Yeniden bir araya geldikleri kafede karşılıklı otururlarken aralarında görünmez bir duvar örülmüş gibidir.  İkilinin konuşması bir yol ayrımı niteliğindedir. Kang Mo Yeon oek çok cümlenin ardından ilişkilerini bitirmeyi seçer. Yoo Shi Jin zaten bunu bekler gibidir ve iyi dileklerini sunmakla yetinir. Sekiz ay sonra Kang Mo Yeon hastane başkanının iş dışı beklentilerini karşılamayışı yüzünden bir Bağdat kenti Uruk'a gönüllü gidecek ekibin başında sürgüne yollandığında  burada bölük komutanı konumundaki Yoo Shi Jin ile yeniden karşılaşırlar.



Hikayemizin ikinci çiftinin odağında başçavuş Sao Dae Young ve yine asker ama aynı zamanda bir doktor olan Yoon Myeong Joo var. Biri generalin kızı öteki düşük seviye bir asker. Yani sosyal statü aralarındaki en büyük engel ve general baba da yine yüksek mevki bir asker oğlu olan Yoo Shi Ji'i damadı olarak görmek istemekte. Bu yüzden onaylanmayan birliktelikleri her defasında ayrılık anlamına gelmekte. Adam için hüzünlü bir aşk. Çünkü ulaşılabilirliği yok. Kişi nasıl doğduğunu ya da nereye ait olduğunu değiştiremiyor.  Mesleğinin bir parçası itaati ve kabullenmeyi gerektiriyor. En büyük engeli sevdiği insanın babası olduğu kadar sorgulamadan emirlerine harfiyen uyması gereken üssü durumunda.


Seri hakkında birkaç not düşeyim. Bu dizi hakkında kesinlikle yanıldığımı itiraf ediyorum. Asker, silah ve çatışma içerikli yapımları pek sevmem. Ancak konu basit gibi gözükse de insancıl yönü beni derinden etkiledi. Vatan, bayrak ve millet sevgisini hissetmek bu duyguya yabancı olmayan bir toplumun ferdi olduğumdan belki zaman zaman fazlasıyla duygulandırdı. Neden asker oldun sorusuna Yoo Shi Ji'in verdiği cevap manidardı."Birilerinin olması gerek." Gerçekten de ne kadar doğru bir tesbit. Birileri fedakarlık yapmasa ve canını ortaya koymazsa güzide ülkemin hali nice olur diye düşünmeden edemedim. Korelilerdeki vatanseverlik bizimkine benzer duygular hissetirdi sanırım. (Gerçi yakın zamanda halkın vatandaşlıktan çıkmaya meyilli olduğunu da okumuştum bir ara nette.) Öte yandan oyuncu Song Joong-Ki dizi öncesi askerlik hizmetini tamamlamıştı. Belki de bu yüzden karakterine hayat verirken o hislere aşinaydı ve en ufak bir yapmacıklık hissi uyandırmadı. Hikayenin bam telimize dokunan insancıl yönü ise bambaşkaydı. Deprem sonrası Uruk Halkına yardım elli uzatılışı ve yerli halktan bir santral çalışanının botlarını ayakları açık ayakkabısında kan revan içinde kalmış doktora kızımıza verdiği o sahneyi izlerken gözyaşlarımı tutamadım. Felaketlerde insanlık önceliklidir. Din, dil, milliyet ayrımı olmaz. 17 Aralık depreminde bunu yaşamış bir toplumuz. Bizler için içler acısı bir dönemdi. Çekilen sıkıntıları halen hatırlarım.

Dizideki yan karakterler de rollerinin hakkını vermiş. Hikayede kötüler de var olmalı elbet ve buradaki kötü adam cidden çok karizmaydı. Amerikalı eski asker şimdilerin silah kaçakçısı Argus sergilediği muhteşem oyunculukla iyi iş çıkarmış. Ses tonu da bir o kadar etkileyici. Yoo Shi Jin ile süregelen dostluklarının bittiği o sahne de muhtemeşdi. (Anlatmak istiyorum ama tadı kaçmasın:) Yardım ekibimizin bir diğer doktor çifti Song Sang-Hyun ve Ha Ja-Ae ilerlemiş yaşlarına rağmen bir türlü sevgililik aşamasına geçemeyen sevimli halleriyle ve eğlenceli replikleriyle gülümsetti. Şu ara Arirang Tv'de Showbiz Korea sunuculuğunu yapan Jasper Choe'u Daniel Spencer rolünde görünce şaşırdım. Öncesinde dizilerde yer aldığı hakkında biraz bilgim vardı ama burada görmek süpriz oldu. Lee Chi-Hoon'un ise göçük altındaki adamı artçı şok sırasında geride bıraktığı  için pasif ve suçlu gibi davranması aptalca geldi. Deprem olurken tepene birşeyler düşmeden kaçabiliyorsan kaçman kadar doğal birşey olmasa gerek. Sonrasında kendini kanıtlama çabası falan pek inandırıcı gelmedi. Yaptığı yüzünden ona hasım kesilen karakter de bir diğer sinir tipti. Hikayede Jang Hee-Eu'ın varlık sebebini çözemedim. Sürekli "şimdi ne olacak" diyerek zırlaması dışında pek bir repliği yoktu. Senaristi keşke daha anlamlı bir rol örgüsü verseymiş iyi olurmuş. Lüzümsuz bir karakterdi.

Dizinin %40'a dayanan izlenme oranı ve dünya çapındaki başarısı malum. O yılın bütün ödüllerini de silip  süpürmüş. Senaristini ve metin yazarlarını kutlamak gerek. İnce ayrıntılarla ve yerinde espirilerle ilmek ilmek örülmüş ve çok iyi sunulmuş. Ama şu final konusunda daha iyi birşeyler yapılabilirdi. Klişe olsun ne fark eder. Niye bize harika bir finali çok görüyorlar bilmem:) Seriyi ülkemizde ekranlarda görmek isterdim doğrusu. Ama bizim kanllarımız genelde uzun serileri tercih ediyor.  (Artık yayınlamıyorlar tabii) Bu yüzden pek ihtimal dahilinde görmüyorum.

Müzik albümü ise en az seri kadar dinlenilesi. Gummy'nin You Are My Everything'i ilk sırada gönlüme taht kurdu. Ancak tüm albüm arşivlenmeyi hak ediyor. Aslında bu denli hoş şarkılar neden bir albüme konmuş ki? Her biri bir dizinini baş yapıt şarkısı olabilirmiş.

1. Gummy: You Are My Everything
2. Yoon Mi Rae : Always
3. LYn : With You (En az You Are My Everything kadar güzel )
4. Mad Clown and Kim Na Young: Once Again (Rap kısımlarını duyunca hayal kırıklığı yarattı)

Hikayemizin iki ana karakterinin 2017 sonlarında evlendiğini söylemek ayrı bir keyif. Song Joong-Ki 1985, Song Hye-Kyo ise 1981 doğumlu. (Bana da uyarmış :) Çünkü ikilinin kimyası gayet gerçekçi görünüyordu:) Birbirlerine çok yakışıyorlar. Ömürleri boyunca beraber mutlu olmalarını dilerim.




Kore media ve eğlence sektörü markalaşma ve pazarlama açısından cidden iyi iş çıkarıyor. Tabiri caizse parlayan yıldızların etinden sütünden hatta kemiğinden yararlanıyor desek yanlış olmaz sanırım. Elbette karşılıklı bir durum bu. Sektörde kalıcı olabilmek adına ün yakalayan her yıldız adayı oyunculuk, şarkıcılık, modellik ya da reklam yüzü olma fırsatı karşısında çıktığında geri çeviremiyor. Çünkü her gün yeni yeni adaylar boy gösterirken kalıcı olabilmek kolay olmasa gerek. Ancak sektörün karanlık yüzü de göz ardı edilemez. Bir dönem kadınlar için medya patronlarının odasından geçmeden ya da onların çevreleri için arzu ettikleri talepleri! yerine getirmeden basamakların tırmanılamadığı ve bir çoğunun bunalımlı bir süreç yaşadıklarını hatta yüzden bazılarının ne yazık ki intaharı seçtiğini okumuştum. Aklımda kaldığı kadarıyla Boys Pver Flower'ın oyuncularından 26 yaşındaki Jang Ja Yeon'un hikayesi böyle gelişmişti. Genç yıldız evinde kendisini öldürmüş ve intiharıyla bütün Güney Kore’yi yasa boğmuştu. Geride bıraktığı 7 sayfalık mektubunda sanat dünyasını suçlamış, menajerinin kendisini seks kölesi olarak kullandığını, rol kapabilmesi için medya yöneticileri ve CEO’larıyla yatmaya zorladığını anlatmıştı. İşte bize sunulan pembe dünyalar gerçekten o kadar pembe mi tartışmaya açık.

Uzun bir aradan sonra iki ayrı sayfa ile erkeklerden bahsetmişken kadın oyuncuları es geçmek haksızlık olur dedim ve bir başlık da onlara açmaya karar verdim. Erkekler kadar iyi işler çıkaran ve sektörde sağlam yerler edinen başarılıı hanımlara göz atalım şimdi

Ha Ji-Won : Yaşı ve görünümüye iki ayrı kutbun insanı Ha Ji-Won 'ın 1978 doğumlu olduğuna inanmak benim için cidden zor oldu:) Zarif ve kendinden emim tarzıyla ülkesinin gözde yüzlerinden de biri. İlk oyunculuk denemesi 1997'de gerçekleştirdi ve bunu birçok ufak rol izledi. 2000'lere geldiğinde periyodik drama Damo: The Legendary Police Woman dizisndeki performansıyla artık göze çarpan biriydi. Aynı sıralar ilk albumünü de piyasa sürdü. Neyseki şarkıcılk kariyerini seçmek gibi bir hataya düşmemiş:) Benim için tanıdık bir sima olması izleyici oranları %30 u aşan Hyun Bin ile başrolü paylaştığı 2010 yapımı Secret Garden'a dayanır. Dolayısıyla S-sonrasında yer aldığı yapımları istikrarlı şekilde takip etmeye değer buldum. İzleme şansı bulduğum belli başlı filmleri sıralarsam: Hikayei beni oldukça eğlendiren 100 Days with Mr. Arrogant (2004), deneyimli oyuncu Kwon Sang-Woo'u bir rahip olarak görüp de onun aklını çelme yolunda izlerken pek çok kez gülme krizi yaşadığım Love So Divine (20014), Hikayesi 1800!lü yılların sonuna dayanan aynı adlı romanın kore uyarlaması sayılabilir mi tartışılır Daddy-Long-Legs (2005), bir bilikurgu hikayesi sunan Sector 7 (2011), aklımda çok da yer etmeyen son izlediğim yapım Life Risking Romance (2016). İzlediğim dizileri ise kronoloji ile verirsem şu şekilde sıralayabilirim. İzlerken zerre zevk almadığım ve neden bilmiyorum senaryosu da dahil her şeyinden soğuduğum, Secret Garden öncesi izlesem bana oyucunun başka dizisine bir daha uğratmayacak denli sinir olduğum, sadece ost şarkılarını oldukça sevdiğim Something Happened In Bali (2004), hikaye ve oyunculuk anlamında göz dolduran Secret Garden (2010), bir diğer yıldız oyuncu Lee Seung-Gi ile rol aldığı masalsı sevimli hikayesiyle The King 2hearts (2013), herşeyiyle sevdiğim oyuncu Ji Chang Wook'n da yer aldığı Empress Ki  (2014), her bölümde giydiğ ve takıp takıştırdığı şeylerle hayran kaldığım The Time We Were Not In Love (2015) ve henüz birkaç bölümünü izlediğim Hospital Ship (2017).

Son Ye Jin: 1982 doğumlu oyuncu Kore'ye dair izlediğim keşfettiğim dünyaya adımı atmama neden olan A Moment to Remember adlı o harika filmde yer alması açısından da özel bir yere sahip. (Ek Bilgi: Bizdeki Özcan Deniz ve Fahriye Evcenli çakma versiyon Evim Sensin ise tam bir faciadır.) Kariyerinin başlangıcı 2000 yılı olarak gözüken son derece hoş ve alımlı bu hanımefendi yer aldığı bir kaç yapımda sergilediği cesur +18'lik sahneler dolayısıyla şaşırıp biraz kendisinden soğumama ve son filmlerindeki düşük performans nedeniyle hayal kırıklığına uğramama neden olsa da özellikle rol arkadaşı güzide oyuncum Bae Young Jun ile oynadığı ve yakaldığı harika kimya nedeniyle bir diğer göz bebeği filmim April Snow  hatrına halen yer aldığı projelere uğramadan da edemiyorum. Umarım daha seçici ve kaliteli projelerde yer alır. Ancak estetik mucizeleri ilerleyen yaşı daha ne kadar dondurabilir bilemiyorum. İş korelilere gelince durum değişiyor tabiii:) Oyuncunun izlediğim filimografisi ise şöyle: Beyaz perdede sırasıyla Classic (2003), A Moment to Remember (2004), April Snow (2005), Absürd ve münasebetsiz sayılabilecek konusuyla Kore Kültür Merkezi'nde izleme imkanı bulduğum My Wife Got Married (2008) Bi parca Karayip Korsanları çakması gibi hissettiren The Pirates (2014), The Truth Beneath (2016), The Last Princess (2016). Yer aldığı diziler iseEternal Love dörtlemesinden Scent of Summer (2003), Lee Min Ho ile başrolü paylaştığı eğlenceli bir seyirlik sunan Personal Taste (2010) ve dizi sonrası Kim Nam Gil ile kimyalarını fazlasıyla beğendiğim ve aralarında gerçek yaşamda da romantik birşeyler olsun istediğim harika senaryo ve mükemmel oyunculukların sergilenen Don't Look Back : The Legend of Orpheus (2013)




















Şarkıyı Söyleyen: 민경훈 (Min Kyunghoon) 
Album: The K2 (더케이투) OST Part 4 (tvN 금토드라마)
Şarkı Adı: Love You,

Not: Şarkı Sözleri Hangıl yani Kore alfabesinden okunarak çevrilmiştir. Ancak dilbilgisi kuralları açısından şarkı duyumu ve alfabedeki yazımı kimi zaman farklılık gösterebildiğinden duyulan dikkate alınıp alfabedeki yazım gözardı edilerek transkribe edilmiştir.

멀리 가고 있네요
Molli kago inneyo
아직 못한 말이 많은데 음
Ajik mothan mari manhınde ım
끝내 전해주지 못했던
kınne jonhejuji mothettdon
내 맘 보일까요
ne mam boil kayo
아직도 난 이렇게
ajikdo nan irohge
그댈 바라고 있죠
kıdel parago iççoco

Love You
잊어도 잊어도
icedo icedo
끝내려 해도
kuneryo hedo
그대가 그대를
kıdega kıderıl
지워내려 하면 할 수록
çiveryo hamyon hal suron
자꾸 그리움만 남네요 그대
çakku kırıman namneyo kıde
Love You
마음을 막아도
maımıl manado
더 커지는 건
do koçinen gon
막을 수가 없죠
mannıll suga opco
사랑합니다 사랑합니다
saranghamnida saranghamnida
오늘도 그대를
onıldo kıderıl
많이 주지 못했죠
mani cuci mothesso
결국 이것 밖에 안된걸 음
kölguk igot bakke nandengol ım
이제 멀어지는 그대를
ice morocinın kıderıl
잡을 수도 없죠
cabıll sudo opco
그래도 난 여전히
kıredo nan yojoni
그댈 원하고 있죠
kıdel  wonhago iccoyo
Love You
잊어도 잊어도
icedo icedo
끝내려 해도
kunneryo haedo
그대가 그대를
kıdega kıderıl
지워내려 하면 할 수록
civoneryo hamyon hal surok
자꾸 그리움만 남네요 그대
Cakku kıriman namneyo kıde
Love You
마음을 막아도
maımıl manado
더 커지는 건
Do kojide gon
막을 수가 없죠
magıll suga epsoco
사랑합니다 사랑합니다
saranghapnida saranghapnida
오늘도 그대를 음
onıldo kıderım
내일도 그대를
neildo kıderım

ENGLISH TRANSLATION

You’re going far away
Though there are still things I haven’t told you
Can you see my feelings
That I haven’t told you yet?
I’m still looking upon you like this
Love You
I try to forget
I try to end it
But the more I try to erase you
Only longing remains
Love You
I try stopping my heart
But I can’t
I love you, I love you
Again today
I couldn’t give a lot to you
In the end, this is all
Now you’re getting farther away
I can’t even catch you
But still
I want you
Love You
I try to forget
I try to end it
But the more I try to erase you
Only longing remains
Love You
I try stopping my heart
But I can’t
I love you, I love you
Again today
Again tomorrow



















[Mad Dog OST – Part 2]
NiiHWA (니화) – What I Want

어둠 속에
eodum soge
마치 섬광처럼
machi seomgwangcheoreom
나를 이끌어 Oh 난 (Oh~난)
nareul ikkeureo Oh nan (Oh nan)

홀린 듯이
hollin deusi
가슴 속 깊은 곳에
gaseum sok gipeun gose
열망들이 타올라 나
yeolmangdeuri taolla na
지금 내 가능성은
jigeum nae ganeungseongeun
터질 듯한 Dynamite
teojil deuthan Dynamite
내 자신을 잊어 욕망에 취해
nae jasineul ijeo yokmange chwihae
한 걸음씩 올라가
han georeumssik ollaga
난 원하는 걸 찾아
nan wonhaneun geol chaja

준비는 돼있어 (Yeah Yeah)
junbineun dwae isseo (yeah yeah)
주저할 필요는 없어 (Yeah Yeah)
jujeohal pilyoneun eopseo (yeah yeah)
위험 속에 내 미랠 걸어
wiheom soge nae mirael georeo

Cause I’m ready right now
ready right now
후회는 없어
huhoeneun eopseo

This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
촉박한 시간
chokbakhan sigan
알 수 없는 떨림 속에
al su eopneun tteollim soge
The Time is Up woh
어쩔 수 없어
eojjeol su eopseo
되돌아 가기엔 이미 너무 늦었어
doedora gagien imi neomu neujeosseo
시작을 알리는 alarm
sijageul allineun Alarm
잔인해진 players
janinhaejin Players
누군간 이기고 지게 될 이 game
nugun.gan igigo jige doel i Game
끝까지 버텨 남아
kkeutkkaji beotyeo nama
난 원하는걸 가져
nan wonhaneun geol gajyeo

준비는 돼있어 (Yeah Yeah)
junbineun dwae isseo (yeah yeah)
주저할 필요는 없어 (Yeah Yeah)
jujeohal pilyoneun eopseo (yeah yeah)
위험 속에 내 미랠 걸어
wiheom soge nae mirael georeo
Cause I’m ready right now
ready right now
후회는 없어
huhoeneun eopseo

This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
If you wanna save me save me
내 안에 꿈을
nae ane kkumeul
난 원하는 걸 알아
nan wonhaneun geol ara

준비는 돼있어 (Yeah Yeah)
junbineun dwae isseo (yeah yeah)
주저할 필요는 없어 (Yeah Yeah)
jujeohal pilyoneun eopseo (yeah yeah)
위험 속에 내 미랠 걸어
wiheom soge nae mirael georeo
Cause I’m ready right now
ready right now
후회는 없어
huhoeneun eopseo
This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
This is what i want
uh uh uh uh uh uh
uh uh uh uh uh
If you wanna save me
Wanna save me
Save me
Wanna save me babe
This is what I want
This is what I want

İngilizce Çevirisi

Like a flash of light in the darkness
You pull me over
As if I’m bewitched
Desire rise from deep in my heart
My possibility right now is like dynamite
I’m forgetting myself, drunk with desire
Going up, step by step
Looking for what I want
I’m ready (yeah yeah)
No need to hesitate (yeah yeah)
Risking my future in danger
Cause I’m ready right now, ready right now
No regrets
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
In this pressing time
And unknown anxiety
The Time is Up woh
I can’t help it
It’s too late to go back
The alarm sounds the start
Players become cruel
I need to remain standing till the end
To take what I want
I’m ready (yeah yeah)
No need to hesitate (yeah yeah)
Risking my future in danger
Cause I’m ready right now, ready right now
No regrets
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
If you wanna save me save me
The dream inside of me
I know what I want
I’m ready (yeah yeah)
No need to hesitate (yeah yeah)
Risking my future in danger
Cause I’m ready right now, ready right now
No regrets
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
This is what i want uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh uh
If you wanna save me, Wanna save me
Save me, Wanna save me babe
This is what I want
This is what I want


Bu dizi duyrulduğunda Cheese in The Trap'in ardından Park Hae Jin'in ekrana dönmesini bekleyen bir kore-dizi sever olarak fazlasıyla heyecanlanmıştım. Bekleme süreci ve bitmesi derken bir başka kore dizi sever arkadaşa takılınca diziyi edinme sürecim uzadı gitti. İzlemeye başladığım da edindiğim ilk izlenim kadın karakterin saç modelinin ne kadar berbat olduğu üzerine şekillenince nedense yapımdan da soğudum. Bu kasıtlı bir tercih değildi çünkü Park Hae Jin'i severek izlerim ama bu kez bir parça hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Çünkü ne yazık ki az önce belirttiğim bu tip gıcık durumlar istisna yaratıyor. Şimdilik ilk bölümlere bakınca olumlu yönde bir gelişme de görebilmiş değilim.


Gelelim konuya Kim Sul-Woo işinin ehli tam karizma bir ajandır. Görev bitimde ölerek ortadan kaybolmaktadır. Uzun süreli yurt dışı işlerin ardından ülkesine geri döner. Uluslararası bir kaçakçılık olayı onu ünlü film yıldızı Yeo Woon-Gwan'un koruması olmasını gerektiren yeni bir olayın içine sürükler. 


Bir Webtoon uyarlaması Su Tanrısı'nın Gelini olarak dilimize çerirebileceğimiz bu yapım benim merakla beklediğim ama izleyince değmezmiş dediğim senaryolardan birine sahip. Aynı şey oyunculuklar ve sonu için de geçerli. Tanrıların tanrısı Habaek'ın dünyaya inip üç taşı bulması ve hükümranlığını kabul ettirmesi gerekmektedir. Bu arada yeryüzü tanrıları olarak boy gösteren tanrıça Moo Ra ve tanrı Bi Ryum ile bir tanrı ve insandan peydah olduğu için oradan oraya itilip kakılan bir diğer yarı tanrımız Hoo Ye da hikaye boyunca orada burada görünür. Tanrılardaki kişiliksizlik, kıskançlığı, dengesizlikleri ve karizma yoksunluğu baştan ayağa her karakterde kendini belli ederken özellikle çeşitli güçlere sahip yarı tanrının sanki oluşumu onun suçuymuş gibi diğer tanrılarca bir tehlike ya da iğrenç bir varlık gibi hor görülmesi saçma ve tanrı figürüne ters bir görünüm veriyordu. Kapağa bakarak yanılıp iyi birşey beklemeyin:) Ben zaman zaman bu yapımda olduğu gibi bazen bu hataya düşebiliyorum. Konuda ne bir gizem ne de çekicilik yoktu. Tanrının kölesi konumundaki baş karakter Yoon So-A'yı canlandıran kızı ise nedendir bilemiyorum Sensory Couple haric hiç bir dizisini sevemedim. Erkek başrol ise Cheese in Trap'den tanıdığım ve sevdiğim biri. Ama burada onu tanıyamadım:) Görüntüsü çok farklı geldi. Harcanan görsel efektlere yazık olmuş. Hikaye kimin kaleminden çıkma idiyse facia da oradan başlamış zaten. Goblin tuttu ya bu da tutar diye yapılmış sanki ama yanından geçmez elbette.
Yıl 1986. Kendini işine adamış on yıllık Polis Detektifi Çavuş Park Gwang Ho kadınları külotlu çorapla boğarak öldüren ve ayak bileğine her cinayeti sonrası sayısını belirten noktalar bırakan pisikopat bir seri katilin izini umutsuzca sürmektedir. Ancak o ve ekibinin tüm çabasına karşın kimliği teşhis edilemedikleri gibi cinayetlerinin de önüne geçememektedirler. Tanıdıkları bir kızın öldürülmesi de olayın tuzu biberi olur. Çaylağı da bu cinayetten ötürü hayli sarsılır. Öte yandan kendisinin sosyal hayati ekip arkadaşlarıyla arada çıktığı akşam yemeği ya da içki sohbetlerinden ibarettir. Adeta işi ile evli gibidir. Halinden aile kurma faaliyetlerine girmeyeceği anlaşılınca ekip şefinin oldu bittisiyle kendini bir görücü buluşmasında bulur. Ancak buluşma kendisini de şaşırtacak biçimde harika gider. Bir kaç gün sonra güzeller güzeli Shin Yeon-Sook tüm dünyasını işgal etmiş ve kör kütük aşık olmuş haldedir. Birlikteliklerini bir sonraki aşamaya taşıyarak güzelleştirmemek için bir sebep de yoktur. Düğün sonrası mutlu hayatlarına başlangıç yaparlar.

Bu arada seri katilin cinayetleri de hız kesmez. Gwang Ho en ufak ip ucu bulamadığı bu davada sevdiklerini kaybeden her aile ferdini gördükçe öfkesi ve mutsuzluğu da o nisbette katlanarak artar. Özellikle başarısızlığını hatırcasına. küçük bir oğlu olan kadın kurbanın geride bıraktığı acılı eş aradan geçen zamana rağmen karakola gelmeyi sürdürmektedir. Acılı adama her defasında hiçbir sonuca ulaşamadığını söylemek kolay olmaz.  Sonra Jung Ho-Young isimli bir lise öğrencisi cinayet şüpesiyle göz altına alınır. Ailesinin olay sırasında oğullarının bulunduğu yer konusunda vediği ifade nedeniyle ve başka delil olmayınca şüpheli serbest kalır. Her akşam evine dönerken enkaz halindedir. Bir akşam katilin mesken tuttuğu çevrede araştırmasını sürdürüken şüpheleri son cinayetin gerçekleştiğ tünele götürür. Hiç beklemediği biçimde sigarasını tüttüren katilin karanlıktaki silüetini fark eder.O saaten sonra oturup beklemez elbette. Kovalamaca kavga ile devam ederken kasketli ve yüzü karanlıkta kalan katil büyük bir taşla saldırarak başına vurur.

Park Gwang Ho kendine geldiğinde katil gözden kaybolmuştur. Karşıdan karşıya geçmek isterken bir arabanın altında kalmaktan son anda kurtulur. Görünüşe göre sürücüsünün acelesi vardır. Kendisi fark etmese de arabadaki genç adam takip edilmektedir. Bağırma ve çıkışmalarına aldırış etmeden gaza basar. Şehre sis bastırmıştır. Park Gwang Ho başındaki yara yüzünden güçlükle kendini şubaye atar. İçeri girdiğinde garip biçimde odanın bıraktığından çok faklı olduğunu yavaş yavaş farkına varır. Tanımadığı biri daha önce görmediği garip aletlerin olduğu masasında oturmaktadır. Zaten karşısındakini dinleme konusunda pek de becerikli değildir. Aralarında çıkan burası benim mekanım sen asıl kimsin tartışmasının galibi olup karşısındakini kapı dışarı eder. Başındaki ağrı halen devam ederken ilerdeki büyükce bir cihazdan çıkan kağıt dikkatini çeker. Görünüşe göre adına yzılmış bir tayin emri vadır. Ancak orada yazılana göre 1988 doğumludur ve kayıda geçme tarihi 2016'dır. 1986 yılında olduğunu düşünüp okuduklarını deli saçması şeklinde yorumlar. Ancak bu arada içeriye iyice göz atar ve çevrenin hiç de geldiği karakol binasına benzemediğini farkına varır. Bu arada kapı dışarı ettiği adam elinde anahtarla geri dönmüştür.  Misafirden çok ev sahibi gibidir. Biri ötekine masamda ne işin var şeklinde hesap sorarken çabuk öfkelene ve sıkça Pislik şeklinde küfreden dedektif Park kelepçesini genç olanın bileğine geçiriverir. Karşısındaki kendisini yok sayan ve lafını dinlemeyen tavrı yüzünden iyice deliye döner ve bırakması için bağırır.

Dedektif Park artık iyiden iyiye gördüklerine bir anlam veremez ve dışarı çıktığında bıraktığına benzemeyen bir dünyada olduğunu fark eder. Ofise dönüp uykuya dalar. Sabahla birlikte gelmeye başlayan elemanlar girişteki demir parmaklıklı kapıya kelepçelenmiş halde uykuya dalmış gözüken pek de sevmedikleri arkadaşlarını fark edince bir anlam veremez. Tabii koltukta uyuyan yabancı da seslere uyanır. Kapıya kelepçelediği Kim Sun Jea'yı çözer çözmez itişip kakışırlar. Ortalık yine karışır. Kendini tanıttığında hiç kimse şaşırmaz çünkü zaten onu bekliyor gibidirler. Çaylak muamalesi görmesine bakılırsa kağıtta yazan kişi zannedilmiştir. Yaşadıklarına bakılırsa otuz yıl sonrasına gittiğini anlayan dedektif Park bu yeni ortama ve görünüşe göre yeni ortağına alışmak zorunda kalacaktır. Bu arada otuz yıl önceki metodları kullanarak kadınları hedef alan seri katil yeniden ortaya çıkar. Geçmişe gidebilmek için tekrar tünele dönen ama tüm denemeleri sonuçsuz kalan Dedektif Park bu olay yüzünden geleceğe gelmiş olabileceği sınucuna varır. Bu kez davayı sonuçlandırmaya kararlıdır.  Bir kez daha kedi fare oyunu başlar
Annesinin işlettiği restoranda çalışan Hong-Joo'nun herkesten sır olarak sakladığı bir yeteneği vardır. Hiçbir şekilde engel olamadığı bir biçimde insanların öleceği anı gösteren rüyalar görebilmektedir. Bir lütuftan ziyade lanet gibi karşıladığı bu özellik hayattaki en önemli varlığının annesinin de öleceği anı görmesine neden olmuştır. Diken üzerinde devam eden yaşamı yandaki boş daireye taşınan ve istemeden de olsa yeteneğini keşfettiği çaylak savcı  Jae-Chan'ın hayatına girmesiyle daha da karmaşık hale gelir. Davaların çözümünde ona yardım ederken kendi korkularının da üstesinden gelmeye çalışır

Kbs World'de iyi dizilere hasret kaldım diye düşünürken iki iyi senaryo ile kanalın öne çıkması beni fazlasıyla mutlu etti. Onlardan biri olan bu yapım özellikle son dönemde rol aldığı yapımlarla hızlı bir yükseliş yakalamış gözüken ve bu yılın bir diğer başarılı serisi Tunnel'de izleyip fazlasıyla beğendiğim Yoon Hyun Min'i görmem dizinin dikkatimi çekmesinde önemli bir etken. Tarz ve görünüm itibarıyle Park Hae-Jin'e benzetmiştim. Gelecek vaadeden yeni bir yüz benim için. Diğer başrol oyuncu 1981 doğumlu Jung Ryeo-Won'u ise bir video klipte fark etmiştim. Medical Top Team'de rol almış ama ben hatırlamıyorum:) Aralarındaki yaş farkına rağmen iklininin kimyasını çok sevdim. Özellikle İki dirhem bir çekirdek, temiz ve düzenli Yeo Jin-Wook'un tam zıt türü Ma İdeum'un erkeksi, incelikten yoksun, zaman zaman kaba olmaya meyilli ilginç karakterini eğlendirici buldum. Ayrıca Suspicious Partner sonrası While You Were Sleeping ve şimdi de bu yapımı görünce vardığım yegane sonuç Bu ara suç ve savcı içerikli diziler popülerlik kazanmış olduğu. Genelde hikayeler iyi başlıyor ama sonra aynı tadı sürdüremiyor. O yüzden neler olacağını bekleyip göreceğiz.

Gelelim konusuna. Ma Yi-Deum'un çoğu dizide var olduğu üzere travmatik bir geçmişi vardır. Lise yıllarında annesi ansızın ortadan kaybolmuştur. Ancak özellikle mahhalesindeki insanlar evini terk ettiği yönünde bir kanııya sahiptir. Çevreye el ilanları dağıtarak, asarak ya da sokak sokak gezerek aramayı sürdürse de bir sonuç elde edemez. Aradan geçen zamana karşın annesine ne olduğu hala sırrını korumaktadır. Yedi yıldır savcısı olarak görev yapmaktadır. Atandığı şiddet ve taciz suçlarını esas  alan birimde araştırdığı davalarda sert ve acımasız bir yaklaşım sergilemektedir. Bir taciz olayına şahit olduğu aynı gün apartmannıa girerken izlendiğini fark eder ve takipçisin fark ettiğini göstermekle kalmaz suçlamakta tereddüt etmeyecek kadar gözü kara davranır. Kapşonu ve kasketi ile yüzünü kapatmış görünen adam aynı katta dairesi olduğunu belirtince tabii inanmaz. Ancak gerçekten de adam dairesinin hemen yanındaki kapıya yönelir ve şifreyi tuşlar. Yi-Deum'un utancını görmeksizin gözden kaybolur. Sonrasında ise günü kapattığını düşünse de gelin görün ki ofiste aynı kişi ile burun buruna gelip birde iş arkadaşı oluverir. İkili dava süreçlerinde zaman zaman özellikle kurban konumundaki davalılara sert taklaşımı yüzünden fikir ayrılığına yaşar. Ancak bir gün özellikle aynı konuma düştüğü internet video sapığı olayı Yeo Jin-Wook'a sergilediği karaktere rağmen genç kadının da gardını düşürebildiğini gösterir.


Dağınık ev hali, hijyen yoksunu oluşu ve bir hanımefendiden beklenmeyecek ölçüde geğirme davranışı sergilerkenki doğal tarzıyla Ma Yi-Deum bana göre oldukça renkli bir kişilik olarak ekrana yansıyan son dönemde keyif aldığım yegane karakterdi diyebilirim. Ancak birçok dizi sonu gibi bu yapımda bittiğinde içimde koca bir boşluk oluştu. Kaldı ki böyle zamanlarda hissettiğim yegane şey "onca bölümü ve hikayeyi bu son için mi izledim" oluyor. Cidden esef verici. Niye daha güzel sonlar yapmıyorsunuz?

KBS WORLD'un Witch at Court ile aynı yayın döneminde başlayan diğer dizisi Mad Dog tecrübeli oyuncu Yoo Ji-Tae'nun baş rolunü oynadığı diğer bir iddalı seri olarak bana göre 2017'nin de en iyi hikayelerinden biri olmaya aday gözüküyor. Mutlu aile tablosunun kahramanı Choi Kang Woo gözüpek bir dedektiftir ve liderliğini yaptığı Mad Dog adlı sağlam ekiple özellikle ihlal edilen sigorta davalarını takip edip çaşitli oyunlarla kazanç elde etmeye uğraşan kişilerin ipliğini pazara çıkarmaktadır. Bir gün karısını ve oğlunu havaalanında uğurlaken hayatının en büyük kabusunu yaşayacağından habersizdir. Gecikme durumu bir sonraki uçuşa kalmasına neden olur ve bir sonraki uçuşa bilet alıp limanda beklemeyi sürdür. Derken ansızın tüm uçuşların iptal edildiğini görürler ve salondaki ekranda bir uçağın düştüğü bilgisi son dakika olarak duyrulur. Choi Kang Woo dehşetle fark ederki enlkaz halindeki o uçağ az önce sevdiklerini yolcu etmiştir. 190 yolcunu 60'dan fazlası hayatını kaybder ve 100'den fazla kişi de yaralanır. Asıl şaşırtıcı ve yıkıcı olan gerçekse plotun uçağı kasıtlı biçimde düşürdüğüdür. Ardında yatan bir diğer gerçek kardeşine yüklü miktar sağlık sigortası parası bıraktığıdır. Hastenede cesetlerin kimlik teşhis için bekleyen Choi Kang Woo ve acılı kaza yakınlarının öfkesi diğer odada abisbin ölümü sonrası belgeleri imzalayan Kim Min-Joon'ya yönelir. Ancak o kendini açığa çıkarmaz.  Aylar sonra yapabildiği ölçüde toparlanan Choi Kang Woo işe geri dönse de olayın sır perdesini aralamaya ve 3.7 milyon sigorta parası alan paragöz Kim Min-Joon'ya haddini bildirmeye kararlıdır. Ancak çok geçmeden hem bildiğini sandığı gerçeklerin doğru olmadığını hem de tanıdığını düşündüğü insanlar konusunda ne denli yanılabileceğini farkına varır.

Kim Min-Joon karakterine hayat veren Woo Do-Hwan ve Mad Dog ekibinin endamlı güzeli Jang Ha-Ri'yi canlandıran Ryu Hwa-Young arasındaki romantizm eğlenceli ve hayli keyifli. Bize biraz Görevimiz Tehlike'nin senaryosunu çağrıştırsa da kendine has ilginç konusuyla izlenmeye değer.

Buradan KBS'nin 2017 drama ödüllerine değinmeden geçemeyeceğim. Bu seneki seçimler neydi öyle?

Dizinin sevdiğim iki oyuncusu Jang Ha-Ri'yi canlandıran Ryu Hwa Young  ile Woo Ho Dwan bu dizide oynadığı Kim Min-Joon' karakterleriyle en iyi yeni oyuncu seçildiler. Bari ayıp olmasın bir ödül verelim der gibi. Resmen diziye hakaret edilmiş. Fight For My Way neymiş öyle? Yere göğe sığdırılamadı. Oysa bende hiç izlenme hissi uyandırmadı bile. Hwarang'taki rolünyle Park Seo Joon ödül alsa daha fazla sevinirdim. Witch at Court'un başrol oyuncusu Jung Ryeo Won neyseki gözden kaçmamış. En iyi çift kategorisi de bütün dizilere ödül verselermiş dedirtecek bir komediydi?! Çok sönük ve anlamsız geldi. En iyi şarkı ödülünü alan dizi Go Back Couple'dan daha iyisi yokmuydu? Şaşırdım kaldım. Jang Nara'nın ödül alması da bir diğer olay zaten. Hwarang yılın en iyi dizilerinden biriydi ama adı sanı yoktu. Cidden tuhaftı sonuçlar.
Yapılacağını duyduğum andan itibaren sabırsızlıkla beklediği 40 bölümlük SBS dizisi süre olarak yarım saatlik bölümlerden oluşuyor. Başrollerde savcı rolünde güzide oyuncum Ji Chang Wook ve şaşırtıcı biçimde bu denli dizi izlememe rağmen eski iki yapımda gençlik rolu oynadığı için muhtemelen zaten pek de hatırımda yer etmemiş olan avukat rolunde Nam Ji-Hyun var. Ji Chang Wook alıştığımız aksiyon sahnelerinin yerine romantik bir komedide oynarsam iyi iş çıkarabilirim dercesine fazlasıyla tatlı ve her yanından karizma akan halleriyle yine gözlerimi ve gönlümü okşadı. Bu oyuncu söz konusu olunca eleştirecek bir yön bulamıyorum zaten:) Hele o gülümsemesi yok mu? Oysa şişirilen birçok oyuncuya kıyasla harika işler sunarken oynadığı yapımların aldığı düşük reyting beni her zaman hayrete düşürmüştür. En son evde büyük ekran tv'me flash bellek takıp iki kat zevkle izlerken anneme söylediğim laf "bana böyle bi damat bulsan ya" demekti ki ağzımdan bir anda çıkıverdi. Artık aklımdan neler geçiyorduysa:) Aşağıda spoiler içeren  oldukça uzun bi yazı yer alıyor. İzlemenizi şiddetle öneririm. Çünkü ben her dakikasından keyif aldım. Ancak konu hakkında bilgi sahibi olmaktan hoşlanmıyorsanız il paragraf sonrasını okumayın:)

Gelelim hikayesine :) Eun Bong-Hee düşük notlarına rağmen avukat olabilmek adına ter döken kendi halinde bir kızdır. Seçkin bir ailenin oğlu ile bir süredir devam eden bir ilişkisi vardır ancak son zamanlarda bazı şeylerin eskisi gibi gitmediğini farkındadır. Hayat koşuşturmacası içinde her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde  metronun 6 numaralı hattına bindiğinde bir el tarafından arka tarafından tacize uğrar ki o sırada bir yanında tacizci diğer yanında  gayet iyi görünümlü bir erkek (Ji Chang Wook) bulunmaktadır. Kızımız sonradan bolca şahit olacağımız üzere yalnış kişiyi hedef alarak iyi görünümlü adama sapık muamelesi yapar ve bunu bağıra çaıra ilan etmekten de geri durmaz. Kendince zafer kazamış bir edayla metrodan indiğinde de kötü bakışlarıyla onu dövmeye devam eder. O gün gelen gizli numaradan erkek arkadaşının seçkin bir otelde başka bir kadınla buluşacağı mesajını aldığında ise buna zaten hazırlıklı gibidir. Çünkü bir süreden zaten beri içine kurt düşmüştür. Otelin lobisine henüz varmıştır ki gerçekten de Hee-Joon koluda yüzünü göremediği bir kadınla çıkar ve kendisini fark edince pişkin pişkin yanındakini postalayıp yaklaşır. Aynı otele gelen  Savcı Ji Wook ise avukatlık şirketi ortaklarından manevi babası ile biraraya gelir ve deli bir kadın yüzünden sabah başından geçenleri anlatır. Bir diğer masada Bong Hee yaptığından utanmadığı gibi zeytin yağı misali erkek olduğunu ve ihtyaçlarını gidermesi gerektiğini vurgulayan erkek arkadaşını öfkeden köpürerek dinlemektedir. Daha fazla dayanamaz ve tüm gözler onlara çevrilmişken çevreye aldırış etmeksizin ayrılacakları güne kendinisinin karar vereceğini ve bunun da tıpkı O'nun yaptığı gibi bir başkasıyla yattıktan sonra olacağını söyler. Kapıdan giren ilk kişiyi bile o an için tercih edebileceğini ekler.

Gelen kişiyi (yaşlıca ve çirkin oluca) sıyırmak için gerilerken yere düşer. Pişkin erkek arkadaşı halini gülünç bulup sırıtırken kalan bir parça gururunu korumak adına ayağa kalkmıştır ki yanında beliren diğer erkek aradığı fırsatı sunar. Kaybettiği lensler yüzünden net seçemedediği yabancıya "benimle yatar mısın?" der. Aldığı cevap "tamam" olur. Bu arada gözlerini kırpıştırarak tanıdık gelen sesin sahibini inceler ve sabahki sapığı tanımakta gecikmez:) Bu noktada geri adım atamaz ve eski erkek arkadaşının şaşkın bakışları arasında koluna girip mekanı terk eder. Bina çıkışında didişip ayrıldıkları o kısa anda Hee-Joon'un geldiğini fark edince oyununu sonlandıramayacağını esefle görür ve alelacele henüz taksiye binen sapığın yanına oturur. Kaş göz hareketleri sonrası centilmen adam duruma biraz daha idare etmesi gerektiğini anlar. Bong-Hee iyi modda değildir. Kendisiyle içmesini önerse de teklifi kibarca reddedilir. Masada sarhoşlığun belirtileri kendini göstermişken karşısında beliren biri yani metrodaki sapığı kasten bıraktığını ima ederek düşürdüğü makyaj malzemesini getirdiği söylemektedir. Doldurduğu bardağı ona uzatınca adam geri çevirmez ve karşısına oturur. Gece ilerler. Ertesi gün Bong-Hee yabanci bir evin koltuğunda gözlerini açtığında kıyafetlerinin bir kısmı artık üzerinde değildir ve dahası beraber çıktığı sapığın üzeribe düşüp davetkar bir biçimde dudaklarını uzattığı kısımdan sonrasını hatırlamamkatdadır. Ne yapacağını kestiremeden evde şakın bir tur atar. Banyodan gelen su sesi üzerine ufak bir özür notu bırakıp bir an önce evden sıvışmaya karar verir.

İntikam planı Bong-Hee'yi istediği sonuca ulaştırmamıştır. Erkek arkadaşının yaptıklarının aksine otelde bir başkasıyla geceyi geçiren kötü kadın olarak adı duyulmuştur. Bu yüzden üstün tekvando becerisiyle Hee-Joon'a okkalı bir tekme atsa da durum değişmez. Zaten orta halli bir aile geçmişine sahipken okulda herkes arkasından konuşur. (Gerçekte de öyle midir bilemeyeceğim ama bu Kore toplumu adamı çileden çıkarıyor! İnsanlar iki yüzlü ve yargısız infaza öyle düşkün ki!) Kaderin cilvesine bakın ki üç ay sonra avukatlık stajı için gönderildiği savcılık bürasında geceyi birlikte ne şekilde sonlandırdığını hatırlayamadığı "en kötü savcı" sıralamasının zirvesindeki savcı Noah Ji Wook ile yeniden karşı karşıya gelir. Hatırlamaz görünme çabasını sivri diliyle görmezden gelen patronu sonuna kadar yani hep etinden hep sütünden yararlanmak niyetindedir. İkiliyi ciddi anlamada karşı karşıya getiren olaysa Bong-Hee için devam eden talihsizlikler zincirinin devam halkası olur. Evden serinlemek ve içercek bişeyler almak üzere çıktığı gece geri döndüğünde elektirikler kesildiği için ayağı takılır ve düştüğünde eski sevgilinin bıçaklanıp öldürülmüş haldeki cesediyle burun buruna gelir.

Kendini karakolda sorgulanırken bulur ve o anda güvenebileceği  ve arayabileceği tek kişi savcı Noah'a telefon eder. Ufak bir tutuklama değil de cinayetten içerde olduğunu öğrenen Noah önce şaka yaptığını düşünerek güler. Sorgu için bir araya gelirler. Görünüşe göre Noah zaten bu davanın savcısı olarak atanmıştır. Genç kadının çaresizliği ve suçsuzluğuna inandığı için olsa gerek normalde yapmayacağı bir diğer şey için kendini zorlar ve uzun süre önce kendisini arkasından bıçakladığı için defterden sildiği eski arkadaşı Ji Eun-Hyuk'tan davanın savunma avukatılığını yapmasını rica eder. Soruşturma devam ederken basın çoktan mahkumiyet kararını vermiş gibidir. Ne de olsa ölen kişi bölge baş savcısı Jang Moo-Young'un oğludur ve elit değil de sıradan biri Eun Bong Hee'nin suçlu olmayabileceği ihtimali kimsenin aklının ucundan geçmez. Noah genç kadının küçük odasını incelerken yardımcısı Bang, görünşe göre Noah'ı her sayfada bolca çekiştirdiği Eun Bong Hee'nin günlüğü eğlenerek okur. Bu sırada telefon çalar ve Bang suç aleti olduğu düşünülen bıçağın evin 7 km uzağında bulunduğunu söylerken dikkatini komidinin altındaki bir cisim çeker. Görünüşe göre bir başka kanlı bıçak olay mahalinde bırakılmıştır. Mahkeme süreci başlar. Baş savcının beklentisi en ağır ceza için suçlamaları sunması yönündedir. Deliller de zaten bunu destekler niteliktedir. O gece sokaktaki kameralar elektirik kesintisi nedeniyle çalışmamıştır ve alışveriş yaptığı marketin çalışanı telefondaki oyunuyla fazlasıyla meşgul olduğundan yüzüne bile düzgün bakmammıştır. Noah karyeri ve gerçekler arasında seçim yapar ve davanın düşmesine neden olacak tek argumanı mahkemeye sunar. İki suç aleti varken bunların delil kabul edelemeyeceği kuralından yola çıkarak suçlamanın düşürülmesi gerektiğini dile getirir. Kanunlara göre dava bu niteliği ile sağlam deliller sunulmadığı sürece teymiz yoluna da kapalıdır. Böylece Bong-Hee özgürlüğüne kavuşur. Bir süre sonra mahkeme dışında ikili yeniden karşı karşıya geldiklerinde mucizevi olarak nitelendirdiği bu tanışmayı savcılık kariyeri sona eren Noah talihsizlik olarak gördüğünü söyler ve yürüyüp gider.

İki yıl sonra savcının oğlunu öldüren katil avukat oldu başlığıyla hakkında gazetede yazılar yazılan genç kadın aldığı ufak tefek davalara rağmen sıfırı tüketmek üzeredir. Delil yetersizliğinde serbest kalması hayatını kolaylaştırmamıştır. Artık avukat olarak görev yapan kahramanı Noah'ı zaman zaman adliyede görmekte bazen de uzaktan uzağa izlemektedir. Elbette karşı karşıya gelmeleri ve katilin yeniden ortaya çıkması kaçınılmazdır.

KBS bu ara dizilerden yana şanslı değil ya da benim zevkime uyan yapıma denk gelmediğimden midir nedir son zamanlarda kanala uğramaz olmuştum. On altı bölümlük bu dizi benim için yeni umutların yeşermesi niteliğindeydi ancak aradığım heyecan dozunu bir türlü hissedemedim. Baş rol oyunculardan ne eski TVXQ ve şuan da da JYJ grubunun üyesi olan Kim Jae-Joong ne de After School grubu üyesi Uee beklentilerimi  karşılamadı. Asında Kim Jae-Joong dış görsel imajıyla çok hoştu. Ama yetmedi işte. Uee ise hep aynı mimik ve ifade  ile kamera karşısına geçiyor. Belkide oyunculuğu bırakıp şarkı söylese daha iyi olabilir. Senaryo ilginç olabilecekken konu herhalde ancak bu denli sıkıcı öğelerle doldurulabilirdi. Herhalde merak uyandıramadığı için cezbetmedi. Eğer izlemeden özetini okumuş olsam fantastikmiş hoş olabilir diyerek muhtemelen yanılgıya düşer ve indirirdim. KBS World'ün evde izlenebilir olması bazen bu anlamda da işe yarayabiliyor.

Gelelim dizinin hikayesine. Bong Pilme zuniyetinin ardından üç yıldır polis memurluğu için sınavlara hazırlamakta ancak çalışmalarında bir türlü istediği sonucu elde edememektedir. Üstüne üslük yirmi sekiz yıldır sevdiği ama duygularını itiraf edemediği çocukluk aşkı ve arkadaşı Sujin evlilik arefesindedir. Bir gece yanından geçtiği kanalizasyon deliği aracılığıyla zamanda geriye gidebilidiğini fark eder. Görünüşe göre bu evliliği engellemek adına aradığı altın fırsatı sonunda yakalamıştır.


 KBS'nin diziler konusunda şu ara şansı yaver gitmiyor sanırım. Bu hikaye de bana bunu bir kez daha göstermiş oldu. Her ne kadar oyucular kariyerleri açısından sağlam kişilerden seçilse de senaryo berbattı. Ben genelde zoraki dizi izlemem. Ancak sırf bu saçmalık nasıl sonlanacak diyerek tamamlayabilmeyi başardığımda aklımdan geçen tek şey projede rol alan Shin Chae Kyung, Lee Yeok ve deneyimli bir diğer oyuncu Lee Yoon'ın bu diziyi tercih ettikleri için muhtemelen pişmalık duymuş olabilecekleriydi.

Konu kısaca şöyle gelişir. Tahtın veliaht prensi Lee Dong-Gun, babası ve önceki kralın ardında bıraktığı söylenen ve gelecekte küçük oğlunun taç giymesini salık veren varlığı şaibeli bir mektup bıraktığını  öğrenir. Bu durum ister istemez küçük kardeşi Lee Yeok'u en büyük rakibi ve kendisi için oluşabilecek en büyük tehdit olarak görmeye başlamasına nden olur. Lee Yeok ise abisinin hükümranlığına her anlamda sadıktır ancak yaşanan olaylar zaman zaman zan altında kalmasına neden olduğu gibi öyle ya da böyle bir şekilde gerçekten de abisinin güvenini sarsar. Yine bu süreçte devlet görevlisi Shin Soo-Geun'ın gözlerden uzak tutarak büyütüğü kızı ile nişanlanması onaylanır. İkili farklı şartlarda tanışırlar ve birbirlerinin ilk aşkı olurlar. Ancak şüphe tohumları ekilmeye devam ederken  Lee Yeok'un abisi ile taht için karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdır.
TVN'den Goblin sonrası mükemmel bir dizi bekliyordum ve kanal bani düş kırıklığına uğratmadı. Sadece normalden daha kısa sürmesi yani sadece 12 bölümden oluşması yüzünden hikayenin tadı damağımda kaldı. Oyuncu Yeo Jin-Goo ise kariyer basamaklarında yükselişe geçen genç bir oyuncu. Bir sonraki dizisini de merakla takip ediyorum. Yeni yüzler iyi geliyor:)

 Gelelim dizimizn konusuna. İki ayrı zaman diliminde geçen hikayemiz 10 yaşındaki ikiz kardeşler Kim Woo Jin ve Kim Bom Gyoon'ın babalarıyla eve döndükleri günün akşamında ansızın önlerinde parlak bir ışıkla birlikte bir kadın belirir ve bilincini kaybederek bayılır. Özellikle babanın aklından ne geçiyordu bilemeyeceğim ama onu eve götürüler. Tuhaf yabancı konuşmaksızın aralarında yaşamaya başlar. Çoğu zaman ufaklıklarla birliktedir bu sürede hayatlarınının bir parçası olur. Yaşananlar ikizler için de sıradışı bir deneyimdir. Kim Bom Gyoon'nın aksine Kim Woo Jin kıza karşı daha yapıcı ve dost canlısıdır. Derken günün birinde babaları kadınla birlikte evden ayrılıp bir daha geri dönmeyince yaşamları bir daha eskisi gibi olmaz. Aradan zaman geçer...

Kim Woo Jin, şimdilerde öğrencisi oluğu olduğu prestijli üniversitede yaşanan intahar vakası sonrası bir süre önce şartı tahliyeden çıkan Kim Bom Gyoon şüpheli konuma düşünce henüz kavuştuğu ikizinin dönüşüne bile sevinecek zamanı olmaz. Babaasının bulmak için uğraşan ve uzaylıları saplantı haline getirmiş gözüken Kim Bom Gyoon gerçekten neden olduğu idda edilen ölümün baş sorumlusu olabilir mi? Ve okulda ansızın ortaya çıkan nerdeyse tıpatıp aynı yüze sahip bir kız geçmişten gelen ve ailelerinin parçalanmasına neden olan o gizemli kadınla aynı kişi olabilir mi?

Hikaye 2037 yılını yaşayan geleceğin dünyasında akıllı dünya ve sıradan halkın yaşamını sürdürdüğü iki kısma ayrılmıştır. Orta yaşam standartlarındaki dünyayda polis dedektifleri Kim Joon-Hyuk  uzun zaman önce işlenen bir suçla bağlantılı olarak akıllı dünyaya gelir. Görünüşe göre 0 suç oranıyla temiz bir geçmişe sahip akıllı dünya insanlarının mükemmel evreninde de birşeyler ters gitmektedir. Olaylar bir şekilde geçmişle ve ikizlerin hikayesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Hikayemiz sevdiği  kadın Jae Hee tarafından ihanete uğrayan geleceği parlak doktor adayı Kang Ma Roo'nun kimi zaman aptallığa aşkının bedelini ve iyi niyet çabasını  kendi geleceğini kaybederek ödeyişi ve hatta bu uğurda hasta kardeşini geride bırakması sonrası yaptığı seçimin yanlışlığını ve kandırıldığını anlamasının ardından da intikam arayışına girişmesiyle başlıyor.

Geri döndüğünde etkileyici dış görünüşünün sunduğu nimetten faydalanıp zengin kadınları ağına düşürerek paralarını söğüşleyen bir karakterdir. Eve dönmek üzere bindiği uçakta başka doktor bulunmayınca baygınlık geçiren  Eun-Gi isimli bir kadına müdahale eder. Bu esnada trajik biçimde Jae Hee ile karşı karşıya kalır. Jae-Hee zengin bir adamın ölen karısının ardından evlediği ikinci eşidir. Görünüşe göre erkek evlat sahibi de olmuştur. Ancak kocasının ilk evliliğinden nerdeyse kendiyle yaşıt üvey kızı tarafından her daim aşağılanmakta ve kabul görmemektedir. Aile şirketinde önemli bir mevkide bulunan kız görünüşe göre potansiyel bir miras tehlikesidir ve üvey annesinden gerçekten nefret eder. Kadını babasını baştan çıkaran  bir para avcısı olarak görmektedir. Bir dizi yanlış anlaşılma Ma Ru'nun yeniden polis sorgusuna alınması ve Jae Hee tarafından şantajla para almakla suçlanmasına neden olunca genç adam intikam planlarını ailenin kızını hedef seçerek uygulamaya koyar.

Hikaye sıradan ve kadın oyunculuklardaki donuk karakter yansıtımı çok sinir bozucuydu. Sanırım bu bilinçli bir tercihti. Kimi zaman yaşadıklarına rağmen Kang Maru'nun bu kadar da olmaz artık dedirten aptallığı devam edince diziye tahammül etmekte zorlandım. Ancak yalnızca yükselen yıldız Song Joong Ki'nin karizması için bile izleyebilirsiniz:)
Kim Nam Gil: Her rolu oynayabilme kapasitesindeki oyunculardan bir diğeri 1981 Mart ayı doğumlu Kim Nam Gil küçük bir rol aldığı 1998 tarihli  KBS draması School 1'den beş yıl sonra bağımsız film No Regret'le ilk başrolünü oynadı ve sinema eleştirmenlerinden ve festivallerden olumlu yorumlar aldı. Bu yapım bir diğer sinema filmi Portrait of a Beauty izledi. (Filmi oldukça uzn süre önce izlemişim. Konusunu çok net hatırlamıyorum ama pek sevmemiş olmalıyım ki arşivimde tutmamışım.) Kim Nam Gil'i dizi sektöründe öne çıkaransa 2009 tarihli MBC draması The Great Queen Seondeok'tur. Başarılı aktör, masumiyetin ve saf aşkın  adamı Hwarang Bi dam karakterinde hırs ve güçle dolan bir kalbin eninde sonunda herşeyi kaybedeceğini ancak bu  kadar başarılı biçimde resmedilebilirdi. Dizinin ülke sınırlarını aşan başarısı oyuncuyu bu sektörünün aranan isimlerinden biri haline getirdi. Ülkemiz ekranlarında Muhteşem Kraliçe adı ile yayınlanığı dönem fazlasıyla beğeni toplamıştı. Şahsen benim takip etme sebeplerimden biri açık ara Bi dam 'dı diyebilirim. 2010 tarihli Bad Guy'da intikam paşindeki Geon Ok'u, 2013 yapımı Son Ye Jin'le mükemmel bir uyum yakaladıkları Shark nam-ı diğer Don't Look Back : The Legend of Orpheus'da ise yine bir diğer intikam peşindeki Joon Yoshimura / Han Yi-Soo'yu canlandırdı. Ben özellikle ikinci dizideki performansını çok etkileyici bulmuştum. Bad Guy'ı ise sonrasında izledim ve intikam alma öğesini ikinci kez görmek sıkıcı gelmişti. Kronolojiye göre izleseydim Shark da sıkıcı olurmuydu tabii bilemiyorum. Yayınlandığı dönem oyuncunun bıyıkları için yapılan yorumları hala gülümseyerek hatırlarım. Bence ona hoş, havalı, ve anına göre ütkütücü bir hava katıyordu:)  İzlediğim sinema filmleri ise hapishaneden çıkabilmek için aids olmayı göze alan Soo-In'ı canlandırdığı Lovers Vanished, Son Ye Jin'le beyaz perdede ilk kez biraraya geldiği, Jonny Deep'i hayli anımsatan tarzıyla bir dönem filmi The Pirates (2014) ve nükleer facia senaryosu sunan Pandora (2016).

Song Seung-Heon: 1976 doğumlu oyuncu yaşı ve görünümü arasında yaşattığı şoku zar zor atlatabildiğim sektörün en köklü ve başarılı aktörlerinden biri. Onu Endless Love dörtlemesinin ikisi Autman in My Heart ve Scent of Summer'da sergilediği oyunculukla tanıdım ki ilkinde Song Hye-Kyo ikincisinde de Son Ye Jin'le başrolü paylaşıyordu. Ününü ülke sınırlarının dışında taşıyan bu yapımların ardından kariyerine bir diğer baş yapıt sayılabilecek East of Eden'i ekleyerek devam etti. Bu dizinin karamsar atmosferini seyrettiğim dönem bünyem zar zor kaldırmıştı. Tam bir Yeşilçam havasındaydı. Fakir ve güçsüzlerin sonunda denk aşağılanıp ezildiği, hakkını savunamadığı zenginlerinse her türlü zorbalığı yaptığı aşırı bir karamsarlık hakimdi. Ancak bendeki etkisine karşın izlenme oranlarından anlaşıldığı üzere gerek senaryo gerekse sergilenen oyunculuklar yapımın dizi severlerin gönlünde taht kurduğunu gösteriyor. Aktörün önüne konan projelerin seçiminde akılıca tercihler yaptığı da bir gerçek. Sırasıyla benim de tamamını izlediğim My Princess (2011),  bir zaman yolculuğu hikayesi sunan dönem filmi Dr. Jin (2012), biraz East of Eden'i hatırlatan konusuyla When a Man Loves (2013), ve Sarayın Mücevheri'nden 14 yıl sonra dizi sektörüne dönüş yapan  Lee Young-Ae ile başrolü paylaştığı ve kore kağıt parası üzerinde de resmi bulunan tarihsel bir kişiliğin anlatıldığı Saimdang, Light's Diary (2017). Seyir imkanı bulduğum sinema filmlerinden bazıları ise mafya tarzı karanlık işlerin çevresinde dönen Fate (2008), bir subayı canlandırdığı + 18 öğeler barındıran ve bu türde bir filmde gördüğüm için şaşırdığım Obsessed (2014), japon şarkıcı, oyuncu ve NHK World müzik programı J Melo'nun sunucusu Nanako Matsushima ile başrolu paylaştığı Ghost (2014).

Park Hyung Sik:  1991 doğumlu oyuncu ayrıca şarkıcı ve ZE:A gurubunun bir üyesidir. Ancak uzun bir süredir artık müzik kariyerinden ziyade oyunculuk yönüyle ekranlarda yer alıyor. Oynadığı pek çok karakter gibi gerçek hayatta da zengin bir aileden gelen Park Hyung Sik çeşitli programlarda gündeme geldiğinde fark ettiğim üzere durumunun konu edilmesinden pek hoşlanmıyor. Doğrusu görüntüsü mütevazi bir hava yansıtıyor. Her yeni yapımla biraz daha çıtayı yükseltiyor. Varlığından The Heirs dizisi ile haberdar olmuştum ki orada pek öne çıkan bir karakter değildi. High Society'de geçirdiği büyük fiziksel değişim aktörlük kariyerini de kanımca bütünyle etkiledi.  Ben özellikle onu bu seride çok sevimli bulmuştum. 2017'de ilerleyişini sürdürürken dönem dizisi  Hwarang'la genç kral Sam Maek Jong'la yine karizmasını konuşturup uzun saçlarıyla arz-ı endam etti. Ben bu dizide çıkardığı işi de fazlasıyla beğenmiş hatta yanlış karakterin ön plana çıkarıldığını düşünmüştüm. Rol aldığı son yapım 2017 tarihli fantastik ve romantik komedi türündeki Strong Woman Do Bong-Soon, Henüz beyaz perde deneyimi yok.

Lee Jong-Suk: 1989 doğumlu oyuncu ve modeldir. Kült yapım 2010 yılı yapımı Secret Garden'da boy gösterdiğinde henüz 21 yaşındydı. Elbette böylesi bir görünümle ve mükemmel gülümseyişiyle izleyicisinin kalbinde taht kurmaması kaçınılmazdı. Genç yaşına rağmen listesi her geçen gün kabaran rol aldığı her diziyle oyunculuğunu zenginleştirdi ve neredeyse kendisi gibi sektörde popüler olan birçok kadın oyuncu ile başrolu paylaştı. Onlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün. Sırasıyla fantastik kurgusuyla dikkati çeken ve bir webtoon karakterinin dünyasında yaşananları anlatan 2017 tarihli W, basın ve medya yalanlarıyla hayatıı alt üst olan Ki Ha-Myeong'nun ailesinin intikamını almak için haberci olmasını anlatan Pinocchio, Kuzey Kore'den kaçak yollarla çok küçük yaşta ayrılmak zorunda kaldığı ülkesine dönen ama bir yabancı muamelesi gören Park Hoon'a hayat verdiği 2014 tarihli Doctor Stranger, insanların aklından geçenleri duyabilen lise öğrencisi Park Soo-Ha'yı oynadığı I Can Hear Your Voice ve geçmişini saklayan ve pasif görünümüyle okuldaki zorbalıklara göğüs geren öğrenciyi canlandırdığı okul draması School 2013. Dizi sektöründeki yükselişine pararlel olarak oyuncu dikkat çeken ve hayli beğenilen birçok filmde de oynadı. 2013 tarihli bir dönem filmi The Face Reader'ın ardından, No Breathing'de rejabetçi yüzücü Woo-Sang olarak karşımıza çıktı, Top Gun'un Kore versiyonu diyebileceğimiz Hot Young Bloods'da genç pilot Joong-Gil'i canlandı. Son filmi V.I.P.'te ise yepyeni bir karakterle bebek yüzlü katil imajıyla ilk kez karşımıza çıkıyor. Açıkçası bu yapımı dört gözle bekliyorum. İyi çocuk imajı artık biraz sıkmaya başlamıştı.

Şarkının Adı: 미치게 보고싶은 (Miçhige Pogoşipın/Missing You Like Crazy)
Şarkıyı Seslendıren: Taeyeon (태연)

날 모르나요
Nal morınayo
Don’t you know me?
Beni tanımıyor musun?

내가 여기 있는 이유는
Nega yogi innın iyunın
The reason I’m here is because of you
Burada olmamın sebebi sensin

그댄데 눈이 시려와
Kıdende nuni şiryowa
But my eyes tingle with the cold
Soğuktan gözlerim sızlıyor

말을 할 수 없네요
Marıl hal su omneyo
So I can’t say anything
O yüzden bir şey diyemiyorum

혼자서 바라만 볼뿐
Honcaso baraman bolpun
I just look toward you by myself
Sadece kendi kendime sana bakıyorum

이렇게 가슴 끝이 아파도
Irohke kasım kıtçi apado
Even if the tip of my heart hurts like this
Kalbim böyle acısa da

이렇게 손끝이 떨려도
Irohke sonkıtçi dollyodo
Even if the tip of my hands tremble like this
Kalbim böyle titrese de 

그대 생각만 나지요
Kıde senggamman naciyo
I can only think of you
Sadece seni düşünebiliyorum

미치게 보고 싶은 사람
Miçhige pogo şipın saram
The person I miss like crazy
Deli gibi özlediğim kişi

미치게 듣고 싶은 너의 한마디
Miçhige tıgo şipın noye hanmadi
The words I want to hear from you like crazy
Deli gibi senden duymak istediğim sözler

사랑해 사랑해요 그대는 어딨나요
Saranghe sarangheyo kıdenın odinnayo
I love you, I love you – where are you?
Seni seviyorum, seni seviyorum – nerdesin?

가슴깊이 박힌 그리운 사람 그대
Kasımgipi bakhin kıriun saram kıde
The person I long for, who is deeply stuck in my heart
Özlediğim kişi, kalbimin derinliklerine işleyen

영원히 간직할래요
Yongwonhi kancikhalleyo
I want to cherish you forever
Sonsuza dek üzerine titremek istiyorum

어떡하나요
Ottokhanayo
What do I do?
Ne yapayım?

차가웠던 그대가
Çagawotdon kıdega
You were so cold to me
Bana karşı çok soğuktun

그래도 보고싶어요
Kıredo pogoşipoyo
But I still miss you
Ama ben yine de seni özlüyorum

이렇게 가슴 끝이 아파도
Irohke kasım kıtçi apado
Even if the tip of my heart hurts like this
Kalbim böyle acısa da

이렇게 손끝이 떨려도
Irohke sonkıtçi dollyodo
Even if the tip of my hands tremble like this
Kalbim böyle titrese de 

그댈 잊을 수가 없어
Kıderi cilsuga obso
I still can’t forget you
Hala seni unutamıyorum

미치게 보고 싶은 사람
Miçhige pogo şipın saram
The person I miss like crazy
Deli gibi özlediğim kişi

미치게 듣고 싶은 너의 한마디
Miçhige tıgo şipın noye hanmadi
The words I want to hear from you like crazy
Deli gibi senden duymak istediğim sözler

사랑해 사랑해요 그대는 어딨나요
Saranghe sarangheyo kıdenın odinnayo
I love you, I love you – where are you?
Seni seviyorum, seni seviyorum – nerdesin?

가슴깊이 박힌 그리운 사람 
Kasımgipi bakhin kıriun saram 
The person I long for, who is deeply stuck in my heart
Özlediğim kişi, kalbimin derinliklerine işleyen

내게 말 해줘요 날 간직 한다고
Nege mal hecwoyo nal kancik handago
Please tell me that you cherish me
Lütfen bana üzerime titrediğini söyle

하얗게 지우면 안돼요
Hayahke ciumyon andweyo
Please don’t blankly erase me
Lütfen beni silip atma

내 전부이니까
Ne conbuinikka
Because you’re my everything
Çünkü sen benim herşeyimsin

미치게 보고 싶은 사람
Miçhige pogo şipın saram
The person I miss like crazy
Deli gibi özlediğim kişi

미치게 듣고 싶은 너의 한마디
Miçhige tıgo şipın noye hanmadi
The words I want to hear from you like crazy
Deli gibi senden duymak istediğim sözler

사랑해 사랑해요 그대는 어딨나요
Saranghe sarangheyo kıdenın odinnayo
I love you, I love you – where are you?
Seni seviyorum, seni seviyorum – nerdesin?

가슴깊이 박힌 그리운 사람 그대
Kasımgipi bakhin kıriun saram kıde
The person I long for, who is deeply stuck in my heart
Özlediğim kişi, kalbimin derinliklerine işleyen

영원히 간직할래요
Yongwoni kancikhalleyo
I want to cherish you forever
Sonsuza dek üzerine titremek istiyorum

사랑해 사랑해요
Saranghe sarangheyo
I love you, I love you
Seni seviyorum, seni seviyorum