İş ve tez arasında boğulmuşken ara vererek izleyip bu anlamda biraz harcadığım bir dizi ile bloga geri döndüm. Sabırsızlıkla bekliyordum çünkü Ji Sung son dönem favori oyuncum haline gelmiş durumdaydı. Biraz fantastik ama günlük yaşamın ağır bastığı durağan bir hikayesi vardı. Belki de bu yüzden yavaş devam etmek kayıp hissettirmedi. Ama açıkçası daha iyi birşeyler bekliyordum. Bir parça hayal kırıcı oldu diyebilirim. Gelelim hikayesine. Joo-Hyuk (Ji Sung)  ve Woo-Jin (Han Ji-Min)  severek evlenmiş bir çifttir. Ancak beş yılın ardından iki küçük çocuklarıyla geçim derdine gömülmüş ve biribirlerini hatta kendilerini bile unutmuş durumdadırlar. Akşam saatleri çoğu zaman kavga ile noktalanır.


Tüm bu hengamenin içinde iş dönüşü metroda bir akşam pejmürde adamdan birkaç bozukluk alan Joo-Hyuk her zaman gittiği rotanın bozuk para gerektiren bir geçiş noktası olduğunu görünce şaşırır. Az önce edindiği paralardan birini para haznesine fırlatı. Daha sonra sonra gözünü açtığında kendini kolej dönemine geri dönmüş halde bulur. Yine eskisi gibi gençtir. Hayatını yeniden yazabileceğini fark eder ve karısıyla tanıştığı o günün gerçekleşmesine engel olur. Okulda kendisine hayran zengin aile kızı  Kang Han-Na ile evlidir. Herşeyin mükemmel olduğunu inanır. Ancak çok geçmeden yaptığı seçimi sorgular hale gelecektir

Bir BBC uyarlaması olarak karşımıza çıkan 2018 yapımı seri  OCN kanalının daha önce yayınladığı ve benim fazlasıyla beğendiğim Tunnel dizisinin ters zaman hikayesini odağına almış. Yani bir zamanda yolculuk hikayesi sunulmuş ama bu kez kahramanımız geleceğe değil geçmişe gidiyor. Açıkçası aynı kanalda benzer bir proje mi? Ne akla hizmet diyerek başlamama karşın sona erdiğinde  olumsuz düşüncemin aksine seriyi kesinlikle izlenir buldum. Hatta takipçileri gibi 2. sezon olsa diye bekleyenler kervanına katılmış durumdayım.



Han Tae-Joo adli-kriminal davalarda uzmandır. Ancak çevresindekilerle kurduğu ilişkilerde hep görünmeyen bir çizgi çizmekte ve samimi olmamaktadır.  Çalıştığı seri katil cinayetlerinde parmak izi yokluğu ve delil yetersizliği her defasında bir adım öteye girmesine engel olur. En sonunda yakaladığı şüpheli Kim Min-Suk pisikopat tavırlarıyla potansiyel bir suçlu adayıdır. Hatta aradığı kişi olduğuna neredeyse emin olmuşken yine eldeki kanıtlar şüphesini doğrulamaktan uzak kalınca zanlı serbest bırakılır ve çok geçmeden başarısizlığının bedeli olarak kalbini açtığı yegane insan ortadan kaybolur. Bir kez daha girdiği kedi fare oyununda Kim Min-Suk'un ensesinde bitmişken görünüşe göre suç ortağı tarafından anlına dayanan tabanca ile başından vurulur. Kendine geldiğinde hayretle farkeder ki  cep telefonlarının ya da güvenlik kameralarının olmadığı 30 yıl öncesine dönmüştür. 




Eski Çin edebiyatından bir günümüz uyarlması olan hikaye bir tanrı iken cezalandırılıp hapsedilen Son O-Gong ile günümüz dünyasında Lucifer Enterteinment'ın sahibi, geçmişte bir iblisken yeterli bakiyeyi toplayıp tanrı olmayı hedefleyen Woo Whee ve onları arasında eski bir lanetin taşıyıcısı Sam Jamg olmak zorunda kalan, dünyaya musallat olmuş yeraltı yaratıklarını görebilen Jin Sun-Mi'in çevresinde şekilleniyor.


Başrolunde My Girlfriend Is a Gumiho adlı popüler tv sersisiyle ilk kez izlediğim ama kadın karakteri yüzünden hiç haz etmeyip çöpe gönderdiğim Lee Seung-Gi olunca bir şans vermek istedim. Çünkü Girlfriend Is a Gumiho'dakinin aksine kendisini King 2 Heart'da gayet başarılı bulmuştum. Ancak hikayenin fantastik unsurları ve işlenişini sevemedim nedense. Özellikle Woo Whee  ve takımının varlık sebebini çözemedim ve hikayesini anlamsız ve  yetersiz buldum. Öte yandan Lee Seung-Gi'de sanki rolünü tekrar etmiş gibi geldi. Çıkarcı ve duygusuzken bir bileklikle aşık olmak zorunda kalması iyi hoş güzel de Jin Sun-Mi ile pek bir kimya yakalayamadım. Dizide göze çarpan bir diğer oyuncu geçen yaz konserine gitme fırsatı bulduğum Ft Island Grubu solisti Lee Hong-Ki. Ancak onun rolu de çok anlamlı gelmedi. Halen izlemeye devam ediyorum. Ancak fikrim bri hayli değişti değişir. En azından devam edilebilir düzeyde bir şeyler sunabildi. 
Çöp Diziler Part 1

Bu başlığı açmamın sebebi bazı dizileri izlemiş olsam da ben de kayda değer bir etki bırakmamaları. Bu yüzden yukarıdaki link listesinde yer kapladıklarını düşünerek atmaya karar verdim. Sonuçta Prime Time dizilerin bölümleri 16- bazen beğenilirse (+2), 20 (+4) ya da en fazla 50 bölümlük. Eh ülkede ortam bu kadar üretim yapmayı gerektiriyorken her yapımın  mükemmel olması beklenmez. Her yıl görüldüğü üzere aradan bir kaçı sıyrılıyor zaten. (Orada da kimi başrol seçtiğiniz en büyük etken kanımca. Gong Yoo, Hyun Bin, Son Ye Jin'le çalışıyorsanız işiniz garanti oluyor mesela genelde. Sanırım bazı oyuncularda şeytan tüyü var:) Buradakiler benim seçtiklerim. Herkes elbette aynı fikirde olmayabilir. Zevkler ve renkler farklı olabilir. Bu yüzden öyleymiş böyleymiş niye beğenmemişim gibi yorumlar yapmayın lütfen.

Blood 
Bu dizi fragmanlarıyla bende büyük beklentilere yol açsa da yalnızca bir bölüm izleyince tüm gizem ve havasının şişirilen balonun sönmesi gibi bir etki bırakan bir diğeri hayal kırıklığı yapımdır. Dizinin iyi reytingler alması bir diğer ilginç durum. Ahn Jae-Hyeon'u enfekte yolla vampir olan ailesinin öldürülmesinin ardından bir yandan sırrını paylaşan ve normalleşme üzerine çalışmalar yapan genç bir genetikçi ile yaşarken bir yandan da genç yaşına rağmen edindiği şöhretle Kore'de prestijli bir hastaneye birim şef olarak atanan karizmatik (olmaya çalışılmış ama nafile) doktor Park Ji-Sang rolünde. Yapımın kendisine en büyük getirisi herhalde aralarındaki yaş farkına rağmen hayatının aşkı olup evlendiği Ku Hye-Sun olsa gerek. Ancak ben bu dizi için O'nun seçilmesinin faciayı yaratan ana sebep olduğu kanısındayım. Dizide konuşma tarzından tutunda sergilediği rol pek hoş bulmadım. Aslında Boys Over Flowers (Kkotboda Namja) dışında yapımına denk gelmemiştim çünkü oyuncu çok aradığım yüzlerden değildi. Zaten her işe el atan bir hatun. Yazar, yönetmen, oyuncu vs. Böyle her dala konma olayını sevmiyorum. Hangi işte profesyonelsen önceliğin o olmalı ki bana göre o oyunculuğu olmayabilir. Bununla birlikte son dönemde bir sağlık sorunu olduğunu izlemiştim, ve üzüldüm. Umarım herşey yolunda gider ve düzelir. Baş kötü karakterimize diyecek sözüm yok çünkü kendisi işinin ehli deneyimli bir aktör olan Ji Jin-Hee ki onu en son Misty' de izleyip resmen bayılmıştım.

The Bride of Habaek (2017)

Bir Webtoon uyarlaması Su Tanrısı'nın Gelini olarak dilimize çerirebileceğimiz bu yapım benim merakla beklediğim ama izleyince değmezmiş dediğim senaryolardan birine sahip. Aynı şey oyunculuklar ve sonu için de geçerli. Tanrıların tanrısı Habaek'ın dünyaya inip üç taşı bulması ve hükümranlığını kabul ettirmesi gerekmektedir. Bu arada yeryüzü tanrıları olarak boy gösteren tanrıça Moo Ra ve tanrı Bi Ryum ile bir tanrı ve insandan peydah olduğu için oradan oraya itilip kakılan bir diğer yarı tanrımız Hoo Ye da hikaye boyunca orada burada görünür. Tanrılardaki kişiliksizlik, kıskançlığı, dengesizlikleri ve karizma yoksunluğu baştan ayağa her karakterde kendini belli ederken özellikle çeşitli güçlere sahip yarı tanrının sanki oluşumu onun suçuymuş gibi diğer tanrılarca bir tehlike ya da iğrenç bir varlık gibi hor görülmesi saçma ve tanrı figürüne ters bir görünüm veriyordu. Kapağa bakarak yanılıp iyi birşey beklemeyin:) Ben zaman zaman bu yapımda olduğu gibi bazen bu hataya düşebiliyorum. Konuda ne bir gizem ne de çekicilik yoktu. Tanrının kölesi konumundaki baş karakter Yoon So-A'yı canlandıran kızı ise nedendir bilemiyorum Sensory Couple haric hiç bir dizisini sevemedim. Erkek başrol ise Cheese in Trap'den tanıdığım ve sevdiğim biri. Ama burada onu tanıyamadım:) Görüntüsü çok farklı geldi. Harcanan görsel efektlere yazık olmuş. Hikaye kimin kaleminden çıkma idiyse facia da oradan başlamış zaten. Goblin tuttu ya bu da tutar diye yapılmış sanki ama yanından geçmez elbette.

The Moon Embracing The Sun

Tarihi dizi "The Moon Embracing The Sun" kral King Lee Hwon ve kadın Şaman Wol arasındaki aşkı anlatır. Kore'de özellikle monarşi dönemlerinde büyü ve kehanet olayı sanırım idareciler ve halk üzerinde hayli etkiliydi. Şilla dönemi ikiz doğumun lanet sayılması vs. Wol gerçekte veliaht prenses olarak doğmuş ancak idamla karşı karşıya kalınca kimliğini gizleyip bu yaşam biçimini seçmiştir. Konu hoş görünse de ne yazık ki bazen neden bilemiyorum özellikle başta Kim Soo-Hyun olmak üzere oyunculuklardan mı yoksa dizinin işlenişinden midir bilinmez ortaya facia bir iş çıkabiliyor. Zaten birbirine yakın biçimde yayınlanan üç Moon'lu diziden çöplüğü hak edeni de budur. Aslında özellikle kadın karakterlerin gençlik hallerini hayat veren oyuncuları severim. Ama bir tülü hikayeye ısınamadım gitti. Dizi takipçilerinin muhtemelen bildiği üzere Kanal 7'nin yaz sezonu Kore dizileri arasında yer alan Moon üçlemesinin ikinci dizisi olarak ekrana da geldi. Beğenildi mi bilemiyorum tabii o da ayrı. 


The King's Face


2014 yapımı bir diğer vasat KBS draması yapım için söyleyebileceğim yegane şey harcanan paraya yazık edilmiş olduğudur. Karakter seçimi ve oyunculuklara ısınamadığım gibi hikayeyi de sevemedim. Hatta yüzün dış yapısından kaderi belirleme şeklindeki bir diğer batıl uygulamaya tanıklık ederken fantastik kalıbına bile koyup o gözle izleyebilmem mümkün olmadı ve hikaye sarmadı işte bir türlü. Elbette her diziyi beğenmek zorunda değiliz. 10 yıldır izleyici olduğum düşünülürse seçici olmak şaşırtıcı değil. Bazen karakterler ve roller bir giysi gibi dar gelir ya da bir kaç beden büyük kaçabilir.  Sanırsam biraz öyle bir durum benim için. Kimi zaman kapak resimlerine ya da fragmanlara kanıp işe yaramayan diziler indirdiğim oluyor. İyiki orada denk geldim de boşuna uğraşmış olmadım. KBS World'un akşam 18;30 dizi kuşağı işime yarıyor bu anlamda

Man To Man (2017)

Bu dizi duyrulduğunda Cheese in The Trap'in ardından Park Hae Jin'in ekrana dönmesini bekleyen bir kore-dizi sever olarak fazlasıyla heyecanlanmıştım. Bekleme süreci ve bitmesi derken bir başka kore dizi sever arkadaşa takılınca diziyi edinme sürecim uzadı gitti. İzlemeye başladığım da edindiğim ilk izlenim Kim Min-Jung'in canlandırdığı karakterin saç modelinin ne kadar berbat olduğu üzerine şekillenince yapımdan da soğudum. Bu hangi akılla yapılmış bir seçim bilemiyorum. Park Hae Jin'i severek izlerim ama bu kez bir parça hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Ne yazık ki az önce belirttiğim bu tip gıcık durumlar en azından benim için istisna yaratıyor. Aralarında en ufak bir kimya da hissetmedim.

Şimdiye değin izlediğim en uyumsuz ve sevimsiz çifti oluşturmuşlardı. Şimdilik ilk bölümlere bakınca olumlu yönde bir gelişme de göremedim. Hatta hatundan öylesine sıkıldım ki bitiremeden bıraktım. Gelelim konuya Kim Sul-Woo işinin ehli tam karizma bir ajandır. Görev bitimde ölerek ortadan kaybolmaktadır. Uzun süreli yurt dışı işlerin ardından ülkesine geri döner. Uluslararası bir tarihi eser kaçakçılık olayı onu ünlü film yıldızı Yeo Woon-Gwan'un koruması olmasını gerektiren yeni bir olayın içine sürükler. Menajer hatunumuzun ise ise başlangıçta yeni adamı gözü hiç tutmaz ama kancayı takmayı da ihmal etmez sonunda. (Bu son yorumdan ne denli gıcık olduğumu siz anlayın işte. ) Ah ah Park Hae Jin! Nasıl böyle bir seçim yaparsın?
Fated to Love You (2014)

Bu diziyi keşfettiğimde özellikle Jang Hyuk'u o rüküş saç modeli ve garip ve iç bayıcı kişilği nedeniyle sıkça boğmak istemiş nedense School 2013'te de izlediğim ve genelde ezik kişiklere hayat veren rollerine denk geldiğim Jang Nara'ya ise fazlasıyla üzülmüştüm. Serinin bizde No:309 dizisi adıyla yapıldığı yorumlarına ise şaşırdım. Çünkü No:309'u izlediğimde bana bu diziyi hiç anımsatmamıştı. Gelelim konusuna: Güzel ve ünlü balerin sevgilisiyle evlenmeye hazırlanan zengin ve soylu bir ailenin varisi Le Gun,  büyükannesinin kendisini başgöz etme planı doğrultusunda kurduğu tuzağa düşer ve başına ummadık bir iş gelir. Kendi halinde çalışan, sessiz sedasız Kim Min Young ise tatil için sonunda uygun bir fırsat yakaladığı için mutlu mesut kendini otele atar.


Tamamen kazara bir şekilde esasında Le Gun'a hazırlanmış ve içine yan etkileri artırılmış  içeceği içince sarhoş olur ve geceyi birlikte geçirirler. Uyandıklarında artık her şey olup bitivermiştir! Le Gun, sanki her şey tek tarafın istemesiyle gerçekleşmiş gibi sinir küpüne döner ve kıza hayli kaba davranır. En sonunda hiç birşey olmamış gibi yolllarını ayırmayı deneseler de  Kim Min Young'un hamile kalışı ikisi için durumu içinden çıkılmaz bir hale sokar.Elbette tam da umduğu sonucu elde eden büyükannenin de arzusuyla kendilerini nikah masasına götüren sürecin içinde bulurlar. Başlangıçta Le Gun içine düştüğü durumun kız tarafında  hazırlanan bir tuzak olduğunu düşünse ve tüm olanlara sinir olup acısını Kim Mi Young'dan çıkarmak için elinden geleni yapsa da zaman geçtikçe bu sessiz ve naif kadının hiç de düşündüğü gibi biri olmadığını ve O'na haksızlık ettiğini fark edecektir.

Queen For Seven Days (2017)
KBS'nin diziler konusunda şu ara şansı yaver gitmiyor sanırım. Bu hikaye de bana bunu bir kez daha göstermiş oldu. Her ne kadar oyucular kariyerleri açısından sağlam kişilerden seçilse de senaryo berbattı. Ben genelde zoraki dizi izlemem. Ancak sırf bu saçmalık nasıl sonlanacak diyerek tamamlayabilmeyi başardığımda aklımdan geçen tek şey projede rol alan Shin Chae Kyung, Lee Yeok ve deneyimli bir diğer oyuncu Lee Yoon'ın bu diziyi tercih ettikleri için muhtemelen pişmalık duymuş olabilecekleriydi. Konu kısaca şöyle gelişir. Tahtın veliaht prensi Lee Dong-Gun, babası ve önceki kralın ardında bıraktığı söylenen ve gelecekte küçük oğlunun taç giymesini salık veren varlığı şaibeli bir mektup bıraktığını  öğrenir. Bu durum ister istemez küçük kardeşi Lee Yeok'u en büyük rakibi ve kendisi için oluşabilecek en büyük tehdit olarak görmeye başlamasına nden olur. Lee Yeok ise abisinin hükümranlığına her anlamda sadıktır ancak yaşanan olaylar zaman zaman zan altında kalmasına neden olduğu gibi öyle ya da böyle bir şekilde gerçekten de abisinin güvenini sarsar. Yine bu süreçte devlet görevlisi Shin Soo-Geun'ın gözlerden uzak tutarak büyütüğü kızı ile nişanlanması onaylanır. İkili farklı şartlarda tanışırlar ve birbirlerinin ilk aşkı olurlar. Ancak şüphe tohumları ekilmeye devam ederken  Lee Yeok'un abisi ile taht için karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdır.

Legend Of The Blue Sea (2016)

Dizi hikayesine Joseon alimi Yu Mong-In tarafından yazılmış tarih-fantastik türündeki hikaye koleksiyonu “Eou Yadam” esin kaynağı olmuştur. Bu hikayede okyanusun içinde yaşayan ve balıkçılar tarafından yakalanan deniz kızları ve onları serbest bırakan hâkim Kim Dam-Ryung’u anlatır. 
Heo Joon Jae, uzun süre önce deniz kenarında geri döneceğini söyleyen annesi tarafından terk edilmiş bir süre sonra babası da bir başkasıyla hayatını birleştirmiştir. Baba oğulun iletişimsizliği öyle derindir ki hatta adam yeni evlendiği eşinin oğluna kendi öz oğlundan daha sıcak davranır. Zaten üvey annesi ve kardeşine katlanamayan Heo Joon Jae bir süre sonra evini terk eder. Yıllar sonra kurduğu ekiple şimdilerde özellikle zengin kadınları cazibesiyle etkileyip sonrasında soyan zeki bir dolandırıcı olmuştur. Genelde kurbanlarını bunu hak ettiğini düşündüğü kişilerden seçer. Ancak son işinde bir takım aksilikler olur ve peşine silahlı adamların takılınca ülkeyi terk edip İtalya'da bir sahil kasabasında otele yerleşir. Yolu Seoul'e düşen deniz kızı Shim Chung ise ilk aşkının hatırasını kalbinde taşımaktadır.  Düzenbaz Heo Joon Jae ile yolları kesiştiğinde onun kaybattiği ilk aşkınun vücut bulmuş hali olduğunu görür ki bu da onu izlemesi için yeterlidir. İlk kez insan bedenine bürünmüştür ve konuşamadığı gibi tavırları da kafayı sıyırmış tipleri andırmaktadır. Heo Joon Jae, başta kızı önemsemez ama bileğindeki antika görünen bilezik tüm parasal ilgisini anında cezbeder. Oyuna getirip alması zor olmaz. Sonrasında başından savabileceğini düşünür ama işler umduğu gibi gitmeyecektir.

Dizi Hakkında Söyleyebileceklerim:

1. Uzun süre reklamları yapılınca hevesle beklediği bu hikayeyi izlemeyi önerir miyim? Hayır. Özellikle elinizde Goblin gibi daha iyi birşeyler varsa bekletin. Hatta ara verdiğiniz bir dönem izlerseniz sevebilirsiniz. Lee Min Ho hayranıysanız bu durumum bakış açınızı etkiler mi bilemiyorum ama ben son dönemde Lee Min Ho'yu artık fazlasıyla sıkıcı bulanlardanım.

2. Hikaye güzel mi? Aslında evet. Ancak başka oyuncular oynasaydı daha iyi bir sonuç çıkabilrdi. Ayrıca iki baş rol oyuuncu Gianna Jun ve Lee Min Ho'nun aralarında bir kimya hissetmedim. Tamam Lee Min Ho'nun genelde yaşından büyük rolleri canlandırdığını biliyorum ama buna rağmen ikili aralarındaki gözle görülür yaş farkı rahatsız ediciydi. Bu yüzden aşk hikayesi inandırıcı olmaktan uzaktı.

3. Gianna Ju'a You Came From Star'dan aşinaydım. Orada da çok ısınamamıştım ama keinlikle daha iyi bir oyunculuk sergilemişti. Dolayısıyla bunun daha çok rol arkadaşıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. İlk aşkına benzediği için  Heo Joon Jae'yı izlemesi de benim için lanse edilen aşkı gerçekçi kılmayan en önemli etkendi.

4. Lee Min Ho'nun dizileri genelde alelacele sonlarla biterdi. En azından bu konuda yapımcılar çıtayı yükseltmişler ve oyuncuya uzun bir final sunma imkanı doğmuş. Dizinin az sayıdaki olumlu yönlerinden bir buydu zaten

Second Time Twenty Years Old (2017)
Bu diziyi duyduğumda geçmişe gidip gelme hikayesi var sanmıştım. Ancak yanından geçen bir konu değilmiş. Oyuncusu Winter Sonata'mdaki  Choi Ji Woo olunca bir göz atayım dedim. Ancak nette izleme şansım olsa indirmekle uğraşılacak bir dizi değildi. Çerez niyetine vakit geçirmek için aparatif olarak takılabilirsiniz. Kısaca hikayesine gelirsem Ha No Ra içinde uhte kalan üniversite özlemine rağmen  şartların getirdiği zorunlu bir tercihle lise sonrası hamile kalınca ev hanımı olmayı seçmiş şimdilerde 38 yaşında bir kadındır.  Artık kocasından gördüğü ilgisizlikle uzun süredir evliliği de durağan  bir hal almıştır. İşin gerçeği ullarının üniversite mezuniyetinin ardından boşanmak üzere anlaşmışlardır. Ha No Ra her geçen gün oğluyla arasında örülen duvarı aşmak istese de başarılı olamaz. Tüm bunların arasında üniversiteye kayıt olmayı düşünür. Ama asla kabul edilebileceğini de düşünmez. İstediği okul tam da oğlunun kayıt yaptırdığıdır. Reddedilmek bir miktar üzse de mülakatta elendiğine çok da şaşırmaz. Ancak bir son dakika kabulu ile işler değişir. Annesiyle aynı okula gideceğini öğrenen Kim Min-Soo durumu hiç de memnuniyetle karşılamaz. Şimdilerde üniversitede profösor olan kocasından yana bir destek zaten beklememektedir. Ha No Ra kendi için bir karar verir. Bu kez ne istiyorsa onu yapacaktır. Anne oğul olduklarını gizleyerek kampüs hayatına adım attığında Okuldaki varlığı da başlangıçta öğrenciler için tuhaf olacaktır. 

Dipnot: 96 doğumlu Kim Min-Jae gelecek vadeden genç yıldızlardan. Kendisini yakın zamanda güzide dizim Goblin'de genç kral Wang Yeo ve  Great Seducer 'da Lee Se-Joo rolunde izledim. Hatta onu bir diğer dikkat çeken yeni nesil oyuncu Yeo Jin-Goo ile karıştırıyorum. Aslında Kim So-Hyun ile birlikte bu üçünü aynı dizide görmek isterim doğrusu.

Dipnot 2: Yapımın aynı adla hollywood versiyonu dışında  bir de kore sinema filmi varsa da bir devam halkası değil


When A Man Loves (2013)

Hikaye annesininin kendisini de geride bırakıp kardeşini de alarak tefecilere ödenmek üzere biriktirilen para ile kaçması sonrası babasını kaybeden ve alacaklıların hedefi olan Han Tae Sang'ın bu karanlık dünyanın parçası haline gelmesi ile başlıyor. Patronun insafa gelmesi ya da ödeme karşılı sayması yüzünden olsa gerek yanına aldığı çocuk sert bir dünyaya adım atar. Yıllar sonra alacaklılardan yapılacak geri ödemeleri toplayan grubun lideri ve işin ikinci adamı haline gelir. Patronu da içten içe rahaysız eden bu duruma, genç sevgilisi Baek Sung Jo'nun da Han Tae Sang'a abayı yakması eklenince kısa süre sonra işleri içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Bir kitapçıdan alacak tahsili için kapıya dayadıkları gün dükkan sahibinin kızı Seo Mi Do da olaya şahit olur. Adamlar tarafından tartaklanırlar. Mekana daha sonra gelen ve fakir gururunu kendisi de çok iyi bilen Han Tae Sang bir süre kızın direnişini uzaktan izler. Sonrasında durumun daha da çirkinleşmesine izin vermez. Parasını ödeyeceğini söyleyen kıza zaman tanır. Ancak kız ofisine geldiğinde o kadar kısa sürede bulması zaten mümkün olmayan borcun karşılığında kendisini önerir. Han Tae Sang ufak bir şaşkınlık yaşasa da sonrasında teklifi kabul eder. Otelde yeniden bir araya geldiklerinde aslında böyle bir niyeti olmadığını belli etmekte gecikmez. Faizi sildiğini ve ana para için bekleyeceğini söyleyip gider. Birkaç gün sonra ise borcun tamamını sildiği gibi sağ kolu Lee hang Hee aracılığıyla kıza burs niteliğinde olacak bir banka cüzdanı gönderir. Ancak verdiği keyfi kararlar büyük patronun iyiden iyiye rahatsız etmektedir. Doğum günü kutlaması sırasında alkolun de etkisi ile ailesini hedef alan yakışıksız sözler sarf eder ve gece kavga ve cinayetle sonuçlanır. Olaylar yedi yıl sonrasına bağlanarak devam eder.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın 

Gunman in Joseon (2014)

Bu dizi her bölümünü düzenli biçimde takip edemesem de özellikle muzikleriyle dikkatimi çeken ve KBS World'de izledilediğim yapımlardan birisidir. Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo'la kendisine aşina olduğum Lee Joon Gi'yi aslında bütün dizilerini bulup da izleyeyim dediğim ya da yana yakıla  takip ettiğim oyunculardan biri değil. Ama 19.yy'a ait "batılı centilmen" giysiler içinde izlemek de oldukça keyifliydi. Bununla birlikte ne genel öykü ne de romantizm olmazsa dizi tutar mı cinsinden araya sıkıştırılmış hissi uyanıran aşk hikayesi etkileyici gelmedi. Belki izlerken havamda değildim bilemiyorum. Konu kısaca bir intikam hikayesi sunan öykümüz yıllar sonra gizemli bir silahşör olarak ülkesine dönen ve ailesini  yok eden düşmanına karşı çetin bir mücadeleye girişen Park Yoon-Kang çevresinde şekilleniyor.





















Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo (Aşka Yolculuk) Ost
Şarkıyı Söyleyen: Jung Seung Hwan (정승환)
Şarkı Adı: Wind (바람)
Not: Korece'den Türkçe'ye transkripsiyon ve çeviri bana aittir.

HANGUL LYRICS

눈물은 가슴속 숨기고 추억들은 지워버려
Kı nun murın kasımsoge sumkigo çuokdırin çiwoboryoyo
Kalbimde saklı gözyaşları Anılar gittikçe siliniyor

끝내 못다할 인연 여기멈춰둬요 그리눈물로 산다 해도
Kınne motda hinyon yogiso momçowo dwoyo kuriwo nunmullo sanda hedo uri
Sona ermeyen kaderimiz burada bitti, biz hasret dolu gözyaşları ile yaşasak da

흩어지는 바람같아찾으려 찾을 없는 같아
Hıtocinın baramgataso çacıryo hedo çacıl su omniın gil kataso
Savrulan rüzgar gibi aramaya çalıştım, ama ulaşılmaz bir yol gibi

멀어지는 인연잡을 수가 없어그대를 보내는
Morocin inyonın çabıl suga opsoso kıderıl punenın maım
Tutunamıyorum geçmişte kalan kadere, yine de kalbim izin veriyor gitmene

해가 지면 사라그대라서 마음껏 눈에 담으려
hega cimyon saracil kıdereso maımkon nune tamuryo he
Güneş doğduğunda yine yok olacaksın, seni gözlerimde vardeceğim

어둠이 내려오면 잊어야 하는 이대로 떠나 보내야 하는거
odumi neryoumyon icoya hanın saram idero dona boneya hanın koco
Karanlık çöktüğünde seni unutmalıyım, böylece gitmene izin vermeliyim

흩어지는 바람같아 찾으려 해도 찾을 없는 같아
hetocinın baramgataso çacıryo hado çacıl su omnın gil gataseo
Savrulan rüzgar gibi aramaya çalıştım, ama ulaşılmaz bir yol gibi

멀어지는 인연잡을 수가 없어그대를 보내는
morojinın inyonın çabıl suga opsoso kıderıl bonenın maım
Tutunamıyorum geçmişte kalan kadere, yine de kalbim izin veriyor gitmene

그대 돌아서서 떠나발걸음에 참아왔  눈물이 흘러내
kıde nal dorasoso donanın balgorume çhamavatton nunmuri hılloneryo
Benden kopan adımlarınla tutttuğum gözyaşlarım aktı

떨어지는 꽃잎같아가여운 이대로 끝내야만해
torocinın konnipgataso kayoun saram idero kınneyamanheso
döküken çiçek yaprakları misali senin için ağlıyorum çünkü böylece bitirmek zorundayız

언젠가 우리 다시 만나날이 오면 그땐 헤어지지 나의
oncenga uri daşi mannanın nari umyon kıttenyo cici mayo nai sarang
Birgün yeniden karşılaşırsak kaderde, asla elveda demeyelim aşkım.




















Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo (Aşka Yolculuk) Ost 
Şarkıyı Söyleyen: Lee Hi  (이하이)
Şarkı Adı: My Love  (내 사랑) (Sevdiğim)

늘 멀리서 지켜만봤죠
nel molliso çikyomanbvattçiyo
내 사랑인 것 같아서 그대
ne sarangin got gataso kıde
그대 같은 마음인 줄
katım maımin jul
알았죠 다른 곳을 보았지만
tarın gosıl boatciman
바람처럼 이 먼지처럼
Paramçorom i monciçorom
잡히지가 않아 보이지않아
çaphiciga anha boiçianha

------------------

Remember love you I love you
사랑인 줄 믿었고 운명이라 불렀죠
sarangin jul midotgo unmyongira pulyotco
Remember love you I love you
그대 눈동자 속에 내가 살고있는데
gıde nın dongca soge nega salgoinnınde
너에게만 대답해줘요
neyegeman tedaphecoyo
휘청이는 날 붙잡아줘요
Kıcgohi nın nal butcabaçwoyo
내 사랑 내 사랑
ne sarang ne sarang

---------------------

내 마음의 차에 내리는
ne maımui change naerineun 
눈물이 대답해주네
nunmuri daedaphaeju
내게 이룰 수 없는 인연이란
naege irul su eoptneun inyeoniran
잊어야만 하는 사람
ijeoyaman haneun saram
멀어지는 나의 사랑을
meoreojineun naui sarangeul
보내줘야해요 내가 아니니
bonaejwoyahaeyo naega anini

 ---------------------

Remember love you I love you
사랑인 줄 믿었고 운명이라 불렀죠
sarangin jul mideottgo unmyeongira bulleottjyo
Remember love you I love you
그대 눈동자 속에 내가 살고있는데
geudae nundongja soge naega salgoittneunde
너에게만 대답해줘요
neoegeman daedaphaejwoyo
휘청이는 날 붙잡아줘요
hwicheongineun nal butjabajwoyo
내 사랑 내 사랑
nae sarang nae sarang