Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Lee Joon Ho (Junho) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lee Joon Ho (Junho) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2023 Pazartesi

King The Land (2023)

8/07/2023 08:22:00 ÖÖ 0 Comments

Bir süredir kore yapımlarına devam etsem de aradığımı vermeyen senaryolar arasında boğulmuş haldeydim. Açıkçası artık izlemekten zevk almadığım zengin oğlan fakir kız güzellemelerinden bir demet sunan bu yapım da öyle çok aman aman dedirten bir seyir vadetmiyordu. Ancak özellikle Lee Joon Ho (Junho) ekranda görmekten keyif aldığım bir yüz olunca haliyle listeye ekledim. O ve Yoo Na'nın  "Senyorita" şarkısı eşliğinde yaptığı dansı izleme şansınız olduysa siz de benim gibi eninde sonunda onların bir araya getirilmelerine şaşırmamışsınızdır. İkilinin popülaritesi beklendiği gibi kanala yüksek izlenme oranları getirmiş. Ama belirttiğim gibi. İçi boş anlamsız bir hikayeyi iki ünlü kisiyle soslayıp reyting garantilemişler. Adamımız yakışıklı. Ekranı gayet güzel dolduruyor zaten:) Ama ergen seviyesinde değilde iyi işler peşindeyseniz uzak durun. Tamamen zaman kaybı. Yok biraz vakit öldüreyim diyorsanız çerez niyetine bakabilirsiniz.


Zeki ve son derece hoş görünme sahip Gu Won (Lee Joon-Ho) King Şirketler Grubu varisidir. Farklı anneden gelen ve her alanda kendisini rakip ve düşman kabul eden ablasıyla arzu etmediği ve sebebini pek de anlayamadığı bir savaş halindedir. İkili ilişkiler ise onun için iş yaşamı kadar rahat değildir. Sahte hiç bir şeye katlanamayan genç adam için otelin slagonu olan "gülümse" geçmişte yaşadığı travmanın en büyük sebeplerinde biridir. Bu nedenle King Otel'in başarılı yüzü haline gelmiş Cheon Sa-Rang (Lim Yoon-A)'la yolları kesiştiğinde genç kadın işinin gereklerini yerine getiriyor olsa da sahte addettiği bu yaklaşımı nedeniyle ister istemez O'nunla çatışır.


Parlak bir kişiliğe ve mükemmel bir gülümseye sahip Sa-Rang en güzel çocukluk anılarına sahip olduğu King Oteline çalışan olarak kabul edildiğinde büyük bir sevinç duyar. İşi konusunda yeniliklere ve öğrenmeye açık, elinden geleni yapmaya çalışan biridir. Çok geçmeden kişiliği ve azmi başkan  Gu Hwa-Ran tarafından fark edilir. Bu arada şirket başkanının oğlu ve yeni genel müdür olduğunu olduğunu bilmeksizin Won ile karşılaşır. Kimliğini öğrendikten sonra aralarındaki farklılıkları ve çatışmaların geride bırakmaya çalışır. Ancak zaman ilerledikçe yakınlaşmaları ve her ikisinin birbirlerinin çekim alanına girmeleri kaçınılmazdır.




23 Kasım 2022 Çarşamba

The Red Sleeve (2021)

11/23/2022 11:39:00 ÖS 0 Comments

The Red Sleeve, 2021'i kapatırken izleme listeme üst sıralardan giriş yapan bir yapım olarak gönlüme yerleşti. Öyle sürükleyici bir hikayesi de yokken neden bu kadar sevdiğimi açıkçası ben de çok anlamış değilim. Muhtemelen sahip olduğum duygusa boşlukları bir şekilde bu tip hikayeleri izleyerek doldurmaya çalıştığım için. Bilemiyorum... Bölüm sayısı 16 olarak planlanmıştı. Ancak aldığı yüksek izlenme oranı sonrası 17 bölümle sona erdi. Yanılmıyorsam ülkesinde de prime time a göre son altı bölüm altı hafta en yüksek izlenme oranını elde etmiş. MBC'nin ekrana getirdiği ve başrolünde 2 PM grubu üyesi ve son zamanlarda özellikle "Manager Kim'le" zirve yapan oyunculuğuyla da dikkat çeken Lee Joon-Ho (Junho) ve aktrist  Lee Se-Young'un paylaştığı dizi Kang Mi-Kang’ın 2017’de yayınlanan “Otsomae Beulgeun Kkeuddong / The Sleeve’s Red Cuff” adlı roman serisine dayanıyor.

Hikaye kibirli, sert ve özellikle duyguları söz konusu olduğunda bencil olmaya meyilli Velihat prens Lee San ile yaşamın sunduğu ölçüde hayatını kendi seçimleri doğrultusunda yaşamak isteyen saray hanımı Sung Deok-Im arasında geçmekte. Bazı internet sayfalarında aşk hikayesi olarak tanımlansa da bence peri masalı olmaktan uzak. Daha çok bir erkeğin tek taraflı aşkı ve bir kadının kendisine sunulan kaderi kabullenmesi üzerine şekillenmiş ve bu yönden irdelenince de insanın içini acıtan bir öykü. Belki bu yüzden sıradanlaşan diğerlerinden ayrılıyor.

Ülkesine, halkına yararlı idealist bir yönetici olma hayalindeki Lee San'nın çocukluğu oldukça zor geçmiştir. Babasının kötü şöhretinin gölgesinde, en ufak bir hatasının affedilmeyeceğinin bilincinde, sert mizaçlı ve çoğu zaman karşısında korkudan titrediği büyük babası Kral Youngjo'nun beklentilerini karşılamak için var gücüyle çalışmış, bu uğurda benliğini örselemiş, duygularına set çekmiştir. Kendisi ne kadar mükemmeliyetçiyse çevresindekilerden de aynı titiz çalışmayı ister. Bu yüzden çok da affedici değildir. Eğitmeni Hong Deok-Ro sahip olduğu tek arkadaştır ve konumu dolayısıyla onunla bile çizdiği sınırlar vardır. Günün birinde şehre vahşi bir kaplan musallat olur. Saldırılarını engellemek için yollanan askerler sağ geri dönmez. Lee San olaya el atma ihtiyacı hisseder. Ancak veliaht da olsa özellikle karar yetkileri yok denecek kadar azdır. Şahsi muhafızlarının komutanı Kang Tae-Ho ile durumu konuştuğu gün kontrolden çıkmış araba lastiği gibi bayırdan koşan genç bir saray leydisi adayını kenarında durduğu göle boylamaktan son anda kurtarsa da denge kaybıyla birlikte her ikisi de suya düşerler. Hadım ağası ve muhafızın prensi gölden çekmek için giriştiği hummalı çaba devam derken saray leydisi de majestelerini kurtarmak için harekete geçer ama kıyafetlerinin ağırlığı ve genç adamın yüzünü görmeyip sırtından gömleğini çekiştirmek gibi yanlış hamleler yapması sonrası iki kere yeniden suya gömülmesine neden olur. Lee San öfkeden kudursa da kendini kıyıya atar. Görünüşe göre sadece prensin şapkasını kurtarabilen genç kız hadım ağasının önünde diz çöküp özürlerini sıralasa da bir özür mektubu yazma cezası alır.

Çocukluğundan itibaren özellikle okumaya, yazmaya ilgili, meraklı ve akıllı bir kız olan Sung Deok-Im erken yaşta ailesini kaybetmiş, evlat edinildikten sonra saraya verilmiştir. Şimdilerde veliaht prense bağlı doğu sarayındaki kütüphanede çalışan genç kız, yazı becerilerini en iyi şekilde kullanmakta zaman zaman kraliyet ailesi üyesi prensesler için kitap çoğaltmaktadır. Bir kaç ayın ardından resmi bir saray hanımı olup devlet memuru sıfatı alınca verilecek maaşla daha özgür davranabileceği günleri iple çekmektedir. Veliaht prensi, talihsiz karşılaşmasından sonra bu kez kütüphanede görür ancak genç adamın ukala tavırlarından hoşlanmadığı gibi onu süpürge ile kovalayıp binadan çıkarır. Hatta sonraki gün şeytanı varlık muamelesi yapıp üzerine tuz bile boşaltır. Daha önce penceresinden karşı odada eğitmen ve prensin yaptığı derslere kulak misafiri olmuştur. Tüm bu süreçte yanlış bir çıkarımla O'nun prens değil yakışıklılığıyla saray hanımlarının gönlüne giren eğitmen Hong Deok-Ro olduğunu sonucuna varır. Bu arada hayli güvendiği katiplik becerisine karşın, veliaht prensin huzuruna çıkıp sunduğu mektuplar her defasında satır satır üstleri çizilmiş halde kabul edilmeyip geri verilmekte bu yüzden de stres ve öfke arasında gidip gelmektedir. Artık kütüphanede sohbet halinde olduğu eğitmenden sorunu hakkında öneriler almayı bile dener. Lee San kimliğini gizlemeyi sürdürürken oldukça sıkıcı ve zor yaşamına eğlence getiren kızı kıvrandırdığı için ergence bir muziplikle keyif alır.

 

Saray hanımı adaylarının eğlence gecesi, kaplanın öldürülmesi veliaht prensin saray kaidelerine riayet etmeyen davranışı olarak addedilip ceza almasıyla sonuçlanır. Prenses Chungyeon ve Prenses Chungsun dedelerinin fikrini değiştirmesi için en sevdiği kitabı çoğaltıp hediye etmek isterler. Elbette yazıcılığı konusunda güvendikleri Deok Im'de omlara yardımcı olur. Ancak kral torunlarını huzuruna kabul etmez. Dolayısıyla kraliçe Jungsoon'dan yardım isterler. Kraliçe kralın görüşme talebinin torunlarını kapsadığını aynı şeyin genç saray hanımı için geçerli olmadığını hatırlatır. Böylece Deok Im kendini kralın karşısında maruzatını anlatırken bulur. Ancak başlangıçta sözleri makul görülse de devamı prens ve av konusu olunca kralın tavrı hiç de hoş olmaz. Deok Im son ana kadar kendi geçmişinden, aile kayıplarından vs bahseder ve sonunda kral ikna olur. (Bu noktada kurgunun saçmaladığını düşünüyorum.) Hatta sonrasında yaşlı adam yanına gittiği torunuyla konuşurken ketumluğunun devam ettiğini görürüz. Her nedense O'na karşı olumlu bir anlayış geliştirmekten yoksundur. Aynı günün sabahında Deok Im kütüphanede konuştuğu kişinin eğitmen değil prens olduğunu anlar. Bir süre kızı kandırdığı ve oyunu ortaya çıktığı için rahatsızlık duyan Lee San O'nu bulacağı tek yerde bekler. Aklından geçenleri söylemesi için izin verir. Sonuçta kütüphanedeki konuşma prens için devrim niteliğindedir.  Çünkü aristokrasiden gelenler için halk ve çalışan tebaasına değil fikirini sormak onlarla iki çift laf konuşmak bile lütuftur! Bu yüzden olsa gerek binadan ayrılırken kıza karşı soğuk ve kabadır! Bir daha karşısına çıkmamasını emreder. Oysa bu pek de mümkün değildir. Saray hanımlığı arefesi Deok Im tam da prensin özellikle yazı işleri saatinde yanında yer alması için görevlendirilir! Bu arada onu evlat edinen ailenin, bunu prensin annesinin isteği doğrultusunda yaptığını öğreniriz. Kadın huzuruna ziyaret için gelen Deok Im'den oğlunun sarayda yaptıklarına dair rapor vermesini bunun için de O'nu gizlice izlemesini ister. Talep hiç hoşuna gitmese de genç kızın kabul etmekten başka seçeneği yoktur. Gece vakti yüzünü gizleyip yola düşer ve Hong Ra tarafından fark edilir. Kendisini tanımasına karşın hiç de öyle davranmayıp hakkında oracıkta ölüm fermanı veren adamın tekin pabuç olmadığını keşfeder. Neyse ki prens zamanında olaya müdahil olur ve genç kız kendini prenseslerin eşlerinin de dahil olduğu ve genç adamın güvenilir çevresinden oluşturduğu  gizli konseyinin toplantısında bulur. Ertesi gün kızların kıskanç bakışları eşliğinde Hong Rang ile konuşması gerekir. Tavırlarından zaten hoşlanmaz. Hatta adam yüzsüzce prensin kendisine olası hislerini sorgulama cür'etinde bile bulunur. Kendisinin ne hissettiği ise umurunda değildir! (Buradaki asıl nokta adamın kızı ve "saray hanımlarını" zerre adam yerine koymayışıdır!)  

Saray hanımlarının reşitlik töreni, onların marifetlerini efendilerine sunması şeklinde gerçekleşmektedir. Tören devam ederken prensin annesi oğlunu ziyaret için gelir ve o sırada sırasını bekleyen ve oldukça da heyecanlı gözüken Deok Im'i izler. Görünüşe göre önceki gece oğlunun gelip "Deok Im benim, onu kendi için kullanma" demesinden hoşnut kalmamıştır. Böylece kız sunum için girdiğinde (Sunum sırasını değiştirir) lafı "saray hanımlarına ilgi duyma, cariye yapma" durumuna getirir. Prens sadece kendisine varis verecek soylu bir hanımı tercih edeceğini dillendirdiğinde bunu duymasını sağladığı kişi de bellidir. Günün sonunda perdenin gerisindeki Deok Im'i gören Lee San annesinin niyetini de zaten anlamıştır. Kralın başkanlığında devam eden toplantı Prensin ümit vadeden icraatlerini gözler önüne sererken Kral o anda resmi bir emir olarak olmasa da, O'nu naiplik için fazlasıyla yeterli göründüğünü, yakında artık buna izin vereceğini dillendirir. Babasının tahtı devretmesi konumunu ve sahip olduklarını bırakması anlamına geldiğinden yeni gelişme uyuz halayı işkillendirir. Evlatlık oğlunun ilettiği "Prens geceleri geneleve gidiyor" raporu ile aynı gün ortalık karışır. Söylenti önceki Prens Sado'da her felaketi tatmış görüne yaşlı adamın tahammül edemeyeceği bir durum gibidir. Lee San'ı bu kez oda hapsine mahkum eder. O gün nereye gittiğine zaten şahit olan Deok Im ise gece vardiyasına gönüllü olup yanında kalmak ister. Okuduğu şiirini dinleyen genç adam O'nun varlığıyla rahatlar.

 

Hikaye Lee San için derinleşen aşkla devam ediyor. Ancak Deok Im için hislerine dair yorum yapmak zor. Hatta aslında açıkça "Sizi hiçbir zaman bir erkek olarak görmedim" sözlerini söyleyecek kadar netti. Bu yüzden sıradan bir "prense aşık saray hanımı" hikayesi değil.  

 

 Red Sleeve Şarkı Sözleri İçin Tıklayınız

 

Hikayenin Düşündürdükleri (Dizi Hakkında ayrıntı içerebilir!) :

* Dizinin adı tam olarak neyi ifade ediyor?

Dizimiz adını yanılmıyorsam yukarıdaki üç görselde de yer aldığı üzere 15. bölümdeki sahneden almış. Senaryomuz ise kaynağını  “Otsomae Beulgeun Kkeuddong / The Sleeve’s Red Cuff” adlı romandan alıyor. Türkçeye "Gömleğin Kırmızı Tokası" olarak çevirebiliriz. Ancak burada Cuff'dan kastedilen toka olmasa gerek. Ne de olsa geleneksel Kore giysisi Hanbok'ta iki yakayı birleştiren şey toka değil bir çeşit kurdele benzeri ip. 


* Saray hayatının tuhaf ve rahatsız edici yönleri var. İnsanların birey olarak kıymeti yok. Kırk yılın başı söylediklerini dinlediklerinde ise bu bir lütuftan öteye gitmiyor.


* Saray, kralın genç kraliçesi haricinde sinir bozucu bir hala, prensin tahta geçmediği için eş ünvanı harici pek de konumu olmayan annesi, prensesler ve veliaht prensten oluşuyor. Özellikle kadınlar şansız. Çünkü kraliyete dahilseniz bir daha saray dışına çıkamıyorsunuz. Bir nevi esarete mahkumsunuz.


* Yaşlı kralın torununa tavırları gereksiz derece katı. Neymiş babasına benzememeliymiş! Oysa O'nu da olduğu kişi haline getiren hatta kendi oğlu Lee San'ı önünde engel görmesine neden olan da kendisi. Peki o halaya ne demeli? Birileri bana o kadının Lee San'a düşmanlığının mantıklı bir nedenini varsa söylesin! Ortada hali hazırda başka bir prens adayı yokken yeğenine düşman olup karşına almak niye?


* Lady Cho: Bu karakter tarihi gerçekliği olan, etkili bir figür belli ki. Sarayın Mücevheri'ni izleyenler hatırlar. Oradaki Lady Cho'da Saray Sekreteri vs olmuş, çevirdiği entrikalarla bizi bezdirmişti. Burada kendi gruplarını kurmuş karanlık bir örgüt gibiler hatta.

Tarihi dayanağı varken zaten senaryo hayal kurmamıza pek izin vermiyor. "Bin" (en yüksek cariye rütbesi) konumuna yükselen Kraliyet cariyesi Ui-bin Sung (Sung Deok-Im) aynı zamanda bir sonraki Veliaht Prens Mun Hyo'nun biyolojik annesi. Özellikle 17. bölümdeki olaylar tümüyle gerçeğe dayanıyorsa hayli trajik ve üzücü.

 

Blogger'da kişisel not: Sanırım, "Sadece benimsin, benim sözümle yaşayabilirsin ya da ölebilirsin" gibi replikler ve Lee San'ın ses tonu yüzünden midir nedir bu dizide fazlasıyla bir "Scarlet Heart Ryeo" havası vardı. Hatta son bölümlerde de aynı his daha da arttı diyebilirim .

15 Ocak 2022 Cumartesi

Confession (2019)

1/15/2022 11:00:00 ÖS 0 Comments

İyi diziye benziyor diyerek arşive attığım yapımı, başrol oyuncusu Lee Joon-Ho (Junho)'nun Red Sleeve'deki izlenir performansı sonrası listeme ekledim. Tarzın sıkı takipçisi olarak açıkçası senaryonun bu kadar iyi olmasını beklememiştim. Diğer başrol, sinematograflisi oldukça uzun deneyimli oyuncu Yoo Jae-Myung ise Hwaran'taki performansıyla aklımda yer etmişti. Hikayedeki karakterlerin birbirleriyle bir şekilde bağlantısı var ve konuyu izlenir kılan da bu bilinmezliği çözme isteği aslında. Gelelim konuya;

Avukat Choi Do-Hyun beş yıl önce astlarının da desteğiyle kamuoyunu hayli meşgul eden bir cinayet davasında okul yıllarından sıra arkadaşı savcıyı da hayli zora sokup maktül yakınlarının acısını katlayan bir şekilde beraat kararı verdirerek şaşırtıcı bir sonuca imza atar. Bu durum davanın dedektifi Ki Choon-Ho'yu da çileden çıkarır. Çünkü yılların deneyimiyle yakaladığı kişinin aradığı katil olduğuna yüzde yüz emindir. Mahkeme çıkışı genç avukata çıkışır. Beş yıl sonra Choi Do-Hyu kendi hukuk bürosunu açmış, bir yandan lise yıllarında geçirdiği kalp ameliyatı sürecinde hastanede tanıştığı şimdilerde babası gibi gazetecilik yapan ama pek de dikiş tutturamayan Ha Yoo-Ri'nin zamansız ziyaretlerini nezaketle karşılarken diğer yandan da ofisini çekip çevirecek bir eleman arayışına girmiştir. Ancak görünüşe göre işleri çok da yoğun değildir. Kapısını çalan kişi orta yaşlarında bir kadındır. Sahip olduğu sertifikaları sunarken hukuk işlerine yabancı da gözükmemektedir. Ertesi gün işe alındığını kabul ederek ofisi toparlamaya girişince onunla devam etmemek için bir sakınca görmez. Derken ülke yeni bir cinayet haberiyle sarsılır. Üstelik beş yıl önceki davasının sanığı yine benzer yöntemle işlenmiş cinayet davası için tutuklanmış dahası savunma için yine kendisini talep etmiştir. Görüşmede adamın söylediği "bu kez ben yapmadım" cümlesi Choi Do-Hyun'ın düşüncelerini kemirir. Gerçeğin peşine düşmesi gerekecektir.


24 Eylül 2018 Pazartesi

Wok of Love (2018)

9/24/2018 01:02:00 ÖS 0 Comments

Adından da anlaşılacağı üzere içine bir tutam aşk, bolca dostluk ve vefa eklenerek hazırlanmış bir diziyle karşı karşıyayım. Ancak itiraf ediyorum ilk bölümüne bakarken hiç ilgi duymadığım aşçılık konusunu görünce çocuk fena değil ama şimdilik kalsın demiştim. 38 Bölümlük SBS dramasında baş rolleri son dönemdeki favori oyuncum Lee Joon Ho, Jang Hyuk  ve Witch at Court'daki karakterine bayıldığım Jung Ryeo-Won paylaşmışlar. Tabii o zaman Lee Joon Ho'dan  bir haber harddisklerim dolup taşınca diziyi silmeyi bile düşüntüm:) İyi ki unutup gitmişim. Bazen aynı türü uzun süre izleyip ara vererek denediğim farklı hikayeler, sanki daha hoş tat versin niyetine eklenmiş baharat gibi oluyor. Tamda hikayesine uygun bir hal tanımı yapmışken gelelim hikayesine. 

Seo Poong (Lee Joon Ho) prestijli yüksek bir otel restoranına bağlı mutfakta görevli, işine tam anlamıyla aşık, gelecek vadeden bir şef adayı iken bir takım haksız şartlar sonrası kovulur. Duruma fazlasıyla sinirlenen ve hayatı alt üst olan genç adam şehrin Han nehrine kurulu köprülerinden birinde hayatına son vermeyi düşünürken kendisiyle benzer niyetlerle gelmiş gözüken Dan Sae-Woo ile karşılaşır. Genç kadın, varlıklı ailesi batıp babası haksız yere hapse düşünce, nişanlısı tarafından düğün günü terk edilmiştir. Karşılıklı sohbet Seo Poong'a kararını değiştirir. Yeteneğine güvenip o restorana rakip olacak bir yer bulmaya ve intikam almaya karar verir. Tam da aynı günler karşı caddede Doo Chil-Seong adlı gangster liderliğinde açılan restoranı gözüne kestirir. Görünüşe bakılırsa ne patron ne de elemanlar restoran işletme ve kaliteli yemek sunma gibi iş süreçlerinden bir haberdir.  Seo Poong (Lee Joon Ho) her şeye başlamadan önce bu gidişe son vermek için kolları sıvar. Gelgelelim bunu başarmak sandığı kadar kolay olmaz.

16 Ağustos 2016 Salı

Memory (2016)

8/16/2016 12:30:00 ÖÖ 0 Comments

Park Tae-Suk (Lee Sung-Min) Kendisinden beklenen davaları bağlı olduğu köklü bir hukuk şirketi lehine çözümlemekte başarılı deneyimli bir avukattır. Arkası kalın Shin Young-Jin'ı savunması istendiğinde de yine acarlığını konuşturur. Doğruların hasır altı edilip gerçeklerin manipüle edilmesi yoluyla adaleti sağlama üzerine sergilenen tutum yeni çömezi Jung Jin (Lee Junho) için sindirilebilir bir durum da değildir. İstifa mektubunu hazırlar. Park Tae-Suk iş sürecinde ne kadar iyi olsa da eşini ve çocuklarını ihmal etmesi nedeniyle aile yaşamı aynı ölçüde düzgün gitmemektedir.  Ergen yaşlardaki oğlunun doğum gününü kaçırır. Katılacağı bir canlı yayın öncesi çalıştığı dava sürecinde yaptırdığı sağlık tetkiklerinin sonucu için aranır. Hayatının şokunu yaşar. Görünüşe göre mesleği için en büyük kabusa dönüşecek bir hastalığın pençesindedir. Alzaymer olmuştur!