Türkçe'ye çevirimi ile Son İmparatoriçe, Kore'de monarşinin hüküm sürdüğü günümüz dünyasında türlü entrikaların yaşandığı saray hayatını ve bu eksende bir intikam öyküsü izleyicilerine sunuyor. Başrollerinde parlak ve neşeli müzikal oyuncusu Oh Ssu-Ni'yi canlandıran (Jang Na-Ra)  imparator Lee Hyuk rolünde  (Shin Sung-Rok), annesinin ölümünün sorumlularını bulmak için bambaşka bir bir adama dönüşüp saray koruması olan Na Wang-Sik rolünde pek sevdiğim oyunculardan biri (Choi Jin-Hyuk) ve son olarak wamp karakter Min Yoo-Ra rolünde Lee Elijah var.


Oh Ssu-Ni orta kalite bir tiyatroda başrol hayali kurarken ülkenin kralının ilgisiyle başı dönen ve bu masalsı gerçeklikte kaçınılmaz biçimde ona aşık olur. Halktan birini seven kral görüntüsüyle uzun süredir eski imalından uzak kraliyet ailesi kendince planlar peşindedir. Böylece Oh Ssu-Ni kosa süre sonra hem adamın aşkının ardında yatan gerçekleri hem de sarayın karanlık sırlarını öğrenmek zorunda kalır.

Hayat karmaşık ve yoğun olunca ne yediğimden ne uyuduğumdan birşey anlıyorum. Bitki gibi yaşarken nefes almamı sağlayan tek şey ara verip de izleyebildiklerim oluyor. Memories of the Alhambra başrolleri  Hyun Bin ve Park Shin-Hye ile duyrulduğu andan itibaren merakla beklediğim tek yapımdı. Dizi, El Hamra Hatıraları adı yüzünden fantastik öğelerle birleşen tarihsel bir dizi göreceğim izlenimini uyandırmıştı ki ilk bölümün ardındansa dijital ortam ve sanal gerçeklik hikayesi bulunca itiraf ediyorum ki başlangıçta şaşırdığım kadar hayal kırıklığına uğradım. Ancak ikinci bölümle birlikte söylediğim cümle "wow bu da neydi, nasıl oldu öyle şimdi?"ydi ve son bölüme kadar merakla takip ettim. Yalnız şu senariste bir çift lafım var ya. Şöyle güzel bir finali bize çok görmeyin. Telli duvaklı mı olacak yoksa ölecek mi ölsün ama alelacele bitişler yapmayın ya!

Yazım ve programlama içerikli bir şirketin kurucusu ve CEO'su olan Yoo Jin-Woo (Hyun-Bin) uzun süredir geliştirdikleri oyun için aldığı gizemli bir telefonla kendini İspanya'nın Gırnata (Granada) kentinde bulur. Konaklamak için bulabildiği Bonita Pansiyonu ise alıştığı konforu sunmaktan uzak döküntü bir yerdir. Asansörden yoksun yapının telefonunu şarj edebileceği bir priz dahi bulunmayan altıncı katındaki odası farelerin konakladığı bir yer olunca mekanın sahibi kendisi gibi koreli 30'lu yaşlarına değmemiş güzeller güzeli Jung Hee-Joo (Park Shin-Hye)'e çokta nazik sayılmayacak sözler sıralar. Gizemli telefonun sahibi hakkında edindiği bilgiler O'nu Jung Hee-Joo (Park Shin-Hye) ile uzlaşmayı gerektirecek bir pozisyona sokar. Görünüşe göre kız yaşı henüz 18 olmamış Jung Se-Joo'nun vasisidir. Üstelik Jung Se-Joo oyunun telif durumunu otelin üzerine yapmıştır. Böylece yelkenleri suya indirip 180 derece tavır değişikliğine gider. Elbette Jung Hee-Joo (Park Shin-Hye) söylenen sözlere fazlasıyla incinmiştir ve adamın geri adım atışına pas vermez. Yoo Jin-Woo bir yandan durumun toparlamaya çalışırken bir yandan da sanal gerçeklikle tasarlanan ve şehrin konsept seçildiği oyunu denemek için lenslerini takar ve ilk seviyeyi atlamak için gün boyu ter döker.