Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Yoon Gyun Sang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yoon Gyun Sang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2016 Pazar

The Doctors (2016)

12/11/2016 09:08:00 ÖS 0 Comments
 
Korelilerin sevdiği temalardan biri olsa gerek tıp. Sanırım aynı içerikte izlediğim beşinci seri ve ve halen izlemediğim 6-7 tane daha var. Konu pek çekici değil ve ben de bir çok dizisini izlememe karşın kendimi Park Shin Hye'nin oyunculuğuna o kadar da hayran hissetmiyorum. Elimin altında hızlı bir net varken seçenekler arasında en iyilerden biri gibi durduğu için edinmeyi tercih etmiştim ve geriye dönüp baktığımda izleyeli üzerinden pek fazla bir zaman geçmemesine rağmen konuyu neredeyse tümüyle unutmuşum. Yani öyle yana yakıla mutlaka izlemelisin denilebilecek bir yapım değil. 
 
 
Olaylar vasat bir öğrenci modunda liseye devam eden  Yoo Hye Jung, dairelerinde kalan ve okulda da öğretmeni olan Hong Ji-Hong ve doktor bir aileden gelen varlıklı kızımız Jin Seo-Woo arasında şekillenmeye başlıyor. Ancak öğretmene duydukları aşk nedeniyle henüz yeşeren arkadaşlıkları bozulur. Bir süre sonra Yoo Hye Jung ameliyatta büyükannesini yitirince hem ihmal ve hata  olduğuna inandığı ölümün hesabını sormak hem de aslında bir nedenle doktorluğu bırakıp öğretmenliği seçmiş gözüken Hong Ji-Hong gibi ihtiyaç duyan insanları kurtarabilmek düşüncesiyle geleceği hakkında karar verir. Birkaç yıl sonra hastane koridorlarında beyaz önlüğüyle arzı endam etmekte ve alanında edindiği parlak kariyerin keyfini sürmektedir. Şimdilerde yine okuldan arkadaşı Chun Soon-Hee ile aynı evi paylaşmaktadır. Göreve başladığı yer elbette Jin Seo-Woo'nun da yer aldığı ve babasını da idareci konumunda gördüğümüz hastanedir. Eski okul hocası şimdilerde bir diğer parlak kariyer sahibi karizmatik doktorumuz Jin Seo-Woo'un mekana teşrif edince olaylar kaçınılmaz biçimde iki kadın arasında rekabet yaratır. (Doktor Stranger'ı hatırlayarak söyleyebilirim ki konu için seçilen olaylar çok vasattı. Bir de Yoo Hye Jung'un yüz felci geçiren cazgır üvey annesinin edepsiz tavırlarına ek genel anlamda karakterlerde hiç minnet ya da hatadan ötürü özür dileme anlayışı da yoktu. Bu gerçekten kore kültüründe varolan bir durumsa katlanmak zorunda kalanların vay haline!)
 

Dizide dikkat çeken iki oyuncu var. İlki Queen Seon Deok, Pinocchio, The Time We Were Not In Love gibi dizilerde oyunculuğuyla dikkatimi çeken ve her yapımla çıtayı biraz daha yükselten Yoon Gyun-Sang. Diğeri burada cameo yani bölüm oyuncusu olarak yer alan ve çocuklarının hastalığı karşısında maddi yetersizliğin çaresizleştirdiği bir babayı canlandıran Namkoong Min. Kendisine The Girl Who Sees Smells, Can You Hear My Heart gibi serilerden aşinaydım. Kanımca The Girl Who Sees Smells'deki rolüyle harika bir iş çıkarmıştı. Artık başrollerin aranan yıldız oyuncularından biri.
 
Kalp Atışı
Yıl 2017 ve ekranlarımızda her geçen gün daha fazla koreden dizi uyarlaması görüyoruz. Bu yapımın bizdeki versiyonu Kalp Atışı adı ile yayınlanmaya başladı. Senaryo örgüsünü daha özgün ve iyi bulduğumdan takip ediyordum. Ancak sonra her zaman ki gibi işin suyunu çıkaralım dedi sanırım tepedekiler. Ardından galiba reytingler dibe vurmaya başlayınca bizim kanalllarımızda sıkça görüldüğü üzere terbiyesizliğe yeni bir halka ekleyip önce yayin gününü değiştirdiler. Yayın gününü bulmak 3 hafta sonrasına denk gelmişti. Derken ardından da dizi birden bitiverdi. Bu yüzden izleyiciyi insan yerine koymayan Show Tv'ye biraz iş ahlakı öğrenmeye davet edip yazıklar olsun diyorum!!!

7 Haziran 2016 Salı

Pinocchio 2014

6/07/2016 08:00:00 ÖS 0 Comments

Pinocchio, yalan bir haberle yıkılan bir ailenin dramıyla şekillenen ve yıllar sonra unutulan o acıyı barındıran kapanmış defterelerin yeniden açılması üzerine kurgulanmış etkileyici hikayesiyle dikkat çekiyor. Popüler iki oyuncuyu  Lee Jong Suk ve Park Shin Hye'yi bir araya getiren, akıcı senaryosu ve hüzünlü yönleriyle izleyiciyi kendine bağlayan bir yapım. (İtiraf etmeliyim ki izlediğim ilk dizisi You Are Beautifull' daki oyunculuğunu pek başarılı bulmadığım Park Shin Hye'i Cast'te gördükten sonra diziyi bir türlü izleme listeme ekleyememiştim. Ancak bu yapımda O da kendini aşmış. Lee Jong Suk ile birlikte iyi bir iş çıkarmış.)
 

Gerçekte var olmayan Pinocchio Sendromu'ndan muzdarip kızımız Ina Ha, uzun yıllar önce babasını terk eden şimdilerde işinin zirvesindeki annesi Song Cha-Ok gibi dişli bir muhabir olmak istemektedir. Ancak yalan söylemek onda sonu gelmeyen hıçkırıklara neden olmakta ve gerçeği dile getirene değin bu durum devam etmektedir. Büyükbabasının yanına yerleştikleri gün yaşlı adamın daha önce ölen oğlu yerine koyduğu hafızasını kaybetmiş Choi Dal Po ile zorunlu bir amca yeğen ilişkisi içinde büyürler. Aslında geçmişini hatırlayan Choi Dal Po ise bir yandan sevdiği kızın en büyük düşmanı adlettiği Song Cha-Ok'ın kızı olduğu gerçeğini kabullenmeye çalışırken diğer yandan da ailesini mahveden In Ha'nın muhabir olma hayalinden ölesiye nefret etmektedir. Okul hayatını tam bir aylak görümümde ve sıfırkolik ünvanıyla geçirir. Ta ki geçmişteki acısına tuz basarcasına An Chan-Soo'nun başını çektiği birçok öğrenci tarafından hakkında ortaya atılan sınav sorularını çaldığı söylentisine kadar. In Ha, çoğu zaman Choi Dal Po ile geçinemese ve kendisinden bir sebeple nefret ettiğini farkında olsa da iddalara itibar etmez. Sınıftaki herkese anlatılanların asılsızlığını kanıtlayacağına söz verir. Yarışma sonrası An Chan-Soo, aşkına karşılık bulamadığı, üstüne üstlük bir de amcasını aklayacağını konusunda kendisiyle iddalaştığı için In Ha'ya büyük bir öfke duyar. Gerçekleri araştırma dürtüsü genlerinden geliyor olacak ki kızımız işe koyulur. Yokluğunda odasında bulduğu kütüphaneden alınmış kitabın izini sürer ve görür ki derslerde uyuklayıp boş boş  zaman geçiren amcası nerdeyse oradaki her kitabı okumuştur.  An Chan-Soo'nın ikinci kez katıldığı ve Okulun hayretle izlediği bilgi yarışmasında rakibi olacak kadar mükemmel bir başarı sergiler.


Mezun olduktan üç yıl sonra Ina Ha hala muhabirlik hayalleri kurmaya devam etmektedir. Gerçekleştirdiği ufak haber denemeleri ya da katılıp elendiği sayısız mulakat  sonuç vermese de bu yolda kendi çapında mücadelesini sürdürmektedir. Nihayetinde annesinin çalıştığı kanalda mülakata girmek için gün sayar. Görüşme günü.annesinden gelen kısa ama cesaretlendirici mesaj gücüne güç katar. Ancak ilerleyen dakikalarda beklentileri tümüyle boşa çıkar. Tam bir buz küpü görünümündeki annesi yalan haber gerektiren bir konu dayatıp onu köşeye sıkıştırır ve elemekte tereddüt etmez. Ayrıca acı biçimde keşfeder ki annesinin sandığı numara aslında ona ait bile değildir. Choi Dal Po cephesinde Ina Ha'ya karşı resmiyette yeğeni de olsa artık akrabalıkla ilgisi olmayan hisler mevcuttur. Choi Dal Po ise ek gelir olsun diye başladığı taksiciliğe devam etmektedir. Çıkışta patavatsız cadıyı almaya karar veren Choi Dal Po henüz varmıştır ki binanın dışında hızlı adımlarla yürüyen kızın gözyaşlarına tanık olur. Arabasını bırakıp yanına gitmeye yeltense de telefon mesajlarındaki Ina Ha herşey yolunda gibi davranınca yalnız kalmak istediğine karar verir. Yine de içi bir türlü rahat değildir. Bir kez daha geri dönerken ışıklarda taksisine işaret ederek çağıran Ina Ha'nın  annesini görünce anlık bir şok yaşar. Müşterisi sohbet canlısı değildir. Choi Dal Po o gün mülakata giren arkadaşının geçip geçmediğini merak ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürür. Bu konuşma onları sahilde karşılıklı devam edecekleri bir sözlü mücadeleye taşır. Choi Dal Po ilk kez düşmanıyla karşılaşmak için onun arenasında savaşması gerektiği gerçeğini kabul etmek zorunda kalır.
 

Yıkık dökük hislerle eve dönen ve o güne kadar edindiği her kitabı ve notu yol çantasına dolduran Ina Ha kimseye görünmeksizin dondurucu Seul soğuğunda çatı katına çıkar. Choi Dal Po geri geldiğinde Ina Ha'nın babası ve kardeşi tarafından umutsuzca arandığını öğrenir. Evin önünde nereye gideceğini düşünürken duraklar ve havadan düşen kitap sayfalarını fark edince soluğu çatıda alır. Derin bir umutsuzluk içindeki kızı teselli ettikten sonra bu kez muhabir olmak için birlikte mücadele etmelerini önerir. Çalışmaya başlarlar. Büyük babanın isteği daha doğrusu kolundan tutup kuaföre götürmesiyle kayda değer bir değişim geçirir. Döküntü halinden dört dörtlük bir görünüme  bürünür. Bir ay sonra bu kez YGN kanalının seçmelerinde yanyanadırlar. Eleme mülakatında haberdeki olayı yorumlama ve değerlendirrme becerisini irdelediği 2. kısımda ailesinin yok olmasına zemin hazırlayan haberin seçilmesi Choi Dal Po ve In Ha için dönüm noktası olur. Kayıp babası ile ilgili duyduğu son gelişmenin üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi ustalıkla gizler. Konu bir şekilde Pinokyo görgü şahidine ve yanlış algılamanın yarattığı acı sonuçlara gelip dayandığında artık ok yaydan çıkar. Choi Dal Po, In Ha'nın Pinocchio Sendromunu açık ederek elenmesine ve mulakat salonu terk etmek zorunda kalmasına neden olur. Muhtemelen O'nu bu kirli dünyadan uzak tuttuğu düşüncesindedir. Böylece kendisi stajyer muhabirliğe kabul edilir.


Yarı zamanlı bir işle hayatına devam etmeye çalışan In Ha ise tam da hayallerinden vazgeçmişken reytinglerde güven kaybı yaşayan kanalı için Pinocchio Sendromlu yani yalan söylemeyen bir muhabirden daha iyi bir reklam olamayacağını  düşünen annesinin teklifi ile kendini bir anda MSC'de çaylak muhabir olarak bulur. Böylece o ve Choi Dal Po bir anda haber peşinde koşan rakip kanal çalışanları haline gelirler. Şimdilerde bölge karakolunda polislik yapan  okul arkadaşlarının mekanını haber avı için mesken tutar ve birbirleriyle bu uğurda kimi zaman köşe kapmaca oynarlar. Diğer yanda Choi Dal Po'ın kayıp ağabeyi Ki Jae-myung'nda geçmişin intikamı için bir dizi plan yapmaktadır.


Bu seriyi her izlediğimde hakkını vermediğimi fark ediyorum. Özellikle  birden fazla sahnede gözyaşı döken oyuncu Lee Jong Suk, Choi Dal Po karakterini sanırım fazlasıyla hissederek oynadı. Ağabey rolunde izlediğmiz Yoon Kyun-sang da bu dizide dikkatimi çekmişti. We Were Not In Love'daki etkileyici piyanist rolüyle çıtasını yükseltmeye devam ediyor. Yine ilk bölümde I Can Hear Your Voice'un bir sahnesini tiye alırcasına uyarladıkları kısma dikkat çekmeden edemeyeceğim. İlk izleyişimde hayli gülmüştüm. Ayrıca 19. bölümde MBLAQ'dan Lee Joon kameo olarak boy gösterdi ve  uyuşturucu kullanması yönüyle gündeme çekilmek için haber malzemesi yapılmak istenen Fama adlı pop starı canlandırdı.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

30 Aralık 2015 Çarşamba

The Time We Were Not In Love (2015)

12/30/2015 01:03:00 ÖÖ 0 Comments


Choi Won ve Oh Ha Na aynı mahallede yan yana evlerde büyüyen, aynı liseye giden iki yakın arkadaştır ve aralarında çok sağlam bir dostluk vardır. Okul yıllarında bir akşam Choi Won, Oh Ha Na'ya "Sana asla aşık olmayacağım" deyince aynı şeyleri o da Won'a söyler. Aralarındaki bu yemin yıllar boyu devam eder. 30’lu yaşlarına geldiklerinde her iki taraf da hayatlarında doğru kişiyi bulmayı denerken ilişkiler konusunda birçok başarısız deneyim yaşamış haldedir. Çalıştığı ayakkabı tasarım firmasında kendinden genç biri ile çıkan Oh Ha Na artık teklif sürecinde olduğunu düşünürken sevgilisinin yine aynı iş yerinden kendinden daha genç bir kızla görüştüğünü öğrenir ve büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Kore hava yollarında kabin şefi olarak çalışan Choi Won ise hayatını Oh Ha Na'ya odaklı ayarlayarak yaşamaktadır. Birliktelikleri çoğu kez Oh Ha Na‘nın ezici varlığının kızların yarattığı kıskançlık krizleri nedeniyle sekteye uğramakta ve yalnızlık konusunda O'ndan çok farklı bir durumda değildir. Bu noktada ikili hayatların iniş ve çıkışlarında birbirlerini desteklemeyi sürdürürken kimin daha önce evleneceğine dair bir bahse girer. 
 

Avrupada tatildeyken tanışıp nişan töreni öncesi terk edildiği Cha Seo Hoo ise Oh Ha Na'nın hala unutamadığı kişidir ve şimdilerde ünlü bir piyanisttir. Geçmişte kendince sebepler yüzünden geride bıraktığı Oh Ha Na için Seoul'e döner. Karşılaşmaları kaçınılmazdır. Acaba Oh Ha Na kalbi için bu kez doğru seçimi yapabilecek midir? 
 

Seride tüm enejisi ve zerafetiyle ışık saçan Ha Ji Won'u şık kıyafetler içinde ve hoş ayakkabılarla izlemek keyif vericiydi. Bir diğer başrol oyuncusu Lee Jin-Wook başka dizilerde de karşıma çıkmasını umacağım kadar iyi bir performans sergilemiş. Daha önce Pinocchio'da abi rolu ile tanıştığım piyanist Cha Seo Hoo karakterini canlandıran Yoon Gyun Sang ise yükselen başarı grafiğiyle gün geçtikçe göz doldurmaya devam edecek gibi.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın