Yıl 1986. Kendini işine adamış on yıllık Polis Detektifi Çavuş Park Gwang Ho kadınları külotlu çorapla boğarak öldüren ve ayak bileğine her cinayeti sonrası sayısını belirten noktalar bırakan pisikopat bir seri katilin izini umutsuzca sürmektedir. Ancak o ve ekibinin tüm çabasına karşın kimliği teşhis edilemedikleri gibi cinayetlerinin de önüne geçememektedirler. Tanıdıkları bir kızın öldürülmesi de olayın tuzu biberi olur. Çaylağı da bu cinayetten ötürü hayli sarsılır. Öte yandan kendisinin sosyal hayati ekip arkadaşlarıyla arada çıktığı akşam yemeği ya da içki sohbetlerinden ibarettir. Adeta işi ile evli gibidir. Halinden aile kurma faaliyetlerine girmeyeceği anlaşılınca ekip şefinin oldu bittisiyle kendini bir görücü buluşmasında bulur. Ancak buluşma kendisini de şaşırtacak biçimde harika gider. Bir kaç gün sonra güzeller güzeli Shin Yeon-Sook tüm dünyasını işgal etmiş ve kör kütük aşık olmuş haldedir. Birlikteliklerini bir sonraki aşamaya taşıyarak güzelleştirmemek için bir sebep de yoktur. Düğün sonrası mutlu hayatlarına başlangıç yaparlar.

Bu arada seri katilin cinayetleri de hız kesmez. Gwang Ho en ufak ip ucu bulamadığı bu davada sevdiklerini kaybeden her aile ferdini gördükçe öfkesi ve mutsuzluğu da o nisbette katlanarak artar. Özellikle başarısızlığını hatırcasına. küçük bir oğlu olan kadın kurbanın geride bıraktığı acılı eş aradan geçen zamana rağmen karakola gelmeyi sürdürmektedir. Acılı adama her defasında hiçbir sonuca ulaşamadığını söylemek kolay olmaz.  Sonra Jung Ho-Young isimli bir lise öğrencisi cinayet şüpesiyle göz altına alınır. Ailesinin olay sırasında oğullarının bulunduğu yer konusunda vediği ifade nedeniyle ve başka delil olmayınca şüpheli serbest kalır. Her akşam evine dönerken enkaz halindedir. Bir akşam katilin mesken tuttuğu çevrede araştırmasını sürdürüken şüpheleri son cinayetin gerçekleştiğ tünele götürür. Hiç beklemediği biçimde sigarasını tüttüren katilin karanlıktaki silüetini fark eder.O saaten sonra oturup beklemez elbette. Kovalamaca kavga ile devam ederken kasketli ve yüzü karanlıkta kalan katil büyük bir taşla saldırarak başına vurur.

Park Gwang Ho kendine geldiğinde katil gözden kaybolmuştur. Karşıdan karşıya geçmek isterken bir arabanın altında kalmaktan son anda kurtulur. Görünüşe göre sürücüsünün acelesi vardır. Kendisi fark etmese de arabadaki genç adam takip edilmektedir. Bağırma ve çıkışmalarına aldırış etmeden gaza basar. Şehre sis bastırmıştır. Park Gwang Ho başındaki yara yüzünden güçlükle kendini şubaye atar. İçeri girdiğinde garip biçimde odanın bıraktığından çok faklı olduğunu yavaş yavaş farkına varır. Tanımadığı biri daha önce görmediği garip aletlerin olduğu masasında oturmaktadır. Zaten karşısındakini dinleme konusunda pek de becerikli değildir. Aralarında çıkan burası benim mekanım sen asıl kimsin tartışmasının galibi olup karşısındakini kapı dışarı eder. Başındaki ağrı halen devam ederken ilerdeki büyükce bir cihazdan çıkan kağıt dikkatini çeker. Görünüşe göre adına yzılmış bir tayin emri vadır. Ancak orada yazılana göre 1988 doğumludur ve kayıda geçme tarihi 2016'dır. 1986 yılında olduğunu düşünüp okuduklarını deli saçması şeklinde yorumlar. Ancak bu arada içeriye iyice göz atar ve çevrenin hiç de geldiği karakol binasına benzemediğini farkına varır. Bu arada kapı dışarı ettiği adam elinde anahtarla geri dönmüştür.  Misafirden çok ev sahibi gibidir. Biri ötekine masamda ne işin var şeklinde hesap sorarken çabuk öfkelene ve sıkça Pislik şeklinde küfreden dedektif Park kelepçesini genç olanın bileğine geçiriverir. Karşısındaki kendisini yok sayan ve lafını dinlemeyen tavrı yüzünden iyice deliye döner ve bırakması için bağırır.

Dedektif Park artık iyiden iyiye gördüklerine bir anlam veremez ve dışarı çıktığında bıraktığına benzemeyen bir dünyada olduğunu fark eder. Ofise dönüp uykuya dalar. Sabahla birlikte gelmeye başlayan elemanlar girişteki demir parmaklıklı kapıya kelepçelenmiş halde uykuya dalmış gözüken pek de sevmedikleri arkadaşlarını fark edince bir anlam veremez. Tabii koltukta uyuyan yabancı da seslere uyanır. Kapıya kelepçelediği Kim Sun Jea'yı çözer çözmez itişip kakışırlar. Ortalık yine karışır. Kendini tanıttığında hiç kimse şaşırmaz çünkü zaten onu bekliyor gibidirler. Çaylak muamalesi görmesine bakılırsa kağıtta yazan kişi zannedilmiştir. Yaşadıklarına bakılırsa otuz yıl sonrasına gittiğini anlayan dedektif Park bu yeni ortama ve görünüşe göre yeni ortağına alışmak zorunda kalacaktır. Bu arada otuz yıl önceki metodları kullanarak kadınları hedef alan seri katil yeniden ortaya çıkar. Geçmişe gidebilmek için tekrar tünele dönen ama tüm denemeleri sonuçsuz kalan Dedektif Park bu olay yüzünden geleceğe gelmiş olabileceği sınucuna varır. Bu kez davayı sonuçlandırmaya kararlıdır.  Bir kez daha kedi fare oyunu başlar.

NOT: Dizinin girişinde  Park Gwang Ho tünelde yürürken çalan müzik İmmortal Songs programında tesadüfen keşfettiğim 80'lerin beğenilen şarkısı The Leopard of Kilimanjaro. Seslendiren Cho Yong-pi.
Annesinin işlettiği restoranda çalışan Hong-Joo'nun herkesten sır olarak sakladığı bir yeteneği vardır. Hiçbir şekilde engel olamadığı bir biçimde insanların öleceği anı gösteren rüyalar görebilmektedir. Bir lütuftan ziyade lanet gibi karşıladığı bu özellik hayattaki en önemli varlığının annesinin de öleceği anı görmesine neden olmuştır. Diken üzerinde devam eden yaşamı yandaki boş daireye taşınan ve istemeden de olsa yeteneğini keşfettiği çaylak savcı  Jae-Chan'ın hayatına girmesiyle daha da karmaşık hale gelir. Davaların çözümünde ona yardım ederken kendi korkularının da üstesinden gelmeye çalışır

Kbs World'de iyi dizilere hasret kaldım diye düşünürken iki iyi senaryo ile kanalın öne çıkması beni fazlasıyla mutlu etti. Onlardan biri olan bu yapım özellikle son dönemde rol aldığı yapımlarla hızlı bir yükseliş yakalamış gözüken ve bu yılın bir diğer başarılı serisi Tunnel'de izleyip fazlasıyla beğendiğim Yoon Hyun Min'i görmem dizinin dikkatimi çekmesinde önemli bir etken. Tarz ve görünüm itibarıyle Park Hae-Jin'e benzetmiştim. Gelecek vaadeden yeni bir yüz benim için. Diğer başrol oyuncu 1981 doğumlu Jung Ryeo-Won'u ise bir video klipte fark etmiştim. Medical Top Team'de rol almış ama ben hatırlamıyorum:) Aralarındaki yaş farkına rağmen iklininin kimyasını çok sevdim. Özellikle İki dirhem bir çekirdek, temiz ve düzenli Yeo Jin-Wook'un tam zıt türü Ma İdeum'un erkeksi, incelikten yoksun, zaman zaman kaba olmaya meyilli ilginç karakterini eğlendirici buldum. Ayrıca Suspicious Partner sonrası While You Were Sleeping ve şimdi de bu yapımı görünce vardığım yegane sonuç Bu ara suç ve savcı içerikli diziler popülerlik kazanmış olduğu. Genelde hikayeler iyi başlıyor ama sonra aynı tadı sürdüremiyor. O yüzden neler olacağını bekleyip göreceğiz.

Gelelim konusuna. Ma Yi-Deum'un çoğu dizide var olduğu üzere travmatik bir geçmişi vardır. Lise yıllarında annesi ansızın ortadan kaybolmuştur. Ancak özellikle mahhalesindeki insanlar evini terk ettiği yönünde bir kanııya sahiptir. Çevreye el ilanları dağıtarak, asarak ya da sokak sokak gezerek aramayı sürdürse de bir sonuç elde edemez. Aradan geçen zamana karşın annesine ne olduğu hala sırrını korumaktadır. Yedi yıldır savcısı olarak görev yapmaktadır. Atandığı şiddet ve taciz suçlarını esas  alan birimde araştırdığı davalarda sert ve acımasız bir yaklaşım sergilemektedir. Bir taciz olayına şahit olduğu aynı gün apartmannıa girerken izlendiğini fark eder ve takipçisin fark ettiğini göstermekle kalmaz suçlamakta tereddüt etmeyecek kadar gözü kara davranır. Kapşonu ve kasketi ile yüzünü kapatmış görünen adam aynı katta dairesi olduğunu belirtince tabii inanmaz. Ancak gerçekten de adam dairesinin hemen yanındaki kapıya yönelir ve şifreyi tuşlar. Yi-Deum'un utancını görmeksizin gözden kaybolur. Sonrasında ise günü kapattığını düşünse de gelin görün ki ofiste aynı kişi ile burun buruna gelip birde iş arkadaşı oluverir. İkili dava süreçlerinde zaman zaman özellikle kurban konumundaki davalılara sert taklaşımı yüzünden fikir ayrılığına yaşar. Ancak bir gün özellikle aynı konuma düştüğü internet video sapığı olayı Yeo Jin-Wook'a sergilediği karaktere rağmen genç kadının da gardını düşürebildiğini gösterir.


Dağınık ev hali, hijyen yoksunu oluşu ve bir hanımefendiden beklenmeyecek ölçüde geğirme davranışı sergilerkenki doğal tarzıyla Ma Yi-Deum bana göre oldukça renkli bir kişilik olarak ekrana yansıyan son dönemde keyif aldığım yegane karakterdi diyebilirim. Ancak birçok dizi sonu gibi bu yapımda bittiğinde içimde koca bir boşluk oluştu. Kaldı ki böyle zamanlarda hissettiğim yegane şey "onca bölümü ve hikayeyi bu son için mi izledim" oluyor. Cidden esef verici. Niye daha güzel sonlar yapmıyorsunuz?

KBS WORLD'un Witch at Court ile aynı yayın döneminde başlayan diğer dizisi Mad Dog tecrübeli oyuncu Yoo Ji-Tae'nun baş rolunü oynadığı diğer bir iddalı seri olarak bana göre 2017'nin de en iyi hikayelerinden biri olmaya aday gözüküyor. Mutlu aile tablosunun kahramanı Choi Kang Woo gözüpek bir dedektiftir ve liderliğini yaptığı Mad Dog adlı sağlam ekiple özellikle ihlal edilen sigorta davalarını takip edip çaşitli oyunlarla kazanç elde etmeye uğraşan kişilerin ipliğini pazara çıkarmaktadır. Bir gün karısını ve oğlunu havaalanında uğurlaken hayatının en büyük kabusunu yaşayacağından habersizdir. Gecikme durumu bir sonraki uçuşa kalmasına neden olur ve bir sonraki uçuşa bilet alıp limanda beklemeyi sürdür. Derken ansızın tüm uçuşların iptal edildiğini görürler ve salondaki ekranda bir uçağın düştüğü bilgisi son dakika olarak duyrulur. Choi Kang Woo dehşetle fark ederki enlkaz halindeki o uçağ az önce sevdiklerini yolcu etmiştir. 190 yolcunu 60'dan fazlası hayatını kaybder ve 100'den fazla kişi de yaralanır. Asıl şaşırtıcı ve yıkıcı olan gerçekse plotun uçağı kasıtlı biçimde düşürdüğüdür. Ardında yatan bir diğer gerçek kardeşine yüklü miktar sağlık sigortası parası bıraktığıdır. Hastenede cesetlerin kimlik teşhis için bekleyen Choi Kang Woo ve acılı kaza yakınlarının öfkesi diğer odada abisbin ölümü sonrası belgeleri imzalayan Kim Min-Joon'ya yönelir. Ancak o kendini açığa çıkarmaz.  Aylar sonra yapabildiği ölçüde toparlanan Choi Kang Woo işe geri dönse de olayın sır perdesini aralamaya ve 3.7 milyon sigorta parası alan paragöz Kim Min-Joon'ya haddini bildirmeye kararlıdır. Ancak çok geçmeden hem bildiğini sandığı gerçeklerin doğru olmadığını hem de tanıdığını düşündüğü insanlar konusunda ne denli yanılabileceğini farkına varır.

Kim Min-Joon karakterine hayat veren Woo Do-Hwan ve Mad Dog ekibinin endamlı güzeli Jang Ha-Ri'yi canlandıran Ryu Hwa-Young arasındaki romantizm eğlenceli ve hayli keyifli. Bize biraz Görevimiz Tehlike'nin senaryosunu çağrıştırsa da kendine has ilginç konusuyla izlenmeye değer.

Buradan KBS'nin 2017 drama ödüllerine değinmeden geçemeyeceğim. Bu seneki seçimler neydi öyle?

Dizinin sevdiğim iki oyuncusu Jang Ha-Ri'yi canlandıran Ryu Hwa Young  ile Woo Ho Dwan bu dizide oynadığı Kim Min-Joon' karakterleriyle en iyi yeni oyuncu seçildiler. Bari ayıp olmasın bir ödül verelim der gibi. Resmen diziye hakaret edilmiş. Fight For My Way neymiş öyle? Yere göğe sığdırılamadı. Oysa bende hiç izlenme hissi uyandırmadı bile. Hwarang'taki rolünyle Park Seo Joon ödül alsa daha fazla sevinirdim. Witch at Court'un başrol oyuncusu Jung Ryeo Won neyseki gözden kaçmamış. En iyi çift kategorisi de bütün dizilere ödül verselermiş dedirtecek bir komediydi?! Çok sönük ve anlamsız geldi. En iyi şarkı ödülünü alan dizi Go Back Couple'dan daha iyisi yokmuydu? Şaşırdım kaldım. Jang Nara'nın ödül alması da bir diğer olay zaten. Hwarang yılın en iyi dizilerinden biriydi ama adı sanı yoktu. Cidden tuhaftı sonuçlar.
Yapılacağını duyduğum andan itibaren sabırsızlıkla beklediği 40 bölümlük SBS dizisi süre olarak yarım saatlik bölümlerden oluşuyor. Başrollerde savcı rolünde güzide oyuncum Ji Chang Wook ve şaşırtıcı biçimde bu denli dizi izlememe rağmen eski iki yapımda gençlik rolu oynadığı için muhtemelen zaten pek de hatırımda yer etmemiş olan avukat rolunde Nam Ji-Hyun var. Ji Chang Wook alıştığımız aksiyon sahnelerinin yerine romantik bir komedide oynarsam iyi iş çıkarabilirim dercesine fazlasıyla tatlı ve her yanından karizma akan halleriyle yine gözlerimi ve gönlümü okşadı. Bu oyuncu söz konusu olunca eleştirecek bir yön bulamıyorum zaten:) Hele o gülümsemesi yok mu? Oysa şişirilen birçok oyuncuya kıyasla harika işler sunarken oynadığı yapımların aldığı düşük reyting beni her zaman hayrete düşürmüştür. En son evde büyük ekran tv'me flash bellek takıp iki kat zevkle izlerken anneme söylediğim laf "bana böyle bi damat bulsan ya" demekti ki ağzımdan bir anda çıkıverdi. Artık aklımdan neler geçiyorduysa:) Aşağıda spoiler içeren  oldukça uzun bi yazı yer alıyor. İzlemenizi şiddetle öneririm. Çünkü ben her dakikasından keyif aldım. Ancak konu hakkında bilgi sahibi olmaktan hoşlanmıyorsanız il paragraf sonrasını okumayın:)

Gelelim hikayesine :) Eun Bong-Hee düşük notlarına rağmen avukat olabilmek adına ter döken kendi halinde bir kızdır. Seçkin bir ailenin oğlu ile bir süredir devam eden bir ilişkisi vardır ancak son zamanlarda bazı şeylerin eskisi gibi gitmediğini farkındadır. Hayat koşuşturmacası içinde her zamanki gibi sabahın erken saatlerinde  metronun 6 numaralı hattına bindiğinde bir el tarafından arka tarafından tacize uğrar ki o sırada bir yanında tacizci diğer yanında  gayet iyi görünümlü bir erkek (Ji Chang Wook) bulunmaktadır. Kızımız sonradan bolca şahit olacağımız üzere yalnış kişiyi hedef alarak iyi görünümlü adama sapık muamelesi yapar ve bunu bağıra çaıra ilan etmekten de geri durmaz. Kendince zafer kazamış bir edayla metrodan indiğinde de kötü bakışlarıyla onu dövmeye devam eder. O gün gelen gizli numaradan erkek arkadaşının seçkin bir otelde başka bir kadınla buluşacağı mesajını aldığında ise buna zaten hazırlıklı gibidir. Çünkü bir süreden zaten beri içine kurt düşmüştür. Otelin lobisine henüz varmıştır ki gerçekten de Hee-Joon koluda yüzünü göremediği bir kadınla çıkar ve kendisini fark edince pişkin pişkin yanındakini postalayıp yaklaşır. Aynı otele gelen  Savcı Ji Wook ise avukatlık şirketi ortaklarından manevi babası ile biraraya gelir ve deli bir kadın yüzünden sabah başından geçenleri anlatır. Bir diğer masada Bong Hee yaptığından utanmadığı gibi zeytin yağı misali erkek olduğunu ve ihtyaçlarını gidermesi gerektiğini vurgulayan erkek arkadaşını öfkeden köpürerek dinlemektedir. Daha fazla dayanamaz ve tüm gözler onlara çevrilmişken çevreye aldırış etmeksizin ayrılacakları güne kendinisinin karar vereceğini ve bunun da tıpkı O'nun yaptığı gibi bir başkasıyla yattıktan sonra olacağını söyler. Kapıdan giren ilk kişiyi bile o an için tercih edebileceğini ekler.

Gelen kişiyi (yaşlıca ve çirkin oluca) sıyırmak için gerilerken yere düşer. Pişkin erkek arkadaşı halini gülünç bulup sırıtırken kalan bir parça gururunu korumak adına ayağa kalkmıştır ki yanında beliren diğer erkek aradığı fırsatı sunar. Kaybettiği lensler yüzünden net seçemedediği yabancıya "benimle yatar mısın?" der. Aldığı cevap "tamam" olur. Bu arada gözlerini kırpıştırarak tanıdık gelen sesin sahibini inceler ve sabahki sapığı tanımakta gecikmez:) Bu noktada geri adım atamaz ve eski erkek arkadaşının şaşkın bakışları arasında koluna girip mekanı terk eder. Bina çıkışında didişip ayrıldıkları o kısa anda Hee-Joon'un geldiğini fark edince oyununu sonlandıramayacağını esefle görür ve alelacele henüz taksiye binen sapığın yanına oturur. Kaş göz hareketleri sonrası centilmen adam duruma biraz daha idare etmesi gerektiğini anlar. Bong-Hee iyi modda değildir. Kendisiyle içmesini önerse de teklifi kibarca reddedilir. Masada sarhoşlığun belirtileri kendini göstermişken karşısında beliren biri yani metrodaki sapığı kasten bıraktığını ima ederek düşürdüğü makyaj malzemesini getirdiği söylemektedir. Doldurduğu bardağı ona uzatınca adam geri çevirmez ve karşısına oturur. Gece ilerler. Ertesi gün Bong-Hee yabanci bir evin koltuğunda gözlerini açtığında kıyafetlerinin bir kısmı artık üzerinde değildir ve dahası beraber çıktığı sapığın üzeribe düşüp davetkar bir biçimde dudaklarını uzattığı kısımdan sonrasını hatırlamamkatdadır. Ne yapacağını kestiremeden evde şakın bir tur atar. Banyodan gelen su sesi üzerine ufak bir özür notu bırakıp bir an önce evden sıvışmaya karar verir.

İntikam planı Bong-Hee'yi istediği sonuca ulaştırmamıştır. Erkek arkadaşının yaptıklarının aksine otelde bir başkasıyla geceyi geçiren kötü kadın olarak adı duyulmuştur. Bu yüzden üstün tekvando becerisiyle Hee-Joon'a okkalı bir tekme atsa da durum değişmez. Zaten orta halli bir aile geçmişine sahipken okulda herkes arkasından konuşur. (Gerçekte de öyle midir bilemeyeceğim ama bu Kore toplumu adamı çileden çıkarıyor! İnsanlar iki yüzlü ve yargısız infaza öyle düşkün ki!) Kaderin cilvesine bakın ki üç ay sonra avukatlık stajı için gönderildiği savcılık bürasında geceyi birlikte ne şekilde sonlandırdığını hatırlayamadığı "en kötü savcı" sıralamasının zirvesindeki savcı Noah Ji Wook ile yeniden karşı karşıya gelir. Hatırlamaz görünme çabasını sivri diliyle görmezden gelen patronu sonuna kadar yani hep etinden hep sütünden yararlanmak niyetindedir. İkiliyi ciddi anlamada karşı karşıya getiren olaysa Bong-Hee için devam eden talihsizlikler zincirinin devam halkası olur. Evden serinlemek ve içercek bişeyler almak üzere çıktığı gece geri döndüğünde elektirikler kesildiği için ayağı takılır ve düştüğünde eski sevgilinin bıçaklanıp öldürülmüş haldeki cesediyle burun buruna gelir.

Kendini karakolda sorgulanırken bulur ve o anda güvenebileceği  ve arayabileceği tek kişi savcı Noah'a telefon eder. Ufak bir tutuklama değil de cinayetten içerde olduğunu öğrenen Noah önce şaka yaptığını düşünerek güler. Sorgu için bir araya gelirler. Görünüşe göre Noah zaten bu davanın savcısı olarak atanmıştır. Genç kadının çaresizliği ve suçsuzluğuna inandığı için olsa gerek normalde yapmayacağı bir diğer şey için kendini zorlar ve uzun süre önce kendisini arkasından bıçakladığı için defterden sildiği eski arkadaşı Ji Eun-Hyuk'tan davanın savunma avukatılığını yapmasını rica eder. Soruşturma devam ederken basın çoktan mahkumiyet kararını vermiş gibidir. Ne de olsa ölen kişi bölge baş savcısı Jang Moo-Young'un oğludur ve elit değil de sıradan biri Eun Bong Hee'nin suçlu olmayabileceği ihtimali kimsenin aklının ucundan geçmez. Noah genç kadının küçük odasını incelerken yardımcısı Bang, görünşe göre Noah'ı her sayfada bolca çekiştirdiği Eun Bong Hee'nin günlüğü eğlenerek okur. Bu sırada telefon çalar ve Bang suç aleti olduğu düşünülen bıçağın evin 7 km uzağında bulunduğunu söylerken dikkatini komidinin altındaki bir cisim çeker. Görünüşe göre bir başka kanlı bıçak olay mahalinde bırakılmıştır. Mahkeme süreci başlar. Baş savcının beklentisi en ağır ceza için suçlamaları sunması yönündedir. Deliller de zaten bunu destekler niteliktedir. O gece sokaktaki kameralar elektirik kesintisi nedeniyle çalışmamıştır ve alışveriş yaptığı marketin çalışanı telefondaki oyunuyla fazlasıyla meşgul olduğundan yüzüne bile düzgün bakmammıştır. Noah karyeri ve gerçekler arasında seçim yapar ve davanın düşmesine neden olacak tek argumanı mahkemeye sunar. İki suç aleti varken bunların delil kabul edelemeyeceği kuralından yola çıkarak suçlamanın düşürülmesi gerektiğini dile getirir. Kanunlara göre dava bu niteliği ile sağlam deliller sunulmadığı sürece teymiz yoluna da kapalıdır. Böylece Bong-Hee özgürlüğüne kavuşur. Bir süre sonra mahkeme dışında ikili yeniden karşı karşıya geldiklerinde mucizevi olarak nitelendirdiği bu tanışmayı savcılık kariyeri sona eren Noah talihsizlik olarak gördüğünü söyler ve yürüyüp gider.

İki yıl sonra savcının oğlunu öldüren katil avukat oldu başlığıyla hakkında gazetede yazılar yazılan genç kadın aldığı ufak tefek davalara rağmen sıfırı tüketmek üzeredir. Delil yetersizliğinde serbest kalması hayatını kolaylaştırmamıştır. Artık avukat olarak görev yapan kahramanı Noah'ı zaman zaman adliyede görmekte bazen de uzaktan uzağa izlemektedir. Elbette karşı karşıya gelmeleri ve katilin yeniden ortaya çıkması kaçınılmazdır.