Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Park Shin Hye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Park Shin Hye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2024 Salı

Doctor Slump (2024)

7/23/2024 02:04:00 ÖS 0 Comments

The Heirs dizisinde henüz ön planda olmadığı bir dönemde iken rol alan Park Hyung-Sik ve popüleritesinin üst seviyelerde sürdüren Park Shin Hye ikilisi muhtemelen o zamanlar belki karşılıklı bir sahnede bir araya gelmemişti. Medikal türdeki Doctor Slump (2024) projesinde ikisinin aynı yer alacağını duymak bende büyük beklentiler oluşturmuştu. Ancak sonrasında izlediğimde sunulan berbat senaryo ve işleniş kalitesi yerini aynı ölçüde hayal kırıklığına bıraktı. Neticede "bir daha izlemeye değmezler" arasına koydum. Çöp diziler sayfasına eklemeyişimin nedeni zaman harcayıp sonuna kadar izlemiş olmam.

Gelelim konusuna:Yeo Jeong-Woo ünü tüm ülkeye yayılmış başarılı bir plastik cerrahtır. Öyle ki hastanesi birden fazla şubeye sahiptir. Dahası sosyal medyada hatırı sayılır bir takipçi profili vardır. Mükemmel şekilde devam eden hayatı ansızın bir hastasını kaybedip dahası ölümünden sorumlu tutulmasıyla altüst olur. Nam Ha-Neul ise yaşamı boyunca başarılı olmak için çok çalışmış, tüm bu çabasına rağmen şimdilerde asistanlığını yaptığı profesörün mobbinge varan davranışları karşısında hayatından bezmiş haldedir. Lise yıllarından aynı sınıfı paylaşan ikili yılar sonra yeniden bir araya gelir ve birbirlerinin yaralarına merhem olurlar. 

30 Ocak 2019 Çarşamba

Memories of the Alhambra (2018-2019)

1/30/2019 11:13:00 ÖS 0 Comments

Hayat karmaşık ve yoğun olunca ne yediğimden ne uyuduğumdan bir şey anlıyorum. Bitki gibi yaşarken nefes almamı sağlayan tek şey ara verip de izleyebildiklerim oluyor. Bu boğucu süreçte Memories of the Alhambra başrollerinde  Hyun Bin ve Park Shin-Hye ile duyurulduğu andan itibaren merakla beklediğim tek yapımdı. Dizi, El Hamra Hatıraları adı yüzünden fantastik öğelerle birleşen tarihsel bir dizi göreceğim izlenimini uyandırmıştı. Ta ki ilk bölümün ardından. Dijital ortam ve sanal gerçeklik hikayesi bulunca itiraf ediyorum şaşırdığım kadar hayal kırıklığına da uğradım. Ancak ikinci bölümle birlikte söylediğim cümle "Vay!!! Bu da neydi, nasıl oldu öyle şimdi?"ydi. Son bölüme kadar merakla takip ettim. Yalnız şu senaristlere bir çift lafım var ya. Şöyle güzel bir finali bize çok görmeyin. Telli duvaklı mı olacak yoksa ölecek mi ölsün ama alelacele bitişler yapmayın ya!
 

Yazılım, programlama ve oyun üreten bir şirketin kurucusu ve CEO'su Yoo Jin-Woo (Hyun-Bin) uzun süredir geliştirdikleri içerik için aldığı gizemli bir telefonla İspanya'nın Gırnata (Granada) kentine gelir. Konaklamak için bulabildiği Bonita Pansiyonu ise alıştığı konforu sunmaktan uzak, döküntü bir yerdir. İşinde kusursuzluğa önem veren bir yapısı vardır. Haliyle mekanın ihmal edilmişlik kokan hali karşısında şaşkına döner Asansörden yoksun yapının farelerin konakladığı altıncı katındaki odasında telefonunu şarj edebileceği çalışan bir prizi dahi yoktur! Umursamazlık ve boşvermişlik hali bay mükemmelliyetçiyi çileden çıkarır! Mekanın sahibi kendisi gibi koreli 30'lu yaşlarına değmemiş güzeller güzeli Jung Hee-Joo (Park Shin-Hye)'e çok da nazik sayılmayacak sözler sıralar.
 

Kader bu ya gizemli telefonun sahibi hakkında edindiği bilgiler O'nu Hee-Joo ile uzlaşmayı gerektirecek bir pozisyona sokar. Görünüşe göre kız yaşı henüz 18 olmamış tasarımcı Se-Joo'nun yasal vasisidir. Üstelik Se-Joo oyunun telif durumunu otelin üzerine yapmıştır. Böylece yelkenleri suya indirip 180 derece tavır değişikliğine gider. Elbette Hee-Joo (Park Shin-Hye) söylenen sözlere fazlasıyla incinmiştir ve geri adım atmaz, prim vermez. Jin-Woo bir yandan durumun toparlamaya çalışırken bir yandan da sanal gerçeklikle tasarlanan ve şehrin konsept seçildiği oyunu online denemeye başlar. İlk seviyeyi atlamak için gün boyu ter döker. Çabaları onu bir başka oyuncuyla karşı karşıya getirir. Üniversite yıllarının ardından iş sektöründe birlikte yola çıktığı yakın dostu, şimdilerde özel bir takımn nedenlerle yollarını ayırıp tek düşmanı olarak kabul ettiği Park Hoon'ndur bu kişi. Oyun hiç tahmin edemeyeceği bir sonla noktalanırken Jin-Woo, Jung Hee-Joo'dan yardım istemek durumunda kalır.

30 Mart 2017 Perşembe

The Heirs (2013)

3/30/2017 12:26:00 ÖÖ 0 Comments
Özgün adı 상속자들 / Sangsokjadeul "Tacı takmak isteyen ağırlığına katlanır." anlamına gelen seri "The Heirs", Türkçe çevirisiyle "Varisler" 20 bölümlük SBS dramasıdır. Lee Min Hoo'nun üzerine yapışan zengin çocuk imajına ne kadar artı kattığı tartışılır. Bence artık birileri bu oyuncuya bu tip rolleri oynamayı bırakmalısın demeli. Menajeri uyuyor mu ne? (Bu duruma göre uyuyan ablası!) Seri için yıldızlar geçidi diyebiliriz. Popüler oyuncuların 2 ya da 3 tanesi boy band ya da girl band mensubu. Görünüşe göre ses getirip kazandıracağını en başından garantilenmek istenen bu bu kadro için senarist bize modern bir külkedisi masalını bir iki farklı konu ekleyerek soslamış ve Boys Over Flowers tarzı bir ürün sunmuş. Bense diziyi renkli oyuncu kadrosu için izleyebilir buldum sadece.


Cha Eun Sang ve Kim Tan'ın hikayesindense yan karakterlerin anlatan konular çok daha sevimli duruyordu. (Lee Bo Na (Krystal) & Yoon Chan Young (Minhyuk) ile Hyo Shin (Kang Ha Neul) & Öğretmen Hyun Joo (Lim Ju Eun) ya da Kim Tan'ın karizmatik yarı abisi Kim Won (Choi Jin Hyuk) & Öğretmen Hyun Joo (Lim Ju Eun)) Finale geldiğimizde sonuç tatmin ediyor mu? Bir ölçüde. Kim Tan ve Cha Eun Sang ailelerin karşı çıktığı tüm o statü farkına rağmen mutlu mesut olabilecek kıvama geldiler. Lee Bo Na ve Yoon Chan Young arasındaki ilişki ise bana pek olası gözükmemişti. Ancak abiden onayı kaptılar gibi. Kim Won ve öğretmen Hyun Joo kavuşamadılar. Çünkü Kim Won tacın ağırlığını taşımayı tercih etti. Choi Young Do ve Hyo Shin tek taraflı aşk acısı çeken beyler olarak köşelerine çekildiler. 


Müziklerine gelirsem albümü dinlenmeye değer şarkılar içeriyor. Açıkcası diziyi keyifli hale getiren şeylerden biriydi benim için. Yeniden izlenebilir mi? Başka şey bulamazsanız belki.
 
 
 

11 Aralık 2016 Pazar

The Doctors (2016)

12/11/2016 09:08:00 ÖS 0 Comments
 
Korelilerin sevdiği temalardan biri olsa gerek tıp. Sanırım aynı içerikte izlediğim beşinci seri ve ve halen izlemediğim 6-7 tane daha var. Konu pek çekici değil ve ben de bir çok dizisini izlememe karşın kendimi Park Shin Hye'nin oyunculuğuna o kadar da hayran hissetmiyorum. Elimin altında hızlı bir net varken seçenekler arasında en iyilerden biri gibi durduğu için edinmeyi tercih etmiştim ve geriye dönüp baktığımda izleyeli üzerinden pek fazla bir zaman geçmemesine rağmen konuyu neredeyse tümüyle unutmuşum. Yani öyle yana yakıla mutlaka izlemelisin denilebilecek bir yapım değil. 
 
 
Olaylar vasat bir öğrenci modunda liseye devam eden  Yoo Hye Jung, dairelerinde kalan ve okulda da öğretmeni olan Hong Ji-Hong ve doktor bir aileden gelen varlıklı kızımız Jin Seo-Woo arasında şekillenmeye başlıyor. Ancak öğretmene duydukları aşk nedeniyle henüz yeşeren arkadaşlıkları bozulur. Bir süre sonra Yoo Hye Jung ameliyatta büyükannesini yitirince hem ihmal ve hata  olduğuna inandığı ölümün hesabını sormak hem de aslında bir nedenle doktorluğu bırakıp öğretmenliği seçmiş gözüken Hong Ji-Hong gibi ihtiyaç duyan insanları kurtarabilmek düşüncesiyle geleceği hakkında karar verir. Birkaç yıl sonra hastane koridorlarında beyaz önlüğüyle arzı endam etmekte ve alanında edindiği parlak kariyerin keyfini sürmektedir. Şimdilerde yine okuldan arkadaşı Chun Soon-Hee ile aynı evi paylaşmaktadır. Göreve başladığı yer elbette Jin Seo-Woo'nun da yer aldığı ve babasını da idareci konumunda gördüğümüz hastanedir. Eski okul hocası şimdilerde bir diğer parlak kariyer sahibi karizmatik doktorumuz Jin Seo-Woo'un mekana teşrif edince olaylar kaçınılmaz biçimde iki kadın arasında rekabet yaratır. (Doktor Stranger'ı hatırlayarak söyleyebilirim ki konu için seçilen olaylar çok vasattı. Bir de Yoo Hye Jung'un yüz felci geçiren cazgır üvey annesinin edepsiz tavırlarına ek genel anlamda karakterlerde hiç minnet ya da hatadan ötürü özür dileme anlayışı da yoktu. Bu gerçekten kore kültüründe varolan bir durumsa katlanmak zorunda kalanların vay haline!)
 

Dizide dikkat çeken iki oyuncu var. İlki Queen Seon Deok, Pinocchio, The Time We Were Not In Love gibi dizilerde oyunculuğuyla dikkatimi çeken ve her yapımla çıtayı biraz daha yükselten Yoon Gyun-Sang. Diğeri burada cameo yani bölüm oyuncusu olarak yer alan ve çocuklarının hastalığı karşısında maddi yetersizliğin çaresizleştirdiği bir babayı canlandıran Namkoong Min. Kendisine The Girl Who Sees Smells, Can You Hear My Heart gibi serilerden aşinaydım. Kanımca The Girl Who Sees Smells'deki rolüyle harika bir iş çıkarmıştı. Artık başrollerin aranan yıldız oyuncularından biri.
 
Kalp Atışı
Yıl 2017 ve ekranlarımızda her geçen gün daha fazla koreden dizi uyarlaması görüyoruz. Bu yapımın bizdeki versiyonu Kalp Atışı adı ile yayınlanmaya başladı. Senaryo örgüsünü daha özgün ve iyi bulduğumdan takip ediyordum. Ancak sonra her zaman ki gibi işin suyunu çıkaralım dedi sanırım tepedekiler. Ardından galiba reytingler dibe vurmaya başlayınca bizim kanalllarımızda sıkça görüldüğü üzere terbiyesizliğe yeni bir halka ekleyip önce yayin gününü değiştirdiler. Yayın gününü bulmak 3 hafta sonrasına denk gelmişti. Derken ardından da dizi birden bitiverdi. Bu yüzden izleyiciyi insan yerine koymayan Show Tv'ye biraz iş ahlakı öğrenmeye davet edip yazıklar olsun diyorum!!!

7 Haziran 2016 Salı

Pinocchio 2014

6/07/2016 08:00:00 ÖS 0 Comments

Pinocchio, yalan bir haberle yıkılan bir ailenin dramıyla şekillenen ve yıllar sonra unutulan o acıyı barındıran kapanmış defterelerin yeniden açılması üzerine kurgulanmış etkileyici hikayesiyle dikkat çekiyor. Popüler iki oyuncuyu  Lee Jong Suk ve Park Shin Hye'yi bir araya getiren, akıcı senaryosu ve hüzünlü yönleriyle izleyiciyi kendine bağlayan bir yapım. (İtiraf etmeliyim ki izlediğim ilk dizisi You Are Beautifull' daki oyunculuğunu pek başarılı bulmadığım Park Shin Hye'i Cast'te gördükten sonra diziyi bir türlü izleme listeme ekleyememiştim. Ancak bu yapımda O da kendini aşmış. Lee Jong Suk ile birlikte iyi bir iş çıkarmış.)
 

Gerçekte var olmayan Pinocchio Sendromu'ndan muzdarip kızımız Ina Ha, uzun yıllar önce babasını terk eden şimdilerde işinin zirvesindeki annesi Song Cha-Ok gibi dişli bir muhabir olmak istemektedir. Ancak yalan söylemek onda sonu gelmeyen hıçkırıklara neden olmakta ve gerçeği dile getirene değin bu durum devam etmektedir. Büyükbabasının yanına yerleştikleri gün yaşlı adamın daha önce ölen oğlu yerine koyduğu hafızasını kaybetmiş Choi Dal Po ile zorunlu bir amca yeğen ilişkisi içinde büyürler. Aslında geçmişini hatırlayan Choi Dal Po ise bir yandan sevdiği kızın en büyük düşmanı adlettiği Song Cha-Ok'ın kızı olduğu gerçeğini kabullenmeye çalışırken diğer yandan da ailesini mahveden In Ha'nın muhabir olma hayalinden ölesiye nefret etmektedir. Okul hayatını tam bir aylak görümümde ve sıfırkolik ünvanıyla geçirir. Ta ki geçmişteki acısına tuz basarcasına An Chan-Soo'nun başını çektiği birçok öğrenci tarafından hakkında ortaya atılan sınav sorularını çaldığı söylentisine kadar. In Ha, çoğu zaman Choi Dal Po ile geçinemese ve kendisinden bir sebeple nefret ettiğini farkında olsa da iddalara itibar etmez. Sınıftaki herkese anlatılanların asılsızlığını kanıtlayacağına söz verir. Yarışma sonrası An Chan-Soo, aşkına karşılık bulamadığı, üstüne üstlük bir de amcasını aklayacağını konusunda kendisiyle iddalaştığı için In Ha'ya büyük bir öfke duyar. Gerçekleri araştırma dürtüsü genlerinden geliyor olacak ki kızımız işe koyulur. Yokluğunda odasında bulduğu kütüphaneden alınmış kitabın izini sürer ve görür ki derslerde uyuklayıp boş boş  zaman geçiren amcası nerdeyse oradaki her kitabı okumuştur.  An Chan-Soo'nın ikinci kez katıldığı ve Okulun hayretle izlediği bilgi yarışmasında rakibi olacak kadar mükemmel bir başarı sergiler.


Mezun olduktan üç yıl sonra Ina Ha hala muhabirlik hayalleri kurmaya devam etmektedir. Gerçekleştirdiği ufak haber denemeleri ya da katılıp elendiği sayısız mulakat  sonuç vermese de bu yolda kendi çapında mücadelesini sürdürmektedir. Nihayetinde annesinin çalıştığı kanalda mülakata girmek için gün sayar. Görüşme günü.annesinden gelen kısa ama cesaretlendirici mesaj gücüne güç katar. Ancak ilerleyen dakikalarda beklentileri tümüyle boşa çıkar. Tam bir buz küpü görünümündeki annesi yalan haber gerektiren bir konu dayatıp onu köşeye sıkıştırır ve elemekte tereddüt etmez. Ayrıca acı biçimde keşfeder ki annesinin sandığı numara aslında ona ait bile değildir. Choi Dal Po cephesinde Ina Ha'ya karşı resmiyette yeğeni de olsa artık akrabalıkla ilgisi olmayan hisler mevcuttur. Choi Dal Po ise ek gelir olsun diye başladığı taksiciliğe devam etmektedir. Çıkışta patavatsız cadıyı almaya karar veren Choi Dal Po henüz varmıştır ki binanın dışında hızlı adımlarla yürüyen kızın gözyaşlarına tanık olur. Arabasını bırakıp yanına gitmeye yeltense de telefon mesajlarındaki Ina Ha herşey yolunda gibi davranınca yalnız kalmak istediğine karar verir. Yine de içi bir türlü rahat değildir. Bir kez daha geri dönerken ışıklarda taksisine işaret ederek çağıran Ina Ha'nın  annesini görünce anlık bir şok yaşar. Müşterisi sohbet canlısı değildir. Choi Dal Po o gün mülakata giren arkadaşının geçip geçmediğini merak ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürür. Bu konuşma onları sahilde karşılıklı devam edecekleri bir sözlü mücadeleye taşır. Choi Dal Po ilk kez düşmanıyla karşılaşmak için onun arenasında savaşması gerektiği gerçeğini kabul etmek zorunda kalır.
 

Yıkık dökük hislerle eve dönen ve o güne kadar edindiği her kitabı ve notu yol çantasına dolduran Ina Ha kimseye görünmeksizin dondurucu Seul soğuğunda çatı katına çıkar. Choi Dal Po geri geldiğinde Ina Ha'nın babası ve kardeşi tarafından umutsuzca arandığını öğrenir. Evin önünde nereye gideceğini düşünürken duraklar ve havadan düşen kitap sayfalarını fark edince soluğu çatıda alır. Derin bir umutsuzluk içindeki kızı teselli ettikten sonra bu kez muhabir olmak için birlikte mücadele etmelerini önerir. Çalışmaya başlarlar. Büyük babanın isteği daha doğrusu kolundan tutup kuaföre götürmesiyle kayda değer bir değişim geçirir. Döküntü halinden dört dörtlük bir görünüme  bürünür. Bir ay sonra bu kez YGN kanalının seçmelerinde yanyanadırlar. Eleme mülakatında haberdeki olayı yorumlama ve değerlendirrme becerisini irdelediği 2. kısımda ailesinin yok olmasına zemin hazırlayan haberin seçilmesi Choi Dal Po ve In Ha için dönüm noktası olur. Kayıp babası ile ilgili duyduğu son gelişmenin üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi ustalıkla gizler. Konu bir şekilde Pinokyo görgü şahidine ve yanlış algılamanın yarattığı acı sonuçlara gelip dayandığında artık ok yaydan çıkar. Choi Dal Po, In Ha'nın Pinocchio Sendromunu açık ederek elenmesine ve mulakat salonu terk etmek zorunda kalmasına neden olur. Muhtemelen O'nu bu kirli dünyadan uzak tuttuğu düşüncesindedir. Böylece kendisi stajyer muhabirliğe kabul edilir.


Yarı zamanlı bir işle hayatına devam etmeye çalışan In Ha ise tam da hayallerinden vazgeçmişken reytinglerde güven kaybı yaşayan kanalı için Pinocchio Sendromlu yani yalan söylemeyen bir muhabirden daha iyi bir reklam olamayacağını  düşünen annesinin teklifi ile kendini bir anda MSC'de çaylak muhabir olarak bulur. Böylece o ve Choi Dal Po bir anda haber peşinde koşan rakip kanal çalışanları haline gelirler. Şimdilerde bölge karakolunda polislik yapan  okul arkadaşlarının mekanını haber avı için mesken tutar ve birbirleriyle bu uğurda kimi zaman köşe kapmaca oynarlar. Diğer yanda Choi Dal Po'ın kayıp ağabeyi Ki Jae-myung'nda geçmişin intikamı için bir dizi plan yapmaktadır.


Bu seriyi her izlediğimde hakkını vermediğimi fark ediyorum. Özellikle  birden fazla sahnede gözyaşı döken oyuncu Lee Jong Suk, Choi Dal Po karakterini sanırım fazlasıyla hissederek oynadı. Ağabey rolunde izlediğmiz Yoon Kyun-sang da bu dizide dikkatimi çekmişti. We Were Not In Love'daki etkileyici piyanist rolüyle çıtasını yükseltmeye devam ediyor. Yine ilk bölümde I Can Hear Your Voice'un bir sahnesini tiye alırcasına uyarladıkları kısma dikkat çekmeden edemeyeceğim. İlk izleyişimde hayli gülmüştüm. Ayrıca 19. bölümde MBLAQ'dan Lee Joon kameo olarak boy gösterdi ve  uyuşturucu kullanması yönüyle gündeme çekilmek için haber malzemesi yapılmak istenen Fama adlı pop starı canlandırdı.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

21 Aralık 2014 Pazar

You're Beautiful ( A.N. JELL ) (2009)

12/21/2014 03:28:00 ÖÖ 0 Comments

Eğer siz de benim gibi on yıla yaklaşan bir süredir Kore dizilerinin takipçisiyseniz, A.N. JELL ya da bilinen adıyla You're Beautiful'ı es geçme ihtimaliniz yoktur. Ülkemizde hatırı sayılır bir popüleriteye ulaşan yapım belkide pekçok kore dizi sever için de izlediği ilk yapım olması dolayısıyla gönlünde taht kurmuştur. Seçeneklerin günümüzdekine oranla azlığı,  sevimli sayılabilecek konusu, mükemmel müzik albümü ve elbette dikkat çeken oyuncu kadrosuyla benim için de bu seriye çok düşkün,  bir kaç yıldır okyanus ötesinde bir yaşama devam eden bir dostu hatırlatan yapımdır.


O dönem canlandırdığı Ko Mi-Nyeo & Ko Mi-Nam adlı ikiz erkek ve kızkardeşi karakteriyle  Park Shin Hye'yi üne kavuşturan dizi bende vurucu bir etki bırakmadığı gibi porselen bebek hatlarındaki dış görünümüne zıt sinir bozucu, çekilmez, ukala ve tam bir sorunlu tip Hwang Tae-Kyeong karakteriyle oyuncu Jang Keun-Suk da aynı ölçüde ısınamamış dizinin neden böylesine sevildiğini de anlayamamıştım. Kısa süre önce diziyi yeniden izlediğimde de düşüncelerim değişti diyemem. Çıkardığım yegane sonuçlardan biri de Park Shin Hye'yi mümkün mertebe bir daha şarkı söylerken duymak istemeyişimdi. Cidden müzikal geçmişi olan bir ses bulmakta zorlandılar mı ki böyle bir seçim yapmışlar bilemiyorum.

Hikayesi kısaca şöyle: Anjell grubu bir süredir çıkmazdadır ve ekibe soluk getirmek için yapımcılar yeni bir üyenin gerekli olduğuna karar verir. Ancak özellikle gruptaki zor kişilik, solist ve söz yazarı Hwang Tae-Kyeong, bundan hoşnut değildir. Herşey ayarlanmış ve tanıtım günü için tarih belirlenmiştir ki beklenmedik bir aksilik çıkar. Görünüşe göre estetik ameleyatı ters giden Ko Min-Nam tedavi için bir süre Amerika'da gözlerden uzak tedavi altında kalmak zorundadır. Dolayısıyla yeni üyenin gelişi bir süre için mümkün değildir ve yapımcılar, üyelerden de gizli tutarak, o sıralarda tam da rahibe olmaya hazırlanan ikiz kızkardeşinden dönünceye kadar onun yerine geçmesini isterler. Böylece Ma Hoon-Lee erkek kılığına girerek gruba katılır ve aynı evde üç erkekle kalmaya başlar.

Üyelerin tanışması ve biribirlerini anlamaları yaşanan süreçte hiç kolay olmaz. Ko Mi-Nyeo sakar ve tuhaftır. ANJELL grubunun popüleritesi en yüksek üyesi ve lideri Hwang Tae Kyung Hwang O'na karşı hiç dost canlısı değildir. Çocukluğundan itibaren yalnızdır. Annesi tarafından başka  bir adam için  terk edilmiş, yok sayılmış, gizli tutulmş ve hiç sevgi gösterilmemiştir. Havalı, huysuz, inatçı, ters, titiz ve sinir bozucu bir karakere sahiptir. Sık sık Go Mi Nyu 'ı göz hapsinde tutar ve O'nu safdışı edebilecek bir açığını bulmaya çalışır. Ancak zaman geçtikçe Ma Hoon-Lee'den etkilenmeye başlar ve tabii görünüşe göre bir erkekten hoşlandığı için durum fazlasıyla acayip kaçmaktadır. Olaylar tıpkı Love Rain'deki gibi karakterlerimizin ebeveynlerinin geçmişte neden olduğu ana konu etrafında biribirini izler...

Dizinin şarkıları kore dizilerinde dinlediğim ilk Ost'lardandı ve çok başarılı bulmuştum.

Dizi müzikleri için Tıklayın.