Çöp Diziler (2007-2015)
Hatırlatma: Diziler için yapılan yorumlar orada yer alan karakterleri canlandıran oyuncuya değil oynadığı role dönüktür. Gerçek hayatta nasıl insanlar olduklarını bilsem bile (ki bildiğimi söyleyemem) kimseyi görünüşü ya da kişiliği nedeniyle yargılama hakkına sahip değilim. Kaldı ki bir çoğunu da tanımıyorum ya da sosyal medya kanallarını da takip etmiyorum. Naçizane bir dizi-severim o kadar.
Noble, My Love (2015):
Yayın Kanalı: Naver TV Cast
Arşive ne zaman koyduğumu anımsamadığım bir dizi. Aslında 20 bölüm olsa da dizi denmeli mi emin değilim. Çünkü her bölüm sadece 15 dakika. Dolayısıyla neden böyle bir tarz benimsenmiş bilemiyorum. Aynı adlı manga / manhwa uyarlaması. Konu klasik. Zengin, sinir bozucu derecede gıcık, dediğim dedik, herşeyin parasal karşılığı olabileceğini zanneden Ceo'muz birkaç adamın kaçırma girişimi sonrası yaralanır ve veterine kızımızn kliniğine kendini atar. Baygın halde iken onun tarafından tedavi edilir. Sonrasında iyliğin karşılığını ödemek ister. Mütevazi kızımızın gözü yükseklerde falan değildir. Ama adam işi mecburiyete bağlar. Yeni bir dükkan öneririr. Kabul edilmeyince kiracısı olduğu binayı yıkacağını söyleyerek satın alır ve seçenek bırakmaz vs. Sebepler ve sonucunda oluşan hikaye öyle içimi falan ısıtmadı. Adamın yaptığı zorbalığın sevimli bulunacak tarafı da yoktu. Zaten başrol erkek beğendiğim oyunculardan değil. Dizi için hazırlanan afişler kendisinden çok daha sevimli. Kısa süreli olmasaydı ve 16 bölüme vs yayılsaydı zaten emin olun zahmet edip izlemezdim.
Blood (2015)
Bu dizi fragmanlarıyla bende büyük beklentilere yol açan, yalnızca bir bölüm izleyince tüm gizem ve havasının şişirilen balonun sönmesi gibi bir etki bırakan bir diğeri hayal kırıklığı yapımdır. Dizinin iyi reytingler alması ise anlam veremediğim bir diğer ilginç durum. Oyuncu Ahn Jae-Hyeon, enfekte yolla vampir olan ailesinin öldürülmesinin ardından bir yandan sırrını paylaşan ve normalleşme üzerine çalışmalar yapan genç bir genetikçi ile yaşamakta bir yandan da bir yandan da genç yaşına rağmen edindiği şöhretle Kore'de prestijli bir hastaneye birim şef olarak atanan karizmatik (olmaya çalışılmış ama nafile) doktor Park Ji-Sang rolünde. Yapımın kendisine en büyük getirisi herhalde aralarındaki yaş farkına rağmen hayatının aşkı olup evlendiği Ku Hye-Sun olsa gerek. (Gerçi daha sonra hayli travmatik şekilde boşandılar.) Ancak ben bu dizi için O'nun seçilmesinin faciayı yaratan ana sebep olduğu kanısındayım. Dizide konuşma tarzından tutun da sergilediği oyunculuğu kadar pek izlenir bulamadım. Aslında Boys Over Flowers (Kkotboda Namja) dışında yapımına denk gelmemiştim. Çünkü oyuncu çok aradığım yüzlerden değildi. Zaten her işe el atan bir hatun. Yazar, yönetmen, oyuncu vs. Böyle her dala konma olayını sevmiyorum. Hangi işte profesyonelsen önceliğin o olmalı ki bana göre o oyunculuğu olmayabilir. Bununla birlikte son dönemde bir sağlık sorunu olduğunu izlemiştim ve kendisi için üzüldüm. Umarım her şey yolunda gider ve düzelir. Baş kötü karakterimize diyecek sözüm yok. Çünkü kendisi işinin ehli deneyimli bir aktör olan (Sarayın Mücevheri dizisindeki yüzbaşı Min'i unutmam mümkün mü:)) Ji Jin-Hee. O'nu en son Misty' de izleyip resmen bayılmıştım.
You Are My Destiny (Fated to Love You) (2014)
Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın
Tarihi dizi "The Moon Embracing The Sun" takipçilerinin muhtemelen bildiği üzere Kanal 7'nin yaz sezonu Kore dizileri arasında Sonsuza Dek adı ile Moon üçlemesinin ikinci dizisi olarak ekrana da geldi. Beğenildi mi bilemiyorum tabii o da ayrı. Konusu kısaca Kral King Lee Hwon ve kadın Şaman Wol arasındaki aşkı anlatır. Yanılmıyorsam Kore'de özellikle monarşi dönemlerinde Şilla dönemi ikiz doğumun lanet sayılması vs. batıl fikirler, büyü ve kehanet olayı idareciler ve halk üzerinde hayli etkiliydi. Wol gerçekte veliaht prenses olarak doğmuş ancak idamla karşı karşıya kalınca kimliğini gizleyip bu yaşam biçimini seçmiştir. Konu hoş görünse de ne yazık ki bazen neden bilemiyorum özellikle başta Kim Soo-Hyun olmak üzere oyunculuklardan mı yoksa dizinin işlenişinden midir bilinmez ortaya facia bir iş çıkmış. Zaten birbirine yakın biçimde yayınlanan üç Moon'lu diziden çöplüğü hak edeni de bana göre budur. Aslında özellikle kadın karakterlerin gençlik hallerini hayat veren oyuncuları sevdim. Ama bir türlü hikayeye ısınamadım gitti.
My Girlfriend is Gumiho (2011)
Bu dizinin bana "ah şöyle güzel, bak konu muhteşem, başrol çok yakışıklı" cümleleri eşliğinde tavsiye edildiği zamanı anımsıyorum. Sektörün iki ismi Lee Seung Ki ve Shin Min A'yı ilk kez izlerken hevesle başlayıp koca bir hayal kırıklığıyla devam etmiş sonrasında madem başladım bari sonuna kadar götüreyim zorakiliği eşliğinde tamamlamıştım. Shin Min A bu yapımdan beri kesinlikle hiç favori oyuncularım listesinde yer almadı. Hatta diğer dizilerini de sırf bunun yüzünden sevememiş olabilirim. Konusu şöyle:
Cha Dae-Woong (Lee Seung-Ki) üniversitede okumaya gönüllü olmayan
şımarık bir gençtir. Asıl hayali aktör olmaktır. Zengin büyükbabası Cha
Poong (Byeon Hie-Bong) ise derslerine önem vermesini ve kariyer hedefini
değiştirip işin başına geçmesini istemektedir. Mecbur kalması için Cha Dae-Woong'un okul taksidiyle pahalı motorsikletin çalıntı olduğu iddasıyla polise ihbar edip başını derde sokmasına neden olur. Polis merkezinden aldığı sırada Dae-Woong kaçar ve bir dagıtım kamyonuna gizlice biner.
Kamyon bilmediği bir yerde durur. Genç adam budist bir keşiş tarafından bir tapınağa götürülür. Nerde olduğu hakkında fikri yoktur. Cep
telefonuyla sinyali yakalamaya çalışır. Birden telefonunda bir kadın
sesi duyar. Dae-Woong'dan tapığa girip 9 kuyruklu bir
tilki çizmesini istemektedir. Ne yaptığı hakkında en ufak bir fikri olmayan Dae-Woong istediğini yerine getirince efsanavi yaratık Gumiho’yu serbest bırakmış olur. Dae-Woong O'nun kendisine zarar vereceğinden korkar ama
biftek düşkünü Gumiho Mi Ho sadece sevilmek istemektedir. (Yazının kaynağı alıntıdır. Düzenlenmiştir.)
Başrölünde
Song Hye Kyo ile
Hyun-Bin'i biraraya getiren ve dönemin yüksek izlenme oranları elde
etmiş yapımı Worlds Within. Sonrasında ikilinin uzun süren bir birliktelikleri de olmuş. Medyatik bir ilişki sürecinde çok da yakıştırılmışlar birbirlerine. Ama sonrasında Hyun Bin'in Secret Garden dizisi döneminde ayrılmışlar. Kimi internet paylaşımlarında
Song Hye Kyo hakkında rol aldığı hemen her dizideki partneriyle çıktığı
için ayran gönüllü yakıştırması yapanlara denk gelmiştim. Açıkçası insanların özel hayatlarında kiminleymiş, ne yapıyormuş kısmında değilim. Böyle yorumlar
ister istemez bakış açımı etkiliyor. O yüzden uzak durmaya çalışıyorum.
Üniversite yıllarında sevgiliyken çeşitli nedenlerle ayrılıp kendi yollatına gitmeyi seçen Joo Joon Young ve Jung Ji Oh dizi sektöründe tanınan birer yönetmen olmuştur. Görüştükleri birileri vardır ancak eninde sonunda bibirlerine doğru çekilmeleri kaçınılmazdır.
Editör Yorumu
Bu diziyi 2010 öncesi izlemiş olsam herhalde arşivimde durmasını isteyebileceğim yapımlardan biri olabilirdi belki. Ancak zamanın eskittiği şeyler dizilerde de kendini belli ediyor. Devrin modası, giyimi, saç tarzı, aşk hikayeleri vs daha dramatik ve yorucuymuş. Bir iki yıl önce tamamını izlediğimde bana öyle fark yaratan, aklımda yer eden bir hikaye sunmadığı için olsa gerek blogda hakkında başlık açmaya ve birşeyler yazmaya değer görmemişim. Tabii yapımın bir hayran kitlesi olduğuda bir gerçek.SBS-Fuji Tv işbirliğiyle ekrana gelen ve başrölünde Lee Wan, Park Shin-Hye'yi izlediğimiz 10 bölümlük bu yapım o dönemin melankonik, karamsar senaryolarından bir demet sunmuş yine. Siyasi arenada Japonya ve Kore arasındaki arasındaki bitmeyen husumete karşın söz konusu diziler olunca o dönem birçok Kore dizisi Japonya'da büyük ilgi görüyor hatta yapılan Ost'ların birçoğunda şarkıların Japonca versiyonları da bulunuyordu. Aynı şekilde yavaş yavaş kendini gösteren Kpop furyası da komşuda yeni bir dalga yaratıyordu.
Hana
babasını küçük yaşta kaybetmiş annesi
Japonya'ya döndüğünde ise yeni Koreli kocası ve üvey oğlu Yun Suh ile
gelmiştir. Hana yeni ailesiyle iletişim kurabilmek için çat-pat korece
öğrenmiş ve heyecanla gelişlerini beklemiştir. Yun Suh asosyal ve donuk
kişiliğiyle kalbini kolayca diğer insanlara açabilen biri değildir. 10.
doğum gününde annesi kaybetmiş, o ölümün ardından zihinsel sorunlar
yaşamış ve otizmli bir birey haline gelmiştir. Ebeveynleri balayına
giderken işlettikleri hanı vefat eden kocasının kızkardeşibe bırakmış,
çocukları da onlara emanet etmiştir. Ancak halası ve kızı
Maya, kumar borçlarını ve kolej ücretini ödemek için
hanı satma derdindedirler ve Hana'ya türlü sıkıntılar yaşatırlar. Hana
her ne kadar yeni üvey kardeşini sevse de delikanlı onunla hiçbir şey
yapmak istemez. Ancak sonunda bibirlerine aşık olurlar
Editör Yorumu:
Bu diziyi Winter Sonata zamanlarında izlemiş olsaydım belki bugün farklı şeyler yazıyor olurdum. Şimdiyse sadece ruhumu darladı ve atlaya zıplaya üç bölüm anca izlemeye dayanabildim. Arşivde bu kadar eski bir dizi olduğunun farkında değildim aslında. Bir arkadaştan almış ve adını da klasöre eklemişim. Kimler oynuyormuş diye göz atınca izlemeyi sürdürdüm ama saklamaya değer gözükmedi. Günümüzün aranan yüzü Park Shin Hye bu yapımda sadece 16 yaşındaymış:)
Tree Of Heaven gibi eski dizikerin müzik albümündeki şarkılar cidden dinlenilesi oluyor.















