Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu
Park Bo Gum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Park Bo Gum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2023 Perşembe

Encounter / Boyfriend (2018)

2/02/2023 01:31:00 ÖÖ 0 Comments

Ruhsal duruma göre şekilleniyor beğenilerde. Yayın dönemi göz atıp konusu cezbetmeyince izleme listeme eklemediğim bir yapımdı Encounter. Başrolleri Song Hye-Kyo ve Park Bo-Gum paylaşıyorlar. Romantizm tadında hikayeler sevenler için tercih sebebi olabilir. Şahsen bu ara ruhum bir parça sukunet istiyor. O nedenle şu günlerde yapım bana da iyi geldi. İyi ki izlemeyip bekletmişim.

Cha Soo-Hyun politikacı bir baba ve onu desteklemek için kendisini harcamaktan çekinmeyen bir annenin kızıdır. Malum siyasette bağlantılar önemlidir. Güçlü holding sahibi bir aileye gelin olur. Ancak özellikle kayınvalidesinin hükmediciliğinin ağırlığında ezilirken kocası Jung Woo-Seok da tüm yaşadığı zorluklara seyirci kalır. Evliliğini bitiren şey sadakatsizlik olur. Yılbaşı, doğum, ya da ölüm yıldönümlerine katılmak gibi absürd sayılabilecek bazı şartlar altında boşanıp özgürlüğünü elde ettiğinde bir otelin de sahibi olur. Evliliği kağıt üzerinde bitmiş olsa da tümüyle bağını koparamamanın getirdiği zorlukları ve huzursuzluğu omuzlarında hissetmektedir. İşinde iyidir. Otelin Küba'da açmayı planldığı şubesi için şehir dışına çıkar. Gün içindeki etkinlikleri tamamladıktan sonra kendine biraz vakit ayırıp şehrin manzarasıyla ile ünlü bir noktasına gitmeye karar verir. Taksiden indiğinde bir grup hırsızın takibindedir. Çantasını çaldırır. Yine de fotoğraflarını gördüğü o harika gün batımını izlemek için dönmek yerine devam etmeyi seçer.

 
Küba sokaklarında dolaşan Kim Jin-Hyeok fotoğraf makinesi ile şehre dair hoş manzaraları kadrajına alır. Mola verdiği kafenin bahçesinde kahvesini yudumlarken kontrolünü kaybeden bir araç oturduğu masaya çarpar. Delikanlı ayağa kalkar ve yere düşen makinesini kontrol edince merceğinini kırıldığını görür. Bu sırada araçtan çıkan bir kadın Koreli olduğunu fark eder ve ülkeye dönünce zararının karşılayabilmesi için kartını verir. Manevi değerine rağmen O'nun bu yönde beklentisi yoktur. Gün boyunca şehirde yürümeyi sürdürür. Kalabalıklar arasında kırmızı elbisesiyle dolaşan bir kadın dikkatini çeker. Güneş batarken insanların akın ettiği seyir noktasına gelmiştir ki aynı kadının orada olduğunu fark eder. 
 

Cha Soo-Hyun tüm gün yürüdüğü için yorulmuştur. Başı yanında duran birinin omuzuna düşer... Bir süre sonra uyanınca irkilir ve oluşan durum karşısında bir parça utanır. Bu arada ayakkabısının biri aşağı düşmüştür. Kalabalık birer ikişer ayrılır. Cha Soo-Hyun az önce uyuması için omuzunu sunan adamdan bu kez ayakkabasını alması için yardım ister. Ayak bileklerinin arkası bağcıklar ve fazlaca yürümekten yara olmuştur. Jin-Hyeok halden anlar ve yol üstü bir seyyar satıcıdan parmak arası bir çift sandalet satın alır. Cha Soo-Hyu'unkileri de sırt çantasının arkasına asar. Cha Soo-Hyu tüm günün ardından acıkmıştır. Banka kartı görevini tüm parasını harcayarak yerine getiren delikanlı ondan fazlasıyla hoşlanmış haldedir. Dolayısıyla şikayetçi de değildir. Ayrılık zamanı geldiğinde yarın aynı kafede bir kez daha buluşmalarını önerir. Cha Soo-Hyu programını bilmediği için net bir cevap vermez. Ertesi gün de kafeye gidebildiğinde adam çoktan ayrılmıştır.
 
 
Editör Yorumu:

- Keşke Park Bo Gum'un Küba'daki saç modeliyle devam etseymiş tüm dizi:) Bana göre çok yakışmıştı.
 
- Pekçok dizide gördüğümüz yaralayıcı ve rahatsız edici eski eş profilinin aksine buradaki karakter bence hoştu.


23 Aralık 2021 Perşembe

Record of Youth (2020)

12/23/2021 11:39:00 ÖÖ 0 Comments

Bu satırları yazarken gözlerim ekrana bakmaktan kızarmış halde. Bir gün içinde 12 bölüm izleyerek bu kadar beğenmişken bu diziyi bloga eklemek için yarını beklemek anlamsız olurdu. Başlarken birkaç gün önce Hello Monster (Remember You)'daki oyunculuğu ile dikkatimi cezbeden Park Bo Gum başka nelerde oynamış diyerek rol aldığı diğer yapımları tarıyordum. Love in the Moonlight sonrası edindiği popüleriteye rağmen yer aldığı diğer işler gönlümde çok da yer etmemişti. Oradaki rolünde de yüz ifadesi ve mimiklerin bir tarihi diziden ziyade günümüze ait gibi duruyor hissi yüzünden öyle hayranı falan olmamıştım. Açıkçası  Record of Youth  bana güzel bir sürpriz yaşattı. Tabii eğer yukarıdaki gibi kötü afişlerle lanse edilirse gözden kaçırmanız kaçınılmaz oluyor.

Sa Hye-Jun, Won Hae-Hyo ve Kim Jin-U çocuklarından itibaren birlikte büyümüş, aynı okula devam etmiş üç delikanlıdır. Sa Hye-Jun evin küçük oğludur. Bir bankada memur olan abisinin aksine tıpkı büyükbabasının bir zamanlar olmak istediği gibi eğlence sektöründe yer almak için şimdilerde Won Hae-Hyo ile birlikte modellik yapmaktadır. Kısa süre birlikte oyunculuk seçmelerinde katılmışlardır. Gümüş kaşıkla doğan Won Hae-Hyo arkadaşlıklarında bunu hiç sorun etmemiş varlıklı aile çocuğudur. Kontrolcü annesinin gölgesinde kendi ayakları üzerinde durmayı istese de bunu bir türlü başaramaz. Kızkardeşi üniversite hayatına başlamak için günleri sayar. Kim Jin-U eğlence sektörünün fotoğrafçılık kısımında yardımcı çalışandır. Tıpkı Sa Hye-Jun'ın ailesi gibi onun ebeveynleri de orta halli insanlardır. Hikayedeki kadın karakter An Jeong-Ha ise makyöz olarak çevirebileceğmiz bir Make Up Artist'tir. Ajanslara hizmet veren elit bir firmada asistan olarak çalışmakta boş zamanlarında alanında makyaj önerileri, cilt bakımı gibi konularda internet üzerinden canlı yayınlar yaparak sivrilmeye çalışmaktadır.

 

Sa Hye-Jun annesinin desteğine sahiptir ama 7/24 şikayet eden babası ne yazık ki benzer yaklaşım sergilemekten uzaktır. Pinti menajeri ödemelerini geciktirir. Bu nedenle aynı ajanstan yıldız oyuncu Park Do-Ha'nın korumalığını yapmakta buna ek part time işlerde çalışmak zorundadır. Lee Min-Jae yedi yıldır çalışan delikanlının hakkının yenmesine artık sessiz kalamaz. O gün zaten isitifasını vereceği için telefondaki bazı kayıtları gösterip adil olması konusunda adamı tehdit eder. Sonunda Sa Hye-Jun kendisine yarardan çok zarar getiren Lee Tae-Su ile parasını alamadan yollarını ayırmaya karar verir ve sözleşmesini sonlandırır. Bir sonraki işi Homme defilesidir. Ön çalışmalarda Tasarımcı Charlie Jung mankenlerin sunumlarını inceler. Yürüyüş ve pozlar konusunda direktifler verir. Gözleri Sa Hye-Jun'un üzerindedir. Ama O'na en ufak bir eleştirisi yoktur...

Ajansı tarafından görevlendirilip makyaj için gelen An Jeong-Ha'nın bakışları modeller arasından bir kişinin üzerindedir. Uzun süredir takipçisi ve gizli aşkı Sa Hye-Jun. Tam da istediği gibi onun bölümüne gelip koltuğuna oturunca eli ayağına dolaşır. Yüzüne bu kadar yakın çalışırken profesyonelce duygularını gizler. Herşey iyi giderken oluşan yanlış anlaşılma sonrası astı tarafından fırçalanınca ortam bir anda gerilir. Açıklamaya çalışır ama karşısındaki öyle çirkef ve salaktır ki durum değişmez. Canı sıkılan kız dışarı çıkar. Çekememezlik ve kıskançlık her yerdedir. Ve dünyanın adaletsizliğinden yorulmuştur. Yine de bugün tam da hayal ettiği şeyi yaşamış hoşlandığı çocuğu yakın olabilmiştir. Telefonunda duvar kağıdı yaptığı defile fotoğrafına bakarken hüznü hafifrler. İçerde olayı gören Sa Hye-Jun'da kıza yapılan haksızlığın farkındadır ve içten içe üzülür. Kızı loş koridorda yansıyan telefon ışığında tam da resmine bakarken görünce sorar. "Hayranım mısın?" (Devamını izleyin artık buranın:))


Ajansının ödemediği işleri yüzüden Sa Hye-Jun paraya sıkışmıştır. Defile bitimi ücretini alıp alamayacağını öğrenmek ister. Tasarımcı Charlie Jung kendisine seslenince durup selam verir. Adamın nezaketi iyidir hoştur ama O'na farkı hisler beslemektedir. Bu tarz eğilimleri olmayan Won Hae-Hyo ise kibarca O'nu reddeder. Abla dediği Lee Min-Ja, Sa Hye-Jun'a yurt dışında yapılacak bir sonraki modellik işini ayarlar. Ülkeye döndüklerinde Jjamppong adını verdiği ajansını kurar ve delikanlıya adil bir kontrat önerir. Bundan sonrası Sa Hye-Jun için hızla tırmandığı kariyer basamakları iniş çıkışlı bir süreci beraberinde getirirken An Jeong-Ha'da kalbini çalar.

NOTLAR:

- Dizi de Hyeri, Park Seo Joon gibi oyucular da yer almıştır. (Park Bo Gum'da Park Seo Joon'ın Iteawon Class dizisine konuk olmuştu)


Editör Yorumu:

- Diziye başlarken büyük beklentilerim yoktu. Ama hikayesi aynı gün içinde 10'dan fazla bölümü izletecek kadar insanı içine alıyor. 

- Park Bo Gum için seçilen saç modeli daha uzun ve dalgalı olabilirdi. Açıkçası ben pek sevmedim.

- Park Seo Joon'un ödül töreni halleri çok şirindi. O ve Park Bo Gum aynı ajansın oyuncusu mu bilmiyorum ama birbirlerinin dizilerinde yer almaları hoş olmuş.



28 Kasım 2019 Perşembe

Hello Monster / Remember You (2015)

11/28/2019 02:17:00 ÖÖ 0 Comments

KBS2 kanalının yayınladığı "Hello Monster / Remember You" içeriği hakkında fikrim olsa çok daha önce izleme listeme dahil edebileceğim bir yapım. Takip ettiğim bir kategoride konusu sıralanınca tesadüfen fark ettiim. Muhtemelen daha önce illaki denk geldim. Belki bir afiş kurbanı oldu ya da Seo In-Guk ve  Jang Na Ra'yı görünce eledim:)  Beni cezbeden yönü polisiye-dedektiflik konusu içermesi ve patalog Lee Joon-Ho rolüde Choi Won-Young ile avukat rolünde Park Bo Gum'un o bütün hikayeyi izlenir kılan harika oyunculukları oldu.

Suç psikoloğu Lee Joong-Min bir yandan evde çocuklarına  iyi bir baba olmaya çalışırken bir yandan da seri katil Lee Joon-Young (Do Kyung-Soo (D.O.)) ile ikili görüşmeler yapmaktadır. Ancak seanslar beklediği gibi gitmiyordur. Öte yandan iki oğlundan büyük olanda tam da şu an izlediği vakanın sahibi gibi psikopatlığa yatkınlık sezmektedir. Bir baba olarak yaptığı gözlemler ve uygulanan testler şüphelerini doğrular. Yazgıyı değiştirme çabasıyla oğlunu dünyadan soyutlayıp kendisi eğitmeye karar verir. Lee Hyun çoğu zaman normal ve sevecen davranan babasının bazen üzerine çevrilen şüphe dolu bakışlarını yakalar. Bir deftere yazdığı notta kendisi için şöyle söylemektedir. "Oğlum bir canavar..."

 
Lee Hyun (Seo In-Guk) yüksek IQ'lu bir suç profili uzmanıdır. Aldığı isimsiz bir maille Amerika'dan evine dönmüştür. Ancak O'nu bekleyen bir ailesi yoktur. Çocukluğunda suç psikoloğu babası Lee Joong-Min öldürülmüş aynı gün kardeşi de kaybolmuştur. Kendisi ayrıca polis dedektifi Cha Ji-An (Jang Na Ra)'ın çocukluğundan beri saplantılı sayılabilecek ölçüde hoşlandığı ilk aşkıdır. Cinayet yerine izinsiz şekilde giren ve bir bakışta pekçok şeyi analiz eden Lee Hyun davetsiz misafir olduğu anlaşılınca gözüpek kızımız tarafından tutuklanır. Tabii çok geçmeden kimliği öğrenilince serbest bırakılır. İkinci cinayetin ardından araştırma derinleşir ve katilin bir buket sümbülle kurbanlarının evine girdiği anlaşılır. Üçüncü kurban soruşturma ekibi zamanında kadına telefonla ulaşınca karşısındaki ile mücadele edip neyseki hayatta kalır. Zanlı da tutuklanır. Ancak işler onu savunamak için gelen avukat Jung Sun-Ho (Park Bo Gum)'un kadraja girmesiyle bambaşka bir boyut kazanır.


12 Mayıs 2018 Cumartesi

Love In The Moonlight (2016)

5/12/2018 12:47:00 ÖÖ 0 Comments
Ötelenen bir diğer dizi Love In The Moonlight. Aslında izlemek için seçtiğim zamanlama çok iyi değildi. Ancak KBS World'de yayınlanmaya başlayınca ilk bir kaç bölüme bakınca ister istemez takıldım ve en iyisi arşivden devam edip bitireyim dedim. Uzun soluklu bir dizi takipçisi olarak oyuncu Park Bo-Gum'a daha önce hiç bir yapımda denk gelmişliğim yoktu. Çok narin ve saf bir güzellik yansıtan Kim You-Jung'ı bazı dizilerde arka rollerde izlemişsem de görsel hafızamda yer bulamamış. Kendisi çocuk oyuncu olarak öncesinde pek çok yapımda yer almış. Aynı şey Kwak Dong-Yeon için de geçerli. Dolayısıyla üç yeni yüz bana iyi geldi. Dizi bir dönem dizisi. Ancak hangi yıllar bilemiyorum. "Halkın kendi idarecisini seçmesi" fikri olduğuna göre 1800'lü yılların Joseon'u olsa gerek. Bu konuda bilgisi olan varsa paylaşırsa sevinirim. Gelelim hikayemizin içeriğine.


Veliaht prens Hyomyeong (Lee Young ) saray içinde babasının sağladığı özgürlük ölçüsünde aklına estiği gibi davranan, başına buyruk ve birazda dik başlı biridir. Ülke kukla kral pozisyonundaki babasından çok şu an çocuk bekleyen kraliçenin abisi, her anlamda gücü elinde toplamış bakan Kim Hun'un idaresindedir. Durumu oluruna bırakmış bir görüntü verse de aslında prens hiçte aptal ya da umursamaz değildir. Yakın koruması ve çocukluk arkadaşı Kim Byung-Yeon ise hep bir adım gerisinde gözü ve kulağı gibidir. Sahip olduğu karizma saray hanımları arasındaki pöpüleritesine tavan yaptırdığı için ufak kıskançlık halleri gösteren prensin şaka yollu  laf çarpmalarına maruz kalır. (Dağınık toplanmış uzun saçlı halleriyle cidden karizması harikaydı:)


Hong Ra-On is nedenini bilmediği halde annesi tarafından küçük yaşlarından beri erkek kılığında dolaşmaya mecbur bırakılmıştır. Yaklaşık on yıl önce şehrin pazarında dolaşırken onu kaybetmiş ve usta dediği Jung Yak-Yong tarafından kollanmıştır. Yazı becerisi sayesinde şehirdeki erkekler için kızların kalbine hitap edecek aşk mektubu yazmakta ve geçimini sağlamaktadır. Yolu veliaht prens Hyomyeong'la kesiştiğinde yine erkek kılığındadır ve başları bir kovalamacada belaya girip de kaçışları esnasında biraz da onu başından atmak için bildiği bir çukura yönlendirir. Ama içine birlikte düşerler. Çevirdiği dümenle kendisini delikten iten genç adamı biraz da dalga geçerek orada bırakıp kaçar. Bir şekilde kendini harem ağası seçmelerinde bulan Hong Ra-On yazılı sınavı prensin kontrolundeki kabulle aşar. Fiziksel muayane kısmında ise malum organın yokluğu testini de şans eseri aşınca harem ağası oluverir. Başlangıçta bir saray mensubu sandığı prens Hyomyeong yüzünden sıkıntılar atlatsa da kimliğini öğrendiği andan itibaren işler gün be gün kızımız için değişir. Elbette onu durumunu öğrenen prensin de de bir hatun iken bir içim su oluveren Hong Ra-O'ya tutulması kaçınılmaz olacaktır.


Dizi normalde sanırım 16 bölüm planlanmış ama elde ettiği izlenme oranı iki bölüm daha uzamasını sağlamış. Hikaye genel olarak insanın içini ısıtıyor. Ancak Park Bo-Gum, 21.yy'dan o döneme düşmüş gibi bir izlenim uyandırdı ben de. Yani onun jest ve mimiklerinde dönem yapımı izliyor gibi hissedemedim. Tabi hayli şeker bir oyuncu ona itirazım yok:) Ayrıca normalde pek çok katı kuralın hakim olduğu sarayda ölçütlere uyamayan, aşılması da mümkün olmayan durumlar yaşanıyorken bunlar biraz es geçilmiş gibi geldi. Özellikle 17. bölümde Kim Byung-Yeon ve prensi karşı karşıya getiren o sahne de bittim tükendim. Eğer senarist kalbimi kırsaydı hatırladıkça iyi sözler etmezdim herhalde kendisine:) Söylemek istemiyorum anlayın işte! Ah ah...


Son olarak dizi ülkemizde Bir Tutam Aşk adı ile ekranlara geldi.