Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu

30 Kasım 2014 Pazar

Endless Love (2014)

11/30/2014 02:31:00 ÖÖ 0 Comments
 
Uzun süre sonra melodram kokan eski kore dizilerinden izlemek isteyenlere önerebileceğim bir yapımla karşınızdayım. Hikaye boğucu ve dramatik öğelerle bezeli olunca biraz atlaya zıplaya tamamladım. Başka türlüsünü bünyem kaldırmayacaktı. En azından neyse ki oyuncuların üçü benim için aşina yüzlerdi.

 
Hikayemiz bizdekine hayli benzeyen 80'li yılların askeri yönetim baskısındaki Kore'de kesitler sunarak başlıyor. Malum aynı dönem ülkemizde de darbe ve öğrenci olayları yaşanıyordu. Han Gwang-Hoon ve Han Gwang-Cheol trajik biçimde annesini kaybedince evlerine gelen Seo In-Ae'ya aşık iki kardeştir. Ancak bu aşk abi için karşılık bulurken diğeri için platonik devam eder. Öğrenci olaylarının gölgesinde evin babası komplo sonucu hayatını kaybeder. Aynı süreçte kaçırılan Seo In-Ae  bunu yapanı görür ama ne yazık ki o da tutuklanır ve ıslah evine yollanır. Hapishane günleri  devam ederken üniversiteyi kazanıp üstüne örnek davranışlar sergileyince bir belgesele konu olması için davet edilir.


11 Kasım 2014 Salı

The Story of the First King's Four Gods / Legends (2007)

11/11/2014 06:55:00 ÖÖ 0 Comments

Dizi Adı:  The Story of the First King's Four Gods / Legend of the First King's Four Gods /
 Legends / Tae Wang Sa Shin Gi
Yayın Yılı: 2007
Yayın Kanalı: MBC
Bölüm Sayısı: 24
 
Dizleri arşivlemeye ne zaman başladım diye düşünürken üniversite dönemime kadar uzandığını fark ettim. Bloğu açalı da hayli zaman geçmiş ama de şu ana kadar bu yapıma dair birşeyler yazmak aklıma gelmemiş. Uzun süre önce sebebini anımsamasam da klasörleri tarayınca her nasılsa diziyi arşivimden sildiğimi gördüm. Neyseki Yeppuda Firari bloğunda yer vermiş. Bu şekilde yeniden edinme imkanım oldu. Zamanında güzide oyuncularımdan Bae Yong Jun'ın az sayıda yer aldığı diziden biri, keşfettiğim dönem severek izlediğim rollerindendi. (Lord Hwan-ung değil. Daha çok Dam Deok) (Koreli oyunculardan size kendini aşık eden ilk oyuncu kimdir diye sorsanız cevabında yer alan oyuncudur kendisi:) Winter Sonata'da kalbimi çalmıştı. Keşke oyunculuğu bırakıp prodüktörlüğe falan geçmeseydi.

Hikaye biraz karmaşık işlenmiş. Yeniden izlemeye başladığım şu günlerde anlayabildiğim ölçüde anlatmaya çalışacağım. Kogurya devrinden bin yıl önce Kore'sinde dört kabile yaşamaktadır. Beyaz Kaplan'ın koruyucusu Baekho halkı, Mavi Ejderha'nın koruyucusu Cheongnyong halkı, Siyah Kapmumbağa'nın koruyucusu Hyeonmu halkı ile Anka Kuşu koruyucusu Jujak halkı. Efsaneler Jyusin kralının bin yıl sonra Jooshin'in kral yıldızıyla doğup tüm ülkeye hükmedeceğini söylemektedir. On yıl önce ise kral yıldızı gökte belirmiştir. 385 yılında Siyah Yılan Kaplumbağa klanının şefi son günlerini yaşarken yeni şef büyüsel bir seçimle belirlenir. Adam ölmeden önce vasiyet eder. Eğer evlat edindiği kızı Su Jini günün birinde siyah ankaya dönüşecek olursa verdiği söz uyarınca O'nu öldürmesi gerekmektedir. Günler geçer. Kabile şefi Hyungo, Su Jini'ye Cennetin Kralı'nın oğlu hikayesini anlatır:

Cennetin kralının oğlu Hwan-ung, günü birinde dünyaya iner ve Tae Beak dağında seçtiği bir bölgede Jooshin adını verdiği ülkeyi kurar. Barışın hüküm sürdüğü topraklar ateş rahibesi Kajin önderliğindeki Kaplan Kabilesi'nin saldırısına uğrar. Acımasız bir savaşçı olan Kajin okla vurulur ve sığındığı mağarada Hwan-ung'ın tanrısal gücü ile şifa bulur. Uyandığında kurtarıcısı yoktur. Kadın bir daha Hwan-ung'nın halkına saldırmaz. Ancak diğer topluluklara karşı aynı merhameti göstermez. 


Ayı kabilesinden güzel Sae Oh onlara karşı başarılı bir direniş sergiler. Hwan-ung, Kajin'in aksine kadının insanlara duyduğu merhameti uzaktan izler ve aynı acıyı duyar. Savaşı bitirmenin yolu bellidir. Kendisine meydan okuyan Kajin'in ateş gücünü alır ve onu adını "Anka'nın Kalbi" verdiği cam bir küreye hapseder. Herşeye rağmen Kajin kendisine sunulan kadere içerler gözükmez. Hatta gücünü geri almasını salık verenleri acımasızca susuturur. Lord Hwan-ung'un insanlarından biri, O'nun kadını olmak için topraklarını terk etmeyi seçer. Bu arada aralarında Ayı halkının olduğu insanlara seslenen Hwan-ung, Sae Oh'u yanına çağırır ve O'na Anka'nın Kalbi'ni taşıma ve koruma görevini verir. Sae Oh olağanüstü güçlere sahip değilken bunu yapabileceğinden emin değildir. Kalbi zaten adama aitken buyruğuna karşı çıkmaz. Artık güneyin muhafızı olarak Anka'nın Kalbi'ne sahiptir. Kendi başına gücü kontrol etmenin denemelerini yapar. Geceye katılan Hwan-ung sayesinde öğrenir de. Gün doğarken kadının aşkı karşılık bulmuştur. Oysa tam da o anda Kajin içinde kabaran kıskançlık ve nefretle birlikte ikisini izlemektedir.

Sae Oh'un Lord Hwan-ung'nun çocuğunu taşıdığı haberi Kajin'e ulaşır. Eğer bu dünyada adama sahip olamayacaksa sevdiklerini de elinden almaya yemin eder. Bir kez daha kan döken liderdir. Ayı Kabilesi'nin köyünü yerle bir eder. Yıkım sürerken Sae Oh bir mağarada çocuğunu dünyaya getirir. Onu birine emanet edip mücadeleye katılır. Ancak Kajin çocuğu ele geçirir. Zaten ona ait olan ateş gücünü getirmesi için Lord Hwan-ung'a haber gönderir. Sae Oh ise bebeğinin alındığını öğrenmiştir. Buluşma noktasına giden de O'dur. Görünüşe göre Sae Oh'un bir zamanlar hakim olduğu gücü kontrol edebilmesi Kajin'in nefretini körükler ve bir damla merhamet göstermeksizin bebeği uçurumdan atar. Sae Oh yaşadığı derin acıyla birlikte kristal üzerindeki kontolünü kaybeder. Her ne kadar Lord Hwan-ung kollarında hayatta kalan bebekle belirse de O artık benliğini yitirmiştir. Öfkesinin sonucunda bedeninden Kara Anka ortaya çıkar ve tüm ülkeyi ateşe verir. Lord Hwan-ung batının muhafızı Beyaz Kaplan (Poong Baek)'ı Kara Anka ile savaşması için çağırır. Ancak sonuç yoktur. Bu Kez Doğu'nun Muhafızı Mavi Ejderha Woo Sa ile Kuzeyin muhafızı Yılan Kapmumbağa (Woo Sa)'yı gönderir. Suyun gücü yanan ülkedeki alevleri söndürür. Yine de bu üç birleşseler de Kara Anka'yı ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Çünkü dört koruyucu birlikte var olmak üzere yaratılmıştır. Kara Anka'nın yok edilmesinin tek yolu vardır. Lord Hwan-ung acı çeken halkın çığlıklarına duyarsız kalamaz. Kendisi insani duyguların ötesinde bir varlıktır. Ellerinde beliren yay ve okla sevdiğinin hayatına son verir. Yere bıraktığı oğlu Dan Goon'u kucağına alan Lord Hwan-ung en sonunda ilgisini Kajin'e yöneltir. Kadının kibri sona ana değin devam eder. Kendini uçurumdan bırakır.

Yangınları bitiren yağmur yedi gün boyunca devam eder ve ülke sular altında kalır. Lord Hwan-ung mühürlemesiyle birlikte dört muhafızın simgesini ortadan kaybolur. Varisini geride bırakan tanrının oğlu cennete döner. Kehanetine göre günün birinde cennetten gönderilecek olan bir kralla birlikte dört muhafız yenidenn uyanacaktır. (Daha sonra Lord Hwan-un'ın büyüyen oğlu, Chosun halkının kurucu lideri Kral Dan Goon, başkent Asadal'ı kurar.)

 

Kore'nin üç krallık Koguryeo, Baekjae ve Silla devridir. Aradan tam iki bin yıl geçmiştir. Takvimler 375 yılnı gösterirken Sosurim Hanedanlığının beşinci yılında Jyusin kralının yıldızı gökte parlayacak ve beklenen hükümdarın yıldızı görülecektir. Bu muhafızların da uyanacağı zamandır. Koruyucu sembolüne sahip olmak, Hwanchunhae toplumu gibi güce hakim olma arzusundaki kimi halkaların en büyük amacıdır. Onları bir şekilde edinen ya da en başından beri koruyanlarsa saldırıya uğrayacaktır. Beyaz Kaplan, sembolü demirci köyü Malgal'da uyanır. Sakinleri kılıçtan geçirilir. Kaçan birkaç şanslı köylü karşılarına çıkan Yılankaplumbağa Köyü koruyucularının sembolü sayesinde hayatta kalır. Aynı gece Dam Duk dünyaya gelirken kral yıldızı gökte belirir. Baekjae Jin bölgesinde  Mavi Ejderha'nın sembolünü yansıtan ışık gökyüzünü aydınlatır. Bölge hükümdarı sembolü oğlunun kalbine saplayarak düşman eline geçmesini engeller. Böylece Mavi Ejderha  Chuh Ro'nun bedeninde yeniden uyanacaktır.

 

Anka'nı Kalbi ise yine Beakjae'deki Sabi kalesinde belirmiştir. Küçük kızı Seo Ki Ha'ya bebek kardeşini ve kızıl kristali emenat eden kadın saldırganların elinde ölür. Kardeşini sepete koyup gizleyen Ki Ha ise boynunda takılı kolyenin açığa çıkan gücüyle kendinden geçer. Yılankaplumbağa koruyucuları kaleye ulaştığında çok geçtir. Ayrılmak üzerelerken ağlama sesi duyarlar. Buldukları bebeğin anlında bir sembol belirir. Bebek köye gütürülür. Çoğunluğun iddaasına göre dünyanın felaketi olacağına inanılan Siyah Anka'nın işaretini taşımaktadır. Herkesin fikrine karşı çıkan Hyongo onun aynı zamanda anlatılarda sözü edilen ve doğması beklenen krala yardım edecek efsanevi Anka olabileceğini de söyler. Klan başı ikna olur. Zaten Yılankaplumbağa suya hükmeden kılandır. Eğer gün gelir Anka'nın ateşi ortaya çıkarsa onu kontrol edebilecektir. Bebeğe Su Jini adını verirler. Böylece arayışına ve onca döktüğü kana rağmen Hwnchynhae dört sembolden sadece birini, ateş sembolünü eline geçirmeyi başarır.

Yıllar birbirini izler. Koguryo Sarayı'nda 17. kralın günleri sayılıdır. Muhafızlar erkek kardeşi Uh Ji Ji'ne durumu bildirmek için yola düşer. Uh Ji Jio sırada bir atın bakımını yapan çocuğu izler ve henüz çok erken olduğunu dile getirir. Muhafız da bakışlarını kendilerini gören çocuğa yöneltir ve verdiği selamı aynı saygıyla kabul eder. Bu o mu der? Gelecekte tahta çıkacak Dam Deok (Kral Kwang Gae)'dir. Tahtta gözü olan bi diğer kişi ölüm döşeğindeki kralın kızkardeşi adına gelen eşi Yeon Ka-Ryeo'dur. Soyun yasal varis olarak oğlunun tanınmasını arzulamakta ve tapınak baş rahibesinden bu yönde açıklama yapmasını istemektedir. Rahibe herhangi bir olumlu yanıt vermeyince öfke içinde odayı terk eder. Ki Ha tam da bu sırada kapıda belirir ve rahibenin dikkatini çeker. Saatleri sayılı kralın başucunda kızkardeşi vardır. O da kral yıldızının görüldüğü gece doğurduğu kendi oğlu Yeon Ho Gae 'nin en uygun kişi olduğunu söylemektedir. 

Uh Ji Ji yanında çocuk olduğu halde saraya geldiğinde kral hasta yatağından kalkmıştır. Kardeşini sonraki kral olarak duyurur. Huzuruna getirilen ve kral yıldızıyla doğduğu söylenen Dam Deok'a ulusu birleştiren kral olabilmesini yolunu açacak muhafız sembollerini taşıyan kimseleri bulmasını vasiyet eder. 384 yılında Ji Ji, Kral Go Guk Yang olarak taç giyer. Kendi oğlu Yeon Ho-Gae 'nin tahta geçirme şansını kaybeden prensesin vazgeçmeye niyeti yoktur. Şüpheli kanını öne sürer her defasında. Çünkü şimdiki kral kraliçe anneleri Çin'e esir düşüp 13 yıl sonra dönebildiğinde yanında getirdiği çocuktur. Dolayısıyla kral kanı taşımadığını düşünen fazlaca kişi vardır. Yeni kral varisine O'nu çağıracağı güne kadar dikkat çekmemesi ve sivrilmemesini salık verir. Askerlerin çalışmalarını uzaktan izleyen Dam Duk kim olduğundan habersiz kuzeni Yeon Ho-Gae ile tanışır. Aynı şey karşı taraf için geçerli değildir. Tamamen prense bilinçli şekilde yaklaşmıştır. Ancak ondan sonraki her karşılaşmalarında çocuğa dostça davranır. Tapınak rehibesi olarak alınan Ki Ha ise aslında Hwnchynhae lideri tarafından bir yandan zorla karanlık büylerle büyülenirken bir yandan da onun adına casusluk yapmakla görevlendirilmiştir. Dam Deok'la aynı kaderi paylaşıp kral yıldızının parladığı gece doğan Yon Ho Gae'yi izleyecektir. Yazgıyı değiştirecek kişi ise bir zamanlar Kajin iken artık O'nun ruhunu taşıyan Ki Ha'dır.


Kiha'nın yolu geceleri gizlice kütüphanede kitap okuyan Dam Deok'la kesişir. Prens, halasının beklentilerinin, yönetimdeki soyluların dilinde dolanan şaibeli taht durumlarının farkındadır. Her ne kadar babası geçmişte yaşadıklarını anlatmışsa da insanlar inanmak istedikleri şeylere ve dedikodulara devam etmektedir. Taht oyunlarını ya da veraset mücadelesinin gölgesinde tek avuntusu sıkça buluşup birlikte çalıştığı Kiha'dır. Kral babasının bozulan sağlığı için endişe eder. Şifalı bitki arayışında çözüm bulmaya uğraşır. Zaten bunun için de eğitilen Kiha kralı muayane eder ve zehirlendiği sonucuna ulaşır. Faili aramasına gerek yoktur. Zekidir. Halasını çağırtır. Onu itiraf ettirebilmesinin tek yol vardır. Oğlu Yon Ho Gae'yi tutuklatır. Zehir için ödenen kraliyet altınlarını verebilecek kişinin kim olabileceğini sorar. Planı ortaya çıkan kadın delil için getirdiği zehiri içip can verir. Bundan sonra her ne kadar Dam Deok halasının krala düzenlediğ komplonun gizli kalacağı ve ailenin onurunun korunacağı sözünü verse de Yeon Ho-Gae annesinin ölümünde Dam Deok'u sorumlu tutar ve O'nu yegane rakibi, düşmanı kabul eder. Yıllar birbirini izler. Çocuklar birer yetişkin olur...


The Story of the First King's Four Gods / Legends Şarkı Sözleri ve Türkçe Çevirisi İçin Tıklayınız


NOTLAR:

- Dizinin asıl konuya geçişi neredeyse 3-4 bölüm sonrası. Şahsen bu kısmı beni hayli yordu ve sıktı. Ancak olayın anlaşılması ilk bölümlerdeki ayrıntılara bağlı. İlerisi için biraz tahammül edin siz de:)

 

- Dizinin müziklerinde birçok animeyede besteler yapan Joe Hisaishi'nin imzası bulunuyor. Arko fon müziklerinden "Kiha - Destiny" gönlümde ayrı bir yer tuttu.

 

- DBSK (TVXQ) grubunun albümde seslendirdiği "Thousand Year Love Song" u uzun süre mp3'ümde tekrarlı şekilde severek dinlemiştim.

 

- Bae Yong Jun dizi çekimlerinin bitiş aşamasında attan düşüp yaralanmış sonrasında ödül törenine koltuk değnekleriyle katılmak zorunda kalmıştı.

 

- Hikayeyi izleyince ilki 2019'da çekilen (İkincisi 2023'e tarihlenmiş) Arthdal Chronicles aklıma geldi. Orada da Kore'nin kabile dönemi anlatılıyor.

 

- Dizi 2007'den olunca Yoo Seung-Ho gibi şimdilerin arz-ı endam eden Hallyuu dalgasının parçası olmuş ünlülerini çocuk oyuncu olarak izleme imkanı bulabiliyoruz:) 


 

 


20 Ekim 2014 Pazartesi

East Of Eden (2008)

10/20/2014 05:56:00 ÖÖ 0 Comments
 Dizi Adı:  East Of Eden

Bölüm Sayısı: 56

Yayın Kanalı: MBC

Yayın Yılı: 2009

Tür: Gündelik Yaşam, Dram, Romantizm

Türkiye'de Yayınlandı m?: Çeşitli Kanallarda Evet

Bunca dizi varken eski püskü yapımlara neden dönüş yaptım derseniz bu diziye dair güzel bir tanıtım yaptığımı hatırlamama karşın yazı arşivimde bulamayışım ilk sebebi oldu. Ülkemiz televizyonlarında görebildiğimiz dizi, yayınlandığı dönem oldukça da sevilmişti. Hikaye alt tabaka insanların parasal güçle her türlü pisliği kendileri adına mübah zanneden zenginlere karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Bu nedenledir ki bolca eski Yeşilçam kokusu aldırır. 
 

Başrollerini bu yapımla birlikte yıldızlaşan ve sektörün kıdemlisi haline gelen Song Seung Heon, Park Hae Jin, Yeon Jeong Hun, Jung Hye-Young ile çocuk oyuncularda yine tanıdık iki yüz Kim Beom ve Nam Ji-Hyun gibi isimler yer alıyor. Benim diziyi izleme nedenim başrol Song Seung Heon değil Tae Hwan’ın oğlu Myung Hun'u canlandıran Park Hae Jin'dir. Kendisini bu yapımda ilk kez dikkat etmiş ve her ne kadar kötü bir karaktere hayat verse de diziyi onun yer aldığı konu örgüsü hatırına izlemeyi sürdürmüştüm. Özellikle karşılıksız aşkı Ji Hyeon'a yaptıklarına rağmen. Hatta başrolün kendisi için oluşturulan ve bana göre pek de bir şey hissettirmeyen aşk konusunun diğer iki karakterle şekillenen hikayenin gölgesinde kaldığını düşünmüştüm. Keza Dong Chu'un kendisi bile aynı şekilde hissettirmişti.


Gözünü yükseklere diken ve maddi kazanç için büyük hırslar besleyen Shin Tae-hwan, amaçları uğruna insanları kullanmaktan çekinmeyen, aynı ölçüde önüne engel koyanları ezmekte tereddüt etmeyecek biridir. Taesung Group maden şirketinin varisi ve Taebaek madenciliğin idarecisidir. Çalışanları kasasını kabartan birer araçtan farksızdır. Öte yandan kendi gibi işçilerin refahı için didinen Lee Ki-Chul gibiler çıkarlarını zedelemekte ve şirketin adını gölgelemektedir. Oysa adamın temelde yokluk ve zorluk içinde yaşayan diğerleri gibi ailesini geçindirmekten başka derdi yoktur. Karısı ikinci çocuğunu dünyaya getirmek için son günlerini saymaktadır. Shin Tae-hwan da baba olmaya hazırlanmaktadır. Ancak  tam da o sıralar aynı süreçte devam eden gizli bir birlikteliği vardır. Elbette evlilik dışı ilişkisini karısına tercih edecek değildir. Bu yüzden hamileliğini istemeden sonlandırmak zorunda kalan kadın gerçek yüzünü anca görebildiği adamın yaptıklarının bedelini ödetmeye yemin eder. Sonrasında beklenen iki doğum aynı gün gerçekleşir. Kimsenin bilmediği ise iki bebeğin o intikam için birbirleriyle değiştirildiği gerçeğidir.
 

Zaman geçer. Madencinin büyük oğlu Dong Chul karanlık bir dizi olay sonrası babası öldürülünce Shin Tae-hwan'dan intikam almaya yemin eder. Kardeşi Dong Wook parlak zekasıyla iyi bir öğrencidir ve gelecek vaadetmektedir, Hükümetin sert müdahalelerde bulunduğu öğrenci olayları arasında kalır ve hapse girer. Aslında dizi boyunca iki kardeş çeşitli nedenlerle o kadar çok hapse düşer ki mekanın gediklisi haline gelirler. Dong Wook tutukluluğu süresince zor zamanlar geçirir, işkenceye maruz kalır. Kardeşi için mücadele etmek zorunda kalan Dong Chul düştüğü durumun ardından ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Dong Wook hukuk okuyup adalet çerçevesinde abisine intikamında yardım etmeye ant içer. 
 

Myung Hun kendisinden beklendiği şekilde babasının izinde büyür. Bulunduğu şehri çok sevmese de gölüne giren bir kız orayı tahammül edilir kılmaktadır. Ancak sonrasında fark eder ki tek taraflı aşkı kanlı bıçaklı olduğu madenci ailesinin ikinci oğlunu sevmektedir. Bu noktadan sonra genç adam için elde etme yarışına döner. Hatta adeta gözü dönmüşlükle durumu kendisi için çirkin sayılabilecek bir noktaya taşır. Ji Hyeon''ın çaresizliği O'nun çıkışı olur. (Tam da bizdeki ailelerin yapacağı türden bir yaklaşım sergilenip terk edilince kızcağız için içim sızlamıştı doğrusu.) 
 
 
Gerçekler ortaya çıktığında herşey bambaşka bir yöne evrilecektir. 
 
 
Diziye Dair Notlar:

- Yapımın dinlenmeye değer bir müzik albümü ve hayli güzel şarkıları var.

 

NOT: Şarkı sözleri için tıklayınız.



4 Ekim 2014 Cumartesi

Princess Ja Myung Go (2009)

10/04/2014 08:43:00 ÖÖ 0 Comments

Bazı yapımları başka şeyleri ararken keşfediyorum. Lost Empire Ost'unu indirince dizi mi film mi araştırayım derken Princess Ja Myung karşıma bu şekilde çıktı. Üstelik sevdiğim üç oyuncuyu biraraya getiriyormuş. Yapım biraz eski tabii. Birkaç yıl öncesi göz atsaydım Park Min-Young harici  tanıdığım olmazdı muhtemelen. Ülkemiz de yayınlanmış gibi de duruyor çünkü seslendirme kadrosu hakkında bilgiler mevcut. Kısıtlı sayıda sayfada ve uyumsuz altyazılı versiyonu var. Ekleyenler neden düzgün senkronlamamış ki? Umarım her bölüm aynı kaderi yaşatmıyordur. Yoksa devam edebilmem zor.

Tarihteki Yeri: Dizinin konusu, kaynağını Kore Halk hikayelerinden birinden, 1145 yılında Kim Busik tarafından yayınlanan ve Kore'nin üç krallık devrini anlatan The Samguk Sagi adlı eserinden almakta. Ancak olayların yaşandığı devre ait gerçek yıllıklar varolmadığı için yazarın verdiği bilgilerin gerçekliği pek kabul görmüyor.

Kuruluş devrinin başlangıcında Kokurgo, sınırlarını genişletmek amacıyla küçük komşu krallıkları ele geçirmek için seferler düzenlemektedir. Nakrang ülkesi de o tehlike ile karşı karşıya kalacak sıradaki ülkedir. Düşmanlarının varlığını haberdar edip ondan koruyan efsanevi Ja-myung davuluna sahip Nakrang'ın iki prensesi Ja-myung (Jung Ryeo-Won) ve Ra-hee (Park Min-Young) birinin ülkeyi kurtuluşa diğerinin felakete götüreceğine dair bir kehanetle, aynı gün aynı saate ama farklı annelerden doğarlar. Kader Ja-myung'u ülkesinden ayrı gezici bir sirkte yaşamasına neden olur. Gerçek ortaya çıkıp bir prenses olarak evine döndüğünde artık kutsal davulun koruyucusu bir rahibedir. İki genç kadının ailelerinden beslenen güç mücadelesinde kaderlerine yön veren şeyse düşman krallığın prensi Ho Dong olur...

Daha sonra hikaye geçmişe gider. Herşeyin nasıl ilk bölümde anlatılan noktaya geldiğine tanık oluruz. (13 bölüm sürdü karakterlerin yetişkin olması ve çok sıkıcıydı!!!) Nakrang zalim bir kralın egemenliğindedir. Ülkenin sağ ve sol komutanları Wang-Hol ve Choi Ri her ne kadar ona sadık olsalar da gerçekte halkı bu adamdan kurtarmanın peşindedirler. Choi Ri'nin iki eşi  Mo Ha-So ve  ve Wang Hol'un kızkardeşi de olan Wang Ja-Sil bebek beklemektedirler. Kraliyet kahini o günlerde bir kehanette bulunur. Bu iki çocuk Nakrang'ın kurtuluşuna ya da felaketine neden olacaktır. Dolayısıyla hangisinin kötülük getireceği bilinmediğinden kral her ikisinin de öldürülmesini emreder. Eşlerden Wang Ja-Sil doğum yapar ve kahinle bir tezgah kurup aynı gece gökte bir yıldız kaydığı görüntüsünü yaratarak kendi çocuğu için verilen hükmü bozar. Mo Ha-So ise çaresiz çocuğunu yastıkla boğar. Ancak ufaklık yine de ölmeyince halen verilen emre uyulmadığı için herkesin felaketi olacak diye Wang Ja-Sil saç tokasını bebeğe saplar.Sonra bedeni bir kayık içinde nehre bırakılır.


Diğer yanda Kokuryo'da kraliçe Song Mae Sul Soo yedi yıllık evliliğine rağmen kral King Dae Mu-Shin tarafından yatak odasında ziyaret edilse de gecenin istediği gibi sonlanmayışı nedenyile bir türlü hamile kalamamakta ve arzu ettiği erkek varisi dünyaya getirememektedir. Öte yandan bir başka kadından doğmuş küçük prens Ho-Dong'un varlığı kara bulut gibi üstüne çökmüş haldedir. Aslında tüm hırsı kendisiyle yatmayan kocasına karşı olsa da bir gece aklını yitirip küçük çocuğu boğmaya kalkar. Ho Dong önce uykuda ne olduğunu anlayamaz. Altına kaçırır ve kötü kabuslarla boğuşarak oyanır. Ter kan içerisinde dışarı çıkar ve üvey annesinin ve refaketçisini görür. İkisini gizlice izlediğinde kendisini öldürmeye çalıştığını duyar ve yaşadıklarının rüya olmadığını farkına varır. Oysa o güne değin bir çocuk masumiyetiyle annesini sevmektedir. O dakikadan sonra kendisine düşkün halası ve eşinin gözetiminde fiziksel eğitimlerden geçip gelecekte yapacağı mücadeleye karşı kendini hazırlamaya başlar.


25 Eylül 2014 Perşembe

The Great Queen Seondeok (2009)

9/25/2014 05:02:00 ÖÖ 0 Comments


MBS kanalının 2009'da ekrana taşıdığı The Great Queen Seondeok, bir çok oyuncusun sektörde daha sonra da aynı derece parladığı,  türünün başyapıtlarından biri olmayı hak edecek kadar başarılı bir hikayeye sahip. Kore'de kadın şamanlarının ve astrolojinin hayli etkili olduğu üç krallık devri Shilla'sında Kral Jin-heung'ın cariyesi Min Shin bir erkek çocuk dünyaya getirir. Ancak büyük hırsları olsa da çocuğun ona tahtı kazandırmayacağının farkındadır. Bu yüzden bebekten kurtulmayı seçer. Ancak kral üzerinde tartışılmaz bir etkisi vardı. Edindiği yetkilerle günden güne beklenmedik ölçüde güçlenir. 

Bir yandan bunlar yaşanırken bir yandan da tahta geçen kralın eşi kraliçe ikiz doğum gerçekleştirir. Ancak halk tabanının aksine kraliyette bu durum uğursuzluk kabul edilmekte ve çocuklardan birinin yaşamına gizli şekilde son verilmektedir. Kaderi böylece çizilen Deokman'ı öldüremeyen annesi doğumunu gizleyip saraydan gizlice götürülmesini sağlar. O ayakları üzerinde duran, gözü pek bir biçimde halk arasında büyürken kız kardeşi tahtın varisi bir prenses olur. İkizlerin birleşen kaderi ve birbirlerini öğrenmeleri aynı zamanda Veliaht prensesin suikast sonucu öldürülmesiyle sonuçlanır. Kendini birden bire boşalan tahtın ve ülkenin prensesi olarak bulan Deokman terk ediliş gerçeğini sindirmek ve kaderini kabullenmek zorunda kalır. Tüm yaşananların arkasındaki kişiyi keşfettiğinde ister istemez General Kim Yusin'in desteğini de alarak Mishil'in kurduğu iktidar çemberini kırıp mutlak bir iktidarla ülke yönetimini eline almak için mücadeleye girişir.


NOT: 

- Kraliçe Seondeok, Shilla Krallığı devrinde kadın hükümdar olarak var olan, yaşamış tarihi bir kişiliktir.

- 62 bölümlük tarihi dizi ülkemizde Muhteşem Kraliçe adıyla TRT ekranlarında yer yayınlanmış ve hatırı sayılır bir izlenme oranı elde etmiştir.


18 Eylül 2014 Perşembe

Emperor of the Sea (2004)

9/18/2014 12:28:00 ÖÖ 0 Comments

Yayın Adı: Emperor of the Sea / 해신 Hae-sin

Ülkemizdeki Yayın Adı: Denizler İmparatoru

Yayın Kanalı / İlk Yayun Tarihi: KBS / 2004 

 Bölüm Sayısı: 51

2004 yılında KBS2 kanalında yayınlanan, Denizler İmparatoru (해신 Hae-sin) yazar Cho In Ho'nun romanından alınmıştır. Şilla Krallığı'nin (676~935) hakimiyet sahasında 787-846 yıllarında yaşayan tarihsel kişiliklerinden birini, bir köle olarak doğan donanma komutanlığına değin yüksek bir mevkiye ulaşan Jang Bogo'nun ((Goong-Bo) / 장보고) hayatını anlatır. Jang Bogo, korsanlarla savaşır ve Güney denizlerindeki ticaret hakkını ele geçirebilmek adına kendisine meydan okuyan Shilla asillerinden Madam Jami ile rekabete girer. Jang Bogo'ya destek veren arkadaşı Yeom jang daha sonra aşkı Jeong-hwa için onun düşmanı olur. Yayınlandığı dönem yüksek izlenme oranlarına ulaşmış kanalın o seneki dizi ödüllerinin birkaçını kazanmıştır.  



Editör Notları:


- Yeom Jang karakterine hayat veren Song Il-Kook sonrasında ülkemizde sevilen bir diğer dizi Jumong / Prince of the Legend/ Efsane Prens'te başrol oynamıştır.

- Dizi bir roman uyarlamasıdır.

- Dizi, tema müziği You Leave Me (니가 날 떠나 / Bani Bırakıyorsun) / (Şarkıyı Söyleyen: Kim Bum Soo - 김범수) ) gibi çok iyi şarkılar ve arka fon müzikleri içerir.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Doctor Stranger (2014)

8/25/2014 08:16:00 ÖÖ 2 Comments
Dizi, Güney Kore kaynaklı Tıp / Medical / Hastane /doktor türünün bana göre en iyi örneklerinden biri. Başrollerde eğlence sektörüne moda dünyasında henüz 16 yaşındayken mankenlikle giriş yapan Lee Jong Suk  ve kendisini ilk kez East of Eden dizisiyle keşfettiğim Park Hae Jin yer alıyor. Hikaye bir parça aile hatalarının faturasını ödeyen çocuklar ve intikam peşinde koşanlar gibi klasik konulardan yola çıksa da ekran görselliği ve oyuncuları için izlenmeyi hak ediyor.
 

Uyarı: Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)
 
Babası ile yaşayan küçük Park Hoon sebebini pek anlayamasa da o günlerde evleri kendilerini ziyaret eden amcaların istilası altındadır. Babası Park Cheol'un çalıştığı hastane, yanlış tedavi sonrası ameliyatla ölen bir hasta nedeniyle davalık durumdadır. Başarılı bir kalp cerrahı olan Park Cheol, yaşanan haksızlığa karşı onurlu duruş sergiler ve tanık sıfatıyla mahkemeye katılmak ister. Bu tutumu idare tarafından hoş karşılanmaz. Karmaşa devam ederken Kuzeyi ve güneyi savaşa sürükleyecek politik bir kriz yaşanır. Kuzeyin lideri de kalp hastasıdır ve acil müdahale edilmezse bir hafta bile yaşamayacaktır. Güney Kore hükümeti ise suların durulması adına en iyi doktorunu yollamaya karar verir. Dong Woo'nun üniversite hastanesi olma yolunda adını lekeleyebilecek bir skandalın duyulmaması için aradığı fırsat ayağına gelir. Park Cheol'den kurtulmak için bu fırsatı kaçırmazlar. Park Cheol savaşı engelleyebilecek yegane kişi olduğu söylenerek yola revan edilir:)
 
Park Cheol
 
Tamamen gizli biçimde Kuzey tarafına geçen Park Cheol cerrahi operasyonun en kritik anında Kuzey Kore yetkililerinin namlusunun ucundaki rehin alınan küçük oğlunu görünce hastayı kurtarmak için elinden geleni yapar ve başarılı da olur. Park Hoon ise babasını hayranlıkla izler. Koridorda  dönüşünü beklerken onun hastaya attığı düğümü hatırlayarak bulduğu ipleri aynı biçimde  örer. Bu sırada güzeller güzeli Song Jae Hee ile tanışır ve ayrılmadan hemen önce ördüğü ipi kızın bileğine takar. Medyaya yansımayan bu olay iki ülkenin paylaştığı bir sırdır. Ancak Park Cheol eve dönmek için yola çıktığında anlar ki Güney onu geri getirmek niyetinde değildir. Kuzey'in askerlerinin namlusu bir kez daha üzerlerine çevrilir. Ölümü beklerler. Ama Kuzey ölümünün gereksiz bir kayıp olacağı düşüncesiyle kalp cerrahından sonuna kadar faydalanmayı tercih eder. Elbette onlara kalmak istiyorlar mı diye sorulmaz. Artık bir yoldaş olarak Kuzey'de yaşamak zorundadırlar.
 

Hızlı bir zaman akışı sonrası ortalıkta tam bir fırlama tip olarak gezdiğini gördüğümüz Park Hoon, Güney Kore'in müzik kasetlerini korsan biçimde satıp para biriktirmektedir. Birlikte aynı tıp fakültesine devam ettiği ve delice sevdiği Jae Hee için bir de yüzük alır ve  evlenme teklif eder. Gerçekte aynı ölçüde Hoon'a deli divane olsa da kızımız kendini hayli naza çeker. Sonunda yüzüğü parmağına takar ama yüzyıl sonra evlenebileceğini ekler. Aynı tıp fakültesinde görevli babası da aralarındaki yakınlığını farkındadır. Park Hoon, sonunda ikna ettiği Jae Hee'nin ailesi ile tanışmak için jilet gibi giynir ama uzak bir köyde yapacakları hasta kontrolü kendisine anımsatılınca yüzü asılır. Kocaman kuyruğa umutsuzca bakarken saatini yoklar. Gecenin ilerleyen saatlerinde babası bir buket çiçek uzatıp gidebileceğini söyleyince rahat bir nefes alır. Bu aynı zamanda O'nun onayı da demektir.
 
Song Jae Hee
Ancak beklenen buluşma asla gerçekleşmez. Song Jae Hee ve babası hükumet karşıtı olmakla suçlanıp askerler tarafından götürülünce elinden birşey gelmez. O andan sonra kendisini sevdiği kızı bulmaya adar. Arayışı devam ederken çeşitli bilimsel çalışmaların yapıldığı ve girenin bir daha sağ çıkamadığı bir birime götürülür. Aradan bir beş yıl daha geçer. Park Hoon burada  insanlar üzerinde deneyler yapmak gibi doktorlukla bağdaşmayan prosedürler uygulamak zorunda kalır. Ama kendini mükemmel sayılacak ölçüde de geliştirir. Macaristan'dan bir heyetin tesisi ziyaret ettiği sıralar Park Hoon hala tutuklu durumdaki diğer mahkumların arasında Jae Hee'yi aramayı sürdürmektedir. Bu sırada operasyon için tesise ölümcül durumdaki bir baba-kız nakledilmiştir. Park Hoon daha faydalı ve iyileşme umudu yüksek baba için kızın feda edilmesi istenen operasyonu yapmayı reddeder. Daha sonra öğrenir ki o hasta Jae Hee'dır. Yara bere içindeki hali karşısında çaresizlik içinde kıvranır. O sırada kısa süre için kendine gelen baba O'ndan kendisini boş vermesini ve kızını kurtarmasını ister. Park Hoon da Jae Hee'yi kurtarmak için etik ilkeleri hiçe sayarak sağlık açısından daha iyi durumda olmasına rağmen adamın böbreğini alır. Bu aynı zaman da sevdiği insanın babasını öldürdüğü anlamına da gelmektedir. Yaptığı şey yüzünden vicdan azabı acı çeker.


Ameliyatta kıza nakil yapılacağını fark eden serinin kötü adam (rolünün hakkını cidden vermiş oyuncu)  Park Hae Joon duruma müdahale etmek istese de misafir heyetin tıbbi araç gereç desteğine onay verdiğini öğrenince bir şey yapamaz. Hatta neden olduğu kasıtlı elektrik kesintisine rağmen karanlık ortamda görmeden yaptığı operasyonla Hoon, izleyenleri yeteneklerine hayran bırakır. Burada bilinmeyense Park Cheol'un oğlu için bir kaçış planı hazırlamış olduğudur. Senaryo kurgulanmıştır. Heyet vaadedilen desteği doktorun hünerlerini yurt dışında da sergilemek halinde sağlayacaktır. Jae Hee ise örnek hasta olarak yine yurt dışına çıkacaktır. Ancak özgürlük Macaristan'da da onlara bir türlü nasip olmaz. İkili geriden gelen ve heyetten bir sığınma talebi yapıldığını öğrenen Park Hae Joon'ndan kaçmaya çalışırlar. Park Hoon vurulur. Köprüden düşen sevgilisini kurtarmayı başaramaz.


Aradan ne kadar zaman geçtiği belli değil ama sığınma talebi kabul edilmiş görünen ve kurduğu kliniği ayakta tutmak adına tefecilerle uğraştığı için üçüncü kez girdiği hapisten çıkan Park Hoon kendisi gibi kuzeyden mülteci Yoon Bo Ra isimli kızla sırt sırta vermiş hayat mücadelesindedir. Su satarak geçimini sağlayan Yoon Bo Ra, O'na Hyung (abi) dese de aslında abayı yakmış durumdadır. Annesini yasal olmayan bir biçimde Kuzey'den getirmeyi başarmıştır. Bu Hoon için Kuzey Kore'ye götürüldüğünü bildiği sevdiğini bulma adına tek umuttur. Ancak işin içinde büyük paralar dönmektedir. Annesi ile vakit geçirmek için yanıp tutuşan Yoon Bo Ra yerine o güne mahsus Hoon, su dağıtmak üzere yola düşer. El arabasında damacana sularla Dong Woo Üniversite Hastanesi'ne adım attığında hastane bir trafik kazası sonrası gelmekte olan 15 hasta için telaşa düşmüş haldedir. Karizmatik cerrahımız Dr. Han Jae-Joon ve ekibi iş başındadır.

Hoon giderken parkta karşılaştığı ve kırık parmağını sarıp tedavi ettiği halde metal parasını kaptırdığı küçük kızı hastane koridorunda görür. Bu kez babası ile birlikte tedaviye gelen ufaklık tam bir cimcimedir. Röntgen için yönlendirilirler. Ancak çizgileri takip etmeleri söylense de odayı bir türlü bulamaz ve daireler çizip geri gelirler. Bu arada baba da iyiden iyiye yorulmuştur. Hoon'da onları izler. Aslında kızın adamın hasta halini beğenmez. Beklenen hastalar gelince acili karmaşa alır. Bu arada ufaklık bu kez babası için çevresindekilere sesini duyurmaya çalışır. En sonunda kendini dinletebildiğinde Oh Soo Hyun, onları bir doktora yönlendirir. Dr. Kim eşiliğinde asansörle giderlerken sonunda hasta adam dayanamaz ve bayılır. Hoon, hemen kontrol edip nefes almadığını söyleyince panik içindeki Dr. Kim yardım bulmak için koşturur. Bir uzmandan çok intörn gibi davranan Dr. Kim'den fayda olmayacağını anlayan Hoon, elektrikle şok müdahalesini de yapmak zorunda kalır. Hasta hayata dönünce ter kan içindeki Dr. Kim, acil ameliyat için servisten kıdemli doktorlarla iletşim kurmayı dener. Ancak aşağıda trafik kazasının yarattığı acil durum devam etmektedir. Dr Moon acele edilmez ve hasta ikinci bir kriz geçirirse masada kalacağını bildirir. Dr. Kim, Dr. Moon'a dil döker yardım için. Profesör Moon'dan yardım ister ama şefliği Dr. Han'a kaptırmanın acısını içerek dindirmeye çalışan adam işlerine yaramaz. 

    Dr. Keum Bong-Hyun       Dr. Eun Min-Se      Dr. Kim Chi-Gyu          
 
Bir şeylerin ters gittiğini anlayan ufaklık ise babası için güvenilir olduğunu anladığı Hoon'dan yardım ister. 500 vonu avucuna sıkıştırır. Hoon ufaklığın kalbe dokunan hüznüne kayıtsız kalamaz. (Bu ufaklık cidden çok yetenekli yaaa. O gözyaşları ile öylesine tatlıydı ki:) Ameliyathaneye girdiğinde, bekleyen ekip bir an O'nu Dr. Han zanneder. Gözünde operasyon için takılan özel yakınlaştırıcı gözlük ve başında bone vardır. Tabii fark etmeleri uzun sürmez. Zaten Hoon da neştrini almış ve ilk kesiği atmıştır. Odadakiler kan akmayan o ilk neşterle birlikte hayretler içinde kalır ve daha fazla müdahale etmezler. Yukarıda bunlar olup biterken Dr. Han ve ekibi işi bitirir. Herkesin takdir dolu alkışlarını mütevazi şekilde başıyla selamlayarak kabul eden Dr. Han, Dr. Oh'dan yukarıya gönderilen ve kalp krizi geçiren hastaya bakmasını ister.

Dr. Oh odaya girdiğinde elbette kapıda Dr. Han sorumluluğunda devam ettiği gözüken ameliyata dahil olur ve yabancıya kimsin diye sorar. İkilinin nahoş sohbetini biraz da kibirli biçimde bölen Dr. Moon, bariz biçimde pek de hoşlanmadığı Dr. Oh'a bu operasyonun onun harcı olmadığını, doktorun kimlik teşhisinden önce hastanın kurtarılmasına öncelik vermeleri gerektiğini hatırlatır. Hoon, ameliyat sonrası peşine takılan güvenliği geçiştirip ortalıktan toz olmayı dener. Küçük kızın verdiği 500 vona bakıp kendisini olmadık risklere soktuğu için  söylenir. Sonra elinden düşürünce yuvarlanarak giden paranın ardı sıra koşturur. Çok geçmeden Dr. Oh ve güvenlik biriminin avucuna düşer. Hastaya müdahalesi için Oh'dan okkalı bir tokat yer. Sonrasında Dr. Han da karmaşaya müdahil olur. Neyse ki diplomalı uzman doktorluğu tescil edilince Hoon çıkıp gider. 
 
 
Ancak ameliyatını yukarıda gözlem odasından izleyen eski şef Moon çoktan peşine takılmıştır. Yeni doktor seçmeleri için Prof. Moon kendi adayı olarak Hoon'u servise önerir. Mezun olduğu okulu söylemesi için ısrar edilince Hoon Kuzey'den bir mülteci olduğunu açıkça ilan eden Pyonyang Tıp Fakültesi'ni bitirdiğini söyler. Salonda büyük bir şaşkınlık yaşanır. Böylece açıkça reddedilen Hoon da hayal kırıklığına uğrar. Ancak kısa bir süre sonra hastane başkanının onayı ile kabul edilir. 
 

Serinin bir kaç hoş sahnesi var ki bunlardan biri Park Hoon'un birkaç günlük bir bebeğe yaptığı suni solunum ve kalp masajıydı. Bir diğeri insanın kaderindeki aşkı ile kalp ritminin aynı oluşu üzerine Dr. Oh'la sarıldığı sahnesiydi ki bu sarılış Oh'un kafasını karşıştırmaya yetti de arttı bile:) Sanırım öylesine tatlı bir şey bana da sarılsa ben jöle kıvamına gelirdim :) Oyuncunun fazlasıyla sevimli olduğunu belirtmeden gecemeyeceğim. Ancak bazen soğuk bir tip olan Dr. Han'a bile gereksiz gülücükler göndermesi biraz acayipti:) Bir diğeri yine Park Hoon'un hayali ameliyat sahneleriydi ki kanımca oldukça güzel yapılmıştı.


 
Not: Kore'de isim ve soyad yazılırken tıpkı Japonlarınki gibi Soyad -Ad olarak yazılıyor.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Secret Love / Secret (2013)

7/28/2014 12:56:00 ÖÖ 2 Comments
Diznin orijinal adının karşılığı Gizli Aşk (Sır). Ana vatanında % 18 gibi izlenme oranıyla ulaştığı başarıya ve yayın kanalının o yılki dizi ödüllerini toplamasına karşın tavsiye sonrası listeme almıştım. Ancak halet-i ruhiyeme fenalık hissi yaşatmıştı. Bir dönem özellikle bu intikam hikayeleri Kore'de çok revaçtaydı herhalde. İzlediğimde benim açımdan hafızamda ne izi kaldı de dönüp yeniden izlerim dedirtti. Ruh dünyamda bıraktığı etki "depresif ve iç karartıcı" olduğu yönündeydi. (Konu işlenişi ve oyunculuklarıyla durağan ve bunaltıcı iken dizinin reytinglerinin tavan yapmasına da bir anlam veremedim.) Sonuçta pek sevmemiş ve arşivden çöpe yollamayı düşünmüştüm. Sildim sanıyordum. ama nedense yapmamışım. Bu sayede geri dönüp yeniden bakabildim. Düşüncem değişti mi? Hayır. Elbette sevenlerine diyecek sözüm yok. Tam bir Yeşilçam hissi ver. Toplamda 16 bölüm. Ancak iki oyuncunun kimyasının uyuştuğu da bir gerçek. Bu birçok dizinin  karşılaştığı başarısızlığın en önemli nedenidir. Oyuncular Ji Sun ve Hwang Jung-Eum'ın performansı öyle sevilmiş ki sonrasında yine Kil Me Heal Me için bir araya getirilmişler. Normalde Kore dizilerinde pek sık karşılaşılan bir durum da değildir. Tahminimce ülkemizde de beğenildi. Bilemiyorum. Çünkü yayın kanalının kalitesiz dublajına ve yayın politikasına tahammülüm yok. Zaten benim için çoktan ilenip ötelenmiş bir yapım. Gelelim kısaca konusuna;


Dizilerin olmazsa olmaz züppe, bencil ve varlıklı bir ailenin oğlu profilinde karşımıza çıkıyor. Sevgilisini ve doğmamış bebeğini bir vur-kaç olayı sonrası kaybedince intikam için gözünü kan bürüyen Jo Min-Hyuk (Ji Sung), olayını faili görülen Kang Yoo-Jung'ın peşine düşer. Gerçekte ise o yağmurlu gecede kazayı yapan Kang Yoo-Jung (Hwang Jung-Eum) değil nişanlısıdır. Kadın, parlak savcı kariyerini mahvetmesin diye suçu üzerine alır. Elbette başının göğe ermeyeceğini ve yaptığı fedakarlığının ağır bir bedeli olacağını anladığında ise artık çok geçtir. 
 
Hikayenin odağındaki "kötü karakter" hırsları için sevgiyi harcayan savcı An Do-Hoon şapka çıkarılası bir diğer karakter. Aynı zamanda ülkemizde geniş bir hayran kitlesi olan Denizler İmparatoru (Emperor of the Sea)'de Kim-Yang rolüyle de tanıtan Bae Soo-Bin tarafından canlandırılıyor. Adamın burada pişkinliği, yüzsüzlüğü ve kadir kıymet bilmezliği resmen deli etti. Zaten 49 Days'de de benzer bir karakterle bana pes dedirtmişken oynadığı bu rolle kendisine daha da sinir oldum. Hatta sonrasında karşılaştığım diğer yapımlarda da bu hissi üzerimden atamadım galiba:) Oyunculukta çıkardığı işi için Bae Soo-Bin'i tebrik etmek gerek:)


 
Dikkat yazının devamı dizinin sonuna dair Spoiler / Ayrıntı içerir.
 
Hikaye ne şaşırtıcı ya da gizemli öğeler barındırıyor ne de insanı heyecanlandırıyor. Sonunun da olasılıklar dahilinde gerçekçi bir tarafı yoktu. Hanımefendi her ne kadar suçsuz da bulunsa da evlilik dışı çocuk sahibi olmuş biriydi ve öyle bir aile onu bu şartlarda asla kabul etmez olası değil. Öte yandan pişkin nişanlı kızımıza ne demeli? Jo Min-Hyuk'a rağmen avukatla yaşadığı ilişkiyi kimsenin ruhu duymadı ve sırf parasal nedenle evliliği onaylandı. Normalde her yerde kulağı olan evin babası resmen uyudu. 
 
Editör Gözünden:
 
Son dönem Kil Me Heal Me performansıyla kendisine bayıldığım ve dizilerine göz attığım üzere her yeni yapımı ile çıtası da yükselen oyuncu Ji Sung'un yüz hatlarını izlemeye doyamıyorum desem sanırım tuhaf bir cümle kurmuş olmam. O ve Hwang Jung Eum'un kimyası hatırına izleyebilirsiniz. Şarkıları elbette yine çok hoş. Hatta Ji Sung birini seslendirmiş de. Aşağıdaki linke tıklayıp dinleyebilirsiniz.

Şarkı Sözleri ve Türkçe Çevirileri İçin Tıklayınız.
 
 
 
NOTLAR:
 
- Dizi ülkemizde Feda adı ile ekrana geldi.
 
 
 

18 Haziran 2014 Çarşamba

My Princess (2011)

6/18/2014 04:45:00 ÖÖ 0 Comments

İnternette izlemenin değil daha çok indirip arşivlemenin yaygın olduğu sıralar ben de tam olarak aynı şeyi yapıyordum. Yayın döneminden kısa süre sonra seyrettiğimi tahmin ettiğim bir yapım My Princess. Ancak tam olarak hangi yıldı fikrim yok. Blogdan öncesi olduğu kesin tabii. O dönem dizi sektöründe Goong, Goong S falan derken çağdaş zamanlarda monarşi varolsa nasıl olurdudan yola çıkarak üretilen hikayeler hayli fazlaymış anlaşılan. Başrollerde o sıralar yıldızları parlayan Song Seung-Heon ve  Kim Tae Hee paylaşıyor.

 
Gelelim hikayeye; Kore dışişlerinde görevli diplomat Park Hae-Young, Daehan Jonghap şirketlerinin başkanı Park Dong-Jae'nın biricik torunu ve varisidir. Bir yabancı ülke prensesinin tarihi mekanları ziyaretinde ona eşlik ederken Lee-Sul ile tanışır. Üniversitede sanat eğitimi alan genç kız o sırada prenses ya da kraliçe kostümleri giyerek turistlerle fotoğraf çektirerek para kazanmaktadır. Aile geçmişi bulanıktır. İşi ve okulu arasında koşuştururken her dersine baygın gözlerle girdiği Arkeoloji profesörü Nam Jung-Woo'na yanıktır. 
 

Tam da o günlerde ülkede eski saygınlığın kazanılması adına monarşinin geri gelmesi yönünde konuşmalar gündemdedir. Son kralın bağımsızlık için mücadele ederken ölen kayıp bir oğlu olduğuna dair uzun süredir söylentiler dolaşmakta bunu teyit edecek kaynaklar araştırılmaktadır. İşte o belgelerin peşine düşen az sayıdaki kişiden biri de profesör Nam Jung-Woo ve sanat galerisi müdürü Oh Yoon-Joo'dur. Birkaç yıldır birlikte devam ettikleri süreç tam da o günlerde meyvesini vermiş kralın kayıp mektuplarından biri bulunmuştur.


8 Nisan 2014 Salı

That Winter The Wind Blows (2013)

4/08/2014 10:39:00 ÖÖ 0 Comments
 
Arşivin eskilerinden bir seri That Winter The Wind Blows. Aslında hikayesi ya da oyunculuklar tarafından cezbedilmiş değildim. Dolayısıyla neden silmemişim bilmiyorum. Cünkü ikinci kez izlemeyi istetecek türden değil. Hani sonunu en başından gördüğünüz, insanın içini karartan bir kasvet havası hakim.
 
 
Ünlü bir kumarbaz olan Oh Soo (Jo In Sung ) kendisiyle ayni ismi taşıyan Oh Soo ve Jin Sung ( Kim Bum) ile birlikte yaşamaktadır. Henüz bebekken annesi tarafından bir ağacın altına bırakılıp terk edilir. Serseri ve vurdumduymaz bir yapısı vardır. Anı yaşayıp hangi yolla olacağını umursamadan para kazanma eğilimindedir. Diğer Oh Soo ise İtalyan yemekleri alanında aşçı olmak ister. Yıllar önce anne ve babası boşanmış ardından annesi de ölünce kan bağı taşıdığı geri kalan herkesçe dışlanmştır. Hikaye günün birinde Oh So'nun kaldığı yere gelen ve kendisiyle aynı adı taşıyan abisini aradığını söyleyen görme engelli Oh Young ile tanışması ile başlar. Bir dizi talihsiz olay sonrası küçük yaşta görme yetisini kaybeden üstüne üstlük bir de beyninde tümör olan genç kadın tüm hayatı boyunca hizmetkarları ve çalışanları tarafından çevrelenmiş olsa da yapayalnızdır ve kimseye güven duyamaz. Hatta yıllarca abisine yazdığı mektuplara cevap verilmiş ama kendisine iletilmemiştir. Dolayısıyla mektupların yollandığı adrese gittiğinde karşılaştığı Oh Soo'ya durumu anlatır. Aranan kişinin ev arkadaşı olduğunu anlayan Oh Young kızın isteği üzerine zarflarda yazanları okur. Beraber binadan ayrıldıkarı sırada talihsizlikler zinciri birbirini izler. Oh Soo polis tarafından götürülürken tam da o sırada diğer Oh Soo caddede bir arabanın altında kalıp hayatını kaybeder.
 
 
Bir yıl sonra Oh Soo hapisten çıktığında kendini büyük bir çıkmazda bulur ve acı bir gerçekle yüzleşir. Birlikte olmayı seçtiği kadın tarafından büyük bir borç batağına sürüklenmiş haldedir. Geri ödeyemezse canından olacaktır. Borcundan kurtulabilmenin tek yolu vardır. Ölen arkadaşının yerine geçer ve Oh Young'a aradığı abinin kendisi olduğunu söyler.

Notlar:

- Yapımın yayınlandığı dönem yüksek izlenme oranları elde ettiğini ekleyelim.

- BaekSang Sanat Ödülleri'nde en iyi yönetmen ödülüne layık görülmüş.

30 Mart 2014 Pazar

Sungkyunkwan Scandal (2010)

3/30/2014 03:46:00 ÖÖ 0 Comments
Bazı seriler vardır ya onlara pek çok kez başlayım hayli favorisi olan var dersiniz ama her niyet ettiğiniz de ya da başladığınızda sonu gelmez. İşte benim için onlardan biri. Yapım yılı üzerinden nerdeyse on yıl geçmiş. Zamanında çok da sevilmiş. Ancak beklettiğim için iyi oldu dediğim yapımlardan mı? Hayır. Aslında gerek oyunculara gerekse hikayeye dair negatif düşüncem yok ama oturur yeniden izlenir kalitede mi benim açımdan? Kesinlikle hayır. Ama bir şekilde sonunda bitirebildim. Gelgelim hikayemize:


Bir dönem dizisi  Sungkyunkwan Scandal kadınların bir gölge adledildiği ve eğitim şansı olmadığı Joseon döneminde geçiyor. Kim Yun-Hee (Park Min-Young) devrin üniversitesi kabul edilen Sungkyunkwan'da eğitim gören öğrencilerin arasına erkek kılığında katılmasıyla başlıyor. Burada Lee Seon-Joon (Micky Yoochun) ve Ku Yong-Ha (Song Jong-Ki) ile sıkı dost olur. Elbette cinsiyetinin ikili için koca bir soru işareti oluşturması da kaçınılmazdır. Aile geçmişleri yine kilit rol oynamakta. Aslında buna benzer başka hikayeler de izlemiştik sanırım. Belki bu yüzden pek sarmadı.