Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Merry Me Now (2018)

5/23/2018 05:59:00 ÖÖ 0 Comments
KBS World'un yayın akışında şu ara bir düzensizlik varken iyi ki haftasonu dizisine dokunmadılar. My Golden Life devam ederken pek sevemediğimden midir nedir normal şartlarda uzun serileri de fazla takip etmem. Ancak iki güzide başrol oyuncusunun da dahil tüm kadrosu ile sıcacık bir yapım olarak karşımıza çıkan çiçeği burnunda bu seriyi bloga eklemeden duramadım.

Hikayemizin ana kadın karakteri Park Yoo-Ha ailesinin en büyük çocuğu ve tıp eğitimi alıp doktor olmuşken varlıklı bir aileye mensup Chae Sung-Woon'a aşık olunca yuva kurmayı seçmiş, tüm kariyerini bir kenara bırakmıştır. Ancak artık evlilik yaşamı toz pembe değildir. Ailenin ve şirketlerin başı gibi gözüken tam bir buz kraliçesi görümcesi her aile üyesi için rutin olduğunun altını çizerek kızının DNA testini istemektedir. Bu ise sakladığı sırrın ifşa olması demektir. Zamanında kocası için yaptığı bu fedakarlık onun tarafından da bir çırpıda görmezden gelinir ve aldatan ve başkasından çocuk yapan durumuna düşer. Gerçeği açıklamasına engel olan yegane şey kızıdır. Evlilikleri kağıt üzerinde sona erse de bir süre saklı tutması emredilir. Kendinden başka hepsi bekar üç kardeşi ve babasının yanına taşınır. Zaten kalabalık üç yetişkinin yaşadığı mekana dönüşü normal şartlarda en azından boşandığı eşinden yüklü bir tazminat ve nafaka alması beklendiği için içten içe hoş karşılanmaz. Özellikle küçük kızkardeşin her daim iğneli sözlerine göğüs germek zorunda kalır. Öte yandan kızının sağlık problemleri vardır.


Evin 3 numarası ve tek erkeği  Park Jae-Hyung mezuniyetinin ardından iş bulabilmek adına mülakattan mülakata koşamaktadır ve tamemen talihsiz bir günün sonunda varlıklı aile çocuğu Choi Moon-Sik ile tatsız bir karşılaşma yaşar. Görüşme sonrası elenen Jae-Hyung mutsuz ve yorgun bir günün ardından eve döner. Her anlamda tam bir pislik gibi davranan zengin züppe Choi Moon-Sik sırf tavan yapan egosunu memnun etmek adına kancayı çocuğa geçirmeye karar vermiştir. Birkaç gün sonra şirketten işe kebul edildiğine dair bir telefon alan genç adamın bölüm idarecisinin kimliğini öğrendiği an hevesi de kursağında kalır. Her daim soluğunu ensesinde hisseder ve içinde bulunduğu şartlarda yeni bir işi bulabilme garantisi de yokken dayanmak için elinden geleni yapmaya karar verir. Büyük kızımız kendini kardeşlerinin yetişmesine adamış ve yükün asıl kısmını omuzlamıştır. Ofisten yaşça kendinden küçük ve astı durumundaki Cha Kyung-Soo ile gizli tuttuğu bir birlikteliği vardır. Tabii çok geçmeden bu ilişki adamın cadaloz annesinin engeline takılır. Evin uçarı ve şımarık kızı Park Hyun-Ha ise alışveriş merkezinde alt düzey bir çalışandır. Özellikle zenginlerin tavırlarından bıkmış usanmıştır. Yaşamının sunduğu standarttan mutlu değildir. Babalarının bir kadına abayı yakmasına başlangıçta en çok karşı çıkan kişiyken varlıklı bir hanım olduğunu öğrendiğinde düşünceleri değişiverir.

Diğer başrolde ülkemizde de yayınlanan At Hekimi (Baytar) dizisinde kendisini pek bir sevdiğim Jung Eun-Tae rolundeki Lee Sang-Woo var. Ünü ülke sınırlarını aşmış babasının gölgesinde yine de kendisi de oldukça tanınmış bir doktordur. İkliyi bir araya getiren ilk şey hanım kızımızın ayağındaki kesiğe yapılan müdahale olsa da asıl kaynaşma küçük kızın acil kan nakli ihtiyacına yakışıklı doktorumuzun fark etmeden donör olmasıyla gerçekleşir.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Love In The Moonlight (2016)

5/12/2018 12:47:00 ÖÖ 0 Comments
Ötelenen bir diğer dizi Love In The Moonlight. Aslında izlemek için seçtiğim zamanlama çok iyi değildi. Ancak KBS World'de yayınlanmaya başlayınca ilk bir kaç bölüme bakınca ister istemez takıldım ve en iyisi arşivden devam edip bitireyim dedim. Uzun soluklu bir dizi takipçisi olarak oyuncu Park Bo-Gum'a daha önce hiç bir yapımda denk gelmişliğim yoktu. Çok narin ve saf bir güzellik yansıtan Kim You-Jung'ı bazı dizilerde arka rollerde izlemişsem de görsel hafızamda yer bulamamış. Kendisi çocuk oyuncu olarak öncesinde pek çok yapımda yer almış. Aynı şey Kwak Dong-Yeon için de geçerli. Dolayısıyla üç yeni yüz bana iyi geldi. Dizi bir dönem dizisi. Ancak hangi yıllar bilemiyorum. "Halkın kendi idarecisini seçmesi" fikri olduğuna göre 1800'lü yılların Joseon'u olsa gerek. Bu konuda bilgisi olan varsa paylaşırsa sevinirim. Gelelim hikayemizin içeriğine.


Veliaht prens Hyomyeong (Lee Young ) saray içinde babasının sağladığı özgürlük ölçüsünde aklına estiği gibi davranan, başına buyruk ve birazda dik başlı biridir. Ülke kukla kral pozisyonundaki babasından çok şu an çocuk bekleyen kraliçenin abisi, her anlamda gücü elinde toplamış bakan Kim Hun'un idaresindedir. Durumu oluruna bırakmış bir görüntü verse de aslında prens hiçte aptal ya da umursamaz değildir. Yakın koruması ve çocukluk arkadaşı Kim Byung-Yeon ise hep bir adım gerisinde gözü ve kulağı gibidir. Sahip olduğu karizma saray hanımları arasındaki pöpüleritesine tavan yaptırdığı için ufak kıskançlık halleri gösteren prensin şaka yollu  laf çarpmalarına maruz kalır. (Dağınık toplanmış uzun saçlı halleriyle cidden karizması harikaydı:)


Hong Ra-On is nedenini bilmediği halde annesi tarafından küçük yaşlarından beri erkek kılığında dolaşmaya mecbur bırakılmıştır. Yaklaşık on yıl önce şehrin pazarında dolaşırken onu kaybetmiş ve usta dediği Jung Yak-Yong tarafından kollanmıştır. Yazı becerisi sayesinde şehirdeki erkekler için kızların kalbine hitap edecek aşk mektubu yazmakta ve geçimini sağlamaktadır. Yolu veliaht prens Hyomyeong'la kesiştiğinde yine erkek kılığındadır ve başları bir kovalamacada belaya girip de kaçışları esnasında biraz da onu başından atmak için bildiği bir çukura yönlendirir. Ama içine birlikte düşerler. Çevirdiği dümenle kendisini delikten iten genç adamı biraz da dalga geçerek orada bırakıp kaçar. Bir şekilde kendini harem ağası seçmelerinde bulan Hong Ra-On yazılı sınavı prensin kontrolundeki kabulle aşar. Fiziksel muayane kısmında ise malum organın yokluğu testini de şans eseri aşınca harem ağası oluverir. Başlangıçta bir saray mensubu sandığı prens Hyomyeong yüzünden sıkıntılar atlatsa da kimliğini öğrendiği andan itibaren işler gün be gün kızımız için değişir. Elbette onu durumunu öğrenen prensin de de bir hatun iken bir içim su oluveren Hong Ra-O'ya tutulması kaçınılmaz olacaktır.


Dizi normalde sanırım 16 bölüm planlanmış ama elde ettiği izlenme oranı iki bölüm daha uzamasını sağlamış. Hikaye genel olarak insanın içini ısıtıyor. Ancak Park Bo-Gum, 21.yy'dan o döneme düşmüş gibi bir izlenim uyandırdı ben de. Yani onun jest ve mimiklerinde dönem yapımı izliyor gibi hissedemedim. Tabi hayli şeker bir oyuncu ona itirazım yok:) Ayrıca normalde pek çok katı kuralın hakim olduğu sarayda ölçütlere uyamayan, aşılması da mümkün olmayan durumlar yaşanıyorken bunlar biraz es geçilmiş gibi geldi. Özellikle 17. bölümde Kim Byung-Yeon ve prensi karşı karşıya getiren o sahne de bittim tükendim. Eğer senarist kalbimi kırsaydı hatırladıkça iyi sözler etmezdim herhalde kendisine:) Söylemek istemiyorum anlayın işte! Ah ah...


Son olarak dizi ülkemizde Bir Tutam Aşk adı ile ekranlara geldi.

21 Nisan 2018 Cumartesi

Misty (2018) Ost Şarkı Sözleri ve Çevirileri

4/21/2018 02:57:00 ÖÖ 0 Comments
Misty (OST) (미스티) 
Söyleyen: Lee Seung Chul  
Albüm: Misty OST Part 1

Painful Love (사랑은 아프다)

바람이 분다 꽃이 진다
Param-i bunda koççi-cinda
The wind blows over the flower
이제는 널 지워본다
ice nıl nol ciwobonda
Now I am removing you
사랑했었던 그 날들을
saranghesodon kınaldırıl
Those days, which I once loved
이젠 잊고싶다 잊고싶다
icen içgoşipda içgoşipda
Now I want to forget it, forget it

-------

안개속에 눈물처럼
angesoge nunmulçorom
Like tears sinking in the fog
흩어져가는 너의 눈빛
hıt-ojiganın nıl nunbiç
The sight of your eyes is becoming more vague
점점 더 깊어진 상처를
Çomcomdo gip-oçin sangçerıl
Slowly the wound deepened
건드리고있어 아플텐데
Kıderigoiss-o appultende
When I touch it, it feels very sick

--------------------
그렇게 너를 사랑했던 나
Kıryohge norıl salanghet don na
Like that, I love you
끝없이 나를 미워했던 너
kıt-opşi narıl miwohettondon na
You who hate me are endless
사랑이란게 사랑이란게
sarang-irange sarang-irange
Love it, love it
상처뿐인데 아픈건데
sangçoppuninde appun gonde
It's just a wound, just a pain

------------

그 아픈 상처가 날 울려도
Kı appın sangçonar-ulyedo
 Even the painful wound made me cry
그 아픔이 나를 저며와도
Kı appın narıl çomyowado
Even the pain was wrenching my heart
내안에 잠든 너의 기억은
ne are- çamdın noye kiyogın
Your memories are asleep in my heart
사랑이었다
sarang-iyottal
It is love

-----------------------
눈부신 날에 넌 떠났다
Nunbusin nar-e non donatta
You go in the day is so bright
다시는 널 볼 수 없었다
Tasinın nol bolsuob sottada
I can not see you anymore
손끝에 남긴 너의 눈물
songutte namgin noye nunmul
Your tears are left on the end of my fingers
다시 만져본다 또 아플텐데
Tasi mancobonda do appultende
It would hurt again if I touched it

 --------------------
Nakarat: 2 kez

그렇게 너를 사랑했던 나
Kıryohge norıl salanghet don na
Like that, I love you
끝없이 나를 미워했던 너
kıt-opşi narıl miwohettondon na
You who hate me are endless
사랑이란게 사랑이란게
sarang-irange sarang-irange
Love it, love it
상처뿐인데 아픈건데
sangçoppuninde appun gonde
It's just a wound, just a pain

------------

그 아픈 상처가 날 울려도
Kı appın sangçonar-ulyedo
 Even the painful wound made me cry
그 아픔이 나를 저며와도
Kı appın narıl çomyowado
Even the pain was wrenching my heart
내안에 잠든 너의 기억은
ne are- çamdın noye kiyogın
Your memories are asleep in my heart
사랑이었다
sarang-iyottal
It is love

Misty Dizi Tanıtımını Okumak İçin Tıklayınız

Misty (2018)

4/21/2018 02:57:00 ÖÖ 0 Comments

Son zamanlarda yoğunluk ve stres biraraya gelince diziler de zevk vermez oldu. Bu yüzden son dönem yeni yapımların neredeyse tamamını birer bölüm izleyip  "hımm, pek de iyi değil ama madem inmiş sonra izlerim" diyerek arşive atıyordum. Bu hikayeye de baksam mı diye düşünürken onlardan biri gibi gelmiş ve pek birşey ummamıştım. Ancak gel gelelim ilk bölümü açıp da önce 19 yaş izleyici sınırını görünce kendime Kore'de de Game of Thrones gibi diziler yapılıyor muydu? diye bir soru soraraken buldum. Neyseki yanılmışım. Yanından geçmiyor. Geçse zaten hayal kırıklığına uğraradım. Sonra hikaye başladı ve ilk bölüm bittiğinde "wow... bu da neydi böyle dediğimi hatırlıyorum. Konu öyle insan üstü şaşırtıcı, gizemli vs değil ancak oyunculuklarla öyle bir çıtaya yükselmiş ki bayıldım.


Sıcağı sıcağına hemen konuya girmek istiyorum. Televizyon dünyasının kıdemli ve başarılı olduğu kadar hırslı ve gözü pek haber sunucusu Go Hye-Ran dışardan mutlu bir evliliği olan ve işinde zirvede bir görünüme sahip olmasına karşın hayatı çatlaklarla dolu bir kadındır. Kocası ile uzun zamandır süregelen ve artık sadece kağıt üzerinde görünen bir ilişkisi vardır.  Durumundan habersiz torun beklentisi içindeki kayın validesi her ay periyodunda kapısında bitip hamilelik şansını  arttıran bitkisel ilaçlar getirirken üstü kapalı sözlerle kendisini iğnelemesinden de bıkıp usanmıştır. Bir yandan da son zamanlarda bir hayalet gibi düşüncelerini ziyaret eden eski sevgilisiyle yaşadığı tutkulu geçmiş aklına düşüp durmaktadır.
 

Kang Tae-Wook ise bir süre önce parlak savcılık kariyerini bir kenara atıp avukatlık yapan üç nesil hukuk geçmişine sahip köklü bir aileye mensuptur. İçten içe duyuduğu aşka rağmen tırmanabileceği en yüksek noktaya ulaşmak için kariyerini seçip bebeğini aldırmayı seçen ve bunu da ona danışmadan yapan eşiyle ilişkisi bunu öğrendiği anda tamamen bitmiştir. Aralarına aşılmaz duvarlar ören bu olay sonrası artık aynı evi paylaşan iki yabancıdan farksızdırlar ve O da kendini işine adamıştır. Kang Tae-Wook'u canlandıran Ji Jin-Hee'i Sarayın Mücevherindeki yüzbaşı olarak hatırlarım. Sadık eş Kang Tae-Wook rolünde izlerken  Go Hye-Ran'ya hayat veren Kim Nam-Joo ile yakaladıkları mükemmel kimyaya bayıldım. Yine bir diğer sevdiğim aktör Gong Yoo gibi hoş bir havaya ve karizmaya sahip. Rolünün hakkını sonuna kadar vermiş.
 

Hikayedeki diğer erkek kariyer için uzun zaman önce Go Hye-Ran tarafından terk edilen, beş parasızken şimdilerin ün yapmış kupa sahibi golf yıldızı Lee Jae-Young. Artık önüne geleni yatağa atan ve paraya para demeyen, sadakatsiz tam bir pisliktir. Aklında ise hala tekme yemişliğin acısı vardır. İzlediğim her an bu karaktere gıcığım kat be kart arttı. Kendi halinde karısı Seo Eun-Joo ise onun yaptıklarının farkındadır ancak söz geçiremeyecek kadar da pasif bir kadındır. (Kadına da ayrı gıcık oldum).
 

Bu diziyi izlerken dikkatimi çeken yegane şeylerden biri ise 1971 doğumlu oyuncu Kim Nam-Joo'ın konuşma tarzı ile 1981 doğumlu Song Hye Kyo'nun Descendant of Sun'daki mimik, oyunculuk ve özellikle ses tonunun bazı noktalarda birbirini ne kadar çağrıştırdığı oldu. Biri diğerinin rol modeli miydi bilemiyorum ama şaşırtıcı bulduğum için ekleme ihtiyacı hissettim.

Şarkı sözleri için Tıklayın

Love And Lies (2016) Kore Filmi Ost Şarkı Sözleri ve Çevirileri

4/21/2018 02:57:00 ÖÖ 0 Comments

[Love, Lies (해어화) (2016) OST]



Lyricists (작사: ) : Song Hae Jin (송해진)

Composer/Arranger (작곡/편곡): Lee Byeong Hoon (이병훈)

Love, Lies (2016): [Ost Track 2]

Şarkının Adı : Joseon's Heart(조선의 마음)

  ( 천우희)

Ekleme Tarihi : Şubat 2022


Hangıl & Romanization

 

홀로 메마른 들판 위에
기댈 곳 하나 없이 외로이 서있네
못다핀 꽃한송이 기나긴 어둠속에
태양은 뜨지 않아 힘겨운 하루하루
눈물만 흐르네

Hollo Memarın dilpan viye
Kidel got hana opşi veroi seo inne
Motdapin kothansongi kinagin odumsoge
Teyangun tışi anha himgyo un haruharu
Nunmulman hırıne 

-------

눈물아 비 되어라
서글픈 세월 맘을 적셔다오
아아 침묵아 이제 천둥이 되어
숨죽인 저 대지를 흔들어다오
설움아 너는 폭풍이 되어
눈감은 하늘을 모두 잠깨워다오

Nunmura bi de ora
Sogulpun sewol mamıl çokşodao
Aa çhimmuga ice çondungi deo
Sumcugin ço tecirıl hındırıdao
Saruma nonın pokpungi deo
Nun gamın hanırıl modu camkkewodao 

------

비는 기약없는 비는
가여운 이 땅을 기어이 버리는가
눈감은 하늘이여 메마른 폐허 위에
핏물보다 더 붉은 눈물이 흐르네
서러운 눈물이여

Pinın kiyak o(p)nın pinın
Kayo un ittangıl kioi borinın ga
Nun gamın haneuriyo memarın pyehe viye
Pitmulboda do bulgun nunmuri hırıne
Saraın nunmuriyo

 -------

눈물아 비 되어라
서글픈 세월 맘을 적셔다오
아아 침묵아 이제 천둥이 되어
숨죽인 저 대지를 흔들어다오
설움아 너는 폭풍이 되어
눈감은 하늘을 모두 잠깨워다오

Nunmura bi de ora
Sogulpun sewol mamıl çokşodao
Aa çhimmuga ice çondungi deo
Sumcugin ço tecirıl hındırıdao
Saruma nonın pokpungi deo
Nun gamın hanırıl modu camkkewodao 

 

NOT:  Türkçe Çeviri Eklenecek ... 

 ---------------------------------------

Love, Lies (2016): [Ost]

Şarkının Adı : 사의 찬미 (Hymn of Death)

NOT: Şarkının orijinali Waves of the Danube adlı klasik müzik bestesidir. Kore'de 1926'da  Yoon Shim-doek tarafından ilk kez yayınlanmıştır.

Eklenecek...

 

7 Nisan 2018 Cumartesi

Warrior Baek Dong Soo Ost Şarkı Sözleri ve Çevirileri

4/07/2018 02:41:00 ÖS 0 Comments

Warrior Baek Dong Soo Ost Part 1:
Şarkı Adı:  야뇌 / Hey Buddy

Şarkıyı Söyleyen: BMK

Bu şarkının bir de akustik versiyonu mevcut. Onu da dinlemenizi öneririm:)

붉게 물든 저 노을은 태양을 삼키고 떠난다
Bulke muldın co noın rın teyangıl  samkigo donanda
The flaming sunset disappears after swallowing the sun
 
검게 타는 내 심장은 꺼질 듯 슬픈 가슴 안고 운다
Komge taın ne şimcan nın kocil dıt sıl pın kasım ango hında
My burnt black heart cries with sadness as if it’s going to fade away 

내 맘 가득 차오르는 뜨거운 눈물은 감추고
Ne mam kadık çaorının tıgohwın nun murın kamçugo
I hide the hot tears that are filling up my heart
 
홀로 돌이킬 수 없는 내일의 희망에 몸을 맡긴다
Holro dorikil su omnın neire himange moımıl mankginna

And give myself to the hope for tomorrow, that cannot be changed
 

억센 바람소리 흩날리는 기억
Oksen baram sori hın nallinın giok
The tough wind sound, scattering memories 
 
엇갈린 운명과 닿을 수 없는 꿈
otkkallin unmyong wa tarıl sı om nın kum
The crossed fate and untouchable dream 

험한 세상에서 다시 네 품으로
Homhan sesangyeso taşi ne pumıro
From the rough world to your arms 
 
저기 날아가는 새처럼 나 돌아가려 한다
Çogi naraga ne se çorom na doraga ryo handa
I go back like that flying bird 
 


내 맘 가득 차오르는 뜨거운 눈물은 감추고
Ne mam gadık çaoru nın tugoun nunmu rın kamçugo
I hide the hot tears that are filling up my heart 
 
홀로 돌이킬 수 없는 내일의 희망에 몸을 맡긴다
Holro dorikil su omnın neire himange momıl mankginna
And give myself to the hope for tomorrow, that cannot be changed 

붉게 물든 저 노을은 태양을 삼키고 떠난다
Bulke muldın ço noın rın teyangıl  samkigo donanda
The flaming sunset disappears after swallowing the sun 
 
검게 타는 내 심장은 꺼질 듯 슬픈 가슴 안고 운
Komge taın ne şimcan nın kocil dıt sıl pın kasım ango hında
My burnt black heart cries with sadness as if it’s going to fade away 
 

Warrior Baek Dong Dizi Tanıtımını Okumak İçin Tıklayınız

6 Nisan 2018 Cuma

Warrior Baek Dong Soo (2011)

4/06/2018 11:08:00 ÖS 0 Comments
Genelde söz konusu favori oyuncum Ji Chang Wook olunca yine akan seller dururdu. Ama meşguliyetler artınca bu seriyi izlemeyi ileri bir tarihe ertelemiştim. Gelgelelim özel ve pek de izleyicisi olmadığını düşündüğüm bir kanalda Savaşçı adı ile yayınlanırken görünce fikrimi değiştirdim. Madem yayınlanıyor nasılsa o saatlerde başka kayda değer birşey de yok takip edebilirim dedim. İyiki de demişim. Çünkü kimi zaman arşivde olunca bazen dizileri sıkılıp hızlı hızlı geçiyor ve kimi serileri güzel olsa da heba edebiliyorum. Sonuç olarak durağan seyrinde her bölümden zevk aldım. Bu arada berbat seslendirmesine karşın kanal'da hiç olmadığı kadar reklam yayınlanmasına bakılırsa dikkate değer bir izleyici kitlesi edindi sanırım.


En az Dong So kadar etkileyici, bebek yüzü ve uzun saçlarıyla mangalardan fırlamış karizma sergileyen Yeo Woon'ya dair okuduğum yorumlara bakarak söyleybilirim ki birçok izleyici gibi benim de gönlümü fethetti. Hatta Dong So'yu aştığı düşüncesindeyim diyebilirim.

Oyuncu kadrosunu da hayli sevdim. Mesela Kılıç Azizi Kim Kwang-Taek ve kara ninjaların lideri Chun arasındaki süregelen kalp ve bilek gücü mücadelesi de görünüşe göre öğrencilerine aktardıkları bir miras gibiydi.


Dong Soo'ya layık görülen ve ne yazık ki heri iki başrolünde gönlünü kaptırdığı Yoo Ji-Sun en sevmediğim karakter oldu. ifadesiz yüzüyle sanki ayaklı buz kütlesiymiş gibi dolanıyordu ve en bana göre varlık sebebi yoktu bile. Dğer kadın karakterimiz Hwang Jin-Jo ise çocukluğundan itibaren Dong Do'ya yanık olsa da aşkı tek taraflı kaldı. Zaten  biraz akıldan eksiği varmış gibi davranıyordu. Ama esas hatundan daha sevimliydi ve Dong So için daha idealdi.


Diznin kötüleri ise ayrı bir olaydı doğrusu. Nazır Hong'un çevirmediği dolap yoktu. Kraliçe  desen ona keza. Yaptıkları da yanına kaldı o da ayrı mevzu. Peki ya ömrü boyunca diz boyu kin güdüp intikam peşinde koşup hayatının son günlerinde pişmanlığa kapılıp iylik meleğine dönüveren In adlı o karakter neydi öyle? Zaten kötü anladık da o yüz ve mimikler çok gerekli miydi?


Not: Dizinin ilk-3-4 bölümünde yeni jenerasyonunun yükselen yıldızı Yeo Jin Goo  ana karakter Dong So'nun çocuk dönemine hayat veriyor. O zamandan belliymiş geleceğinin parlak olduğu:) 


Şarkı sözleri için Tıklayın

4 Nisan 2018 Çarşamba

Return (2018)

4/04/2018 05:09:00 ÖÖ 0 Comments

Bölüm Sayısı: 34

Yayın Kanalı: SBS

Avukat Dokgo Young (Lee Jin Uk) televizton programlarıyla ünlenmiş başarılı bir avukat, Choi Ja-Hye çabuk kabaran öfkesiyle ün salmış bir dedektiftir. İkilinin yolları aynı sitede oturan ve lise yıllarından beri yedikleri ayrı gitmeyen dört adamdan birinin cinayet zanlısı olmasıyla kesişir.
 

Aileden gelen zenginlikleriyle sırtı kalın dört arkadaştan Kang In Ho, Geum Na Ra ile evlidir. Diğerlerininkinden çok daha gıpta edilesi bir çiftirler. Geum Na Ra evlenmeden önce baro sınavını başarıyla vermiş iyi bir avukattır. Kızı doğunca ailesi birincil önceliği haline galmiş ve çalışmayı bırakmıştır. Seo Joon-Hee şiddet eğilimi yüksek, karısı da dahil özellikle kadınlara karşı tam bir pisliktir.  Seo Joon-Hee büyükbabasının sahip olduğu hastanenin hem varisi hem de doktorlarından biridir. Oh Tae-Seok şirket yöneticisidir ve zaman zaman çeşitli firmalara sponsorluk sağlamaktadır. 
 

Günün birinde oturdukları elit siteye Yeom Mi-Jung adında bir kadın taşınır. Kocaları dolayısıyla refaha ermiş, burunlarından kıl aldırmayan hanımefendiler yeni gelen kişi hakkında bar işletmecisi oluşu ve daha fazlası hakkında şimdiden bolca bilgi sahibidirler ve onu dışlamaya çoktan hazırdılar. Okul dönüşü Geum Na Ra eşyalarını taşıyan Yeom Mi-Jung ile tanıştığında hayatının büyük bir çıkmaza sürükleneceğinden habersizdir.



Notlar:

- Başrolder yer alan Ko Hyun-Jung 14 bölüm sonrası yönetmenle yaşadığı problemin ardından diziden çıkarılmış sonrakı bölümler karakteri Park Jin-Hee canlandırmıştır.
 
- Oyuncu değişikliğine rağmen yüksek izlenme oranları almayı sürdürmüştür.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Black Knight: The Man Who Guards Me (2017)

1/27/2018 12:09:00 ÖÖ 0 Comments


Tam adı Black Knight: The Man Who Guards Me olan seri Slovakya'da eski çağ görünümlü bir mekanda başlıyor. Gizemli adamımız Moon Soo-Ho varlıklı, el attığı her işi kotaran biridir ve o sırada şehirde şarap üretimiyle uğraşmaktadır. Jung Hae-Ra ise Seul'de bir seyahat firmasında çalışmaktadır. Sırtından geçinmeyi birincil önceliği edinmiş teyzesiyle birlikte kalmaktadır. Bir gün tuhaf biçimde şans eseri gençliğinde ailesiyle gittiği eski terziye yolu düşer. Sahibi olan kadını da hatırlarken gördükleri karşısında şaşkına uğrar. Çünkü aradan geçen yıllara karşın kadına zaman değmemiş gibidir. Üstelik yıllar önce siperiş verdikleri şık paltoyu tam da o an ki yaşına uygun biçimde dikmiştir. Kaliteli kumaştan ve son derece güzel bir el işçiliği ile kıyafet üzerinde mükemmel biçimde durur. 
 
Patronunun isteğiyle daha önce ülke dışına çıkmamış kızımız ünlü bir fotoğrafçı ile görüşmek için yollara düşer. Daha önce tanışmadığı ve yüzünü de görmediği adamla buluşmak üzere kararlaştırılan mekana geldiğinde tarifteki gibi giyinmiş ve yanında fotoğraf makinesini taşıyan Moon Soo-Ho'yu görür ve O'nu aradığı adam zanneder. Moon Soo-Ho ise bir süre önce ortak geçmişe sahip olduğu Jung Hae-Ra'yı karşısında bulmaktan memnundur. Kendisi hakkındaki gerçeği açıklamak gibi bir girişmde bulunmaz. İkili karşı konulmaz biçimde birbirlerinden etkilenmiş halde yollarını ayırdığında Jung Hae-Ra yalnış adamla görüştüğünü farkına varır. Ardından bir diğer tesadüf onları bir araya getirir. Şehrin tarihi havası adamı daha da gizemli kılmıştır. Jung Hae-Ra Kore'ye döndüğünde birkaç haftadır hayatındaki değişimi düşünür ve aldığı paltonun şans getirdiğini sonucuna varır. Böylece bir kez daha Sharon terzisine gitmeye karar verir. Nedendir bilinmez, iş yerinin gizem yumağı sahibesi de ona şık kıyafetler vermeye gönüllüdür.


Editör Yorumu:  
 
- Dizinin fragmanlarını KBS World kanalında gördüğümde her ne kadar oyuncu Shin Se-Kyung'un rol tarzını sevmesem de izleme listeme almadan edemedim. Vampire Knight anime serisini fazlasıyla hatırlatan backround müzikleri ile başlangıçta gayet gizemli ve gotik bir havası vardı ki beni de çeken bu oldu. İzlemeye başladığımda ise sanki daha o ilk sahnelerde biraz Goblin vari giriş yapılmak istenmiş gibi hissettirdi. Bölümler ilerledikçe tüm o çekici hava kayboldu ve konu ne yazık ki vasat bir hale geldi. 
 
- Birileri neden bu oyuncuyu başrol kadın olarak seçmekte ısrar ediyor anlamış değilim. Tamam iyi hoş, mütevazi bir duruşu var. Yine de Sensory Couple hariç hangi dizisinine denk geldiysem sevemedim bir türlü. Kim Rae-Won'u ise en son Doktors dizisinde izlemiştim. Aralarında kimya yakalayamadım. Seo Ji-Hye'nın karakteri daha ilgi çekiciydi. Wamp olmak kolay değil tabii:)  Moon Soo-Ho'nun geçirdiği değişim şimdi ne olacak ki dedirtiyor olsa da benim açımdan heyecanını kaybettiği için bitse de gitse modundaydım. 
 
- Finali hiç umduğum gibi olmadı. Aslında sevdiğimi söyleyebilirim bile. Diğer türlü çok banal kaçacaktı zaten. Ve yine Goblin vari bir yazgı gördük. 
 
- 2017 fazlasıyla diziyi takip ettiğim yıl oldu diyebilirim ve gerçekten iyi hikayeler izledim. Ama şu ara  sıkılıyor ve son zamanlarda izlediğim hiçbir yapımdan bir tat alamıyorum. Herhalde hızlı dizi tüketicisi olmanın  etkisi büyüktür. Belkide biraz ara vermem gerek. 

16 Ocak 2018 Salı

Kore'de hayat nasıl?

1/16/2018 02:29:00 ÖÖ 0 Comments

Uzak doğu bizler için nedendir bilinmez sıcak kanlı ve güler yüzlü insanların diyarıdır. Çin için birşey diyemem ama Japon ya da Koreli olunca sempati duyarız. Belki de geçmişten gelen asya genlerimiz nedeniyle böyle hissediyoruzdur. Orta Asya devlet başkanlarından biri bizim o zamanki Cumhurbaşkanımız Demirel ile görüşürken şöyle demiş "Çekik gelip çakır gözlü döndünüz." Bu hikayeyi hatırlayınca gülümserim. Bizi uzak doğulara karşı sıcak hissetiren bir diğer nedense tarihsel boyutta düşmanlık yaşamamış olmamız olabilir. (Çin ile orta çağda süregelen bir mücadele dönemimiz var:) Genelde ilk ilişkiler dostlukla pekişmiş. İyiki de öyle olmuş. Baksanıza Avrupa ülkelerinin bizimle karın ağrısı bitmek bilmiyor.



Kore ve koreye dair edindiğimiz şeyler genelde dizilerle sınırlı olunca aklıma bizim dizilerimizde sunulan hikayeler ve abartılı hayatlar geldi. Bu yüzden az ya da çok gerçekte nasıllarmış diyerek ufak bir araştırma yaptım. İlk olarak onlarında yaşamı en az bizim kadar zor. Bölünmüş yarım adanın bir tarafına sıkışmış 51 milyon nüfuslu bir ülke. Peki başka?

1. Biraz tarihçe ile başlarsak Japon işgali dışında Kore genel olarak tarihi boyunca özgür kalmış bir millet denilebilir. Ancak özellikle üç krallık devrinde ya da Goryo döneminde Çin baskısı fazlasıyla kendini hissettirmiş. Benim çıkarımıma göre vassallık denilebilecek bir konumda olmuşlar. Çünkü bizim Hun tarihini hatırlayacak olursak Teoman'ın oğlu Mete Çin'e gönderilmişti ve orada uzun süre bir nevi esaret altında kalmıştı. Çin'in Hun ülkesini tehdiit unsuru olmaktan çıkarmak adına rehin tutma politikasını Kore tarihinde de görmek mümkün.

2. İşsizlik seviyesi  %10'nun üzerinde. Orada da zenginler paşa gibi yaşarken orta ve alt gelir düzeyi oldukça zorlu hayat şartlarıyla boğuşuyor. Eğer ülkenin başarılı birkaç üniversitesine girip mezun olamamışsanız iş bulmak da hayli zor. Kaldı ki orada da zorlu bir üniversite giriş sınavı süreci var. Öğrenciler okul sonrası bizde eskiden var olduğu üzere dersane-kurs mantığındaki yerlere akşam geç saatlere kadar devam ediyor. Ailelerin baskısı da bu yüzden çok fazla. Çünkü iş ve gelecek buradan başlıyor. Üniversiteler paralı ama harç kredisi benzeri bir ödeme alınabiliyor. Elbette daha sonra ödemek gerekiyor. Bizde de bir kaç yıl öncesine kadar vardı. Hatta bu açıdan bakıldığında yurdum öğrencisi çok şanslı. Ben harç kredisini geri ödeyen nesildenim.

3. Aile ilişkileri bizimkine pek çok açıdan benziyor. Büyüklere saygı önemli. Anne ve babalar çocuklarını yetiştirmek için ellerinden geleni yapıyor. Çocuk ebeveyn ilişkisinde yetişkin olunsa da aile içi saygı kavramı  devam ediyor. Çocuklar kafalarına göre Amerikan usulü yetişkin olunca başka eve falan çıkmıyor. Ev de bizim gibi ayakkabı ile gezmiyorlar, terlik kullanılıyor:) Evlilikler mantık üzerine gelişebilir. Görücü usulü tanışmalar bizdeki gibi yaygın ve garipsenmiyor. Her ne kadar kültürlerini dünyaya iyi pazarlasalar da günümüzde kendi içlerinde yozlaşma mevcut. Tabii daha çok genç nesilde yoğun biçimde görülüyor.

4. Oldukça materyalist bir yaşam biçimine ve bakış açısına sahipler. İnaç bağlamında Budizm ya da Hristiyanlık tercih ediliyor. Söz konusu Hristiyanlık değilse hayata bakışları da ilginç. Ölüp dirilmek gibi bir düşünceye sahipler. Belkide bu yüzden bu sefer şansım yaver gitmedi bir sonraki maça bakayım tarzında bir yaklaşıma sahipler. Ülkede intahar oranı da hayli yüksek. Sanırım dünyada ilk üçteler.

5. Sanbe-Hube İlişkisi: Korede kişiler arası ilişkilerde yaş önemli bir etken. Küçüğün büyüğe saygı duyması büyüğünde ağabeylik yapması bekleniyor. Eğer iş yerinde kıdemli yani deneyimli olansanız şanslısınız. Yalnız dizilere bakılırsa çömezlik pek de hoş bir süreç gibi gözükmüyor. ast Üst ilişkisinde şiddet unsuru rahatsız edici. Yani patron hoşuna gitmeyince astına kafa göz dalabiliyor. (Sadece filmlerine, dizilere özel bir durum olduğunu sanmıyorum.)
 
6. İçkinin içilmediği bir dizi görmedim. Sanırım Almanlar gibi su yerine soju tüketiyorlar. Bu kadar teşvik edici olmaları da ilginç. Sonuçta sağlığı bozduğu da aşikar. Aynı şey yeme kültüründe de kendini gösteriyor. Korece hocam savaş dönemi halkın çok fazla açlık çektiğini anlatmıştı. Bu bir etken olabilir tabii ama programların hemen hemen hepsinde bir yemek yeme saplantısı var. Etlerin en makbülü inek eti ama galiba pahalı. Domuz eti de aynı ölçüde sofrada yer bulabiliyor. Tabii yedikleri şeyler bazen bizim yemek kültürümüzü aşıyor. Canlı yenen deniz ürünleri falan ayrı bir olay. Bu nedenle öldüklerini de durmuştum. Ayrıca türlü bakteriler içerdikleri için tehlikeli olduklarını da biliyorum. Ancak neden böyle bir tercihte ısrarcılar anlayabilmiş de değilim. (Altta kore mutfağinda yer alan yer üç yemeği (Ddukbokki, kimçi, hobakjeon (kabak kızartma)) şehrimde yapılan etkinlikler sırasında yeme imkanı buldum. Ddukbokki beklentimi karşılamadı. Makarna türünde olacağını sanmıştım:) Sanırım yanıldım:) Sadece en sonuncusunu sevebildim.) Ramen yemeği isterim. bir de kara erişte:) Bana makarna ve türleri olsun yeter zaten

                           
7. Konu makyaj olunca şahsen makyaj yapma taraftarı biri değilim. Ailemin de bu yönde teşviki olmamıştır. İyiki de olmamış. Yaşıtlarımla kıyaslandığımda onlar 45'lik bayanlar gibi gösteriyorken benim böyle bir sıkıntım yok. Sadece eğer beyaz saçlara çözüm bulabilseydim daha da iyi olurdu. Konu ticaret olunca Kore sınır tanımıyor. Özellikle kozmetik sektörü almış  başını gitmiş. Bir diğer teşvik de estetik ameliyatlar. Ailelerin bile çocuklarını bunu yapmaları zorladıklarını duymuştum ki bu beni çok şaşırttı. Erkeklerin de kadınlar kadar makyaj yapmasından çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. Özellikle Kpop yıldızları ve oyuncuların hali ortada. Bu kadar doğallık dışına çıkmak göze de hitap etmyor bir süre sonra. Zaten o rengarenk saçlara alışabilmem bile pek kolay olmadı:)
 
 

Türkiye'den izleyebileceğimiz Kore Tv kanalları ve yayınladıkları bazı programlar (Güncellendi Temmuz 2025)

1/16/2018 02:15:00 ÖÖ 8 Comments
Daha önce uyduda Kore kanalları olduğunu duymuştum. Evde yabancı müzik, ingilizce dizi, haber vs izlemek için zaten uzun zamandır televizyonumda Türksat hariç Hotbird tanımlı 2. bir çanak antenim vardı. Ancak Tv'm smart gibi ince olsa da Hd kanalları açmıyordu. Sözünü ettiğim bu iki kanal ise HD yayın yaptığı için kanal listesinde çıksalarda ses ya da görüntü yoktu yani. Ben de Türkiye'de kanalların izlenmediğini zannediyordum. Suç Smart zannettiğim Tv'mdeyiş meğerse:) Akrabamı ziyarete İzmir'e gittiğimde KBS World kanalının izlenebilir olduğunu fark ettim. Sonra şans eseri uydu cihazı ve tv lerden biri bozuldu. Böylece dahili uydulu akıllı Tv alabilme imkanım oldu. Tv kurulumu sonrası otomatik kanal araması yaptım ve kanallar çıktı zaten.
 
Şimdi dizilerden sıkılınca başka arayışlara giren benim gibiler için iki önerim var.
 

1. Türksat Kablo Tv: Arirang ve Kbs World Türksat Kablo Tv'de var. (Tabii kablo tv ücretli)
 

 
 
 2. Çanak anten + Hd yayınları açabilen Uydu alıcısı cihaz ya da dahili uydu alıcılı akıllı Tv

 AYNI KANALLAR UYDUDA YER ALIYOR / ÇANAK ANTENLE ÜCRETSİZ İZLENEBİLİR

Yukarda da belirttiğim gibi bu kanalları paralı kablo tv olmaksızın ücretsiz izlemeniz mümkün. Bir de orta derece İngilizceniz varsa tamamdır:) Bu iki kanaldan KBS WORLD  Korece yayın yapıyor ama İngilizce altyazı oluyor. Arirang'sa İngilizce. Korece konuşulan yayınlara yine İngilizce altyazı desteği sunuluyor. Tabii önce onları izleyebilmek için bir çanak anten gerek. Sonra HD uydu alıcısı cihaza ya da dahili uydu alıcılı Hd yayın yapan akıllı tv'ye ihtiyacınız olacak. Çanak anteniniz Hotbird uydusuna ayarlanmış olmalı. Yayın akışını nette takip edecekseniz ülkelerimiz arasında tam 6 saatlik zaman farkı var unutmayın:) Onların saati bizden ileri. Yani bizde saat öğleden sonra 14:00 ise onların 6 saat ileri (Saat aynı gününü akşamı 20:00 demek) Ayrıca Yaz Saati-Kış Saati Uygulmasında bu fark kışın 7 saat olabiliyor.
 
Hatırlatma: Bazen Uydu adreslerini güncellemek gerekebilir. Yani Hotbird'de kanal kaybolabilir. Çünkü yeni bir adrese tanımlanmıştır. Genelde otomatik tarama ile yenisine de ulaşabilirsiniz ancak bazen frekans bilgileri tv'nizin güncel olup olmamasına göre yer almayabilir. O nedenle bu bilgileri siz girip arama yapabilirsiniz.
 

KBS WORLD:


Arama Seçeneği 1:
 
Orbital Location:       Hotbird/13B
Frequency Band: Ku-Band
 Frequency (SR): 11642.00
Polarization: Horizontal
SR
27500

FEC: 3/4
Area: Europe                         
 
Arama Seçeneği 2: 
 
 
Arama Seçeneği 3:
 
 
Bizde TRT 1 ne ise Kore'de de KBS benzer bir pozisyonda sanırım. KBS World'de yayın grubunun dünyaya yayın yapan kanalı. Programlar İngilizce alt yazı ile sunulmakta ve KBS ve KBS2'den diziler ve çeşitli programlar seçilip yayınlanmakta. Bu kanalı keşfettikten sonra yukarıda bahsettiğim iki program dışında Arirang'a pek uğramaz olduğumu belirtmem gerek. Ancak programlar pek de iyi değil. Özellikle hemen hemen hepsinde görünen yemek takıntısı beni iyice sıkıyor. Ağız dolusu tıkınmak ve bir de bunu ekrana taşımak nedir? Herhalde arada denk geldiğim dizi ve müzik programları olmasa izlemeyi bırakırdım. Bizdeki kış saati ve yaz saati sona erdiğinden beri 6 saatlik zaman dilimi farkı programları izlemeyi bazen zorlaştırıyor. Diziler geç saate ya da tamamen uyumsuz gece saatlerine denk geliyor çoğu zaman. Hafta sonu bazı tekrarları yakalamak da mümkün. Gelelim yayındaki bazı programlara:
 
Salı Çarşamba / Perşembe Cuma ve Hafta Sonu Dizileri:
Bu kuşakta KBS'in yayınladığı diziler var. Yalnız izlediğiniz yapımın türüne göre biraz üst İngilizce seviyesi gerekebilir. Örneğin içinde geçen mesleki kelime ya da cümleler nedeniyle tıp dizilerini çok  izleyememiştim. Bir de Kbs'nin diğer kanallarında verilen kimi güncel diziler artık nedense yayınlanmıyor.
 
Moonshine, King of Tears, Dali & Cocky Prince, Queen Of Seven Days, Hwarang, Witch At Court, Mad Dog, Jugglers, Black Knight ve My Golden Life gibi yapımları burada takip etmiştim. Elbette İngilizce altyazılı sunuluyor. Yine hafta içi pazartesi, salı, çarşamba, perşembe 18:20-19:20 arası daha önce prime time'da yayınlanmış ve yüksel izlenme oranları elde etmiş diziler ekrana geliyor. Good Doctor, House of Bluebird, Descendent of Sun, Love Rain, Gunman İn Joseon, Irıs gibi izlemediğim bazı yapımları burada takip etme imkanım olmuştu.
 
 
The Seasons : Park Bogum's Cantabile

Eger oyuncunun hayranıysanız kaçırmayın. 2025'in en gözde programlarından biri bu. Türkiye saatini cok net veremeyeceğim ama haftasonu akşam saatiydi. (Bu sıralar çanak antenimde sorun var ve kanal çoğu zaman çıkmıyor. Dyu bağlantısı su aldı sanırım.)
 
Immortal Songs 2
Benim favori programım. Ailee, Gummy, KCM, Kim Feel, Ben, SG WannaBe gibi güçlü yorumcuları bir araya getiren ve her hafta bir üstadın şarkılarının söylendiği ya da bestelediği şarkıları başarılı bir şekilde yorumlarken yarıştıran müzik programı. Şarkılar esnasında Korece şarkı sözleri de veriliyor. Korece öğreniyorsanız okumanızı geliştirebilirsiniz. 
 
My Neighbor, Charles:
 
Korede yaşayan ve koreli ile evli yabancıları anlatan bir programdır. Türkiye'den de bölüm yayınlanmıştı. Ama Türk hanımefendi ülke insanının şu son yıllardaki halini yansıtırcasına biçimde çok gergin ve agresifti. Birçok ülkeden örneği izleyince biraz rahatsız edici bulmuştum.
 

You Heeyul's Sketchbook:
Bu program en sevdiklerimden. Kendisi de müzik sektöründen gelen sunucunun davet ettiği birçok ünlü isim sahnede canlı performans sergiliyor. Öyle bağırıp çağıran tuhaf bir seyirci kitlesi de yok neyse ki. Zaten pandemiyle birlikte seyirci de olmuyordu bir süredir. sonrasında da final yaptı.

Music Bank
Kpop İdollerini sahne performanslarıyla sunan cuma akşamlarının programıdır. Sevilen gruplar ve yeni çıkanların sahne performanslarını izleyebilirsiniz. Kore Top 20 listesi de verilir.
 
Weekly Entertaintment : Yeniden yayından kaldırıldı
Yayın Saati:  Her pazartesi akşamı saat 22:10'da ya da 23:10’da (16:10'da da var aynı yayın)

Bir saat boyunca devam eden ve çeşitli bölümlerden oluşan bir magazin programıdır. Kanal genelde sunduğu dizileri çevresindeki oyuncularla röportaj yapıyor. İçerikteki Guerilla Date'ı zevkle izliyorum mesela. Bir ünlüyü Seul sokaklarında sevenleriyle bir araya getiriyorlar. Bir dolu kalabalık eşliğinde röportaja başlayıp ilerleyen dakikalarda bir kaçına söz hakkı veriyorlar. Bunun dışında elbette ünlülerin özel yaşamına, evlilik ve birliktelik haberlerine ya da kimi zaman yaşanan skandallara da değiniliyor. Ben Kore magazinini buradan takip ediyorum diyebilirim.


Return of Superman
Babalar ve çocukları olarak betimleyebileceğim programı ilk zamanlar sık sık takip ederdim. Toplam iki ya da üç ailenin günlük yaşamı gizlenmiş kameralar eşliğinde sunuluyor. Ancak artık hele bu yıl iyice sıkıcı buluyorum. Bir Koreli ile evli ve belli ki Kore'de sevilen bir yüz olan Sam ve oğulları William ile Bently'i hiç sevmedim örneğin. Neden şöyle daha popüler Koreli oyuncu çiftleri vs göremiyoruz ki? Artık izlemiyorum.



Arirang Tv:
 

Satellite :  Hotbird 13E (Avrupa 1)
Frequency : 11623Mhz ya da 12596
Symbol rate : 27500
FEC : 3/4
Polarization : Vertical / V
V-PID : 225
A-PID(1/2) : 245
A-PID(3/4) : -
Band : Ku-Band
Standard : PAL

Bu kanal genel olarak dünyaya yayın yapan kültürel bir kanal. Bir dönem hafta sonu dizi yayınlandığını da anımsıyorum ancak şu an böyle bir durum yok. İlgi çekici programlar olabiliyor. Tabii İngilizce bilmeniz gerekiyor.
 

ShowBiz Korea:Pandemi sonrası artık yayınlanmıyor.
 
Yayın Saati:  Her akşam saat 21:00'da
Sunucular : Jasper Cho (İzlediyseniz Descendent Of Sun'dan hatırlarsınız) ve Lina Kwon (Lisa Kwon kaldı ve partneri değişti daha sonra)

İçerik: Kore dizileri filmleri ve ünlüler hakkında bilgi veren bir magazin programı. Şahssen her akşam izleyen biri olarak bu pogramı zevkle takip edenlerdenim. İngilizce geliştirmek için de önerebilirim çünkü sunucuların İngilizcesi gayet anlaşılır ve kolay bir seviye.

Pops In Seoul:
 
Yayın Saati:  Her akşam saat 21:30'da
Sunucu :?
 
Yarım saatlik bir Kpop programı. Klipler yayınlanıyor ve haftanın bir günü de yeni çıkış yapan ya da albüm çıkaran vokaller ya da gruplar programa konuk olarak katılıyor. Ancak sunucu seçimi konusunda başarılı değiller. Birkaç gün önce denk geldiğimde bu kez iki kadın sunucu vardı. Biraz da böyle şansımızı deneyelim dediler sanırım. İlla bir kpop şarkıcısı olmak zorunda mı? Bence kesinlikle değil. 
 
I'm Live: 
Yayın Saati:  Haftada bir yayınlanıyor.
Sunucu :?
 
Bir Kpop yıldızının kulüp gibi bir ortamda verdiği konser kaydı. Ünlü bazı isimlere denk geldim. Özellikle canlı performansları dinlemeyi seviyorsanız tam sizlik.

Simply Kop 
 
Bir diğer Kpop müzik programı. Bu kez sevdiğimiz şarkıcıları ve grupları sahne performansları eşliğinde izlemek mümkün. Ne yazık ki şarkılar esnasında seyirci kitlesinin attığı çığlıklar yüzünden programdan soğudum ve bir süredir takip etmiyorum.


30 Aralık 2017 Cumartesi

Cheese In The Trap (2016)

12/30/2017 12:04:00 ÖÖ 0 Comments

Webtoon (internet üzerinden yayınlanan çizgi roman) versiyonuyla sıkı bir hayran kitlesine sahip olan  Cheese In The Trap diziye dönüştürülmesi kaçınılmaz hikayesi ve göz dolduran oyunculuklarıyla dizi arşivimde kendine yer bulan, iyi ki izlemiş dediğim bir yapım. Salt iyi ya da kötü yoktur, herkesin karanlık yöneleri vardır gerçeğinden yola çıkarak diğer pekçok dizide gördüğümüz üzere hikayedeki karakterler siyah ve beyaz ayrımına konmamış. Özellikle her anlamda beğendiğim oyuncu Park Hae Jin, karizması ve karanlık yönelerini başarıyla yansıttığı Yoo Jung rolüyle bir kez daha nefesimi kesti ve onu içeren izlediğim her kareden zevk aldım. Oysa dizi devam ederken belki kasıtlı bir kitlenin hedefiydi, bilemiyorum ve nedenini çok anlayamasam da internette kendisine yönelen nefret söylemleriyle boğuşmuş. Doğrusu bunu duyduğuma üzüldüm. Çünkü yeni yetme bir yıldız değil. Ne yazık ki internet ortamında herkes "ağzı olan konuşuyor" hesabı fikirlerini, görüş ve duygularını özgürce de yazabileceği düşüncesinde. Oysa kişilerin sırf kendi zevklerine hitap etmiyor diye karşı tarafı yıpratmaya hakkı yok.
 

Gelelim dizmizin konusuna: Hikaye Kore'nin en önemli üniversitesine giden bir grup gencin etrafında şekilleniyor. Yoo Jung (Park Hae-jin) gerek zekası gerekse mükemmel dış görünüşüyle popüleritesi zirve yapmış çevresinde her daim güzel kızların dolandığı etkileyici bir erkek, iç dünyasında tam bir gizem yumağıdır. Özellikle Seol'un başına sarılan her sorunu çoğunlukla gizlice çözerken sergilediği karanlık taraf rolünün çekiciliğini kat be kat arttırıyor. Hikayemizin dalgalı kızıl saçlarıyla arz-ı endam eden kızı Hong Seol (Kim Go-Eun) ailesinin ünivesite harcını karşılamakta zorlandığı dış görünüşünü önemsemeyen kendi halinde çalışkan bir kızdır. Sürpriz şekilde elde etttiği bursu devam ettirebilmek adına dirsek çürütürken iyi niyetliliğini sömürmeye her daim hevesli akbaba zihniyetindeki çıkarcı ve iki yüzlü sınıf arkadaşlarının neden olduğu sorunlarla uğraşır. Okulun tanışma yemeğinde herkesin aksine fark ettiği Yoo Jung'un karanlık tarafı kesinlikle rahatsız edicidir. Yaptıklarının altında başka nedenler yattığını gösteren şeyler yaşamıştır. Dahası popüler bir çocuğun neden sıkça karşısına çıkıp kendisine bu denli nazik davrandığı koca bir soru işaretidir. Çünkü daha önce kesinlikle böyle değildir! O'ndan uzak durmaya çalışır. Yine de Yoo Jung'dan köşe bucak kaçmayı denediği her durum sonuçsuz kalır. Biraraya geldikleri her ortamda çocuğun da -fark ettiği- üzere gerilir.  
 

Baek In Ho (Seo Kang-joon) ise küçük yaşta ailesini kaybetmiş ve Jung'un varlıklı babasının o ve kızkardeşi Baek In Ha'ya (Lee Sung-Kyung) kanat germesi sayesinde hayatını sürdürmüştür. Varlık sebebi başkalarının sırtından geçinmek olan dengesiz ve sorumsuz ablası sırtının kamburudur. Geçmişteki bağlarına rağmen şu anda bir nedenden ötürü Jung'tan ölesiye nefret etmektedir. Bölümler ilerledikçe aslında onun da zamanında hiç de niyetli olmayan davranışlar içine girdiğini öğreniriz. Özelikle Seol'le tanışıp da sıkça çevresinde dolaşmasından Jung da belirgin biçimde rahatsızlık duyar. Görünüşe göre nefret her ikisi için de karşılıklıdır.
 

Asistan bozuntusundan tutunda sapık takipçi Oh Young-Gon'a kadar hikayedeki tüm yan karakterler arıza tiplerdi desem herhalde yanlış söylemiş olmam. Arkadaşlık ve vefa denen şeyin yanından geçmeyen, yaptığı hatayı görmezden gelip her daim dolap çeviren, başkasının sırtından geçinen, başkasının avukatı olmaya meraklı ama kendi kancayı takamayınca karşısındakini ayartmakla suçlayan, masum bir taklitçiden sapıklık derecesinde kıskançlığa bağlayanlara kadar renki ve sinir zıplatan karakterler eşliğinde romantizm yakalamaya çalışmak hayli zordu. Aslında  bu yönüyle bir açıdan da renkiydi.
 
 
Dizi bitmiş olsa da Webtoon üzerinden çizgi romanı devam ediyor. Bu açıdan ne yazık ki büyük talihsizlik! Hatta kimi dizi takipçileri bu sondan memnuniyet duymamış. Bir de final bölümünde Park Hae Jin'in sahnelerinin kesilmesi büyük tepkilere neden olmuş. Hatta yönetmen bozuntusu diziyi sevmiyor mu nedir "bir pisikopat hakkında yapılan bir dizi" demiş!!! Ayrıca yönetmen yazardan habersiz kendince bir final yapınca ortalık karışmış. Sonrasında hatasını fark edip özür dilemiş.

Cheese In Trap: The Movie
 
Bunlardan mıdır bilinmez Cheese In The Trap başrolde yine Park Hae Jin'le 2018 yılında bu kez beyaz perdeye taşındı. Kadın karakter için bir başka oyuncu seçilmişti. Açık ara Kim Go-Eun'dan güzel ama değişikliği sevmem. Bu da beni mutlu etmedi. Neden Kim Go-eun'ın projede yer almadığını bilmiyorum. Ayrıca Beak In Hoo için seçilen kişi de dizidekini mumla aratmış. Başrolü gölgede bırakmasın mı demişler nedir? Filmi de zaten sonuçta yine bitmemiş konusuyla bir remake. Dolayısıyla hikayeye yeni bir soluk kattığı da yok. Sadece Park Hae Jin olduğu için göz attım:)
 
Baek On Ho ve Beak In Ha

NOT 1:  Dizi sonrası çekimlerin kamera arkası ve oyunculardan özel karelerin yer aldığı bir de özel bölüm yapılmış. Bulursanız onu da izlemenizi öneririm

NOT 2: Bu arada Webtoon'un Türkçe çevirisini yapanlar var. Ancak şu anda diziden sonrasına ulaşmış değil sanırım. Çizimler ve karakterler çok yavan ve çirkin geldi. Ayrıca öyle hoş bir manga okuma havası falan vermiyor. Şahsen ben sevemedim ve bu nedenle okumaya devam etmedim. Tabii hala hikayenin nasıl ilerlediğini merak ediyorum:) Benim gibi merak edip soranlara ilerde ana karakterlerin evlendiklerini falan yazmıştı internette birileri.
 
 
 

29 Aralık 2017 Cuma

Descendants of the Sun (2016)

12/29/2017 11:09:00 ÖS 0 Comments
Yapım büyük ses getirdiği yıl benim için asker konusu içerdiği için ötelediğim sonrasında linkleri öldüğü için edinemediğim bir seriydi. Keşke indirseydim diye hayıflandım ama nafile. Bazen dizileri izleyememek izleyici için artı demek sanırım. Böylece harika hikayelerin iyiler arasında kaybolup gitmesi mümkün olmuyor. Bizim için onları çeviren iki malum site var. Yeppudaa ve Koreanturk (İyiki varsınız:) Lütfen bir yerlere gitmeyin:) Şahsen ben ilkini tercih ediyorum çünkü paylaşım dosyaları diğerininkinin yarısı kadar. Ancak dizinin dünya çapındaki başarısı ve izlenme oranları tavan yapınca telif hakkı devriye girdi ve linkler ölüverdi.Bir süredir aralıklarla belki yine paylaşılır umuduyla aranıyordum ki nihayet harika yapım nete düştü. Keyfime diyecek yoktu elbet. Hedefe kilitledim. İki günde bile bitirebileceğim kadar nefisti ama yüksek lisans işleri yüzünden tadını çıkararak ve kendimi frenleyerek tv den uzak durdum.


Gelelim içeriğinde ne var ne yokmuş deyip eteğimizdeki taşları dökmeye. Bir Bileşmiş Milletler askeri olan Yoo Shi Jin ve arkadaşı Başçavuş Sao Dae Young görev sonrası başkente dönmüş ve eğlence parkında oyuncak tabancalarla hedef vurma standında ter dökmektedirler. Tam ellerindekinin bozuk olduğu konusunda hem fikir olmuşlardır ki yardım isteyen bir kadın çığlığı duyarlar. Görünüşe göre biri hırsızlık yapmış motorsikletiyle olay yerini terk etmektedir. Tam da bulundukları yolu geçerken ikilinin plastik mermileri ile yeri boylar. Düşme yüzünden yaralanınca gerekli ilk müdahaleyi yapmaya koyulur ve koluna durumunu anlatan bir de not yazıp gelen ambülansla hastaneye postalarlar. Ancak sonrasında fark ederler ki hırsız o hengamede baş çavuşun telefonunu yürütmüştür. Yüzbaşı kendisininki ile arar ama açan olmaz Soluğu hastanede alırlar. Bu arada hastamız rönteng için gittiğinden telefonu çalınca tedaviden sorumlu doktorumuz Kang Mo Yeon onu yerine cevap verir. Çağrı kaydı Büyük Patron olarak gözükmektedir. Dolayısıyla geldiklerinde çoktan karşısındakinin çete lideri ya da benzer birşey olduğu kanaatına varmıştır. (Gerçi o sevimli yüzle kim çete lideri olur ki! Ah Ah!) Durumu açıklama girişimini görmezden gelir ve konuşmaya gönüllü bile olmaz. Tabii yüzbaşı hanımefendiyi çoktan ilginç bulmuştur ve kolay kolay pes etmeye niyeti yoktur. Bu arada sevimli hırsızımız hastaneden kaçar. Çünkü alacaklıları peşindedir. Ellerine düşer ve tartaklanırken Yüzbaşı Yoo Shi Jin ve arkadaşı Başçavuş Sao Dae Young olaya müdahil olurlar. Görünüşe göre kendi geçmişi de pek parlak olmayan Sao Dae Young delikanlıyı abisi olarak korumak istemektedir. Kaba ve kötü adamlar ikilinin elinden hamur haline gelir ama bu arada delikanlı iyice benzetilmiştir.


Çocuk revire götürüldüğünde halini gören güzel doktorumuz  her ne kadar Yoo Shi Jin "güzelleri, yaşlıları ve yardıma ihtiyacı olanı korurum" ilkesiyle yaşadığını söylese de suçlu olduklarına inanmıştır. Açıklamalarına kulak tıkar ve güvenlik kameralarıyla teyit etmek ister. CCTV'de durumu anlayınca özür diler. Görünüşe göre aklandığı için memnun olan Yüzbaşı Yoo Shi Jin kibarca özrünü kabul edip karşılığında bir iylik yapmasını ve kendisini tedavi edimesini ister. Yarasını işaret edince Kang Mo Yeon dalga geçtiğini düşünüp parmak basar. Kıvranırken tişörtünü sıyırınca ufak bir şok geçirir. Görünüşe göre adam sözlerinde ciddidir. Dikişleri açılmış ve yarası kanamaktadır. Nasıl olduğunu sorunca üstün körü bir sebep söyler ama doktorumuz da geçmişte gönüllü çalışmalar yapmıştır ve silah yaralanmalarına aşinadır. Yüzbaşı yine de çok net konuşmaz. Birimindeki revire rağmen kontrol için gelip gelemeyeceğini sorar. Çünkü uzun yolları göze alacak kadar karşısındakinden etkilenmiş haldedir. Ancak sonraki görüşmeleri Kang Mo Yeon'un girdiği acil ameliyat yüzünden gerçekleşmez. Yoo Shi Jin bir süre bekleyip birliğine döner. Telefonlaşırlar ve Yoo Shi Jin geç saate rağmen yine de  gelebileceğini söyler. Hastaneye adım atmıştır ki görev için çağrıldığını bildiren bir telefon çağrısı alır. Görünüşe göre bir araya gelmek o an için mümkün olmayacaktır. Durumunu bildirdiğinde buluşmaya hazırlanan Kang Mo Yeon  nerede olduğunu sorar. Genç adamın çatıdayım yanıtına şaşırır. Yoo Shi Jin bir sonraki sefere hastane dışında bulmayı ve sinemaya gitmeyi öneirir ve kendisini almaya gelen helikoptere biner.
 

Afganistandaki bir rehine krizini çözüp geri döndüğünde hiç birşeyin farkında olmayan ve ikinci buluşma için nöbet bitimi evine gitmek üzere çıkan sevgilisini almaya gelmiş sıradan bir genç adamdır. Ancak sinemada beklenmedik görev takvimi uyarınca emir aldığı bir telefon gelince kızımız "yine mi terk ediliyorum?" derken adamakıllı bozulmuştur. Genç adamın verebileceği tek cevap özür dilemektir. Kang Mo Yeon randevuya yalnız devam etmeye ve filmi yalnız izlemeye karar vermiştir ki kendisi de hastaneden gelen bir telefon nedeniyle çıkmak zorunda kalır. Uzun süredir akademik kariyer ve profesörlük için uğraşmakta ve bu uğurda hocalarının rica adı altında ayak işlerini yapmaktadır. Daha iyi olabilmek için deneyim kazanmak ve rakiplerinden sıyrılabilmek için uzun mesailer harcayıp ameleyathanede de ter dökmektedir. Tüm bu çabasına rağmen alt sınıfından bağlantıları iyi bir başka kişninin yerine seçilince 4. başvurusu da böylece geri çevrilmiş olur. Kıza ve pişkinliğine duyduğu derin öfke ya da döktüğü gözyaşları durumu değiştirmez. Yeni profesörün ayak işi niteliğindeki yüzsüz talepleri de pes dedirtir. Ancak bu durum beklenmedik biçimde onun için yeni bir kapıyı açar. Televizyonda sağlık programına çıkan konuk doktor olarak ekranda boy gösterirken ünü ülke çapında yayılmaktadır. Yoo Shi Jin döndüğünde önce telefonlarına yanıt alamaz ama kısa süre sonra onu ekranlarda bulur. Yeniden bir araya geldikleri kafede karşılıklı otururlarken aralarında görünmez bir duvar örülmüş gibidir.  İkilinin konuşması bir yol ayrımı niteliğindedir. Kang Mo Yeon oek çok cümlenin ardından ilişkilerini bitirmeyi seçer. Yoo Shi Jin zaten bunu bekler gibidir ve iyi dileklerini sunmakla yetinir. Sekiz ay sonra Kang Mo Yeon hastane başkanının iş dışı beklentilerini karşılamayışı yüzünden Uruk'a gönüllü gidecek ekibin başında sürgüne yollandığında  burada bölük komutanı konumundaki Yoo Shi Jin ile yeniden karşılaşırlar.



Hikayemizin ikinci çiftinin odağında başçavuş Sao Dae Young ve yine asker ama aynı zamanda bir doktor olan Yoon Myeong Joo var. Biri generalin kızı öteki düşük seviye bir asker. Yani sosyal statü aralarındaki en büyük engel ve general baba da yine yüksek mevki bir asker oğlu olan Yoo Shi Ji'i damadı olarak görmek istemekte. Bu yüzden onaylanmayan birliktelikleri her defasında ayrılık anlamına gelmekte. Adam için hüzünlü bir aşk. Çünkü ulaşılabilirliği yok. Kişi nasıl doğduğunu ya da nereye ait olduğunu değiştiremiyor.  Mesleğinin bir parçası itaati ve kabullenmeyi gerektiriyor. En büyük engeli sevdiği insanın babası olduğu kadar sorgulamadan emirlerine harfiyen uyması gereken üstü durumunda.


Seri hakkında birkaç not düşeyim. Bu dizi hakkında kesinlikle yanıldığımı itiraf ediyorum. Asker, silah ve çatışma içerikli yapımları pek sevmem. Ancak konu basit gibi gözükse de insancıl yönü beni derinden etkiledi. Vatan, bayrak ve millet sevgisini hissetmek bu duyguya yabancı olmayan bir toplumun ferdi olduğumdan belki zaman zaman fazlasıyla duygulandırdı. Neden asker oldun sorusuna Yoo Shi Ji'in verdiği cevap manidardı."Birilerinin olması gerek." Gerçekten de ne kadar doğru bir tesbit. Birileri fedakarlık yapmasa ve canını ortaya koymazsa güzide ülkemin hali nice olur diye düşünmeden edemedim. Korelilerdeki vatanseverlik bizimkine benzer duygular hissetirdi sanırım. (Gerçi yakın zamanda halkın vatandaşlıktan çıkmaya meyilli olduğunu da okumuştum bir ara nette.) Öte yandan oyuncu Song Joong-Ki dizi öncesi askerlik hizmetini tamamlamıştı. Belki de bu yüzden karakterine hayat verirken o hislere aşinaydı ve en ufak bir yapmacıklık hissi uyandırmadı. Hikayenin bam telimize dokunan insancıl yönü ise bambaşkaydı. Deprem sonrası Uruk Halkına yardım elli uzatılışı ve yerli halktan bir santral çalışanının botlarını ayakları açık ayakkabısında kan revan içinde kalmış doktora kızımıza verdiği o sahneyi izlerken gözyaşlarımı tutamadım. Felaketlerde insanlık önceliklidir. Din, dil, milliyet ayrımı olmaz. 17 Ağustos Gölcük /Marmara Depremi'nde bunu yaşamış bir toplumuz. Bizler için içler acısı bir dönemdi. Çekilen sıkıntıları halen hatırlarım.

Dizideki yan karakterler de rollerinin hakkını vermiş. Hikayede kötüler de var olmalı elbet ve buradaki kötü adam cidden çok karizmaydı. Amerikalı eski asker şimdilerin silah kaçakçısı Argus sergilediği muhteşem oyunculukla iyi iş çıkarmış. Ses tonu da bir o kadar etkileyici. Yoo Shi Jin ile süregelen dostluklarının bittiği o sahne de muhtemeşdi. (Anlatmak istiyorum ama tadı kaçmasın:) Yardım ekibimizin bir diğer doktor çifti Song Sang-Hyun ve Ha Ja-Ae ilerlemiş yaşlarına rağmen bir türlü sevgililik aşamasına geçemeyen sevimli halleriyle ve eğlenceli replikleriyle gülümsetti. Şu ara Arirang Tv'de Showbiz Korea sunuculuğunu yapan Jasper Choe'u Daniel Spencer rolünde görünce şaşırdım. Öncesinde dizilerde yer aldığı hakkında biraz bilgim vardı ama burada görmek süpriz oldu. Lee Chi-Hoon'un ise göçük altındaki adamı artçı şok sırasında geride bıraktığı  için pasif ve suçlu gibi davranması aptalca geldi. Deprem olurken tepene birşeyler düşmeden kaçabiliyorsan kaçman kadar doğal birşey olmasa gerek. Sonrasında kendini kanıtlama çabası falan pek inandırıcı gelmedi. Yaptığı yüzünden ona hasım kesilen karakter de bir diğer sinir tipti. Hikayede Jang Hee-Eu'ın varlık sebebini çözemedim. Sürekli "şimdi ne olacak" diyerek zırlaması dışında pek bir repliği yoktu. Senaristi keşke daha anlamlı bir rol örgüsü verseymiş iyi olurmuş. Lüzümsuz bir karakterdi.

Dizinin %40'a dayanan izlenme oranı ve dünya çapındaki başarısı malum. O yılın bütün ödüllerini de silip  süpürmüş. Senaristini ve metin yazarlarını kutlamak gerek. İnce ayrıntılarla ve yerinde espirilerle ilmek ilmek örülmüş ve çok iyi sunulmuş. Ama şu final konusunda daha iyi birşeyler yapılabilirdi. Klişe olsun ne fark eder. Niye bize harika bir finali çok görüyorlar bilmem:) Seriyi ülkemizde ekranlarda görmek isterdim doğrusu. Ama bizim kanallarımız genelde uzun serileri tercih ediyor.  (Artık yayınlamıyorlar tabii) Bu yüzden pek ihtimal dahilinde görmüyorum.

Müzik albümü ise en az seri kadar dinlenilesi. Gummy'nin You Are My Everything'i ilk sırada gönlüme taht kurdu. Ancak tüm albüm arşivlenmeyi hak ediyor. Aslında bu denli hoş şarkılar neden bir albüme konmuş ki? Her biri bir dizinini baş yapıt şarkısı olabilirmiş.

1. Gummy: You Are My Everything
2. Yoon Mi Rae : Always
3. LYn : With You (En az You Are My Everything kadar güzel )
4. Mad Clown and Kim Na Young: Once Again (Rap kısımlarını duyunca hayal kırıklığı yarattı)

Hikayemizin iki ana karakterinin 2017 sonlarında evlendi. Song Joong-Ki 1985, Song Hye-Kyo ise 1981 doğumlu. İkilinin kimyası gayet gerçekçi görünüyordu:) Ancak evlilikleri sona erdi.