Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu

7 Kasım 2015 Cumartesi

Faith - The Great Doctor Ost Şarkı Sözleri ve Çevirileri

11/07/2015 11:24:00 ÖÖ 0 Comments
Hatırlatma: Hangıl yani Korece harf karşılıkları kimi zaman Türkçe transkripsiyonda tam karşılık bulamamaktadır. Örnegin başta k okunan bir harf ortada g olarak okunabilmekte, yine okunuş durumuna göre bizdeki k harfinden çok ingilizcedeki q gibi çıkabilmektedir. Buradaki şarkı sözlerininin Türkçe transkripsiyonu direkt hangıl alfabesinden yapılmıştır. Standart latin harf transkripsiyonu yerine harflerin Türkçe karşılıkları kullanılmıştır. Emeğe saygı gösterip paylaşım halinde lütfen blogu kaynak gösteriniz. 

Türkçe Transkripsiyon ve Ingilizce'den Türkçe'ye çeviriler için teşekkürler Emi :)















 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şarkıyı Seslendiren: ALi 
Şarkı Adı:  Carry On (Devam Et)


같은 시간 속에 웃고 있는  
Katın şigan soke utgo innın nol bomyon
As we’re in the same time, I see you smile
Aynı zamanı paylaştığımız o an gülümsediğini görüyorum


이제  눈엔 너만 있어
İçe ne nunen noman isso
Now only you are in my eyes
Artık benim gözümde sadece sen varsın
 

마치 운명처럼 물들어간 하루는
Maçi unmyong çorom muldırogan harunın
Just like fate, each day gets filled with you
Sanki kader gibi, her günüm seninle doluyor


이미 천년을 지난듯해
İmi çonnyonıl çinandıthe
It already feels like a thousand years has passed
Şimdiden bin yılı geçmiş gibi


오직 너를 느끼고하얀 피부에 닿아
Ocik narıll nıkkigo hayan pibue taha
I only feel you against my white skin
Sadece seni hissediyorum solgun tenime dokunan
 

살며시 스며든  숨결
Sal myoşi sımyodın ne sumgyol
Your breath softly touches me
Nefesin hafifçe tenime nüfuz ediyor
 

매일 꿈을 꾸나봐
Meil kumıl kunabwa
I dream every day
Her gün hayalini kuruyorum


정말 거짓말처럼
O! Congmal kocimalçorom
Truly, like a lie
Oh! Sahiden de bir yalan gibi
 

말없이 다가온  모습
Marobşi dagaon ne mosıp
You came to me without a word
Hiçbir şey söylemeden geldin bana


 쉬는  순간부터
Sum suinın gı sunganbutto
The moment you started to breathe
Nefes almaya başladığın andan beri


 심장이 되버린 
Ne şimcangi tweborin no
You became my heart
Benim kalbim oldun sen


함께 꿈꾸며 사랑할
Hamke kumkumyo saranghalle
I want to dream with you and love you
Birlikte hayal kurmak ve seni sevmek istiyorum


소중한  품속에서 하루를 살고 
Socunghan ne pumsogeso harurıl salgo şipo
I want to live my days in your precious arms
Senin değerli kollarında yaşamımı sürdürmek istiyorum


사랑해  운명 같은 
Saranghe ne unmyong gatın no
I love you, you are my destiny
Seni seviyorum, kaderimsin sen benim


- Carry On- Carry On- Carry On- Carry On
Carry on carry on carry on carry on wo ooo
Devam et- O- Devam et Devam et- O- Devam et


같은 공간속에 빠져들고 있어 
Katın konggansoge pacyodılgo isso nan
In the same space, I am falling for you
Aynı yerde sana aşık oluyorum
 
이제  맘은 너만 
İçe ne mamın noman nıkkyo
Now only you can feel my heart
Artık sadece sen kalbimi hissedebilirsin


자꾸 가슴속에 서성이는  
Çakku kasımsoge sosonginın ne mosıp
You keep pacing through my heart
Kalbimi deli gibi çarptırıyorsun
 
                                                                                      
손을 뻗으면 닿을  
Sonıl podımyon dahıl dıt he
If I extend my hand, it seems like I can touch you
Elimi uzatsam sana dokunacak gibiyim
 

오직 너를 느끼고하얀 피부에 
Ocik narıll nıkkigo hayan pibue taha
I only feel you against my white skin
Sadece seni hissediyorum solgun tenime dokunan
 

살며시 스며든  
Sal myoşi sımyodın ne sumgyol
Your breath softly touches me
Nefesin hafifçe tenime nüfuz ediyor
 

매일 꿈을 꾸나
Meil kumıl kunabwa
I dream every day
Her gün hayalini kuruyorum


정말 거짓말처
O! Congmal kocimalçorom
Truly, like a lie
Oh! Sahiden de bir yalan gibi
 

말없이 다가온  
Marobşi dagaon ne mosıp
You came to me without a word
Hiçbir şey söylemeden geldin bana


 쉬는  순간부
Sum suinın gı sunganbutto
The moment you started to breathe
Nefes almaya başladığın andan beri


 심장이 되버린 
Ne şimcangi tweborin no
You became my heart
Benim kalbim oldun sen


함께 꿈꾸며 사랑할
Hamke kumkumyo saranghalle
I want to dream with you and love you
Birlikte hayal kurmak ve seni sevmek istiyorum


소중한  품속에서 하루를 살고 
Socunghan ne pumsogeso harurıl salgo şipo
I want to live my days in your precious arms
Senin değerli kollarında yaşamımı sürdürmek istiyorum


사랑해  운명 같은 
Saranghe ne unmyong gatın no
I love you, you are my destiny
Seni seviyorum, kaderimsin sen benim


- Carry On- Carry On- Carry On- Carry On-어어 -
Carry on carry on carry on carry on wo ooo

너를 사랑
Norıl saranghe
I love you
Whoo~ seni seviyorum


 심장이 되버린 
Ne şimcangi tweborin no
You became my heart
Benim kalbim oldun sen


함께 꿈꾸며 사랑할
Hamke kumkumyo saranghalle
I want to dream with you and love you
Birlikte hayal kurmak ve seni sevmek istiyorum


소중한  품속에서 하루를 살고 
Socunghan ne pumsogeso harurıl salgo şipo
I want to live my days in your precious arms
Senin değerli kollarında yaşamımı sürdürmek istiyorum


사랑해  운명 같은 
Saranghe ne unmyong gatın no
I love you, you are my destiny
Seni seviyorum, kaderimsin sen benim
 

사랑해우우우어어허 사랑
Saranghe uuu ye wo ooho saranghe
I love you, I love you

Seni seviyorum - uuu evet seni seviyorum















 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Şarkının Adı: 걸음이 느려서 (Korımi Nıryoso) 
(Because My Footsteps Are Slow / Adımlarım Yavaş Olduğundan)
Şarkıyı Seslendiren: Shin Yong Jae (신용재) 


끝도 없이 내리는 비처럼
Kıtto opşi nerinınpi çorom
Like the rain that falls endlessly
Hiç bitmeyecekmişcesine yağan yağmur gibi
 

그대가 가슴 깊이 내리죠
Kıtega kasım kipi nericyo
You fall deep into my heart
Kalbimin derinliklerine ulaşıyorsun
 

  없는 모래처럼  
Sel su omnın moreçorom ne mam
Like countless grains of sand
Tıpkı sonsuz kum taneleri gibi
 

가득  그대입니다
Katık çan kıteimnita
You fill up my heart
Kalbime dolup taşıyorsun
 

외롭던 날들 뒤척인 눈물들
Weropton naldıl twiçogin nunmuldıl
The lonely days, the held back tears
O yalnız günler, o akmayan gözyaşları
 

추억에 실어 웃으며 보내요
Çuoge şiro ısımyo boneyo
I will place them in memories and send them off with a smile
Hepsini hatıralarıma gömüp bir gülümseme ile veda edecegim
 

걸음이 느려서  맘이 느려서
Korımi nıryoso ne mami nıryoso
Because my steps are slow, because my heart is slow
Adımlarım yavaş olduğundan, kalbim yavaş olduğundan
 

닿을  그대인   멀리 돌아왔죠
Tahıl dıt kıtein gol çam molli dorawatçyo
Though you were so close for me to touch, I went around so far
Dokunabileceğim kadar yakın olmana rağmen uzaklarda kayboldum
 

그래서 아프고 그래서 그리운
Kıreso apıgo kıreso gıriun
That’s why it hurts and that’s why I long for you
Bu yüzden acı veriyor, bu yüzden seni çok özlüyorum
 

웃어도 눈물 나는  사랑이죠
Usodo nunmullanın ne sarangiyo
You’re my love, who makes me tear even when I smile
Aşkımsın, gülümsediğimde bile gözlerimi yaşartan


시간이 멈춰도 가슴이 멈춰도
Şigani momçwodo kasımi momçwodo
Though time stops, though my heart stops
Zaman dursa bile, kalbim dursa bile
 

거짓말처럼   품에 살겠죠
Gocit malçoromto ne pume salgetçyo
Like a lie, you will live in my arms again
Bir yalan gibi yine kollarımda olacaksın
 

사랑해요  심장이 뛰는 그대만큼
Sarangheyo ne şimcangi twenın kıdemankım
I love you as much as you make my heart beat
Kalbim senin için attığı sürece seni seveceğim


외롭던 날들 뒤척인 눈물들
Weropton naldıl twiçogin nunmuldıl
The lonely days, the held back tears
O yalnız günler, o akmayan gözyaşları
 

추억에 실어 웃으며 보내요
Çuoge şiro usımyo boneyo
I will place them in memories and send them off with a smile
Hepsini hatıralarıma gömüp bir gülümseme ile veda edecegim
 

걸음이 느려서  맘이 느려서
Korımi nıryoso ne mami nıryoso
Because my steps are slow, because my heart is slow
Adımlarım yavaş olduğundan, kalbim yavaş olduğundan
 

닿을  그대인   멀리 돌아왔죠
Tahıl dıt kıtein gol çam molli dorawatçyo
Though you were so close for me to touch, I went around so far
Dokunabileceğim kadar yakın olmana rağmen uzaklarda kayboldum
 

그래서 아프고 그래서 그리운
Kıreso apıgo kıreso gıriun
That’s why it hurts and that’s why I long for you
Bu yüzden acı veriyor, bu yüzden seni çok özlüyorum
 

웃어도 눈물 나는  사랑이죠
Usodo nunmullanın ne sarangiyo
You’re my love, who makes me tear even when I smile
Aşkımsın, gülümsediğimde bile gözlerimi yaşartan


시간이 멈춰도 가슴이 멈춰도
Şigani momçwodo kasımi momçwodo
Though time stops, though my heart stops
Zaman dursa bile, kalbim dursa bile
 

거짓말처럼   품에 살겠죠
Gocit malçoromto ne pume salgetçyo
Like a lie, you will live in my arms again
Bir yalan gibi yine kollarımda olacaksın
 

사랑해요  심장이 뛰는 그대만큼
Sarangheyo ne şimcangi twenın kıdemankım
I love you as much as you make my heart beat
Kalbim senin için attığı sürece seni seveceğim


그댄 웃어요 눈물은  줘요
Kıden usoyo nunmurın nal çwoyo
Please smile, give me your tears
Lütfen gülümse, gözyaşlarını ver bana
 

그게  행복이니까
Kıgene hengboginikka
Because that is my happiness
Çünkü benim mutluluğum bu


다시는 없겠죠 죽어도 없겠죠
Taşinın opgetçyo cugodo opgetçyo
There won’t be one again, not even if I die,
Başkası olmayacak, ölsem dahi
 

가슴을 토해도  자리인 사람
Kasımıl tohedo kı cariin saram
Even if I vomit up my heart – a person to take your spot
Kalbim yerinden çıksa bile, senin yerini alacak birisi (hiç olmayacak)
 

사랑해요  심장이 뛰는 그대만큼
Sarangheyo ne şimcangi twinın kıdemankım
I love you as much as you make my heart beat
Kalbim senin için attığı sürece seni seveceğim
 



















 
 
 
 
 
 
 
Şarkı Adı: 나쁜 사람 (Nappın Saram)
(Bad Person / Kötü Kişi)
Şarkıyı Seslendiren: Jang Hye Jin & MC Sniper


지금  순간 사랑에 데여 눈이 멀고 
Cigımi sungan sarange deyeo nuni molgo 
Even though I’ve been burned by love, blinded by love
Aşktan yansam bile, aşktan kör olsam 
 

심장이 멈춰도 시련의 옷을 벗고
Şimcangi momçwodo şiryonıi osıl botgo
And my heart has stopped, I will shed these hardships
Ve kalbim durmuş olsa bile, bu zorluklarla başa çıkacağım

 
내감정은 바람타고 떨어지는 벗꽃 
Negamcongın baramtago torocinın botkot 
My emotions are like falling cherry blossom petals in the wind
Duygularım rüzgârda düşen kiraz çiçekleri gibi

 
차오르는 눈물 뒤로   길을 걷고
Çaorının nunmul dwiro na ne girıl gotgo
But I will place my tears behind and walk mypath
Ama gözyaşlarımı arkamda bırakıp yolumda yürüyeceğim

 
멈출 수없는 질긴 사랑의 발걸음  
Momçul suomnın cilgin sarangıi balgorımgı
The footsteps of this tough love cannot be stopped
Bu zorlu aşkın izleri durdurulamaz

 
흘린 미소라도 좋아  너를 알거든
Hıllin misorado coha nan norıl algodın
Even if your smile trickles, I like it because I know you
Hafifçe gülümsesen bile, hoşuma gidiyor çünkü seni tanıyorum

 
온몸으로 맞는 슬픔  짙은 아픔 
Onmomıro matnın sılpım i citın apım 
I face this sadness with my entire body, this thick pain
Bu kedere tüm bedenimle karşı koyuyorum, bu yoğun acı

 
물거품처럼 사라지는 기쁨 마음의 고뿔
Mulgopumçorom saracinın gippım maımıi goppul
My joy disappears like the waves and my heart has caught a cold
Sevinçlerim dalgalar gibi yok oluyor ve kalbim hastalanıyor

 
그대는 나쁜 사람 모른척 아닌척 외면해도
Kıdenın nappın saram morınçog aninçok wemyonhedo
You are a bad person but even though I pretend not to know you and ignore you
Sen kötü bir insansın, seni tanımadığımı iddia etsem ve seni görmezden gelsem bile

 
자꾸만  눈에 밟히는 그런 사람 그대는  나쁜 사람
Çakkuman ne nune palphinın kıron saram kıdenın çam nappın saram
You keep coming into my eye – you are such a bad person
Gözlerimin içine işliyorsun - sen öyle kötü bir insansın ki

 
그대는 아픈 사랑 차가운  맘을 안아놓고
Kıdenın apın sarang çagaun ne mamıl ananogo
You are a painful love – you held my cold heart
Sen acı bir aşksın- buz gibi kalbimi avuçlarına aldın

 
숨죽여 눈물을 삼키게 만든 사람 그대는 아픈 사랑
Sumcugyo nunburıl samkige mandın saram kıdenın apın sarang
And you made me silently swallow my tears – you are a painful love
Ve gözyaşlarımı sessizce içime atmama sebep olansın - Sen acı verici bir aşksın

 
멋대로 사랑을 새겨놓고 사랑이 가슴을 멍들게 
Montero sarangıl segyonoko sarangi kasımıl mongdılge he
You engrave love into my love without permission and love bruises my heart
Sen aşkını benim aşkıma izinsiz kazıdın ve aşk kalbimi yaralıyor 

 
바보처럼 손을 내밀어도 숨어 버리는 그대는  나쁘다
Paboçorom sonıl nemirodo sumo porinın kıdenın çam nappıda
I extend my hand out like a fool but you just hide – you’re so bad
Aptal gibi elimi uzattım ama sen sadece gizlendin- Sen çok kötüsün

 
그대는 나쁜 사람 지우려 잊으려 애를 써도
Kıdenın nappın saram çiuryo icıryo erıl sodo
You are a bad person – I try to erase and forget you but
Sen kötü bir insansın - seni silmeye ve unutmaya çalışıyorum ama

 
미칠  그립고 그립게 만든  사람 그대는 나쁜 사람
Miçil dıt kıripgo kıripge mandın gı saram kıdenın nappın saram
You make me insanely miss you – you are such a bad person
Seni delice özlememe neden oluyorsun - Sen öyle kötü bir insansın ki

 
가슴이 운다 이사랑은  할퀴고 문다 
Kasımi unda isarangın nal halkwigo munda
My heart is crying and this love is scratching me up and biting me
Kalbim ağlıyor ve bu aşk beni yaralayıp acıtıyor

 
심장에 멍이지고 나면 꽃피길 꿈꾼다
Şimcange mongiçigo namyon kotpigil kumkunda
After my heart is bruised up, it dreams of blossoming again
Kalbim yaralansa bile çiçekler gibi tekrar açmayı hayal ediyor

 
옷은 벚는 저계절이져도 그때가 되면 온다 
Osın botnın cogyecoricyodo gıttega dwemyon onda
Even when seasons pass, when the time comes, you return
Mevsimler geçse bile, zamanı geldiğinde, sen dönüyorsun

 
오도가도 못하게    묶어들까?
Odogado mothage non we nal mukkodılka?
Why are you tying me up so I can’t go anywhere?
Neden elimi kolumu bağlıyorsun hiçbir yere gidemiyorum?

 
결빙된 마음속엔 빛이 들지 않아  
Gyolbingdwen maımsogen biçi dılci anha do
In my frozen heart, there is no light
Donmuş kalbimde, hiçbir ışık yok

 
볼수없는 사랑인지라 그져 눈을 감아
Bolsuomnın sarangincira gıcyo nunıl gama
So I can’t see this love even more so I close my eyes
Bu yüzden ben gözlerimi kapatsam bile bu aşkı daha fazla göremiyorum

 
한밤중에 퍼덕이는 새들의 날개짓 
Hanbamcunge podoginın sedırıi nalgecit
The birds flap their wings in the middle of the night
Kuşlar gecenin ortasınd kanat çırpıyor

 
저새들처럼 날고싶은 내맘은 알런지?
Çosedılcçorom nalgoşipın nemamın allonci?
Did you know that I want to fly like those birds?
Bu kuşlar gibi uçmak istediğimi biliyormuydun?

 
그대는 슬픈 사랑 눈물에 가려진 별빛처럼
Kıdenın sılpın sarang nunmure karyocin pyolbiççorom
You are a sad love like starlight that is hidden behind tears
Sen üzücü bir aşksın tıpkı gözyaşlarının arkasına gizlenen yıldız ışığı gibi

 
멀리서  곁을 맴도는 그런 사람 그대는 슬픈사랑
Molliso ne gyotıl memdonın kıron saram kıdenın sılpın sarang
You linger around me from far away – you are a sad love
Ötelerden uzanıp etrafımda dolanıyorsun - sen üzücü bir aşksın

 
멋대로 사랑을 새겨놓고 사랑이 가슴을 멍들게해
Montero sarangıl segyonotgo sarangi kasımıl mongdılgehe
You engrave love into my love without permission and love bruises my heart
Sen aşkını benim aşkıma izinsiz kazıdın ve aşk kalbimi yaralıyor 

 
바보처럼 손을 내밀어도 숨어 버리는 그대는  나쁘다
Paboçorom sonıl nemirodo sumo borinın kıdenın çam nappıda
I extend my hand out like a fool but you just hide – you’re so bad
Aptal gibi elimi uzattım ama sen sadece gizlendin - Sen çok kötüsün

 
그대는 나쁜 사람 모른척 아닌척 외면해도
Kıdenın nappın saram morınçok aninçok wemyonhedo
You are a bad person but even though I pretend not to know you and ignore you
Sen kötü bir insansın, seni tanımadığımı iddia etsem ve seni görmezden gelsem bile

 
자꾸만  눈에 밟히는 그대란 사람 그대는 나쁜 사람
Çakkuman ne nune palphinın kıderan saram kıdenın nappın saram
You keep coming into my eye – you are such a bad person
Gözlerimin içine işliyorsun - sen öyle kötü bir insansın ki

 
 아픔을 견디고  그대에게 가리
İ apımıl gyondigo na gıdeege gari
I will endure this pain and go to you
Bu acıya tahammül edip sana geleceğim

 
이세상이 등져도  거침없이 가리
İsesangi dıngcyodo nan koçimobşi gari
Though the world may turn its back on me, I will unrelentlessly go
Dünya bana sırtını dönse bile, hiç durmadan devam edeceğim

 
그대라는 이유로 바다위 표류도두렵지않아
Gıderanın iyuro badawi pyoryudo duryopcianha
The reason is you- I’m not afraid of drifting in the sea
Nedeni sensin- Denizde sürüklenmekten korkmuyorum

 
그무엇이 내영혼을 가둬도
Kımuoşi neyonghonıl gadwodo
I’m not afraid even if something traps my soul
Birşeyler ruhuma tuzak kursa bile korkmuyorum

 
숨죽여 눈물을 삼키게 만든 사람
Sumcugyo nınmırıl samkige mandın saram
And you made me silently swallow my tears
Ve gözyaşlarımı sessizce içime atmama sebep olansın

 
그대는 아픈 사랑그대는 나쁜 사람
Kıdenın apın sarang kıdenın nappın saram
You are a painful love, you are a bad person
Sen acı verici bir aşksın, sen kötü bir insansın 

23 Ekim 2015 Cuma

Personal Taste (2010)

10/23/2015 11:27:00 ÖÖ 0 Comments
Dizi Adı: Personal Taste (Türkçe: Kişisel Zevk)
 (Hangeul:개인의 취향 / Kaeinui Chwihyang )
Bölüm Sayısı: 16
Yapım Yılı: 2010
Firma: MBC
Otuz yıl önce babası tarafından kore mimarisindeki tarihsel dokuyla inşa edilmiş bir yapı örneği olan ve Sanggojae adı verilen evinde yaşayan Park Gae İn, artık otuzlu yaşlarına yaklaşmış pasaklı, tembel, bakımsız bir kızdır. Henüz beş yaşındayken snnesini kaybetmiş, o dönemde büyük bir üne sahip babası tarafından ihmal edilerek büyümüş, son on yılını ise okuldan bir arkadaşını evine alarak geçirmiştir. En azından hayatında düzgün gittiğine inandığı uzun süredir devam eden birlikteliğinde evlilik aşamasına geldiğini düşünse de sevgilisi ilişkiden yana tatminsizlik duyduğunu ve ondan bir kadın olarak beklediğini bulamadığını dile getirerek ayrılmak istediğni öğrenir. Sonrasında ise ev arkadaşıyla evlenince yıkılır. Aynı zamanda tasarladığı mobilyaları satamaz, Çevreye borçlanınca parasal sıkıntıya girer ve maddi destek için evinin bir odasını kiralamaya karar verir. 
 

Babasının ölümünden sonra kendini çalışmaya adayan ve başarılı, hırslı bir mimar olan Jeon Jin Ho, Dam Sanat Galerisi Projesine hazırlanır. Bir zamanlar iş ortağı iken herşeylerini kaybettiklerinde evlerini de ellerinden alan Han Chang Ryul'a ve oğluna karşı amansız bir rekabet halindedir. Bu projeyi kazanması hem mali sıkıntıda olan şirketini darboğazdan kurtaracak, hem de kariyeri için çok önemli bir basamak sağlayacaktır. Proje konseptinde önemli rol oynayan Sanggojae mimarisini görebilmek için Park Gae İn'in evine girmeye çalışır ve odasını kiralar. Aynı evde yaşayabilme fırsatını yakalasa da, yanlış anlama sonucu Gay zannedilir ve göz buna yumar.
 

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

12 Ekim 2015 Pazartesi

Faith (The Great Doctor) (2012)

10/12/2015 07:59:00 ÖS 0 Comments
Boys Over Flowers'ın Kore versiyonu ile dünya çapındaki ünlenen Lee Min Ho Hallyuu dalgasının en sevilen isimlerinden biri. Genç kızların ağzını sulandıran fiziksel çekiciliğiyle romantik dizilerin aranan yüzü. Hal böyle iken kendisine sunulan projeler de kötü olmuyor. Benim açımdan bu dizi oyuncunun en sevdiğim dizisidir. Yer aldığı diğer yapımlar için aynı şeyi düşünmesem de  hikayenin tarihi yönü ve hayat verdiği Choi Young karakteri başka birine yakışmayacak kadar üstüne cuk diye oturmuş. O'nu farklı işlerde görmekten kesinlikle zevk alıyorum.
 
 
Çin'de hüküm süren Yuan hanedanlığındaki on yıllık esaretinin ardından Goryo prensi Gong Min beraberinde Yuanlı eşi Noguk olduğu halde ülkesine dönmek üzere yola çıkmıştır. Altı yıl önce muhafız komutanlığına atanan ve bir zamanlar Kızıl Türbanlıların en genç lideri iken hizmet etmek üzere saraya gelen Choi Young, kraliyet muhafızlarının komutanı sıfatıyla kendisini karşılar. Hedefleri şehre girebilecekleri bir gemiye binmek üzere limana ulaşmaktır. Ancak görünüşe göre yağışlı havaya ek binebilecekleri gemi de henüz oraya varmamıştır. Komutan Choi Young'ın öneri ve talimatı ile geceyi geçirmek için konaklamayı seçtikleri han saldırıya uğrar. Prenses Noguk boynuna aldığı kılıç darbesi sonucu ciddi biçimde yaralanır. Yuanlı prensesin hayatının tehlikeye girmesi demek Yuan için ülkeyi istila etmeye apaçık bir neden sayılacağından yaşanan durum herkesi endişeye sevk eder. Kraliyet yaveri bir efsaneyi gündeme getirir. Cennettin hekimi olduğu söylenen Hwata'nın dair anlatılan kimi hikayelere göre halen bazı dönemler bir kapı açılmakta ve değişik aralıklarla hekim öğrencilerini göndermeyi sürdürmektedir. İşte tam da şu günlerde o kapının açılma emareleri görülmektedir. Eğer Hwata'nın öğrencisini getirebilirlerse hiç şüphesiz prenses tedavi edilebilecektir. İşleri duaya kalmış gibidir. Tüm heyet ve muhafız birliği kapının açıldığı söylenen yerde beklemeye başlar. Bir süre sonra herkes hayretle görür ki yoğun bir rüzgarla birlikte gerisinde ne olduğu belirsiz biçimde kapı / geçit açılır. Kralının kendisiyle gözgöze gelmesinin ardından Muhafız komutanı Choi Young cennete girip bir doktor getirmeye gönüllü olur.


Choi Young geçitten geçip de cennet zannettiği yer, güneş patlamalarının yoğun biçimde görüldüğü ve 2012 yılının yaşandığı başkent Seul'dür. Şahit olduklarının kendinde yarattığı etkiyi yansıtmaksızın cennetin hekimini aramaya koyulan baş muhafız, çevredekiler için film çekiminden fırlayıp gelmiş bir karakter gibidir. Kuytu bir noktaya çekilmiştir ki bir tapınak rahibi ile karşılaşır ve yardımını ister. Yaşlı adam, cennetin hekimini aradığını söyleyen tuhaf kılıklı adamın cümlelerine çok anlam veremese de şehirde bir sağlık fuarı olduğunu ve aradığı hekimi de orada bulabileceğini söyler. Choi Young, yol tarifi uyarınca soluğu binada alır. Çevredekilerin kıyafeti ve görünüşüyle bir reklam unsuru olduğunu düşünen bakışlarını görmezden gelir. O sırada ziyaretçilere sunum yapan plastik cerrah Yoo Eun-soo'nun bulunduğu salona girer. İçerdekilerin dikkatini dağıtan bu durum toplantı sonrası Yoo Eun-soo'nun da keyfini kaçırmıştır. Son teknoloji çeşitli tıbbı cihazların ve aletlerin sergilendiği fuar alanını gezerken tuhaf yabancı bir kez daha belirir. Ortalık karışır ve bir dizi olay sonrası Yoo Eun-soo, Choi Young tarafından adeta sürüklenircesine kapının diğer tarafına Goryeo Krallığı'na getirir...


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

11 Haziran 2015 Perşembe

Healer (2014)

6/11/2015 12:23:00 ÖÖ 0 Comments

2014'ün hit yapımı Helaer'ı özellikle Ji Chang-Wook varken bu kadar bekletmek hayli zordu. Ancak işler öyle ya da böyle bitmiyor ve yeni diziler de bir yandan devam ediyorken el atma zamanı gelmişti. Arada sıkışan bunca diziye rağmen benim için çabucak sıyrıldı ve tekrar ve tekrar izlenebilirler arasında yer aldı. Yoo Ji-Tae'ye Mad Dog'da zaten bayılmıştım ki burada da harika bir iş çıkarmış. Deneyimli bir oyuncu ve bence duygu aktarımı gerçekten çok iyi. İki yakışıklı oyuncuya eşlik eden Park Min-Young bu menuniyetini verdiği ropötajlarla da dile getirmiş. Eh ne diyelim. Hanımefendi çok şanslı:) Oyuncunun Ji Chang-Wook ile kimyası gayet hoş olmuş. K2'da Youna ile bir arada iken ayrı ipte oynayan iki cambaz gibiydiler. Uyuşmuyorlardı.


Gelelim dizimizin konusuna. Üstat dediği Ki Young-Jae tarfından büyütülen Seo Jung-Hoo, Healer kod adıyla bilinen ve yüksek ücretler karşılığında "telimatçı" sıfatıyla kişileri araştıran ve getir götür işleri yapan biridir. Son işi henüz bitmiştir ki bir diğer müşteriden dna örneği talebi gelir ve bu doğrultuda Chae Young-Shin adlı kızın peşine düşer. Some Day adlı internet gazetesinde gazeteci olarak çalışan Chae Young-Shin ise izlendiğinden habersiz paparazi nitelikli haberler peşinde koşmaktadır. Yine böyle bir gün bir şiddet olayına tanık olur. Ortamın ve kişilerin tekinsiz görünümlerine  rağmen geçmişte yaşadığı benzer deneyim yüzünde duruma kayıtsız kalamaz. Bu hengamede gizemli Healer'ın peşindeki bir adamın konuşmasına kulak misafiri olur. Arabasından ünlü teslimatçıya ait fotoğrafı arakladığında da büyük bir av yakaladığını düşünmektedir. Sonrasında şiddet mağduru kadını hem avukatlık bürosu hem de kafe olarak işlettiği mekana getirir. Babası akıllanmış suçluların gönül borcunu ödediği bir avukattır ve aynı zamanda kendisini evlat edinmiştir. Kafeyi işletenler de yardım ettiği eski suçlular vs olunca ortam bir parça kaçıkların mekanı gibidir. Genç kadın da tüm o garip tipler tarafından korunup kollanmakta ve sevilmektedir.


Bir gün Chae Young-Shin teslimatçı Healer'ın peşine düşeyim derken ansızın onun avı olur ve gizemli adam tarafından kıskıvrak yakalanır. Yaşadığı dehşet de o ölçüde büyüktür. Yabancı sadece tırnağını 2 kez keser ve geldiği gibi kaybolup gider. Geçmişinde şiddet mağuru olduğu için o ufak çaplı şoku güç bela atlatınca soluğu evinde alır. Öte yandan Healer zaman kaybetmeden teslimatını yapar. Müşterisi Kim Moon-Ho için hedefi on ikiden vurmuştur. Ünü ülkeye yayılmış haber sunucusu Kim Moon-Ho bir süredir aradığı kişiyi sonunda bulmanın şaşkınlığı içindedir. Teslimatçıya kız konusunda yeni talimatlar verir. Kendisi de bir şekilde Chae Young-Shin'in hayatına dahil olduğunda zaten başarılı kariyeri nedeniyle genç kızın idolü olduğunu görür. Böylece onu çevresinde tutmak ve zamanı geldiğinde ailesine götürmek zor olmayacaktır.





10 Mayıs 2015 Pazar

A Jewel in the Palace (2003)

5/10/2015 04:55:00 ÖS 0 Comments

Hatırlatma: Aşağıda yer alan metin dizinin tamamı hakkında bilgiler içermektedir.

Sarayın Müceheri (A Jewel in the Palace /Dae Jang Geum (2003)): Joseon Devri'nin erkek egemen dünyasında alt sınıftan gelen genç bir kızın saray hanımılığından başlayıp Kralın başhekimliğine yükselişini, dönemin en yüksek tıp otoritesi ve bir kadın olarak tarihe geçişini anlatan gerçek bir yaşam öyküsü. Sadece ülkesinde değil dünya çapında geniş kitlelere ulaşan hatta birçoğumuzu Kore dizi sektörüyle tanıştıran bu dizinin adını ilk duyduğumda üniversite için şehir dışındaydım. Babam da aynı dönem TRT'de yayınlanan Kore dizilerinin sıkı takipçisiydi. Evde olduğum zamanlar O izlerken bazı bölümlerine takılırdım. Sonra bir arkadaş sayesinde Winter Sonata'yı izledim. Daha çok anime ve Japonya kaynaklı şeylere ilgim vardı ve orijinal dil Korece'yi ilk duyduğumda çok da sevmemiştim. Bu arada Sarayın Mücevheri adıyla ekranlara gelen bu dizi de aradan geçen zaman diliminde birçok kez farklı kanallarda tekrar edildi durdu. Hatta bunlardan biri tam da suyunu çıkarmak deyimine uyar biçimde başa sarıp kaç kez verdi bilmiyorum ama görmekten içime fenalık gelmişti. Elde ettiği beğeni nedeniyle neyse ki TRT sonrasında birçok farklı Kore yapımını ekrana getirmeyi sürdürdü. Böylece Kore dizileri hayatımıza girmiş oldu. Günümde özellikle ülkemizde bir Kpop yada Hallyuu dalgası varsa temellerini burada aramak kesinlikle yanlış olmaz.
Hikâye, Joseon Hanedanlık’ı altındaki Kore’de, Kral Seongjong, Kral Yeonsan-gun (1494-1506) ve Kral Jungjong’un (1506-1544) saltanatları esnasında geçmektedir. Konu şu şekilde başlar. O sıralar veliaht prens olan Kral Yeonsan-gun’un annesi Kraliçe Yun’un, kralın emri üzerine bir grup saray muhafızı tarafından zehirlenir.
Sarayda mutfak leydisi olan Park, mutfak leydisi Choi’u Ana Kraliçe’nin yemeğine zehir katarken görür. Ancak durumu bildirdiği üst kademe zaten bu işi yaptıran kişilerdir. Gerçeğin ortaya çıkmaması için bir iftira atarak kendi iç prosedürlerine göre (zehir içmeye zorlayarak) kadını ortadan kaldırmak isterler. Lady Park önce, zehirin içine gizlice panzehir karıştıran ve beline de olayları anlatan bir kâğıt sıkıştıran saraydaki en iyi arkadaşı, mutfak leydisi Han tarafından, daha sonra da, inzivaya çekilmiş olan eski asker muhafızı Seo tarafından kurtarılır. İkisi evlenirler. Bir yandan uzak bir köyde, düşük sınıftan insanlarmış gibi davranarak gizlice yaşamlarını sürdürürken bir yandan da Jan geum adını verdikleri oldukça zeki küçük kızlarını büyütürler. 1504 yılında Kral Yeonsan-gun, annesinin cinayeti hakkında geniş bir araştırma başlatılması ve bu olayın ardındaki herkesin yakalanıp öldürülmesi emrini verir. Ne yazık ki olayla bağlantısı nedeniyle gizli bir hayatı seçen Seo ve ailesi muhafızlar tarafından fark edilirler. Kaçış sırasında acı biçimde anne ve babasını kaybeden Jang-geum, bir şekilde saraya girmeyi başarır. Cesareti, meraklılığı, yeteneği, iyi kalpliliği ve kararlılığı sayesinde (annesinin en iyi arkadaşı olan) Leydi Han’ın'ın kanatları altında bir mutfak leydisi olarak yetişir. Saray Mutfağı’nda nesillerdir adeta saltanat sürer gibi güçlenen, kazanma hırs ve azmindeki Leydi Choi da yeğeni Choi Keum-yeong'ı eğitmektedir. Rekabet çocukluktan itibaren büyüyen iki kızı ister istemez birer rakip haline getiriken aralarına giren aşk hikayesi kardeşlik hislerini düşmanlığa çeviren şey olur. Geçmişteki kirli oyunları fark eden Jang-geum ve Lady Han bir kez daha Lady Choi'un başını çektiği, aynı zamanda yüksek rütbeli memurların ve (Leydi Choi’un abisi) tüccar Choi Pan-sul’un da dahil olduğu bir komplo ile vatana ihanetle suçlanırlar. Her ikisi de köle olarak Jeju Adası’na sürgün edilirler. Sorgu sürecindeki işkenceler nedeniyle Leydi Han yolda aşırı derecede bitkin düşer ve ölür. Sarayda ise Leydi Choi, arzu ettiği güce kavuşmuş ve Mutfak Baş Kâhyası olmuştur.
 
Uğradığı haksızlık ve kayıpların ardından Jang-geum, Jeju adasında köle sıfatıyla hayattan vazgeçmiş şekilde yaşar. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir şekilde tayinini aldırmış ve adım adım genç kadını izlemiştir. Jang-geum başlangıçta sadece bir köle olduğunu zannettiği, açık sözlü ve pragmatik doğasından pek de hoşlanmadığı ancak bununla beraber oldukça başarılı ve ünlü bir hemşire olduğunu keşfettiği Jang-deok'la sıkı bir dostluk kurar. Dahası başarılı hemşirelerin özenli bir değerlendirmeden sonra sarayda çalışmak için seçilebileceklerini öğrenince annesinin ve Leydi Han’ın intikamını alabilmek için saraya dönebilmesinin tek yolunu bulduğunu fark eder. Öte yandan mutfakta kazandığı bilgi birikim sayesinde ülkedeki hemen her bitkiyi tanıması, hatta bunların tıbbı faydalarını da bilmesi Jang-deok’ın dikkatinden kaçmaz. Böylece bir süre sonra Jang-deok’ın önerdiği eğitim sürecini kabul edip O'ndan tıp bilgilerini ve gözetimi altında da tedavi uygulamaları yaparak sıkı bir öğrenim süreci geçirir. Disiplinli, öğrenmeye her daim hazır, kararlı ve cesurdur. Kısa süre sonra adada başarılı bir hemşire haline gelir. Bununla beraber, bir tıp insanı olmanın erdemlerini tam anlamıyla fark edebilmesi için kalbindeki nefretten kurtarmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu yüzden çıktığı yol intikam içeriyorken amaçlarını da sorgulaması gerekir. Hemşire eğitimi seçimi için yapılacak sınava girmek üzere başkente geldiğinde üst düzey bir bakanın hasta oğlunu tedavi etmek durumunda kalır. Hemşirelik eğitimi sürecinde bu durum O'nu okul hocası ile karşı karşıya getirir ve zorlu bir süreç yaşamasına neden olur. En nihayetinde öğretmeninin de takdirini kazanarak en iyi dereceyle sınavı geçer ve sarayın kraliyet hastanesine atanır. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir kez daha onu izler. Jang-geum için zorlu süreç devam eder. Artık Mutfak Baş Kâhyası olmuş olan Geum-yeong'la karşılaşması kaçınılmazdır. Şimdilerde kralın saray kabinesinin bir üyesi haline gelmiş olan Yüzbaşı Min Jeung-ho ile yakınlaşırlar. Onları kıskanç gözlerle izleyen Geum-yeong sırf bu yüzden halasının Jang-geum’dan kurtulmak için geliştirdiği entrikalara destek verir. Halası, Leydi Choi, bu mevkideki Leydi Park’ı kovdurarak onun yerine geçip Saray Sekreteri olmuştur.

Bu arada genç kadının küçükken yakınlaştığı ve en iyi arkadaşlarından biri olan Yeon-seng, Jang-geum uzaktayken, Kral’ın dikkatini çekmiş ve cariyesi olmuştur. Yine de sonrasında ziyaret edilmeyen, bu yüzden de çalışanların dahi çok da saygı göstermediği bir konuma düşmüştür. O'nun bu haline fazlasıyla üzülen
Jang-geum geçmişteki saray leydiliği günlerinden kendisini hatırlayan ve Lady Han'a da saygı duyan Baş hadım ağasının gösterdiği yakınlığı sayesinde kralın Yeon-seng'ı ziyaret etmesini sağlar. Geçirdiği bu geceden sonra hamile kalan genç kadının konumu yükselip sekizinci eş haline gelirken Jang-geum’a, sarayda daha güçlü bir desteğe sahip olur. Derken çeşitli rahatsızlıklardan muzdarip kral tekrar hastalanır ve saray mutfağının baş kahyası Geum-yeong durumdan sorumlu tutularak gözaltına alınır. Kral’ın gıdalardan zehirlenmediğini gayet iyi bilen Jang-geum sağlık raporlarını gizlice dışarı çıkarır ve kopyalarını alır. Fakat saray beyleri raporların kayıp olduğunu fark ederler. Bir hemşirenin bu gizli belgeleri okuması, dışarı çıkarması ve kopya etmesi çok büyük bir suçtur ve cezası ölümdür. Yaptığı fark edilince Kraliçe Jang-geum'ya idam cezası verir. Ancak kral hala bilinci kapanmış şekilde yatmaktadır. Bu yüzden Jang-geum'ın sözlerine kulak tıkayamaz. İdam emrini geçici bir süre durdurur. Hatta kendi tahtını da tehlikeye atarak ondan kralın gerçek hastalığının sebebini bulmasını ister. Ancak bu şekilde hayatını kurtarabileceğini söyler. Saydan gizlice çıkarılan Jang-geum artık şehre dönmüş kendi özel muayenehanesini işleten Jang-deok'ın yardımıyla kralla aynı belirtileri gösteren hastaları inceleyip olası tedavi yöntemlerini dener. Ancak fark ederler ki bu daha önce onların görmediği, duymadığı bir hastalıktır ve adı da yoktur. Saray başhekimi doktor Yonsa'nın teşhisi ise deri tüberkülozudur. Tedavi de haliyle farklıdır. Sonuçta Jang-geum başta kadın ve sadece bir hemşire olduğu için kendi teşhis ve tedavisini kabul ettiremez. Tabii başhekimin başta işe yayar gözüken tedavisine rağmen kralın durumu ağırlaşır. Sonunda Kraliçenin de onayıyla Jang-geum'nın tedavi yöntemi uygulanır. Her ne kadar işler yolunda gitse de bazı nadir durumlarda karşılaştığı gözleri körlük durumu oluşur. Çaresiz kraliçe bu durumdan Jang-geum'u sorumlu tutar. Ancak Jang-geum kralın gözlerinin tedavi yüzünden değil, hastalıktan dolayı kör olduğunu söyler ve kralın nabzına bakmak ister. Bu isteği saray kurallarına tamamen aykırıdır. Ancak kraliçe en başından beri Jang-geum'a güvenmiştir ve yapabildiklerini de görmüştür. Bu isteğini yerine getirir. Jang-geum kralın nabzını ölçtüğünde başka bir şeylerden şüphelenir ve araştırmalarını sürdürür. Sonunda deri tübekülozuna neden olan asıl sorunu bulur ve tedavisini uygulamaya başlar. Ancak kral zayıf düşmüştür ve hazırlanan ilaçları içmekte zorlanır. Bu durumda kraliçe panikler. Tedaviyi yarıda keser ve Jang-geum'u hapise yollar. Fakat kralı inceleyen doktorlar durumunun iyi gittiğini fark eder ve bunu Jang-geum'un tedavisine bağlarlar. Kraliçe Jang-geum'u tekrar çağırır. Jang-geum hiç denenmemiş yöntemler izleyerek kralın gözlerini de açar.

Leydi Han ve Jang-geum'un kükürtlü ördek yüzünden suçlu gösterip sürgün cezası almalarına neden olan komploya ön ayak olan Doktor Yonsa Chang, Jang-geum'un kralın iyileştirmesinden sonra başarısızlığı nedeniyle çıkar ortaklığı yaptığı Lady Cho'dan korkmakta ve yaptıklarından dolayı vicdanen rahatsızlık duymaktadır. Bu arada zamanında Jang-geum'a zarar veren gerek eski saray sekreteri Lady Tang Park, gerekse Laydi Choi ve bakan Gyeom-Ho Oh (Guyumho) birbirlerine girmiştir. Bu karışılıktan faydalanan Jang-geum ve Yüzbaşı Min Jeung-ho, Saray Sekreteri Leydi Choi ve emrindekilerin geçmişten o güne değin gerçekleştirdikleri tüm entrikalarını ortaya çıkarırlar. Bu durum Choi ailesinin ve yüksek rütbeli memurların yıkımı ile sonuçlanır.

Jang-geum gerek sarayda gerekse saray dışında birçok hastanın hayatını kurtarmayı sürdürür. Salgın hastalık zannedilip ölüme mahkûm edilmiş bir köy dolusu insanın aslında gıda zehirlenmesi geçirdiğini anlar ve onları tedavi eder. Daha önce Jang-geum, Kraliçe'nin rahminde ölü bir bebek olduğu konusunda doğru teşhiste bulunarak Kraliçe'nin hayatını kurtarmıştır. Ayrıca Ana Kraliçe'yi de tedaviye ikna etme konusunda başarılı olmuştur ve saray hekimleri tarafından, uzun zamandır yanlış teşhis edilmekte olan Kral'ın kronik hastalığının temel sebebini bulmuştur. Şimdi ise, oğlunun çiçek hastalığını tedavi ederek Kraliçe'nin minnettarlığını ziyadesiyle kazanmış durumdadır.
Bu süreçte meydana gelen şaşırtıcı durumsa Kralın Jang-geum'ya aşık olmasıdır. Ancak, onu cariye yaparken ülkesinin yaşayacağı kaybın önemini, Jang-geum'nın mesleğine duyduğu tutkuyu, dahası kalbinin şimdilerde Saray Sekreteri olan Min Jeung-ho'da olduğunu (fazlasıyla kıskanarak) fark eder. Bu nedenle yanında tutabilmesinin tek yolu olarak başarısını devam ettirmesi için önünü açmaya karar verir. Önce ("Büyük" anlamında) "Dae" unvanı ile birlikte 9 dereceli devlet memuriyeti sistemde (en düşük derece dokuzdur rakamlar küçüldükçe rütbe büyür) üçüncü dereceden memuriyet pozisyonu vererek Jang-geum'u şahsi hekimi yapacağını duyurur. Kararı; yalnızca seçkin bürokraside bir kadın bulunmasının ülkenin tarihine açık bir saygısızlık olduğunu savunan değişim yoksunu bakanlar tarafından değil eğitim camiasına mensup bilginler arasında da çok fazla tartışma ve protesto ile karşılanır. Öte yandan Jang-geum, bu görevi kabul ederek, kadınların da hakları ve gücü olduğunu gösterebileceğinin farkındadır. Ülkedeki yozlaşmış fikirleri yıkma arzusuyla ama yine de çok da gönüllü olmayarak, hatta kendini riske atarak kralın sunduğu mevkiyi kabul eder. Kendi aleyhine ateşi körüklemiş olur. Ancak O'nun terfisini sadık bir şekilde destekleyen Min Jeung-ho, alimlerin öğretilerine karşı geldiği için mimlenir ve sürgün edilir.

Derken birden bire Kral'ın hastalığı yeniden nükseder. Gösterdiği özenli bakıma rağmen Jang-geum'nın yapabileceği fazla bir şey kalmamıştır. Artık akupunktur veya ilaçlarla bile tedavi edilememektedir. Son çare olarak ameliyatı önerir. O güne değin cerrahi yöntemi benimsemeyen tıp camiası başta olmak üzere üst düzey bürokrasi, saray memurları, bu hiç duyulmamış, yaklaşım karşısında dehşete kapılırlar. Bedeni kutsal kabul edilen Kral'a böyle bir işlem önermek başlı başına suçtur. Kral, Jang-geum'a inanmasına rağmen, günlerinin artık sayılı olduğunun da farkındadır. Eğer ameliyat başarısızlıkla sonuçlanırsa idam edileceğinin de farkındadır. Yaşaması için O'nu özgür bırakmaya karar verir. Ameliyatı kabul etmiş gözükse de işlem yapılacağı günün gecesi genç kadını gizlice saraydan çıkarttırır ve bir sandalla Min Jeung-ho'nun sürgün edildiği adaya yollar. Jang-geum bir doktor bilinci ve sorumluluğuyla çaresizce geri dönüp tedaviyi gerçekleştirmek istese de muhafızın ilettiği kraliyet emrine uymak zorunda kalır. İkili yeniden kavuşunca evlenirler. Sekiz yıl sonra kızları Sona ile yaşamaktadırlar. Tüm bu süre boyunca, ansızın görevini bırakıp kaçıp giden konumunda olduğu için Jang-geum ve sürgün Jeong-ho kendilerini mümkün oldukça gizlemek zorunda kalır. Bununla beraber, Jang-geum nereye gitse hastaları tedavi etmeyi bırakmaz..

Kurtardığı hayatlara dair söylentiler bir şekilde saraya ulaşır Sonunda, izleri bulunur ve saraya geri getirilirler. Ölen kocasının yerine tahta geçen oğlu sayesinde Kraliçe Munjeong artık mutlak bir güce sahiptir ve ana kraliçe olmuştur. Jang-geum ve Jeong-ho'ya eski unvanları ve itibarlarını geri verir. Her şeye rağmen ikili, saray politikalarından uzak, kendi yollarına devam etmeyi seçer. Hikâye, Jang-geum'nın hamile bir köylü kadına başarılı bir şekilde ilk defa sezaryen ameliyatı yapmasının ardından biter. 
 
 

3 Şubat 2015 Salı

Secret Love Ost Şarkı Sözleri - Hangıl'dan Türkçe Transkripsiyon ve Çevirileri

2/03/2015 03:10:00 ÖÖ 0 Comments

 Şarkıyı Söyleyen: Ji Sung  (지성)

Şarkı Adı: 폭풍의 언덕 (Heights of Wind Storm) / pogpung-ui eondeog 

Albüm: Secret Love /Secret (Kore Drama Ost Albümü)  

Türü / Dil: OST, Ballad / Korece



바보처럼 난 이렇게 바보처럼

Pabuçorom nan irohke babuçorom

Bir aptal gibi gülüyorum ben, öylece aptal gibi

 

웃다 웃다 다시 운다

Itda ıtda daşi onda

Gülümsüyor, gülümsüyor ve ağlıyorum


우리 사랑이 이렇게도 아픈지

Uri sarangi irohkedo apunçi

Aşkımız böyle acı verici olabilir mi 


운다 운다 다시 운다

ında ında daşi unda

Gülümsüyor, gülümsüyor ve ağlıyorum 


------------------------------------------


바람이 불어 내몸을 삼키고

Barami bulo nemomıl samkigo

Rüzgar esiyor ve bedenim savruluyor

 

아무것도 없다 해도 너없인 살수가 없는데

Amugotdo obda hedo neobsin salsuga obnınde 

Hiç birşeyim olmasa da sensiz yaşayamam

-----------------------

 

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoşipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum


심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Şimcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan

 

내가 허락한 만큼만 멀어질수 있다고

Nega horakhan mankımman moroocilsu ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim


누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz

 

바보같은 내 사랑이 말을해

Babogatın nae sarangi mareulha

Bu benim aptal aşkımın söylediği şeydir

---------------------------------

 

너의 뒤에서 너를 품에 안고서

Noyi dieso norıl pume angoso ında ında daşi unda

Geriden kucaklıyorum seni 


운다 운다 다시 운다

ında ında daşi unda

Ağlıyor, ağlıyor ve ağlıyorum 


바람이 불어 내몸을 삼키고

Barami buro nemomıl samkigo

Rüzgar esiyor ve bedenim savruluyor 

 

아무것도 없다 해도 너없인 살수가 없는데

Amugotdo obda hedo noobsin salsuga obnınde

Hiç birşeyim olmasa da sensiz yaşayamam

---------------------------------------- 

 

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoshipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum 

 

심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Simcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan 

--------------------------

 

내가 허락한 만큼만 멀어질 수 있다고

Nega horakhan mankıman morocil su ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim 

 

누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz  


바보같은 내 사랑이 말을해

Babogatın ne sarangi marılhe

Bu benim aptal aşkımın söylediği şeydir 

-------------------------

 

너를 향한 사랑이 이별보다 아파도 보낼수가 없어 너만을

Noreul hyanghan sarangi ibyulboda apado bonelsuga obso, Nomanıl

Sana olan aşkım, veda etmekten daha çok yakıyor canımı, ama gitmene izin veremem,sadece sen


------------------------

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoshipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum 

 

심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Simcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan 

 

 

내가 허락한 만큼만 멀어질 수 있다고

Nega horakhan mankıman morocil su ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim 

 

누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz  

 

바보같은 내 사랑이 널 불러

Babogatın ne sarangi nol bullo

Bu aptal aşkım seni çağırıyor



26 Ocak 2015 Pazartesi

Shark (Don't Look Back: The Legend of Orpheus / 2013)

1/26/2015 01:20:00 ÖÖ 0 Comments

Bu harika dizi iki güzide başrol oyucusu, çekimlerindeki şiirsel ton ve hüzünlü şarkısıyla beni alıp götüren; uzun süre izlele listemde tekrar dönüp baktıklarımdan biri olarak gönlümde ve arşimde yer alıyor. 

Zengin bir ailenin şoförü olarak işe başlayan babası ve küçük kız kardeşi ile birlikte lise öğrencisi Han Yi-soo (Yeon Joon-seok) büyük evin müştemilatı sayılabilecek yere de taşınır. Çok geçmeden yeni okuluna ve çevresine adapte olan delikanlı daha okulun ilk günü Jo Hae-woo (Kyung Soo-jin) ile karşılaşır ve kaçınılmaz şekilde güzel kızdan etkilenir. Zengin ailelere mensup çocukların ağırlıkta olduğu okulun belalı tipi gibi görünen Oh Joon-young (Noh Young-hak) ise aslında sadece Jo Hae-Woo'u incitenlere karşı büyük bir öfke duymaktadır. Kısa süre sonra arkadaş olurlar. (Ana karakterlerin gençliğini oynayan bu genç oyuncular bence kesinlikle gelecek vaadediyor. Hatta Kyung Soo-jin şimdilerde başka dizilerde yer alıyor.)


Babasının şoförlüğünü yaptığı ailenin tek kızı olan Jo Hae-woo ise küçük mutlu dünyaya sahip gibi görünse de hayatı tam bir kaos içindedir. Adı bir tv sunucusu ile skandala karışan babası ve annesinin evliliği, annesinin evi terk etmesiyle sona erer. Tüm bu acının ortasında Yi Soon'un her zaman kendisine destek olan dingin varlığıyla teselli bulur. Ancak babasının dengesiz hatta anormal sayılabilecek tavırları arkadaşlıklarını zora sokar. Tüm bunların üstüne babası alkollü araba kullanırken birinin ölümüne neden olunca hayatı yine kararır. Üstelik oğlunun geleceği için Yi Soon'un babası suçu üstlenmek durumunda kalır. (Olaylar aslında çok daha karmaşık ama daha fazla ayrıntı verip serinin tadını kaçırmak istemiyorum) Ancak çok geçmeden o da bir vur kaç olayı ile hayatını kaybeder. Tüm bu esrarın gerisinde babasının ölümü ve daha birçok karanlık olayın yattığını öğrenen Yi Soon ise polise başvurarak, görgü tanığı arayarak vs. babasını aklamaya uğraşır. Gerçeği kendi cabalarıyla aydınlatmaya çalışırken aynı karanlık kişilerin oyunu sonucu ağır bir trafik kazası geçirir. Hatta cesedi bulunamaz bile. Kazanın niteliği, var olan kan ve eşya parçaları dolayısıyla ölü kabul edilir.


Bundan sonra hikaye günümüze odaklanarak devam eder. Jo Hae-woo (Son Ye-jin) ile Oh Joon-Young'un (Ha Seok-jin) düğün töreni için hazırlık yapılmaktadır. Bu noktada kareye giren Yi Soon (Kim Nam gil) ise sadece bir anlığına gördüğü Jo Hae-woo'la karşılıklı bakıştıklarında her ikisi için de anlık bir şaşkınlık yaşanır. Yi Soon, eli ayağı titrese de uzaklaşırken "Devam et, her şey çoktan hazırlandı..." diye kendine telkin ederek adeta bambaşka bir kimliğe bürünür. Gelin odasından çıkan Jo Hae-woo ise aşağıda merdivenlerin sonunda O'nu bir kez daha görür. Ancak artık o bakışlarda soğuk, hesapçı ve alaycı bir gülümseme vardır. Zaten genç kadın da gördüğü o kişide anlık bir "benzeyişe" kapıldığını düşünür. Tüm o düğün hengamesinde yorulmuş ve yine de kafası karışmıştır.  Bir ara kutlama alanından kaçıp kafa dinlemek için otelin balkonuna gider. Derken o garip yabancıyı bir kez daha orada görür. Karşılıklı sadece birkaç kelime olur aralarında. Ama cümleler ona Yi Soon'u söylediği aynı cümleleri anımsatır. Kafası yine karışır. Bu sırada eşi O'nu almak üzere balkona gelir. Kısa bir selamlaşma sonrası ayrılırlar.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri içinTıklayın

19 Ocak 2015 Pazartesi

City Hunter (Şehir Avcısı / 2011)

1/19/2015 04:51:00 ÖÖ 0 Comments
 
Bu dizi başlık açmak için sabırsızlandığım yapımlardan biriydi aslında. Ancak izlendikten hemen sonra yazılsa çok daha iyi olabilirdi. Şu an sonrasında da izlediğim kaliteli pek çok yapım olduğu için orta kalitede bir seri olarak kategorize edebilirim. Lee Min Ho'nun ise kanımca en iyi dizisi. Öykü kısaca şöyle: Kuzey'in yarattığı tehdit sonrası Mavi Saray'da (Güney Kore Devlet Başkanlığı Sarayı) koruma olan Lee Jin Pyo (Kim Sang Joong), hükümet kanadının en güçlü beş ismin onayladığı gizli bir kararla Kuzey Kore'ye gizli bir harekat için görevlendirilir. Ancak farkında olmadığı birşey vardır ki o da bu saldırı sonrası kendisi de dahil 21 asker için vur emri verilmiştir. Lee Jin Pyo ölümden arkadaşının kendini siper etmesi sayesinde kurtulur. Saldırının bizzat kendi vatanı Güney'e ait denizaltı ile yapıldığını anlayınca yıkılır. Karara imza atan beş kişiden intikam almaya karar verir. Sonrasında ölen en yakın arkadaşının oğlu Lee Yoon Sung (Lee Min Ho)'u kaçırır. Elbette Lee Yoon Sung'un  intikam planı için seçilmesinin de bir nedeni vardır.


Yoon Sung'sa Jin Pyo'yu babası bilerek ve O'nun tarafından her türlü eğitime tabi tutularak  büyür. Bu süreçte ölen babası hakkındaki gerçeği bir dereceye kadar öğrenmiş ve alınacak intikamda üstlenmesi gereken bir rolü olacağı gerçeği ile yüzleşmiştir. Tayland'da Altın Üçgen olarak bilinen bölgede kendi karargahını kuran ve uyuşturucu üretip satarak zenginleşen Jin Pyo, en sonunda intikam saatinin geldiğine karar verir. Yoon Sung' u sahte kimlikle MIT'den mezun bir mühendis olarak Güney Kore'ye gönderir. Yoon Sung, Mavi Saray'a Bilişim Uzmanı olarak girer. Jin Pyo kimseye aşık olup bağlanmamasını salık verir ki daha ilk günden itibaren Mavi Saray'da bir ajan ve koruma olan Kim Na Na (Park Min Young) ile bu sözünü tutması mümkün olmayacaktır.
 

Serideki bir diğer karizmatik karakter ise devlet adamlarının kirli sırlarını yasa dışı yollarla ortaya döken City Hunter'ı kanunlar çerçevesinde yakalamaya çalışan, yıllar önce öldürülme emri verilen 21 askerin sırrının peşine düşen savcı Kim Young Joo (Lee Joon Hyuk)'tur. Kendi babasının da bu kirli entrikada yer alması genç savcımız için büyük bir darbe olur. Doğrusu böylesine iyi ve dürüst bir karakter daha güzel bir sonu hak ediyordu :(
 
 
Editör Yorumu: 
 
- Bu dizi Lee Min Ho'nun "bana göre" sayılı iyi işinden biridir. (Diğeri de Faith ve Personal Taste) Ne yazık ki Heirs da dahil diğer çalışmaları ya da çektiği tek sinema Ghangam 1970'de oyunculuğu vasattı. Legend of the Blue Sea'deki performansı içler acısıydı. The King: Eternal Monarch yayın kanalının muhtemelen reyting açısından o yıl en güvendiği proje olsa da öyle çok muhteşem bir yanı yoktu. Bence bu oyuncu kendini tekrar eden rolleri bırakmalı ve yeni şeyler denemeli. Gu Jun Pyo ile üzerine yapışan zengin okul çocuğu modundan çıkıp artık iyiden iyiye yetişkin rollerine geçmeli. Bundan kastım +18'lik işler yapsın değil elbet!  Belki de oyunculuk becerisi bu kadardır. Bilemiyorum.
 
- Yapım sektörün iki başarılı oyuncusu Lee Joon Hyuk ve Park Min Young'ı keşfettiğim yapım. Özellikle hanımefendi geçen yıllara rağmen zaman kendisine değmemişçesine halen aynı zarafetini ve tatlılığını koruyor.

- Seriyi izlediğinizde fark edeceğiniz üzere  müzik albümü çok hoş şarkılar içeriyor. Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

27 Aralık 2014 Cumartesi

Horse Doctor (Maui / Veterinarian) 2012

12/27/2014 08:29:00 ÖS 0 Comments
Serinin Orijinal Adı: Horse Doctor (마의 (馬醫) / Maui / Veterinarian / The King’s Doctor)
Türkçe Yayın: Sarayın Doktoru (Trt 1 / Meltem Tv)
Yapım Yılı: 2012
Bölüm Sayısı: 50
 
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)


Trt'nin, Muhteşem Kraliçe sonrası Sarayın Doktoru adı ile ekranlara getirdiği ve beğeni toplayan dizi geçmişi büyük bir sırrı barındıran alt tabakadan bir veteriner, Baek Gwang-hyeon'in kraliyet hekimliğine uzanan yükselişini anlatır. Lee Yo Won oyunculuğuyla göz doldururken başroldeki Cho Seung Woo ise bize aşina bir karakter değil. (Oyuncuya dair benim izlediğim tek yapım sinema filmi The Sword with No Name.) Ancak özellikle tatlı gülüşü ile seyircisini mutlu ettiği kesin. Genel Kore yayın standartlarına göre uzun bölümlü oluşu sezonlarla devam eden yapımları izleme alışkanlığındaki ülkemiz insanı için en olası tercihlerden biri. 
 

Bu arada Koreliler tıp temalı dizilere hayli ilgi duyuyor herhalde. Nette bilgi araştırması yaparken fark ettim ki baş karakter Baek Gwang-hyeon (Kwan Yong Bek)'in yaşadığı yıllar (1625–1697) olarak gösterilmiş. Dolayısıyla orijinal bir geçmişi mi var yoksa yapıma dair zaman periodu olarak mı gösterilmiş bilemiyorum. Ancak kore tarihinin önemli addedilen kişiliklerine dair diziler yapıldığı düşünülecek olursa ilk seçenek olası görünüyor. İyi bir korecem olsa kore tarihinin bu yönünü araştırmak isterdim doğrusu. Ancak şu noktada yapabileceğim birşey değil.


Hikaye asil ve köklü bir aileye mensub Do-joon Kang, baytar ailesinden gelen ama bunu bir sır olarak saklayan Lee Myung-Hwan ve Jang In-Joo  adlı üç iyi arkadaştan birinin  sahip olamadıkları adına kapıldığı hırs ve bu uğurda sarayda karıştığı büyük bir komplo sonrası diğerinin suçlanarak öldürülmesi ile başlıyor. Kanunlar gereği varisi varsa onunda yaşamasına izin verilmemektedir. (Babanın suçunu oğula da geçmesi doğrusu çok acımasızca) Kısa bir süre önce alt tabakadan bir adamın karısının doğumuna yardım etmiştir ve bu durum oğlunun kurtuluşu olur. Köylü vefa örneği sergiler ve bebeği yeni doğmuş kızı ile değiştirerek öldürülmesini engeller. (Öz çocuğunun hain damgası ve köle sıfatıyla yaşamasına neden razı oluyor, biraz acayip) Kendisinin de hakkında arama kararı vardır. Bu nedenle bebekle şehirden ayrılır. Öz kızı ise Kang ailesinden geriye kalan kişi olarak kayıtlara geçer. Statüsü köleliğe indirilerek bir ailenin hizmetine verilir.
 
 
 
Birkaç yıl sonra ikili baba-oğul olarak adada yoksul biçimde hayatlarını sürdürmektedir. Yaşadığı yerden kurtulma hayalleri kuran on yaşlarındaki Gwang-hyeon ipe sapa gelmez hocasını da kandırıp bu arzusunu gerçekleştirmeyi başarır. Bindiği tekne sayesinde başkente gelir. Ancak kendi dürüst karakterine karşın şehir düzenbazların cirit attığı bir mekandır. Eşyalarını bırakıp bir süre yanından ayrılan öğretmenini beklerken Young-dal isimli bir çocukla tanışur. Sözüm ona yankesiciler konusunda  yardım edecektir ama aslında kendisine onlardandır. Üstelik erkek değil kızdır. (Tabi kendisi ile değiştirilen bebektir de) Beraber geçirdikleri o kısa zaman dilimi birbirlerinin çocukluk aşkı olmalarına yeter. Ancak ikili talihsiz bir başka olay yaşar. Gece yarısı yeniden sahneye çıkan Lee Myung-Hwan geçmişteki o olaya dair bir tanığı aküpunktür iğnesiyle öldürdüğü anlara şahit olurlar. Varlıkları fark edilince hayatları tehlikeye girer. Bu arada oğlunu bulmak için peşlerinden şehre gelmiş bulunan baba ne yazık ki hakkında arama kararı yüzünden güvenlik güçleri peşine düştüğünde hayatını kaybeder. Kaçış ve kovalamaca esnasında Gwang-hyeon yaralanarak uçuruma yuvarlanır. 


Lee Myung-Hwan'ın talebiyle yapılan araştırma sonrası Kang ailesinin suçsuzluğu ortaya çıkarılır. En yakın arkadaşı olması dolayısıyla vesayeti de kralın kararıyla şu anda kraliyet hekimi olan Lee Myung-Hwan'a verilen ve itibarı ile serveti iyade edilen Ji-Nyeong böylece saygın bir konuma yerleşir. Kralın kızkardeşi prenses Sookwhee ile yakın arkadaştır. Sarayın kurallarını hiçe saymak konusunda her zaman fazlasıyla gönüllü olan kızın başını sıkca beladan kurtarır. Bir süre önce Çin tıbbı üzerine eğitim alarak başkente dönmüştür. Tecrübe kazanmak için Halk Sağlığı Merkezine hemşirelik için başvurur. Ancak aile adı bulunduğu yere emeği ile gelen herkesi rahatsız eder. Bu yüzden personel seçiminden sorumlu baş hemşire Jang In-Joo tarafından geri çevrilir. Ancak inatçıdır. Yapılan sınavı da bileğinin hakkı ile geçince kadının onaylamaktan başka çaresi kalmaz. O'na kolaylık göstermeyeceğini ya da ayrıcalık yapmayacağını açıkça dile getirir.
 
 
Yıllar sonra Gwang-hyeon, uzak bir çiftlikte baytar yamağı olarak karşımıza çıkar. Ji-Nyeong ve prenses Sookwhee saygın hanımlar için pek de uygun kaçmayan bir mekanda yemek molası vermek isterler. Sonrasında serserilerin tacizine maruz kalırlar. Gwang-hyeon ve ahırlardan arkadaşı Ja-Bong duruma müdahil olurlar. Gwang-hyeon asaletlerini fark etmeksizin onlara sıradan biri gibi davranıp üstüne fırça atar. O sıralar hasta kedisi için çaresiz kalan prenses veteriner olduğunu fark ettiği gencin sorununa çare bulacağını umar. Gwang-hyeon saraya çağrılır. Önceki gün kaba tavırları için uyaran ve kim olduklarını söyledikleri halde alaya alıp inanmadığı kişiyi karşında görüp de prenses olduğunu öğrenince soğuk terler döker. Kellesini sadece hasta kediyi tedavi edebilirse kurtaracaktır. Sorunu çözer. Hayatta kalmayı garantilediği gibi ve prensesin minnettarlığıyla birlikte aşkını da kazanır. Sonrasında verilen bir kraliyet emriyle kraliyet ahırlarına tayin edilir. Ji-Nyeong'da kraliyet ahırlarındaki baytarlara yardım etmek üzere görevlendirildiğinde yeniden bir araya gelmeleri  kaçınılmaz olur. Sıkça didişseler de içten içe kaçınılmaz biçimde aralarında farklı duygular filizlenir. Öte yandan Ji-Nyeong'un köklü ve soylu Kang aşiretine mensup olduğunu öğrenmesi duygularını içine gömmesini gerektirse de başaramaz. Lee Myung-Hwan'ın oğlu, kraliyet hastanesine tayin edilen devlet memuru Lee Sung-Ha durumu bir miktar karmaşıklaştırır. 
 

Kral Hyunjong'un emri ile sağlık bakanlığına atanan Ko Joo-Man ise terfi ve atamalardaki ayrımcılığı yıkacak bir kararla halkın her kesimine açık bir sınav düzenlemeye karar verir. Bir süredir zekası ve yöntemleriyle dikkatini çeken Gwang-hyeon'a da kendi kitaplarını vererek sınava girmesini önerir. Başlangıçta ölen babasının doktor olması için kendisini sıkboğaz ettiği dönemler bunu kulak ardı etmiştir. Gösterdiği başarıya rağmen Lee Myung-Hwan gibi asillerin küçümseyişlerine maruz kaldıktan sonra fikrini değiştirir ve doktor olmaya karar verir. Giriş sınavından önceki gece Lee Myung-Hwan'ın adamı tarafından feci şekilde dövülür ve neredeyse kolunu kullanamayacak hale gelir. O halde bile gösterdiği başarı inanılmazdır. Ünü kralın kulağına kadar gelir. 
 
 
Joseon devrinde normal şartlarda genç bir dul olan kadının tedavi olması saygınlığını zedeler görüşü hakimdir. Bu yüzden öğrenciliği devam ederken Sung-Ha'nın arkadaşı hasta ablası için kendisinden yardım ister. Eve vardıklarında konumu gereği zaten elinden birşey gelmeyeceğini anlatmak ister ama tam da o sırada genç kadın intihara teşebbüs eder. Yalnızca bir öğrenci olduğunu dile getirip birşey yapmaya yetkisi ya da konumu olmadığını anlatmak istese de neredeyse kılıç zoruyla tedaviyi gerçekleştirir. Hastaneden çağırttığı Ji-Nyeong'da kadının uyanmasını sağlar. Ancak tüm çabasına rağmen seçtiği yolda sınıf arkadaşlarınca da kabul görmez. Kraliyet ailesinin gönüllü hasta olarak dahil olduğu doktorluk atanma sınavında krala koyduğu teşhis soyluların tepkisini çeker ve en sonunda yapılan baskıya dayanamayınca ayrılmaya karar verir. Ancak gerçektende kralın durumu kötüleşir ve bir kez daha haklı olduğu anlaşılır. Ona karşı kin ve hasedi gün be gün artan  Lee Myung-Hwan ise zaten sağlık bakanlığını kaptırdığı ve yaptığı uygulamalarla gelenekleri altüst ettiği için Ko Joo-Man'dan da aynı ölçüde nefret etmektedir. Kralın tedavisi sürerken akupunktur yapacağı gün Ko Joo-Man'ı zehirlemekten çekinmez. Neyseki Gwang-hyeon akupunktur becerisiyle zehrin ilerleyişini durdurarak Ko Joo-Man'ın tedaviyi tamamlamasını sağlar. Sağlığına kavuşan Kral minnetarlığının bir göstergesi olarak  o ve tüm sağlık çalışanları için bir ziyafet verir. Gwang-hyeon okula döner.
 


Tam herşey yoluna girmiştir ki Lee Myung-Hwan'nin sahnelediği bir diğer oyun sonucu bu kez soylu bir kadınla ilişki kurmakla suçlanarak yüce divana sevk edilir. Kadın bir süre önce gizlice tedavi ettiği ve Lee Myung-Hwan'ın geçmişte işbirliği yaptığı bakanın gelini Seo Eun-Seo'dır. İradesi dışında hazırlanan ifadede buluşmadığını ve taciz edildiğini söylemiştir. Gerçeği söylemesi için kadını evinde ziyaret eden Ji-Nyeong görür ki zaten bununla ilgisi yoktur. Göğsündeki tümör yüzünden fenalaşır. Bir kez daha kıl payı kurtulan Gwang-hyeon soyluların bağnazca itirazına karşın kralın verdiği onayla gerçekleştirilen cerrahi operasyonda tümörü çıkaran kişi olurken gelecekte kadının kayınpederi Bakan Oh Jang-Park bir diğer düşmanı haline gelecektir.


Hikayenin üçüncü evresi Sağlık Bakan Ko Joo-Man'ın komplo ile ölümü ve bu ölümden sorumlu tutulan Gwang-hyeon'un kralın emriyle tutuklanması üzerine devam eder. Kaçak olarak bir süre yaşamını sürdürse de efendi Ko Joo-Man'nın bıraktığı mektup ve verdiği talimat doğrultusunda aradığı Sa-Am'a ulaşır ve onlarla birlikte ülkeyi terk eder. Aradan geçen üç yılın ardından Çin'de yaptığı tedavilerle hatırı sayılır bir ün elde eder. Ji-Nyeong ise gizlice Yongdal adı ile bitkisel ilaçların satışını tekel haline getirerek ceplerini doldurma peşinde koşan Oh Jang-Park ve soylulara karşı piyasaya el altından ürün satışı yapmakta ve yoksul halkın ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Şimdilerde Kore Sağlık Bakanı görevini yürüten Lee Myung-Hwan imparatorun çok değerli cariyesinin tedavi etmesi için kralın emriyle Çin'e gönderilir. Kendinden emin biçimde tedaviyi başarıyla gerçekleştirdiği düşüncesiyle ülkesine dönse de O'nun gerisinden kadın yine hastalanır. İmparatorun çağırttığı bir diğer hekim Gwang-hyeon olur. Uygulayacağı tedavi cerrahi müdahalayi gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla bedeninde iz kalacağı gerçeği yüzünden cariye operasyonu kabul etmez. (Sanırım kadınların vücutlarında herhangi bir iz bulunması kusur olarak addediliyor, kabul görmelerine izin vermiyor.) En nihayetinde ikna olur ve sadece küçük bir izle hayatını sürdüreceğni görür. Bu başarı Gwang-hyeon'un sürgündeki hayatının da sonu olur ve Çin elçi heyetiyle başkente gelir. 
 


Elçiler onurlarına verilen yemekte süreç konusunda açılan sohbette gönderilen baş hekimin tedavisinin sonuçsuz kaldığını anlatınca başarısıyla kasılan Lee Myung-Hwan yerin dibine girer. Konuşma devam ederken yine bir diğer koreli hekimin cariyeyi sağlığına kavuşturduğunu ve İmparatorun takdirini fazlasıyla kazanan bu kişiyi tanıtmak üzere huzurlarında taktim etmek istediklerini eklerler. (Kore tam bağımsız bir ülke gibi değil de Çin'in vassalı gibidir bu dönemde. Dolayısıyla Kore kralının sürgüne gönderdiği kişi belli ki Çin İmparatoru'nun isteğiyle takdir edilmesi gereken biri haline gelebiliyor) Gwang-hyeon'un aradan geçen yılların ardından bir kez daha ezeli düşmanıyla karşı karşıyadır. İkilinin rekabeti en sonunda Lee Myung-Hwan ve Bakan Oh Jang-Park'ın kirli çamaşırlarının ortaya çıkmasıyla son bulur. Her ikisi de yaptıklarının bedelini canlarıyla öderler. Aile adını ve mirasını geri alan Gwang-hyeon  ise kendini çevreleyen asillere ve onların baskılarına rağmen kralın da onayını alarak artık daha alt statüsüne inmiş olan Ji-Nyeong'a evlenir. Her ikisi de başarılı birer sağlıkçı olarak konumlarına rağmen sıradan insanlarmış gibi yaşamayı yeğlerler.


Ufak Bir Eleştiri: Dizileri çevirme konusunda Yeppuda iyi iş çıkarır genelde. Benim de her ne olursa olsun emeğe saygım sonsuz. Ancak  bu çeviri izlediğim en berbat işti. Nedendir bilinmez  ünvan ve sıfatlar inatla korece bırakılmış. Daha havalı durduğu falan mı düşünülmüş bilemiyorum. Bence çok anlamsızdı. 


Dizideki Acayiplikler:
 
- Efendi Ko Joo-Man önce durumu ağırlaşırken ve sonrasında ölürken oğlu Yoon Tae-Joo niye doğru düzgün piyasada yoktu. İnsan babasını kaybediyor. Gwang-hyeon bile daha çok gözyaşı dökmüştür adam için.

21 Aralık 2014 Pazar

You're Beautiful ( A.N. JELL ) (2009)

12/21/2014 03:28:00 ÖÖ 0 Comments

Eğer siz de benim gibi on yıla yaklaşan bir süredir Kore dizilerinin takipçisiyseniz, A.N. JELL ya da bilinen adıyla You're Beautiful'ı es geçme ihtimaliniz yoktur. Ülkemizde hatırı sayılır bir popüleriteye ulaşan yapım belkide pekçok kore dizi sever için de izlediği ilk yapım olması dolayısıyla gönlünde taht kurmuştur. Seçeneklerin günümüzdekine oranla azlığı,  sevimli sayılabilecek konusu, mükemmel müzik albümü ve elbette dikkat çeken oyuncu kadrosuyla benim için de bu seriye çok düşkün,  bir kaç yıldır okyanus ötesinde bir yaşama devam eden bir dostu hatırlatan yapımdır.


O dönem canlandırdığı Ko Mi-Nyeo & Ko Mi-Nam adlı ikiz erkek ve kızkardeşi karakteriyle  Park Shin Hye'yi üne kavuşturan dizi bende vurucu bir etki bırakmadığı gibi porselen bebek hatlarındaki dış görünümüne zıt sinir bozucu, çekilmez, ukala ve tam bir sorunlu tip Hwang Tae-Kyeong karakteriyle oyuncu Jang Keun-Suk da aynı ölçüde ısınamamış dizinin neden böylesine sevildiğini de anlayamamıştım. Kısa süre önce diziyi yeniden izlediğimde de düşüncelerim değişti diyemem. Çıkardığım yegane sonuçlardan biri de Park Shin Hye'yi mümkün mertebe bir daha şarkı söylerken duymak istemeyişimdi. Cidden müzikal geçmişi olan bir ses bulmakta zorlandılar mı ki böyle bir seçim yapmışlar bilemiyorum.

Hikayesi kısaca şöyle: Anjell grubu bir süredir çıkmazdadır ve ekibe soluk getirmek için yapımcılar yeni bir üyenin gerekli olduğuna karar verir. Ancak özellikle gruptaki zor kişilik, solist ve söz yazarı Hwang Tae-Kyeong, bundan hoşnut değildir. Herşey ayarlanmış ve tanıtım günü için tarih belirlenmiştir ki beklenmedik bir aksilik çıkar. Görünüşe göre estetik ameleyatı ters giden Ko Min-Nam tedavi için bir süre Amerika'da gözlerden uzak tedavi altında kalmak zorundadır. Dolayısıyla yeni üyenin gelişi bir süre için mümkün değildir ve yapımcılar, üyelerden de gizli tutarak, o sıralarda tam da rahibe olmaya hazırlanan ikiz kızkardeşinden dönünceye kadar onun yerine geçmesini isterler. Böylece Ma Hoon-Lee erkek kılığına girerek gruba katılır ve aynı evde üç erkekle kalmaya başlar.

Üyelerin tanışması ve biribirlerini anlamaları yaşanan süreçte hiç kolay olmaz. Ko Mi-Nyeo sakar ve tuhaftır. ANJELL grubunun popüleritesi en yüksek üyesi ve lideri Hwang Tae Kyung Hwang O'na karşı hiç dost canlısı değildir. Çocukluğundan itibaren yalnızdır. Annesi tarafından başka  bir adam için  terk edilmiş, yok sayılmış, gizli tutulmş ve hiç sevgi gösterilmemiştir. Havalı, huysuz, inatçı, ters, titiz ve sinir bozucu bir karakere sahiptir. Sık sık Go Mi Nyu 'ı göz hapsinde tutar ve O'nu safdışı edebilecek bir açığını bulmaya çalışır. Ancak zaman geçtikçe Ma Hoon-Lee'den etkilenmeye başlar ve tabii görünüşe göre bir erkekten hoşlandığı için durum fazlasıyla acayip kaçmaktadır. Olaylar tıpkı Love Rain'deki gibi karakterlerimizin ebeveynlerinin geçmişte neden olduğu ana konu etrafında biribirini izler...

Dizinin şarkıları kore dizilerinde dinlediğim ilk Ost'lardandı ve çok başarılı bulmuştum.

Dizi müzikleri için Tıklayın.

12 Aralık 2014 Cuma

Bad Guys (2014)

12/12/2014 12:32:00 ÖÖ 0 Comments
OCN'den bir diğer sürükleyici yapım. Normalde dizi görselleri benim için seçim yapmada etkileyici bir usur. Bu serinin afişi içimi hiç açmasa da konu ve oyuncular arasında yer alan Park Hae-Jin nedeniyle bir şans vereyim dedim. İyi ki de bu seçimi yapmışım. 11 bölüme sığan heyecan ve aksiyon dozu yerinde harika bir hikaye sunulmuş. Sadece Park Hae-Jin değil başrolü paylaşan her bir oyuncu ayrı ayrı tebriği hak ediyor. Siz de özellikle çerez yapımlardan sıkıldıysanız bir göz atın derim. Ayrıca arka fon müziklerini de çok sevdim.


Hikayesine gelince: Devam eden bir seri cinayet davası için polis şefi, dedektif Oh Goo-Tak'tan Her biri ayrı suçla cinayetten hüküm giymiş  kimselerden oluşturulan sıra dışı bir ekibin başına geçmesi istenir. Dört azılı suçlu için kendilerinden bekleneni yerine getirirlerse çözdükleri her dava ceza sürelerini kısaltabilecektir. Davanın zorluğu bir yana her biri ayrı bir tel bu karakterlerinin birbirlerine olan sadakati ve iş birliği içinde çalışıp çalışamayacakları da belirsizdir. Park Woong-Cheol (Ma Dong-Seok) cinayetten hüküm giymiş bir gangsterdir. Lee Jung-Moon (Park Hae-Jin) tavan yapmış IQ su ile en genç seri katil unvanını taşımaktadır. Jung Tae-Soo (Jo Dong-Hyuk) ise vicdan sahibi görünmekte ve yaptığının kötülüğü her daim hatırlayıp pişmanlık duymaktadır.


NOTLAR:
 
 
1. Seri beğenilince  bu kez Bad Guys: Vile City adı ile ayrı bir hikaye ve oyuncu kadrosunun yer aldığı 2. sezonu yayınlanmıştır.
 
2. 2019'da bir sinema, ilk seriden iki oyuncunun da yer aldığı The Bad Guys: Reign of Chaos, yayınlanmıştır.
 
 
 

9 Aralık 2014 Salı

Secret Garden (2010)

12/09/2014 04:29:00 ÖS 0 Comments
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşnenlerin okuması önerilmez:)

Varlıklı bir ailenin oğlu ve  alışveriş merkezi yöneticisi Kim Joo-Won karakter itibariyla çevresine rahatsızlık veren sinir bozucu bir mizaca sahiptir. Kendisi gibi otuzlu yaşlarındaki kuzeni ve ailede rakibi saydığı Oska ise zamanında ünü ülke sınırlarını aşmış bir yıldızken şimdilerde artık eski parlaklığını yitirmiş bir şarkıcıdır. Aynı aile arazisi içinde kendilerine ait birer evde yalnız yaşayan ikilinin ailelerinden kalacak hatırı sayılır miktardaki dolgun miras sayesinde ülkedeki pekçok insanın aksine hayata dair en ufak bir kaygısı yoktur. Olaylar çapkınlıklarıyla pekçok kez başı derde giren Oska'nın ünlü bir oyuncu ile benzer bir duruma düşünce kuzeninden yardım istemesiyle başlar. Hayli zorlu bir reklam anlaşması karşılığında olayı örtbas etmeye giden Kim Joo-Won aradığı kadın yerine yanlışlıkla düblörü Gil Ra-Im'i sürüklercesine film setinden alır. Esaslı bir Oska hayranı olduğundan habersiz sadece "Oskayı tanıyor musun?" sorusuna daha önce bir klip çekimi sırasında biraraya geldiği için evet yanıtını veren genç kadın, hayli dobra ama karşısındaki şaşkınlık içinde bırakan yanlış anlaşılmaya müsait- fazlasıyla rahat cümleler kurar.
Kim Joo-Won O'nu daha önce buluştukları bir otele bırakmak üzere arabasına götürür. Ancak otel odasına vardıklarında durumun yanlışlığını fark ederler. Birbirlerine köpürür ve söylenip dururlar. En nihayetinde Gil Ra-Im, kendince yaptığı pazarlığı kaybettiği için söylenen adamı dublörlük becerisinin getirdiği mükemmel bir araba sürüşüyle sete geri götürür.  Böylece sorunu halleden Kim Joo-Won ayrılırken ekip arkadaşlarıyla çekimi sürdüren Gil Ra-Im'i görür. Artık bu noktadan sonra -o kadına- karşı hissettiği çekimden kaçınması da mümkün olmayacaktır. İki kuzenin hayatı biri için kendisinden çok farklı bir dünyaya ait olan  bir kadınla kesişirken diğeri için yara halinde kalmış ve uzun süre önce kapanmış bir defterin yeniden açılmasıyla karmaşık bir hale gelecektir.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın