Kayan Yazı

Başrolünde Lee Min Ho ve Ahn Hyo Seop'u bir araya getiren sinema "Omniscient Reader's Viewpoint" Büyük Hayal Kırıklığı Oldu

10 Mayıs 2015 Pazar

A Jewel in the Palace (2003)

5/10/2015 04:55:00 ÖS 0 Comments

Hatırlatma: Aşağıda yer alan metin dizinin tamamı hakkında bilgiler içermektedir.

Sarayın Müceheri (A Jewel in the Palace /Dae Jang Geum (2003)): Joseon Devri'nin erkek egemen dünyasında alt sınıftan gelen genç bir kızın saray hanımılığından başlayıp Kralın başhekimliğine yükselişini, dönemin en yüksek tıp otoritesi ve bir kadın olarak tarihe geçişini anlatan gerçek bir yaşam öyküsü. Sadece ülkesinde değil dünya çapında geniş kitlelere ulaşan hatta birçoğumuzu Kore dizi sektörüyle tanıştıran bu dizinin adını ilk duyduğumda üniversite için şehir dışındaydım. Babam da aynı dönem TRT'de yayınlanan Kore dizilerinin sıkı takipçisiydi. Evde olduğum zamanlar O izlerken bazı bölümlerine takılırdım. Sonra bir arkadaş sayesinde Winter Sonata'yı izledim. Daha çok anime ve Japonya kaynaklı şeylere ilgim vardı ve orijinal dil Korece'yi ilk duyduğumda çok da sevmemiştim. Bu arada Sarayın Mücevheri adıyla ekranlara gelen bu dizi de aradan geçen zaman diliminde birçok kez farklı kanallarda tekrar edildi durdu. Hatta bunlardan biri tam da suyunu çıkarmak deyimine uyar biçimde başa sarıp kaç kez verdi bilmiyorum ama görmekten içime fenalık gelmişti. Elde ettiği beğeni nedeniyle neyse ki TRT sonrasında birçok farklı Kore yapımını ekrana getirmeyi sürdürdü. Böylece Kore dizileri hayatımıza girmiş oldu. Günümde özellikle ülkemizde bir Kpop yada Hallyuu dalgası varsa temellerini burada aramak kesinlikle yanlış olmaz.
Hikâye, Joseon Hanedanlık’ı altındaki Kore’de, Kral Seongjong, Kral Yeonsan-gun (1494-1506) ve Kral Jungjong’un (1506-1544) saltanatları esnasında geçmektedir. Konu şu şekilde başlar. O sıralar veliaht prens olan Kral Yeonsan-gun’un annesi Kraliçe Yun’un, kralın emri üzerine bir grup saray muhafızı tarafından zehirlenir.
Sarayda mutfak leydisi olan Park, mutfak leydisi Choi’u Ana Kraliçe’nin yemeğine zehir katarken görür. Ancak durumu bildirdiği üst kademe zaten bu işi yaptıran kişilerdir. Gerçeğin ortaya çıkmaması için bir iftira atarak kendi iç prosedürlerine göre (zehir içmeye zorlayarak) kadını ortadan kaldırmak isterler. Lady Park önce, zehirin içine gizlice panzehir karıştıran ve beline de olayları anlatan bir kâğıt sıkıştıran saraydaki en iyi arkadaşı, mutfak leydisi Han tarafından, daha sonra da, inzivaya çekilmiş olan eski asker muhafızı Seo tarafından kurtarılır. İkisi evlenirler. Bir yandan uzak bir köyde, düşük sınıftan insanlarmış gibi davranarak gizlice yaşamlarını sürdürürken bir yandan da Jan geum adını verdikleri oldukça zeki küçük kızlarını büyütürler. 1504 yılında Kral Yeonsan-gun, annesinin cinayeti hakkında geniş bir araştırma başlatılması ve bu olayın ardındaki herkesin yakalanıp öldürülmesi emrini verir. Ne yazık ki olayla bağlantısı nedeniyle gizli bir hayatı seçen Seo ve ailesi muhafızlar tarafından fark edilirler. Kaçış sırasında acı biçimde anne ve babasını kaybeden Jang-geum, bir şekilde saraya girmeyi başarır. Cesareti, meraklılığı, yeteneği, iyi kalpliliği ve kararlılığı sayesinde (annesinin en iyi arkadaşı olan) Leydi Han’ın'ın kanatları altında bir mutfak leydisi olarak yetişir. Saray Mutfağı’nda nesillerdir adeta saltanat sürer gibi güçlenen, kazanma hırs ve azmindeki Leydi Choi da yeğeni Choi Keum-yeong'ı eğitmektedir. Rekabet çocukluktan itibaren büyüyen iki kızı ister istemez birer rakip haline getiriken aralarına giren aşk hikayesi kardeşlik hislerini düşmanlığa çeviren şey olur. Geçmişteki kirli oyunları fark eden Jang-geum ve Lady Han bir kez daha Lady Choi'un başını çektiği, aynı zamanda yüksek rütbeli memurların ve (Leydi Choi’un abisi) tüccar Choi Pan-sul’un da dahil olduğu bir komplo ile vatana ihanetle suçlanırlar. Her ikisi de köle olarak Jeju Adası’na sürgün edilirler. Sorgu sürecindeki işkenceler nedeniyle Leydi Han yolda aşırı derecede bitkin düşer ve ölür. Sarayda ise Leydi Choi, arzu ettiği güce kavuşmuş ve Mutfak Baş Kâhyası olmuştur.
 
Uğradığı haksızlık ve kayıpların ardından Jang-geum, Jeju adasında köle sıfatıyla hayattan vazgeçmiş şekilde yaşar. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir şekilde tayinini aldırmış ve adım adım genç kadını izlemiştir. Jang-geum başlangıçta sadece bir köle olduğunu zannettiği, açık sözlü ve pragmatik doğasından pek de hoşlanmadığı ancak bununla beraber oldukça başarılı ve ünlü bir hemşire olduğunu keşfettiği Jang-deok'la sıkı bir dostluk kurar. Dahası başarılı hemşirelerin özenli bir değerlendirmeden sonra sarayda çalışmak için seçilebileceklerini öğrenince annesinin ve Leydi Han’ın intikamını alabilmek için saraya dönebilmesinin tek yolunu bulduğunu fark eder. Öte yandan mutfakta kazandığı bilgi birikim sayesinde ülkedeki hemen her bitkiyi tanıması, hatta bunların tıbbı faydalarını da bilmesi Jang-deok’ın dikkatinden kaçmaz. Böylece bir süre sonra Jang-deok’ın önerdiği eğitim sürecini kabul edip O'ndan tıp bilgilerini ve gözetimi altında da tedavi uygulamaları yaparak sıkı bir öğrenim süreci geçirir. Disiplinli, öğrenmeye her daim hazır, kararlı ve cesurdur. Kısa süre sonra adada başarılı bir hemşire haline gelir. Bununla beraber, bir tıp insanı olmanın erdemlerini tam anlamıyla fark edebilmesi için kalbindeki nefretten kurtarmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu yüzden çıktığı yol intikam içeriyorken amaçlarını da sorgulaması gerekir. Hemşire eğitimi seçimi için yapılacak sınava girmek üzere başkente geldiğinde üst düzey bir bakanın hasta oğlunu tedavi etmek durumunda kalır. Hemşirelik eğitimi sürecinde bu durum O'nu okul hocası ile karşı karşıya getirir ve zorlu bir süreç yaşamasına neden olur. En nihayetinde öğretmeninin de takdirini kazanarak en iyi dereceyle sınavı geçer ve sarayın kraliyet hastanesine atanır. Yüzbaşı Min Jeung-ho'da bir kez daha onu izler. Jang-geum için zorlu süreç devam eder. Artık Mutfak Baş Kâhyası olmuş olan Geum-yeong'la karşılaşması kaçınılmazdır. Şimdilerde kralın saray kabinesinin bir üyesi haline gelmiş olan Yüzbaşı Min Jeung-ho ile yakınlaşırlar. Onları kıskanç gözlerle izleyen Geum-yeong sırf bu yüzden halasının Jang-geum’dan kurtulmak için geliştirdiği entrikalara destek verir. Halası, Leydi Choi, bu mevkideki Leydi Park’ı kovdurarak onun yerine geçip Saray Sekreteri olmuştur.

Bu arada genç kadının küçükken yakınlaştığı ve en iyi arkadaşlarından biri olan Yeon-seng, Jang-geum uzaktayken, Kral’ın dikkatini çekmiş ve cariyesi olmuştur. Yine de sonrasında ziyaret edilmeyen, bu yüzden de çalışanların dahi çok da saygı göstermediği bir konuma düşmüştür. O'nun bu haline fazlasıyla üzülen
Jang-geum geçmişteki saray leydiliği günlerinden kendisini hatırlayan ve Lady Han'a da saygı duyan Baş hadım ağasının gösterdiği yakınlığı sayesinde kralın Yeon-seng'ı ziyaret etmesini sağlar. Geçirdiği bu geceden sonra hamile kalan genç kadının konumu yükselip sekizinci eş haline gelirken Jang-geum’a, sarayda daha güçlü bir desteğe sahip olur. Derken çeşitli rahatsızlıklardan muzdarip kral tekrar hastalanır ve saray mutfağının baş kahyası Geum-yeong durumdan sorumlu tutularak gözaltına alınır. Kral’ın gıdalardan zehirlenmediğini gayet iyi bilen Jang-geum sağlık raporlarını gizlice dışarı çıkarır ve kopyalarını alır. Fakat saray beyleri raporların kayıp olduğunu fark ederler. Bir hemşirenin bu gizli belgeleri okuması, dışarı çıkarması ve kopya etmesi çok büyük bir suçtur ve cezası ölümdür. Yaptığı fark edilince Kraliçe Jang-geum'ya idam cezası verir. Ancak kral hala bilinci kapanmış şekilde yatmaktadır. Bu yüzden Jang-geum'ın sözlerine kulak tıkayamaz. İdam emrini geçici bir süre durdurur. Hatta kendi tahtını da tehlikeye atarak ondan kralın gerçek hastalığının sebebini bulmasını ister. Ancak bu şekilde hayatını kurtarabileceğini söyler. Saydan gizlice çıkarılan Jang-geum artık şehre dönmüş kendi özel muayenehanesini işleten Jang-deok'ın yardımıyla kralla aynı belirtileri gösteren hastaları inceleyip olası tedavi yöntemlerini dener. Ancak fark ederler ki bu daha önce onların görmediği, duymadığı bir hastalıktır ve adı da yoktur. Saray başhekimi doktor Yonsa'nın teşhisi ise deri tüberkülozudur. Tedavi de haliyle farklıdır. Sonuçta Jang-geum başta kadın ve sadece bir hemşire olduğu için kendi teşhis ve tedavisini kabul ettiremez. Tabii başhekimin başta işe yayar gözüken tedavisine rağmen kralın durumu ağırlaşır. Sonunda Kraliçenin de onayıyla Jang-geum'nın tedavi yöntemi uygulanır. Her ne kadar işler yolunda gitse de bazı nadir durumlarda karşılaştığı gözleri körlük durumu oluşur. Çaresiz kraliçe bu durumdan Jang-geum'u sorumlu tutar. Ancak Jang-geum kralın gözlerinin tedavi yüzünden değil, hastalıktan dolayı kör olduğunu söyler ve kralın nabzına bakmak ister. Bu isteği saray kurallarına tamamen aykırıdır. Ancak kraliçe en başından beri Jang-geum'a güvenmiştir ve yapabildiklerini de görmüştür. Bu isteğini yerine getirir. Jang-geum kralın nabzını ölçtüğünde başka bir şeylerden şüphelenir ve araştırmalarını sürdürür. Sonunda deri tübekülozuna neden olan asıl sorunu bulur ve tedavisini uygulamaya başlar. Ancak kral zayıf düşmüştür ve hazırlanan ilaçları içmekte zorlanır. Bu durumda kraliçe panikler. Tedaviyi yarıda keser ve Jang-geum'u hapise yollar. Fakat kralı inceleyen doktorlar durumunun iyi gittiğini fark eder ve bunu Jang-geum'un tedavisine bağlarlar. Kraliçe Jang-geum'u tekrar çağırır. Jang-geum hiç denenmemiş yöntemler izleyerek kralın gözlerini de açar.

Leydi Han ve Jang-geum'un kükürtlü ördek yüzünden suçlu gösterip sürgün cezası almalarına neden olan komploya ön ayak olan Doktor Yonsa Chang, Jang-geum'un kralın iyileştirmesinden sonra başarısızlığı nedeniyle çıkar ortaklığı yaptığı Lady Cho'dan korkmakta ve yaptıklarından dolayı vicdanen rahatsızlık duymaktadır. Bu arada zamanında Jang-geum'a zarar veren gerek eski saray sekreteri Lady Tang Park, gerekse Laydi Choi ve bakan Gyeom-Ho Oh (Guyumho) birbirlerine girmiştir. Bu karışılıktan faydalanan Jang-geum ve Yüzbaşı Min Jeung-ho, Saray Sekreteri Leydi Choi ve emrindekilerin geçmişten o güne değin gerçekleştirdikleri tüm entrikalarını ortaya çıkarırlar. Bu durum Choi ailesinin ve yüksek rütbeli memurların yıkımı ile sonuçlanır.

Jang-geum gerek sarayda gerekse saray dışında birçok hastanın hayatını kurtarmayı sürdürür. Salgın hastalık zannedilip ölüme mahkûm edilmiş bir köy dolusu insanın aslında gıda zehirlenmesi geçirdiğini anlar ve onları tedavi eder. Daha önce Jang-geum, Kraliçe'nin rahminde ölü bir bebek olduğu konusunda doğru teşhiste bulunarak Kraliçe'nin hayatını kurtarmıştır. Ayrıca Ana Kraliçe'yi de tedaviye ikna etme konusunda başarılı olmuştur ve saray hekimleri tarafından, uzun zamandır yanlış teşhis edilmekte olan Kral'ın kronik hastalığının temel sebebini bulmuştur. Şimdi ise, oğlunun çiçek hastalığını tedavi ederek Kraliçe'nin minnettarlığını ziyadesiyle kazanmış durumdadır.
Bu süreçte meydana gelen şaşırtıcı durumsa Kralın Jang-geum'ya aşık olmasıdır. Ancak, onu cariye yaparken ülkesinin yaşayacağı kaybın önemini, Jang-geum'nın mesleğine duyduğu tutkuyu, dahası kalbinin şimdilerde Saray Sekreteri olan Min Jeung-ho'da olduğunu (fazlasıyla kıskanarak) fark eder. Bu nedenle yanında tutabilmesinin tek yolu olarak başarısını devam ettirmesi için önünü açmaya karar verir. Önce ("Büyük" anlamında) "Dae" unvanı ile birlikte 9 dereceli devlet memuriyeti sistemde (en düşük derece dokuzdur rakamlar küçüldükçe rütbe büyür) üçüncü dereceden memuriyet pozisyonu vererek Jang-geum'u şahsi hekimi yapacağını duyurur. Kararı; yalnızca seçkin bürokraside bir kadın bulunmasının ülkenin tarihine açık bir saygısızlık olduğunu savunan değişim yoksunu bakanlar tarafından değil eğitim camiasına mensup bilginler arasında da çok fazla tartışma ve protesto ile karşılanır. Öte yandan Jang-geum, bu görevi kabul ederek, kadınların da hakları ve gücü olduğunu gösterebileceğinin farkındadır. Ülkedeki yozlaşmış fikirleri yıkma arzusuyla ama yine de çok da gönüllü olmayarak, hatta kendini riske atarak kralın sunduğu mevkiyi kabul eder. Kendi aleyhine ateşi körüklemiş olur. Ancak O'nun terfisini sadık bir şekilde destekleyen Min Jeung-ho, alimlerin öğretilerine karşı geldiği için mimlenir ve sürgün edilir.

Derken birden bire Kral'ın hastalığı yeniden nükseder. Gösterdiği özenli bakıma rağmen Jang-geum'nın yapabileceği fazla bir şey kalmamıştır. Artık akupunktur veya ilaçlarla bile tedavi edilememektedir. Son çare olarak ameliyatı önerir. O güne değin cerrahi yöntemi benimsemeyen tıp camiası başta olmak üzere üst düzey bürokrasi, saray memurları, bu hiç duyulmamış, yaklaşım karşısında dehşete kapılırlar. Bedeni kutsal kabul edilen Kral'a böyle bir işlem önermek başlı başına suçtur. Kral, Jang-geum'a inanmasına rağmen, günlerinin artık sayılı olduğunun da farkındadır. Eğer ameliyat başarısızlıkla sonuçlanırsa idam edileceğinin de farkındadır. Yaşaması için O'nu özgür bırakmaya karar verir. Ameliyatı kabul etmiş gözükse de işlem yapılacağı günün gecesi genç kadını gizlice saraydan çıkarttırır ve bir sandalla Min Jeung-ho'nun sürgün edildiği adaya yollar. Jang-geum bir doktor bilinci ve sorumluluğuyla çaresizce geri dönüp tedaviyi gerçekleştirmek istese de muhafızın ilettiği kraliyet emrine uymak zorunda kalır. İkili yeniden kavuşunca evlenirler. Sekiz yıl sonra kızları Sona ile yaşamaktadırlar. Tüm bu süre boyunca, ansızın görevini bırakıp kaçıp giden konumunda olduğu için Jang-geum ve sürgün Jeong-ho kendilerini mümkün oldukça gizlemek zorunda kalır. Bununla beraber, Jang-geum nereye gitse hastaları tedavi etmeyi bırakmaz..

Kurtardığı hayatlara dair söylentiler bir şekilde saraya ulaşır Sonunda, izleri bulunur ve saraya geri getirilirler. Ölen kocasının yerine tahta geçen oğlu sayesinde Kraliçe Munjeong artık mutlak bir güce sahiptir ve ana kraliçe olmuştur. Jang-geum ve Jeong-ho'ya eski unvanları ve itibarlarını geri verir. Her şeye rağmen ikili, saray politikalarından uzak, kendi yollarına devam etmeyi seçer. Hikâye, Jang-geum'nın hamile bir köylü kadına başarılı bir şekilde ilk defa sezaryen ameliyatı yapmasının ardından biter. 
 
 

3 Şubat 2015 Salı

Secret Love Ost Şarkı Sözleri - Hangıl'dan Türkçe Transkripsiyon ve Çevirileri

2/03/2015 03:10:00 ÖÖ 0 Comments

 Şarkıyı Söyleyen: Ji Sung  (지성)

Şarkı Adı: 폭풍의 언덕 (Heights of Wind Storm) / pogpung-ui eondeog 

Albüm: Secret Love /Secret (Kore Drama Ost Albümü)  

Türü / Dil: OST, Ballad / Korece



바보처럼 난 이렇게 바보처럼

Pabuçorom nan irohke babuçorom

Bir aptal gibi gülüyorum ben, öylece aptal gibi

 

웃다 웃다 다시 운다

Itda ıtda daşi onda

Gülümsüyor, gülümsüyor ve ağlıyorum


우리 사랑이 이렇게도 아픈지

Uri sarangi irohkedo apunçi

Aşkımız böyle acı verici olabilir mi 


운다 운다 다시 운다

ında ında daşi unda

Gülümsüyor, gülümsüyor ve ağlıyorum 


------------------------------------------


바람이 불어 내몸을 삼키고

Barami bulo nemomıl samkigo

Rüzgar esiyor ve bedenim savruluyor

 

아무것도 없다 해도 너없인 살수가 없는데

Amugotdo obda hedo neobsin salsuga obnınde 

Hiç birşeyim olmasa da sensiz yaşayamam

-----------------------

 

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoşipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum


심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Şimcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan

 

내가 허락한 만큼만 멀어질수 있다고

Nega horakhan mankımman moroocilsu ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim


누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz

 

바보같은 내 사랑이 말을해

Babogatın nae sarangi mareulha

Bu benim aptal aşkımın söylediği şeydir

---------------------------------

 

너의 뒤에서 너를 품에 안고서

Noyi dieso norıl pume angoso ında ında daşi unda

Geriden kucaklıyorum seni 


운다 운다 다시 운다

ında ında daşi unda

Ağlıyor, ağlıyor ve ağlıyorum 


바람이 불어 내몸을 삼키고

Barami buro nemomıl samkigo

Rüzgar esiyor ve bedenim savruluyor 

 

아무것도 없다 해도 너없인 살수가 없는데

Amugotdo obda hedo noobsin salsuga obnınde

Hiç birşeyim olmasa da sensiz yaşayamam

---------------------------------------- 

 

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoshipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum 

 

심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Simcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan 

--------------------------

 

내가 허락한 만큼만 멀어질 수 있다고

Nega horakhan mankıman morocil su ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim 

 

누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz  


바보같은 내 사랑이 말을해

Babogatın ne sarangi marılhe

Bu benim aptal aşkımın söylediği şeydir 

-------------------------

 

너를 향한 사랑이 이별보다 아파도 보낼수가 없어 너만을

Noreul hyanghan sarangi ibyulboda apado bonelsuga obso, Nomanıl

Sana olan aşkım, veda etmekten daha çok yakıyor canımı, ama gitmene izin veremem,sadece sen


------------------------

미치게 사랑하고 미치게 보고싶고

Michige saranghago michige bogoshipgo

Seni deliler gibi seviyorum, seni deliler gibi özlüyorum 

 

심장이 터질것만 같은 폭풍같은 사랑이라고

Simcangi tocilgotman gatın pokpunggatın sarangirago

Aşkım bir fırtına gibi, kalbimi parçalayan 

 

 

내가 허락한 만큼만 멀어질 수 있다고

Nega horakhan mankıman morocil su ittdago

Ne kadar yapabilirsem senden o denli uzaklaşabilirim 

 

누구도 막을수가 없는

Nugudo magulsuga obnın

Kimse beni durduramaz  

 

바보같은 내 사랑이 널 불러

Babogatın ne sarangi nol bullo

Bu aptal aşkım seni çağırıyor



26 Ocak 2015 Pazartesi

Shark (Don't Look Back: The Legend of Orpheus / 2013)

1/26/2015 01:20:00 ÖÖ 0 Comments

Bu harika dizi iki güzide başrol oyucusu, çekimlerindeki şiirsel ton ve hüzünlü şarkısıyla beni alıp götüren; uzun süre izlele listemde tekrar dönüp baktıklarımdan biri olarak gönlümde ve arşimde yer alıyor. 

Zengin bir ailenin şoförü olarak işe başlayan babası ve küçük kız kardeşi ile birlikte lise öğrencisi Han Yi-soo (Yeon Joon-seok) büyük evin müştemilatı sayılabilecek yere de taşınır. Çok geçmeden yeni okuluna ve çevresine adapte olan delikanlı daha okulun ilk günü Jo Hae-woo (Kyung Soo-jin) ile karşılaşır ve kaçınılmaz şekilde güzel kızdan etkilenir. Zengin ailelere mensup çocukların ağırlıkta olduğu okulun belalı tipi gibi görünen Oh Joon-young (Noh Young-hak) ise aslında sadece Jo Hae-Woo'u incitenlere karşı büyük bir öfke duymaktadır. Kısa süre sonra arkadaş olurlar. (Ana karakterlerin gençliğini oynayan bu genç oyuncular bence kesinlikle gelecek vaadediyor. Hatta Kyung Soo-jin şimdilerde başka dizilerde yer alıyor.)


Babasının şoförlüğünü yaptığı ailenin tek kızı olan Jo Hae-woo ise küçük mutlu dünyaya sahip gibi görünse de hayatı tam bir kaos içindedir. Adı bir tv sunucusu ile skandala karışan babası ve annesinin evliliği, annesinin evi terk etmesiyle sona erer. Tüm bu acının ortasında Yi Soon'un her zaman kendisine destek olan dingin varlığıyla teselli bulur. Ancak babasının dengesiz hatta anormal sayılabilecek tavırları arkadaşlıklarını zora sokar. Tüm bunların üstüne babası alkollü araba kullanırken birinin ölümüne neden olunca hayatı yine kararır. Üstelik oğlunun geleceği için Yi Soon'un babası suçu üstlenmek durumunda kalır. (Olaylar aslında çok daha karmaşık ama daha fazla ayrıntı verip serinin tadını kaçırmak istemiyorum) Ancak çok geçmeden o da bir vur kaç olayı ile hayatını kaybeder. Tüm bu esrarın gerisinde babasının ölümü ve daha birçok karanlık olayın yattığını öğrenen Yi Soon ise polise başvurarak, görgü tanığı arayarak vs. babasını aklamaya uğraşır. Gerçeği kendi cabalarıyla aydınlatmaya çalışırken aynı karanlık kişilerin oyunu sonucu ağır bir trafik kazası geçirir. Hatta cesedi bulunamaz bile. Kazanın niteliği, var olan kan ve eşya parçaları dolayısıyla ölü kabul edilir.


Bundan sonra hikaye günümüze odaklanarak devam eder. Jo Hae-woo (Son Ye-jin) ile Oh Joon-Young'un (Ha Seok-jin) düğün töreni için hazırlık yapılmaktadır. Bu noktada kareye giren Yi Soon (Kim Nam gil) ise sadece bir anlığına gördüğü Jo Hae-woo'la karşılıklı bakıştıklarında her ikisi için de anlık bir şaşkınlık yaşanır. Yi Soon, eli ayağı titrese de uzaklaşırken "Devam et, her şey çoktan hazırlandı..." diye kendine telkin ederek adeta bambaşka bir kimliğe bürünür. Gelin odasından çıkan Jo Hae-woo ise aşağıda merdivenlerin sonunda O'nu bir kez daha görür. Ancak artık o bakışlarda soğuk, hesapçı ve alaycı bir gülümseme vardır. Zaten genç kadın da gördüğü o kişide anlık bir "benzeyişe" kapıldığını düşünür. Tüm o düğün hengamesinde yorulmuş ve yine de kafası karışmıştır.  Bir ara kutlama alanından kaçıp kafa dinlemek için otelin balkonuna gider. Derken o garip yabancıyı bir kez daha orada görür. Karşılıklı sadece birkaç kelime olur aralarında. Ama cümleler ona Yi Soon'u söylediği aynı cümleleri anımsatır. Kafası yine karışır. Bu sırada eşi O'nu almak üzere balkona gelir. Kısa bir selamlaşma sonrası ayrılırlar.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri içinTıklayın

19 Ocak 2015 Pazartesi

City Hunter (Şehir Avcısı / 2011)

1/19/2015 04:51:00 ÖÖ 0 Comments
 
Bu dizi başlık açmak için sabırsızlandığım yapımlardan biriydi aslında. Ancak izlendikten hemen sonra yazılsa çok daha iyi olabilirdi. Şu an sonrasında da izlediğim kaliteli pek çok yapım olduğu için orta kalitede bir seri olarak kategorize edebilirim. Lee Min Ho'nun ise kanımca en iyi dizisi. Öykü kısaca şöyle: Kuzey'in yarattığı tehdit sonrası Mavi Saray'da (Güney Kore Devlet Başkanlığı Sarayı) koruma olan Lee Jin Pyo (Kim Sang Joong), hükümet kanadının en güçlü beş ismin onayladığı gizli bir kararla Kuzey Kore'ye gizli bir harekat için görevlendirilir. Ancak farkında olmadığı birşey vardır ki o da bu saldırı sonrası kendisi de dahil 21 asker için vur emri verilmiştir. Lee Jin Pyo ölümden arkadaşının kendini siper etmesi sayesinde kurtulur. Saldırının bizzat kendi vatanı Güney'e ait denizaltı ile yapıldığını anlayınca yıkılır. Karara imza atan beş kişiden intikam almaya karar verir. Sonrasında ölen en yakın arkadaşının oğlu Lee Yoon Sung (Lee Min Ho)'u kaçırır. Elbette Lee Yoon Sung'un  intikam planı için seçilmesinin de bir nedeni vardır.


Yoon Sung'sa Jin Pyo'yu babası bilerek ve O'nun tarafından her türlü eğitime tabi tutularak  büyür. Bu süreçte ölen babası hakkındaki gerçeği bir dereceye kadar öğrenmiş ve alınacak intikamda üstlenmesi gereken bir rolü olacağı gerçeği ile yüzleşmiştir. Tayland'da Altın Üçgen olarak bilinen bölgede kendi karargahını kuran ve uyuşturucu üretip satarak zenginleşen Jin Pyo, en sonunda intikam saatinin geldiğine karar verir. Yoon Sung' u sahte kimlikle MIT'den mezun bir mühendis olarak Güney Kore'ye gönderir. Yoon Sung, Mavi Saray'a Bilişim Uzmanı olarak girer. Jin Pyo kimseye aşık olup bağlanmamasını salık verir ki daha ilk günden itibaren Mavi Saray'da bir ajan ve koruma olan Kim Na Na (Park Min Young) ile bu sözünü tutması mümkün olmayacaktır.
 

Serideki bir diğer karizmatik karakter ise devlet adamlarının kirli sırlarını yasa dışı yollarla ortaya döken City Hunter'ı kanunlar çerçevesinde yakalamaya çalışan, yıllar önce öldürülme emri verilen 21 askerin sırrının peşine düşen savcı Kim Young Joo (Lee Joon Hyuk)'tur. Kendi babasının da bu kirli entrikada yer alması genç savcımız için büyük bir darbe olur. Doğrusu böylesine iyi ve dürüst bir karakter daha güzel bir sonu hak ediyordu :(
 
 
Editör Yorumu: 
 
- Bu dizi Lee Min Ho'nun "bana göre" sayılı iyi işinden biridir. (Diğeri de Faith ve Personal Taste) Ne yazık ki Heirs da dahil diğer çalışmaları ya da çektiği tek sinema Ghangam 1970'de oyunculuğu vasattı. Legend of the Blue Sea'deki performansı içler acısıydı. The King: Eternal Monarch yayın kanalının muhtemelen reyting açısından o yıl en güvendiği proje olsa da öyle çok muhteşem bir yanı yoktu. Bence bu oyuncu kendini tekrar eden rolleri bırakmalı ve yeni şeyler denemeli. Gu Jun Pyo ile üzerine yapışan zengin okul çocuğu modundan çıkıp artık iyiden iyiye yetişkin rollerine geçmeli. Bundan kastım +18'lik işler yapsın değil elbet!  Belki de oyunculuk becerisi bu kadardır. Bilemiyorum.
 
- Yapım sektörün iki başarılı oyuncusu Lee Joon Hyuk ve Park Min Young'ı keşfettiğim yapım. Özellikle hanımefendi geçen yıllara rağmen zaman kendisine değmemişçesine halen aynı zarafetini ve tatlılığını koruyor.

- Seriyi izlediğinizde fark edeceğiniz üzere  müzik albümü çok hoş şarkılar içeriyor. Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

27 Aralık 2014 Cumartesi

Horse Doctor (Maui / Veterinarian) 2012

12/27/2014 08:29:00 ÖS 0 Comments
Serinin Orijinal Adı: Horse Doctor (마의 (馬醫) / Maui / Veterinarian / The King’s Doctor)
Türkçe Yayın: Sarayın Doktoru (Trt 1 / Meltem Tv)
Yapım Yılı: 2012
Bölüm Sayısı: 50
 
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)


Trt'nin, Muhteşem Kraliçe sonrası Sarayın Doktoru adı ile ekranlara getirdiği ve beğeni toplayan dizi geçmişi büyük bir sırrı barındıran alt tabakadan bir veteriner, Baek Gwang-hyeon'in kraliyet hekimliğine uzanan yükselişini anlatır. Lee Yo Won oyunculuğuyla göz doldururken başroldeki Cho Seung Woo ise bize aşina bir karakter değil. (Oyuncuya dair benim izlediğim tek yapım sinema filmi The Sword with No Name.) Ancak özellikle tatlı gülüşü ile seyircisini mutlu ettiği kesin. Genel Kore yayın standartlarına göre uzun bölümlü oluşu sezonlarla devam eden yapımları izleme alışkanlığındaki ülkemiz insanı için en olası tercihlerden biri. 
 

Bu arada Koreliler tıp temalı dizilere hayli ilgi duyuyor herhalde. Nette bilgi araştırması yaparken fark ettim ki baş karakter Baek Gwang-hyeon (Kwan Yong Bek)'in yaşadığı yıllar (1625–1697) olarak gösterilmiş. Dolayısıyla orijinal bir geçmişi mi var yoksa yapıma dair zaman periodu olarak mı gösterilmiş bilemiyorum. Ancak kore tarihinin önemli addedilen kişiliklerine dair diziler yapıldığı düşünülecek olursa ilk seçenek olası görünüyor. İyi bir korecem olsa kore tarihinin bu yönünü araştırmak isterdim doğrusu. Ancak şu noktada yapabileceğim birşey değil.


Hikaye asil ve köklü bir aileye mensub Do-joon Kang, baytar ailesinden gelen ama bunu bir sır olarak saklayan Lee Myung-Hwan ve Jang In-Joo  adlı üç iyi arkadaştan birinin  sahip olamadıkları adına kapıldığı hırs ve bu uğurda sarayda karıştığı büyük bir komplo sonrası diğerinin suçlanarak öldürülmesi ile başlıyor. Kanunlar gereği varisi varsa onunda yaşamasına izin verilmemektedir. (Babanın suçunu oğula da geçmesi doğrusu çok acımasızca) Kısa bir süre önce alt tabakadan bir adamın karısının doğumuna yardım etmiştir ve bu durum oğlunun kurtuluşu olur. Köylü vefa örneği sergiler ve bebeği yeni doğmuş kızı ile değiştirerek öldürülmesini engeller. (Öz çocuğunun hain damgası ve köle sıfatıyla yaşamasına neden razı oluyor, biraz acayip) Kendisinin de hakkında arama kararı vardır. Bu nedenle bebekle şehirden ayrılır. Öz kızı ise Kang ailesinden geriye kalan kişi olarak kayıtlara geçer. Statüsü köleliğe indirilerek bir ailenin hizmetine verilir.
 
 
 
Birkaç yıl sonra ikili baba-oğul olarak adada yoksul biçimde hayatlarını sürdürmektedir. Yaşadığı yerden kurtulma hayalleri kuran on yaşlarındaki Gwang-hyeon ipe sapa gelmez hocasını da kandırıp bu arzusunu gerçekleştirmeyi başarır. Bindiği tekne sayesinde başkente gelir. Ancak kendi dürüst karakterine karşın şehir düzenbazların cirit attığı bir mekandır. Eşyalarını bırakıp bir süre yanından ayrılan öğretmenini beklerken Young-dal isimli bir çocukla tanışur. Sözüm ona yankesiciler konusunda  yardım edecektir ama aslında kendisine onlardandır. Üstelik erkek değil kızdır. (Tabi kendisi ile değiştirilen bebektir de) Beraber geçirdikleri o kısa zaman dilimi birbirlerinin çocukluk aşkı olmalarına yeter. Ancak ikili talihsiz bir başka olay yaşar. Gece yarısı yeniden sahneye çıkan Lee Myung-Hwan geçmişteki o olaya dair bir tanığı aküpunktür iğnesiyle öldürdüğü anlara şahit olurlar. Varlıkları fark edilince hayatları tehlikeye girer. Bu arada oğlunu bulmak için peşlerinden şehre gelmiş bulunan baba ne yazık ki hakkında arama kararı yüzünden güvenlik güçleri peşine düştüğünde hayatını kaybeder. Kaçış ve kovalamaca esnasında Gwang-hyeon yaralanarak uçuruma yuvarlanır. 


Lee Myung-Hwan'ın talebiyle yapılan araştırma sonrası Kang ailesinin suçsuzluğu ortaya çıkarılır. En yakın arkadaşı olması dolayısıyla vesayeti de kralın kararıyla şu anda kraliyet hekimi olan Lee Myung-Hwan'a verilen ve itibarı ile serveti iyade edilen Ji-Nyeong böylece saygın bir konuma yerleşir. Kralın kızkardeşi prenses Sookwhee ile yakın arkadaştır. Sarayın kurallarını hiçe saymak konusunda her zaman fazlasıyla gönüllü olan kızın başını sıkca beladan kurtarır. Bir süre önce Çin tıbbı üzerine eğitim alarak başkente dönmüştür. Tecrübe kazanmak için Halk Sağlığı Merkezine hemşirelik için başvurur. Ancak aile adı bulunduğu yere emeği ile gelen herkesi rahatsız eder. Bu yüzden personel seçiminden sorumlu baş hemşire Jang In-Joo tarafından geri çevrilir. Ancak inatçıdır. Yapılan sınavı da bileğinin hakkı ile geçince kadının onaylamaktan başka çaresi kalmaz. O'na kolaylık göstermeyeceğini ya da ayrıcalık yapmayacağını açıkça dile getirir.
 
 
Yıllar sonra Gwang-hyeon, uzak bir çiftlikte baytar yamağı olarak karşımıza çıkar. Ji-Nyeong ve prenses Sookwhee saygın hanımlar için pek de uygun kaçmayan bir mekanda yemek molası vermek isterler. Sonrasında serserilerin tacizine maruz kalırlar. Gwang-hyeon ve ahırlardan arkadaşı Ja-Bong duruma müdahil olurlar. Gwang-hyeon asaletlerini fark etmeksizin onlara sıradan biri gibi davranıp üstüne fırça atar. O sıralar hasta kedisi için çaresiz kalan prenses veteriner olduğunu fark ettiği gencin sorununa çare bulacağını umar. Gwang-hyeon saraya çağrılır. Önceki gün kaba tavırları için uyaran ve kim olduklarını söyledikleri halde alaya alıp inanmadığı kişiyi karşında görüp de prenses olduğunu öğrenince soğuk terler döker. Kellesini sadece hasta kediyi tedavi edebilirse kurtaracaktır. Sorunu çözer. Hayatta kalmayı garantilediği gibi ve prensesin minnettarlığıyla birlikte aşkını da kazanır. Sonrasında verilen bir kraliyet emriyle kraliyet ahırlarına tayin edilir. Ji-Nyeong'da kraliyet ahırlarındaki baytarlara yardım etmek üzere görevlendirildiğinde yeniden bir araya gelmeleri  kaçınılmaz olur. Sıkça didişseler de içten içe kaçınılmaz biçimde aralarında farklı duygular filizlenir. Öte yandan Ji-Nyeong'un köklü ve soylu Kang aşiretine mensup olduğunu öğrenmesi duygularını içine gömmesini gerektirse de başaramaz. Lee Myung-Hwan'ın oğlu, kraliyet hastanesine tayin edilen devlet memuru Lee Sung-Ha durumu bir miktar karmaşıklaştırır. 
 

Kral Hyunjong'un emri ile sağlık bakanlığına atanan Ko Joo-Man ise terfi ve atamalardaki ayrımcılığı yıkacak bir kararla halkın her kesimine açık bir sınav düzenlemeye karar verir. Bir süredir zekası ve yöntemleriyle dikkatini çeken Gwang-hyeon'a da kendi kitaplarını vererek sınava girmesini önerir. Başlangıçta ölen babasının doktor olması için kendisini sıkboğaz ettiği dönemler bunu kulak ardı etmiştir. Gösterdiği başarıya rağmen Lee Myung-Hwan gibi asillerin küçümseyişlerine maruz kaldıktan sonra fikrini değiştirir ve doktor olmaya karar verir. Giriş sınavından önceki gece Lee Myung-Hwan'ın adamı tarafından feci şekilde dövülür ve neredeyse kolunu kullanamayacak hale gelir. O halde bile gösterdiği başarı inanılmazdır. Ünü kralın kulağına kadar gelir. 
 
 
Joseon devrinde normal şartlarda genç bir dul olan kadının tedavi olması saygınlığını zedeler görüşü hakimdir. Bu yüzden öğrenciliği devam ederken Sung-Ha'nın arkadaşı hasta ablası için kendisinden yardım ister. Eve vardıklarında konumu gereği zaten elinden birşey gelmeyeceğini anlatmak ister ama tam da o sırada genç kadın intihara teşebbüs eder. Yalnızca bir öğrenci olduğunu dile getirip birşey yapmaya yetkisi ya da konumu olmadığını anlatmak istese de neredeyse kılıç zoruyla tedaviyi gerçekleştirir. Hastaneden çağırttığı Ji-Nyeong'da kadının uyanmasını sağlar. Ancak tüm çabasına rağmen seçtiği yolda sınıf arkadaşlarınca da kabul görmez. Kraliyet ailesinin gönüllü hasta olarak dahil olduğu doktorluk atanma sınavında krala koyduğu teşhis soyluların tepkisini çeker ve en sonunda yapılan baskıya dayanamayınca ayrılmaya karar verir. Ancak gerçektende kralın durumu kötüleşir ve bir kez daha haklı olduğu anlaşılır. Ona karşı kin ve hasedi gün be gün artan  Lee Myung-Hwan ise zaten sağlık bakanlığını kaptırdığı ve yaptığı uygulamalarla gelenekleri altüst ettiği için Ko Joo-Man'dan da aynı ölçüde nefret etmektedir. Kralın tedavisi sürerken akupunktur yapacağı gün Ko Joo-Man'ı zehirlemekten çekinmez. Neyseki Gwang-hyeon akupunktur becerisiyle zehrin ilerleyişini durdurarak Ko Joo-Man'ın tedaviyi tamamlamasını sağlar. Sağlığına kavuşan Kral minnetarlığının bir göstergesi olarak  o ve tüm sağlık çalışanları için bir ziyafet verir. Gwang-hyeon okula döner.
 


Tam herşey yoluna girmiştir ki Lee Myung-Hwan'nin sahnelediği bir diğer oyun sonucu bu kez soylu bir kadınla ilişki kurmakla suçlanarak yüce divana sevk edilir. Kadın bir süre önce gizlice tedavi ettiği ve Lee Myung-Hwan'ın geçmişte işbirliği yaptığı bakanın gelini Seo Eun-Seo'dır. İradesi dışında hazırlanan ifadede buluşmadığını ve taciz edildiğini söylemiştir. Gerçeği söylemesi için kadını evinde ziyaret eden Ji-Nyeong görür ki zaten bununla ilgisi yoktur. Göğsündeki tümör yüzünden fenalaşır. Bir kez daha kıl payı kurtulan Gwang-hyeon soyluların bağnazca itirazına karşın kralın verdiği onayla gerçekleştirilen cerrahi operasyonda tümörü çıkaran kişi olurken gelecekte kadının kayınpederi Bakan Oh Jang-Park bir diğer düşmanı haline gelecektir.


Hikayenin üçüncü evresi Sağlık Bakan Ko Joo-Man'ın komplo ile ölümü ve bu ölümden sorumlu tutulan Gwang-hyeon'un kralın emriyle tutuklanması üzerine devam eder. Kaçak olarak bir süre yaşamını sürdürse de efendi Ko Joo-Man'nın bıraktığı mektup ve verdiği talimat doğrultusunda aradığı Sa-Am'a ulaşır ve onlarla birlikte ülkeyi terk eder. Aradan geçen üç yılın ardından Çin'de yaptığı tedavilerle hatırı sayılır bir ün elde eder. Ji-Nyeong ise gizlice Yongdal adı ile bitkisel ilaçların satışını tekel haline getirerek ceplerini doldurma peşinde koşan Oh Jang-Park ve soylulara karşı piyasaya el altından ürün satışı yapmakta ve yoksul halkın ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Şimdilerde Kore Sağlık Bakanı görevini yürüten Lee Myung-Hwan imparatorun çok değerli cariyesinin tedavi etmesi için kralın emriyle Çin'e gönderilir. Kendinden emin biçimde tedaviyi başarıyla gerçekleştirdiği düşüncesiyle ülkesine dönse de O'nun gerisinden kadın yine hastalanır. İmparatorun çağırttığı bir diğer hekim Gwang-hyeon olur. Uygulayacağı tedavi cerrahi müdahalayi gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla bedeninde iz kalacağı gerçeği yüzünden cariye operasyonu kabul etmez. (Sanırım kadınların vücutlarında herhangi bir iz bulunması kusur olarak addediliyor, kabul görmelerine izin vermiyor.) En nihayetinde ikna olur ve sadece küçük bir izle hayatını sürdüreceğni görür. Bu başarı Gwang-hyeon'un sürgündeki hayatının da sonu olur ve Çin elçi heyetiyle başkente gelir. 
 


Elçiler onurlarına verilen yemekte süreç konusunda açılan sohbette gönderilen baş hekimin tedavisinin sonuçsuz kaldığını anlatınca başarısıyla kasılan Lee Myung-Hwan yerin dibine girer. Konuşma devam ederken yine bir diğer koreli hekimin cariyeyi sağlığına kavuşturduğunu ve İmparatorun takdirini fazlasıyla kazanan bu kişiyi tanıtmak üzere huzurlarında taktim etmek istediklerini eklerler. (Kore tam bağımsız bir ülke gibi değil de Çin'in vassalı gibidir bu dönemde. Dolayısıyla Kore kralının sürgüne gönderdiği kişi belli ki Çin İmparatoru'nun isteğiyle takdir edilmesi gereken biri haline gelebiliyor) Gwang-hyeon'un aradan geçen yılların ardından bir kez daha ezeli düşmanıyla karşı karşıyadır. İkilinin rekabeti en sonunda Lee Myung-Hwan ve Bakan Oh Jang-Park'ın kirli çamaşırlarının ortaya çıkmasıyla son bulur. Her ikisi de yaptıklarının bedelini canlarıyla öderler. Aile adını ve mirasını geri alan Gwang-hyeon  ise kendini çevreleyen asillere ve onların baskılarına rağmen kralın da onayını alarak artık daha alt statüsüne inmiş olan Ji-Nyeong'a evlenir. Her ikisi de başarılı birer sağlıkçı olarak konumlarına rağmen sıradan insanlarmış gibi yaşamayı yeğlerler.


Ufak Bir Eleştiri: Dizileri çevirme konusunda Yeppuda iyi iş çıkarır genelde. Benim de her ne olursa olsun emeğe saygım sonsuz. Ancak  bu çeviri izlediğim en berbat işti. Nedendir bilinmez  ünvan ve sıfatlar inatla korece bırakılmış. Daha havalı durduğu falan mı düşünülmüş bilemiyorum. Bence çok anlamsızdı. 


Dizideki Acayiplikler:
 
- Efendi Ko Joo-Man önce durumu ağırlaşırken ve sonrasında ölürken oğlu Yoon Tae-Joo niye doğru düzgün piyasada yoktu. İnsan babasını kaybediyor. Gwang-hyeon bile daha çok gözyaşı dökmüştür adam için.

21 Aralık 2014 Pazar

You're Beautiful ( A.N. JELL ) (2009)

12/21/2014 03:28:00 ÖÖ 0 Comments

Eğer siz de benim gibi on yıla yaklaşan bir süredir Kore dizilerinin takipçisiyseniz, A.N. JELL ya da bilinen adıyla You're Beautiful'ı es geçme ihtimaliniz yoktur. Ülkemizde hatırı sayılır bir popüleriteye ulaşan yapım belkide pekçok kore dizi sever için de izlediği ilk yapım olması dolayısıyla gönlünde taht kurmuştur. Seçeneklerin günümüzdekine oranla azlığı,  sevimli sayılabilecek konusu, mükemmel müzik albümü ve elbette dikkat çeken oyuncu kadrosuyla benim için de bu seriye çok düşkün,  bir kaç yıldır okyanus ötesinde bir yaşama devam eden bir dostu hatırlatan yapımdır.


O dönem canlandırdığı Ko Mi-Nyeo & Ko Mi-Nam adlı ikiz erkek ve kızkardeşi karakteriyle  Park Shin Hye'yi üne kavuşturan dizi bende vurucu bir etki bırakmadığı gibi porselen bebek hatlarındaki dış görünümüne zıt sinir bozucu, çekilmez, ukala ve tam bir sorunlu tip Hwang Tae-Kyeong karakteriyle oyuncu Jang Keun-Suk da aynı ölçüde ısınamamış dizinin neden böylesine sevildiğini de anlayamamıştım. Kısa süre önce diziyi yeniden izlediğimde de düşüncelerim değişti diyemem. Çıkardığım yegane sonuçlardan biri de Park Shin Hye'yi mümkün mertebe bir daha şarkı söylerken duymak istemeyişimdi. Cidden müzikal geçmişi olan bir ses bulmakta zorlandılar mı ki böyle bir seçim yapmışlar bilemiyorum.

Hikayesi kısaca şöyle: Anjell grubu bir süredir çıkmazdadır ve ekibe soluk getirmek için yapımcılar yeni bir üyenin gerekli olduğuna karar verir. Ancak özellikle gruptaki zor kişilik, solist ve söz yazarı Hwang Tae-Kyeong, bundan hoşnut değildir. Herşey ayarlanmış ve tanıtım günü için tarih belirlenmiştir ki beklenmedik bir aksilik çıkar. Görünüşe göre estetik ameleyatı ters giden Ko Min-Nam tedavi için bir süre Amerika'da gözlerden uzak tedavi altında kalmak zorundadır. Dolayısıyla yeni üyenin gelişi bir süre için mümkün değildir ve yapımcılar, üyelerden de gizli tutarak, o sıralarda tam da rahibe olmaya hazırlanan ikiz kızkardeşinden dönünceye kadar onun yerine geçmesini isterler. Böylece Ma Hoon-Lee erkek kılığına girerek gruba katılır ve aynı evde üç erkekle kalmaya başlar.

Üyelerin tanışması ve biribirlerini anlamaları yaşanan süreçte hiç kolay olmaz. Ko Mi-Nyeo sakar ve tuhaftır. ANJELL grubunun popüleritesi en yüksek üyesi ve lideri Hwang Tae Kyung Hwang O'na karşı hiç dost canlısı değildir. Çocukluğundan itibaren yalnızdır. Annesi tarafından başka  bir adam için  terk edilmiş, yok sayılmış, gizli tutulmş ve hiç sevgi gösterilmemiştir. Havalı, huysuz, inatçı, ters, titiz ve sinir bozucu bir karakere sahiptir. Sık sık Go Mi Nyu 'ı göz hapsinde tutar ve O'nu safdışı edebilecek bir açığını bulmaya çalışır. Ancak zaman geçtikçe Ma Hoon-Lee'den etkilenmeye başlar ve tabii görünüşe göre bir erkekten hoşlandığı için durum fazlasıyla acayip kaçmaktadır. Olaylar tıpkı Love Rain'deki gibi karakterlerimizin ebeveynlerinin geçmişte neden olduğu ana konu etrafında biribirini izler...

Dizinin şarkıları kore dizilerinde dinlediğim ilk Ost'lardandı ve çok başarılı bulmuştum.

Dizi müzikleri için Tıklayın.

12 Aralık 2014 Cuma

Bad Guys (2014)

12/12/2014 12:32:00 ÖÖ 0 Comments
OCN'den bir diğer sürükleyici yapım. Normalde dizi görselleri benim için seçim yapmada etkileyici bir usur. Bu serinin afişi içimi hiç açmasa da konu ve oyuncular arasında yer alan Park Hae-Jin nedeniyle bir şans vereyim dedim. İyi ki de bu seçimi yapmışım. 11 bölüme sığan heyecan ve aksiyon dozu yerinde harika bir hikaye sunulmuş. Sadece Park Hae-Jin değil başrolü paylaşan her bir oyuncu ayrı ayrı tebriği hak ediyor. Siz de özellikle çerez yapımlardan sıkıldıysanız bir göz atın derim. Ayrıca arka fon müziklerini de çok sevdim.


Hikayesine gelince: Devam eden bir seri cinayet davası için polis şefi, dedektif Oh Goo-Tak'tan Her biri ayrı suçla cinayetten hüküm giymiş  kimselerden oluşturulan sıra dışı bir ekibin başına geçmesi istenir. Dört azılı suçlu için kendilerinden bekleneni yerine getirirlerse çözdükleri her dava ceza sürelerini kısaltabilecektir. Davanın zorluğu bir yana her biri ayrı bir tel bu karakterlerinin birbirlerine olan sadakati ve iş birliği içinde çalışıp çalışamayacakları da belirsizdir. Park Woong-Cheol (Ma Dong-Seok) cinayetten hüküm giymiş bir gangsterdir. Lee Jung-Moon (Park Hae-Jin) tavan yapmış IQ su ile en genç seri katil unvanını taşımaktadır. Jung Tae-Soo (Jo Dong-Hyuk) ise vicdan sahibi görünmekte ve yaptığının kötülüğü her daim hatırlayıp pişmanlık duymaktadır.


NOTLAR:
 
 
1. Seri beğenilince  bu kez Bad Guys: Vile City adı ile ayrı bir hikaye ve oyuncu kadrosunun yer aldığı 2. sezonu yayınlanmıştır.
 
2. 2019'da bir sinema, ilk seriden iki oyuncunun da yer aldığı The Bad Guys: Reign of Chaos, yayınlanmıştır.
 
 
 

9 Aralık 2014 Salı

Secret Garden (2010)

12/09/2014 04:29:00 ÖS 0 Comments
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşnenlerin okuması önerilmez:)

Varlıklı bir ailenin oğlu ve  alışveriş merkezi yöneticisi Kim Joo-Won karakter itibariyla çevresine rahatsızlık veren sinir bozucu bir mizaca sahiptir. Kendisi gibi otuzlu yaşlarındaki kuzeni ve ailede rakibi saydığı Oska ise zamanında ünü ülke sınırlarını aşmış bir yıldızken şimdilerde artık eski parlaklığını yitirmiş bir şarkıcıdır. Aynı aile arazisi içinde kendilerine ait birer evde yalnız yaşayan ikilinin ailelerinden kalacak hatırı sayılır miktardaki dolgun miras sayesinde ülkedeki pekçok insanın aksine hayata dair en ufak bir kaygısı yoktur. Olaylar çapkınlıklarıyla pekçok kez başı derde giren Oska'nın ünlü bir oyuncu ile benzer bir duruma düşünce kuzeninden yardım istemesiyle başlar. Hayli zorlu bir reklam anlaşması karşılığında olayı örtbas etmeye giden Kim Joo-Won aradığı kadın yerine yanlışlıkla düblörü Gil Ra-Im'i sürüklercesine film setinden alır. Esaslı bir Oska hayranı olduğundan habersiz sadece "Oskayı tanıyor musun?" sorusuna daha önce bir klip çekimi sırasında biraraya geldiği için evet yanıtını veren genç kadın, hayli dobra ama karşısındaki şaşkınlık içinde bırakan yanlış anlaşılmaya müsait- fazlasıyla rahat cümleler kurar.
Kim Joo-Won O'nu daha önce buluştukları bir otele bırakmak üzere arabasına götürür. Ancak otel odasına vardıklarında durumun yanlışlığını fark ederler. Birbirlerine köpürür ve söylenip dururlar. En nihayetinde Gil Ra-Im, kendince yaptığı pazarlığı kaybettiği için söylenen adamı dublörlük becerisinin getirdiği mükemmel bir araba sürüşüyle sete geri götürür.  Böylece sorunu halleden Kim Joo-Won ayrılırken ekip arkadaşlarıyla çekimi sürdüren Gil Ra-Im'i görür. Artık bu noktadan sonra -o kadına- karşı hissettiği çekimden kaçınması da mümkün olmayacaktır. İki kuzenin hayatı biri için kendisinden çok farklı bir dünyaya ait olan  bir kadınla kesişirken diğeri için yara halinde kalmış ve uzun süre önce kapanmış bir defterin yeniden açılmasıyla karmaşık bir hale gelecektir.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

30 Kasım 2014 Pazar

Endless Love (2014)

11/30/2014 02:31:00 ÖÖ 0 Comments
 
Uzun süre sonra melodram kokan eski kore dizilerinden izlemek isteyenlere önerebileceğim bir yapımla karşınızdayım. Hikaye boğucu ve dramatik öğelerle bezeli olunca biraz atlaya zıplaya tamamladım. Başka türlüsünü bünyem kaldırmayacaktı. En azından neyse ki oyuncuların üçü benim için aşina yüzlerdi.

 
Hikayemiz bizdekine hayli benzeyen 80'li yılların askeri yönetim baskısındaki Kore'de kesitler sunarak başlıyor. Malum aynı dönem ülkemizde de darbe ve öğrenci olayları yaşanıyordu. Han Gwang-Hoon ve Han Gwang-Cheol trajik biçimde annesini kaybedince evlerine gelen Seo In-Ae'ya aşık iki kardeştir. Ancak bu aşk abi için karşılık bulurken diğeri için platonik devam eder. Öğrenci olaylarının gölgesinde evin babası komplo sonucu hayatını kaybeder. Aynı süreçte kaçırılan Seo In-Ae  bunu yapanı görür ama ne yazık ki o da tutuklanır ve ıslah evine yollanır. Hapishane günleri  devam ederken üniversiteyi kazanıp üstüne örnek davranışlar sergileyince bir belgesele konu olması için davet edilir.


11 Kasım 2014 Salı

The Story of the First King's Four Gods / Legends (2007)

11/11/2014 06:55:00 ÖÖ 0 Comments

Dizi Adı:  The Story of the First King's Four Gods / Legend of the First King's Four Gods /
 Legends / Tae Wang Sa Shin Gi
Yayın Yılı: 2007
Yayın Kanalı: MBC
Bölüm Sayısı: 24
 
Dizleri arşivlemeye ne zaman başladım diye düşünürken üniversite dönemime kadar uzandığını fark ettim. Bloğu açalı da hayli zaman geçmiş ama de şu ana kadar bu yapıma dair birşeyler yazmak aklıma gelmemiş. Uzun süre önce sebebini anımsamasam da klasörleri tarayınca her nasılsa diziyi arşivimden sildiğimi gördüm. Neyseki Yeppuda Firari bloğunda yer vermiş. Bu şekilde yeniden edinme imkanım oldu. Zamanında güzide oyuncularımdan Bae Yong Jun'ın az sayıda yer aldığı diziden biri, keşfettiğim dönem severek izlediğim rollerindendi. (Lord Hwan-ung değil. Daha çok Dam Deok) (Koreli oyunculardan size kendini aşık eden ilk oyuncu kimdir diye sorsanız cevabında yer alan oyuncudur kendisi:) Winter Sonata'da kalbimi çalmıştı. Keşke oyunculuğu bırakıp prodüktörlüğe falan geçmeseydi.

Hikaye biraz karmaşık işlenmiş. Yeniden izlemeye başladığım şu günlerde anlayabildiğim ölçüde anlatmaya çalışacağım. Kogurya devrinden bin yıl önce Kore'sinde dört kabile yaşamaktadır. Beyaz Kaplan'ın koruyucusu Baekho halkı, Mavi Ejderha'nın koruyucusu Cheongnyong halkı, Siyah Kapmumbağa'nın koruyucusu Hyeonmu halkı ile Anka Kuşu koruyucusu Jujak halkı. Efsaneler Jyusin kralının bin yıl sonra Jooshin'in kral yıldızıyla doğup tüm ülkeye hükmedeceğini söylemektedir. On yıl önce ise kral yıldızı gökte belirmiştir. 385 yılında Siyah Yılan Kaplumbağa klanının şefi son günlerini yaşarken yeni şef büyüsel bir seçimle belirlenir. Adam ölmeden önce vasiyet eder. Eğer evlat edindiği kızı Su Jini günün birinde siyah ankaya dönüşecek olursa verdiği söz uyarınca O'nu öldürmesi gerekmektedir. Günler geçer. Kabile şefi Hyungo, Su Jini'ye Cennetin Kralı'nın oğlu hikayesini anlatır:

Cennetin kralının oğlu Hwan-ung, günü birinde dünyaya iner ve Tae Beak dağında seçtiği bir bölgede Jooshin adını verdiği ülkeyi kurar. Barışın hüküm sürdüğü topraklar ateş rahibesi Kajin önderliğindeki Kaplan Kabilesi'nin saldırısına uğrar. Acımasız bir savaşçı olan Kajin okla vurulur ve sığındığı mağarada Hwan-ung'ın tanrısal gücü ile şifa bulur. Uyandığında kurtarıcısı yoktur. Kadın bir daha Hwan-ung'nın halkına saldırmaz. Ancak diğer topluluklara karşı aynı merhameti göstermez. 


Ayı kabilesinden güzel Sae Oh onlara karşı başarılı bir direniş sergiler. Hwan-ung, Kajin'in aksine kadının insanlara duyduğu merhameti uzaktan izler ve aynı acıyı duyar. Savaşı bitirmenin yolu bellidir. Kendisine meydan okuyan Kajin'in ateş gücünü alır ve onu adını "Anka'nın Kalbi" verdiği cam bir küreye hapseder. Herşeye rağmen Kajin kendisine sunulan kadere içerler gözükmez. Hatta gücünü geri almasını salık verenleri acımasızca susuturur. Lord Hwan-ung'un insanlarından biri, O'nun kadını olmak için topraklarını terk etmeyi seçer. Bu arada aralarında Ayı halkının olduğu insanlara seslenen Hwan-ung, Sae Oh'u yanına çağırır ve O'na Anka'nın Kalbi'ni taşıma ve koruma görevini verir. Sae Oh olağanüstü güçlere sahip değilken bunu yapabileceğinden emin değildir. Kalbi zaten adama aitken buyruğuna karşı çıkmaz. Artık güneyin muhafızı olarak Anka'nın Kalbi'ne sahiptir. Kendi başına gücü kontrol etmenin denemelerini yapar. Geceye katılan Hwan-ung sayesinde öğrenir de. Gün doğarken kadının aşkı karşılık bulmuştur. Oysa tam da o anda Kajin içinde kabaran kıskançlık ve nefretle birlikte ikisini izlemektedir.

Sae Oh'un Lord Hwan-ung'nun çocuğunu taşıdığı haberi Kajin'e ulaşır. Eğer bu dünyada adama sahip olamayacaksa sevdiklerini de elinden almaya yemin eder. Bir kez daha kan döken liderdir. Ayı Kabilesi'nin köyünü yerle bir eder. Yıkım sürerken Sae Oh bir mağarada çocuğunu dünyaya getirir. Onu birine emanet edip mücadeleye katılır. Ancak Kajin çocuğu ele geçirir. Zaten ona ait olan ateş gücünü getirmesi için Lord Hwan-ung'a haber gönderir. Sae Oh ise bebeğinin alındığını öğrenmiştir. Buluşma noktasına giden de O'dur. Görünüşe göre Sae Oh'un bir zamanlar hakim olduğu gücü kontrol edebilmesi Kajin'in nefretini körükler ve bir damla merhamet göstermeksizin bebeği uçurumdan atar. Sae Oh yaşadığı derin acıyla birlikte kristal üzerindeki kontolünü kaybeder. Her ne kadar Lord Hwan-ung kollarında hayatta kalan bebekle belirse de O artık benliğini yitirmiştir. Öfkesinin sonucunda bedeninden Kara Anka ortaya çıkar ve tüm ülkeyi ateşe verir. Lord Hwan-ung batının muhafızı Beyaz Kaplan (Poong Baek)'ı Kara Anka ile savaşması için çağırır. Ancak sonuç yoktur. Bu Kez Doğu'nun Muhafızı Mavi Ejderha Woo Sa ile Kuzeyin muhafızı Yılan Kapmumbağa (Woo Sa)'yı gönderir. Suyun gücü yanan ülkedeki alevleri söndürür. Yine de bu üç birleşseler de Kara Anka'yı ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Çünkü dört koruyucu birlikte var olmak üzere yaratılmıştır. Kara Anka'nın yok edilmesinin tek yolu vardır. Lord Hwan-ung acı çeken halkın çığlıklarına duyarsız kalamaz. Kendisi insani duyguların ötesinde bir varlıktır. Ellerinde beliren yay ve okla sevdiğinin hayatına son verir. Yere bıraktığı oğlu Dan Goon'u kucağına alan Lord Hwan-ung en sonunda ilgisini Kajin'e yöneltir. Kadının kibri sona ana değin devam eder. Kendini uçurumdan bırakır.

Yangınları bitiren yağmur yedi gün boyunca devam eder ve ülke sular altında kalır. Lord Hwan-ung mühürlemesiyle birlikte dört muhafızın simgesini ortadan kaybolur. Varisini geride bırakan tanrının oğlu cennete döner. Kehanetine göre günün birinde cennetten gönderilecek olan bir kralla birlikte dört muhafız yenidenn uyanacaktır. (Daha sonra Lord Hwan-un'ın büyüyen oğlu, Chosun halkının kurucu lideri Kral Dan Goon, başkent Asadal'ı kurar.)

 

Kore'nin üç krallık Koguryeo, Baekjae ve Silla devridir. Aradan tam iki bin yıl geçmiştir. Takvimler 375 yılnı gösterirken Sosurim Hanedanlığının beşinci yılında Jyusin kralının yıldızı gökte parlayacak ve beklenen hükümdarın yıldızı görülecektir. Bu muhafızların da uyanacağı zamandır. Koruyucu sembolüne sahip olmak, Hwanchunhae toplumu gibi güce hakim olma arzusundaki kimi halkaların en büyük amacıdır. Onları bir şekilde edinen ya da en başından beri koruyanlarsa saldırıya uğrayacaktır. Beyaz Kaplan, sembolü demirci köyü Malgal'da uyanır. Sakinleri kılıçtan geçirilir. Kaçan birkaç şanslı köylü karşılarına çıkan Yılankaplumbağa Köyü koruyucularının sembolü sayesinde hayatta kalır. Aynı gece Dam Duk dünyaya gelirken kral yıldızı gökte belirir. Baekjae Jin bölgesinde  Mavi Ejderha'nın sembolünü yansıtan ışık gökyüzünü aydınlatır. Bölge hükümdarı sembolü oğlunun kalbine saplayarak düşman eline geçmesini engeller. Böylece Mavi Ejderha  Chuh Ro'nun bedeninde yeniden uyanacaktır.

 

Anka'nı Kalbi ise yine Beakjae'deki Sabi kalesinde belirmiştir. Küçük kızı Seo Ki Ha'ya bebek kardeşini ve kızıl kristali emenat eden kadın saldırganların elinde ölür. Kardeşini sepete koyup gizleyen Ki Ha ise boynunda takılı kolyenin açığa çıkan gücüyle kendinden geçer. Yılankaplumbağa koruyucuları kaleye ulaştığında çok geçtir. Ayrılmak üzerelerken ağlama sesi duyarlar. Buldukları bebeğin anlında bir sembol belirir. Bebek köye gütürülür. Çoğunluğun iddaasına göre dünyanın felaketi olacağına inanılan Siyah Anka'nın işaretini taşımaktadır. Herkesin fikrine karşı çıkan Hyongo onun aynı zamanda anlatılarda sözü edilen ve doğması beklenen krala yardım edecek efsanevi Anka olabileceğini de söyler. Klan başı ikna olur. Zaten Yılankaplumbağa suya hükmeden kılandır. Eğer gün gelir Anka'nın ateşi ortaya çıkarsa onu kontrol edebilecektir. Bebeğe Su Jini adını verirler. Böylece arayışına ve onca döktüğü kana rağmen Hwnchynhae dört sembolden sadece birini, ateş sembolünü eline geçirmeyi başarır.

Yıllar birbirini izler. Koguryo Sarayı'nda 17. kralın günleri sayılıdır. Muhafızlar erkek kardeşi Uh Ji Ji'ne durumu bildirmek için yola düşer. Uh Ji Jio sırada bir atın bakımını yapan çocuğu izler ve henüz çok erken olduğunu dile getirir. Muhafız da bakışlarını kendilerini gören çocuğa yöneltir ve verdiği selamı aynı saygıyla kabul eder. Bu o mu der? Gelecekte tahta çıkacak Dam Deok (Kral Kwang Gae)'dir. Tahtta gözü olan bi diğer kişi ölüm döşeğindeki kralın kızkardeşi adına gelen eşi Yeon Ka-Ryeo'dur. Soyun yasal varis olarak oğlunun tanınmasını arzulamakta ve tapınak baş rahibesinden bu yönde açıklama yapmasını istemektedir. Rahibe herhangi bir olumlu yanıt vermeyince öfke içinde odayı terk eder. Ki Ha tam da bu sırada kapıda belirir ve rahibenin dikkatini çeker. Saatleri sayılı kralın başucunda kızkardeşi vardır. O da kral yıldızının görüldüğü gece doğurduğu kendi oğlu Yeon Ho Gae 'nin en uygun kişi olduğunu söylemektedir. 

Uh Ji Ji yanında çocuk olduğu halde saraya geldiğinde kral hasta yatağından kalkmıştır. Kardeşini sonraki kral olarak duyurur. Huzuruna getirilen ve kral yıldızıyla doğduğu söylenen Dam Deok'a ulusu birleştiren kral olabilmesini yolunu açacak muhafız sembollerini taşıyan kimseleri bulmasını vasiyet eder. 384 yılında Ji Ji, Kral Go Guk Yang olarak taç giyer. Kendi oğlu Yeon Ho-Gae 'nin tahta geçirme şansını kaybeden prensesin vazgeçmeye niyeti yoktur. Şüpheli kanını öne sürer her defasında. Çünkü şimdiki kral kraliçe anneleri Çin'e esir düşüp 13 yıl sonra dönebildiğinde yanında getirdiği çocuktur. Dolayısıyla kral kanı taşımadığını düşünen fazlaca kişi vardır. Yeni kral varisine O'nu çağıracağı güne kadar dikkat çekmemesi ve sivrilmemesini salık verir. Askerlerin çalışmalarını uzaktan izleyen Dam Duk kim olduğundan habersiz kuzeni Yeon Ho-Gae ile tanışır. Aynı şey karşı taraf için geçerli değildir. Tamamen prense bilinçli şekilde yaklaşmıştır. Ancak ondan sonraki her karşılaşmalarında çocuğa dostça davranır. Tapınak rehibesi olarak alınan Ki Ha ise aslında Hwnchynhae lideri tarafından bir yandan zorla karanlık büylerle büyülenirken bir yandan da onun adına casusluk yapmakla görevlendirilmiştir. Dam Deok'la aynı kaderi paylaşıp kral yıldızının parladığı gece doğan Yon Ho Gae'yi izleyecektir. Yazgıyı değiştirecek kişi ise bir zamanlar Kajin iken artık O'nun ruhunu taşıyan Ki Ha'dır.


Kiha'nın yolu geceleri gizlice kütüphanede kitap okuyan Dam Deok'la kesişir. Prens, halasının beklentilerinin, yönetimdeki soyluların dilinde dolanan şaibeli taht durumlarının farkındadır. Her ne kadar babası geçmişte yaşadıklarını anlatmışsa da insanlar inanmak istedikleri şeylere ve dedikodulara devam etmektedir. Taht oyunlarını ya da veraset mücadelesinin gölgesinde tek avuntusu sıkça buluşup birlikte çalıştığı Kiha'dır. Kral babasının bozulan sağlığı için endişe eder. Şifalı bitki arayışında çözüm bulmaya uğraşır. Zaten bunun için de eğitilen Kiha kralı muayane eder ve zehirlendiği sonucuna ulaşır. Faili aramasına gerek yoktur. Zekidir. Halasını çağırtır. Onu itiraf ettirebilmesinin tek yol vardır. Oğlu Yon Ho Gae'yi tutuklatır. Zehir için ödenen kraliyet altınlarını verebilecek kişinin kim olabileceğini sorar. Planı ortaya çıkan kadın delil için getirdiği zehiri içip can verir. Bundan sonra her ne kadar Dam Deok halasının krala düzenlediğ komplonun gizli kalacağı ve ailenin onurunun korunacağı sözünü verse de Yeon Ho-Gae annesinin ölümünde Dam Deok'u sorumlu tutar ve O'nu yegane rakibi, düşmanı kabul eder. Yıllar birbirini izler. Çocuklar birer yetişkin olur...


The Story of the First King's Four Gods / Legends Şarkı Sözleri ve Türkçe Çevirisi İçin Tıklayınız


NOTLAR:

- Dizinin asıl konuya geçişi neredeyse 3-4 bölüm sonrası. Şahsen bu kısmı beni hayli yordu ve sıktı. Ancak olayın anlaşılması ilk bölümlerdeki ayrıntılara bağlı. İlerisi için biraz tahammül edin siz de:)

 

- Dizinin müziklerinde birçok animeyede besteler yapan Joe Hisaishi'nin imzası bulunuyor. Arko fon müziklerinden "Kiha - Destiny" gönlümde ayrı bir yer tuttu.

 

- DBSK (TVXQ) grubunun albümde seslendirdiği "Thousand Year Love Song" u uzun süre mp3'ümde tekrarlı şekilde severek dinlemiştim.

 

- Bae Yong Jun dizi çekimlerinin bitiş aşamasında attan düşüp yaralanmış sonrasında ödül törenine koltuk değnekleriyle katılmak zorunda kalmıştı.

 

- Hikayeyi izleyince ilki 2019'da çekilen (İkincisi 2023'e tarihlenmiş) Arthdal Chronicles aklıma geldi. Orada da Kore'nin kabile dönemi anlatılıyor.

 

- Dizi 2007'den olunca Yoo Seung-Ho gibi şimdilerin arz-ı endam eden Hallyuu dalgasının parçası olmuş ünlülerini çocuk oyuncu olarak izleme imkanı bulabiliyoruz:)